Bu Makale
336 Tekil
Görüntülendi.
ADI BARIŞ OLSUN
İçinde yaşadığımız dünyada en ileri ve en kıymetli varlık olarak yaratılan insandır.
İnsan dünyaya gelirken, bir takım hak ve hürriyetlere sahip olarak doğar; toplumda hak ve hürriyetlere sahip olan diğer insanlarla beraber yaşar,
Ancak insanın ailesine, topluma ve insanlığa karşı toplu halde yaşamadan dolayı görev ve sorumlulukları da vardır.
Bunlardan birisi de kadınlara ve çocuklara karşı olan sorumluluktur.
Kadına yönelik şiddetin toplumsal şiddeti, kötülüğü, nefreti yeniden üreten boyutu, toplumsal yansımaları ve bireyin gördüğü zarar olarak iki yönlü etkisi bulunmaktadır.
Kadının şiddeti yoğun olarak yaşaması, tüm toplumu etkileyen ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir.
Şiddeti yaşayan kadınların çocukları da ya istismar edilmekte ya da o şiddeti bizzat yaşamaktadırlar.
Ya da en azından görgü tanıklarıdırlar.
Yapılan araştırmalar sonucunda bu çocukların yüzde 85’in şiddetin potansiyel uygulayıcıları ya da kurbanları olarak yetiştikleri tespit edilmiştir.


Ülkemizde başka nedenlerle yaşadığımız terör olaylarının yaygınlaşmasına, kadına ve çocuğa yapılan şiddetin fazlasıyla destek verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Şiddetin ikinci etkisi de, bireysel anlamda kadınlarımızın ve çocuklarımızın ruhsal hastalıklar, kin ve nefret gibi olumsuz davranışlar, Kadına yönelik şiddetin toplumsal şiddeti, kötülüğü, nefreti yeniden üreten boyutu, toplumsal yansımaları ve bireyin gördüğü zarar olarak iki yönlü etkisi bulunmaktadır.
Kadının şiddeti yoğun olarak yaşaması, tüm toplumu etkileyen ağır sonuçları da beraberinde getirmektedir. 


Savaş olan ülkeler de  her türlü şiddet Kadınlara ve çocuklara karşı cinsiyetle diriliyor.
Dolayısıyla tolumda erkek şiddeti yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda biçim değiştiriyor, devlet tarafından da onaylandıkça bu şiddet eğilimli erkekleri daha da cesaretlendiriyor.
Savaş koşullarında yaşayan kadınlar aile içinde yaşadıkları şiddeti normalleştirmek zorunda kaldıkları için, kadın danışma ve dayanışma merkezlerine bu alanda başvurular giderek zorlaşıyor.


Özgür düşünmeyi, hür yaşamayı baskı altına alan maddi ve manevi unsurlar yüzünden yürütülen algı operasyonları ve dayatmacı politikalar bizleri sessiz yığınlar haline getirmektedir.
Makbul değilsek kocaların, babaların, devlet büyüklerinin kısacası başkalarının istediği gibi yaşamıyorsak biz kadınların katledilmesini meşrulaştıranlar, hak ettiğimizi düşünenler karşısında yalnız olmadığımızı biliyoruz.
Gerçek barışın yaşanılan bir toplumun biz kadınların dayanışmasıyla, hayatlarımızın şiddetle sarmalanmasına karşı mücadelemizle  mümkün olacaktır.
“Ak Güvercinimiz olsun dağda, bayırda, enginde.
Nerede bir savaş,  zalim,  zulüm varsa oraya barış götürsün.
Adı barış olsun, umut olsun, aşk olsun, sevda olsun, yaşam olsun.”  



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×