Bu Makale
70 Tekil
Görüntülendi.
AKP Her Geçen Gün Eriyor, CHP Yükseliyor
Gündemler yine oldukça yoğun. Sn.Cumhurbaşkanı ve AKP Hükümeti her zamanki gibi Ülke gündemlerini sık sık değiştirerek yaptıkları yanlışların üzerini örtmeye çalışıyorlar. 


Bunda başarılı olabiliyorlar mı? Bence hayır. Millet artık bunları yutmuyor.


Zaten son yapılan istatistiklerde bunu gösteriyor. Halk yavaş yavaş gerçekleri görmeye başladı. Sn.CB ve AKP tabanını kaybetmemek için akla hayale sığmayan örneğin Müftülere nikah kıyabilme yetkisi gibi tasarruflara gidiyor. Bir bakıma dinsel motifleri öne çıkarıp, bunlara sığınarak muhafazakar tabanını tutabileceğini sanıyor.                                                                                       


Halbuki bunun dışında tabana vurmuş ekonomi, yapılan vergi zamları, işsizliğin ikili hanelere çıkması, müttefik ve komşularla sorunlar, bilhassa Suriye ve şimdide haklılık payı olsada Kuzey Irak, Musul ve Kerkük gerilimlerinin Yurttaşlarımızı artık bezdirdiğini, halkın esas gündemlerinin bunlar olmadığı ve umutsuzluğun had safhada olduğunu unutuyor.


Peki tüm bunlara rağmen Hükümet nasıl ayakta duruyor ve Meclisten istedikleri kanunu çıkarıyor? Bunun cevabı gayet basit. Zaten birçoğu OHAL arkasına sığınarak çıkarılan KHK ile tabiki Mecliste koltuk değnekliğine devam eden Sn.Bahçeli ve MHP sayesinde.


Tüm bunlara ilaveten çok daha önemlisi seçilmiş AKP’li Belediye Başkanlarını baskıyla istifa çabalarıda işin tuzu biberi oluyor. Öyle gözleri kararmış, kulakları sağır olmuş durumdalar ki..! Her seçim sonunda “Halkın iradesi” nin tecellisinden bahseden AKP Yönetimleri kendi oydaşları tarafından seçilmiş, belli bir tabanları olan kendi Belediye Başkanlarını istifaya zorlayarak aslında oydaşlarını “iradesiz” duruma düşürdüklerinin farkında bile değiller.


Tabiki seçmenleride bunu görüyor. Ben yapılacak ilk Yerel Seçimlerde bunun AKP’ye pahalıya mal olacağını düşünüyorum.


Gelelim Anamuhalefet cephesine;


Referandum’da Sn.Kılıçdaroğlu önderliğinde parti dışından destekli nerdeyse tüm muhalefet bileşenlerinin ciddi bir güç oluşturarak %49’luk hatta dahada fazla bir cephe oluşturduklarını gördük. Bunun devamı olarak yine Sn.Kılıçdaroğlu’nun Adalet yürüyüşleri ile Çanakkale toplantıları oldukça başarılı geçmiş, gerek parti gerekse parti dışındaki Yurttaşlarımız üzerinde oldukça etkili olmuştur.                                                                                                                                                 

Çok daha önemlisi CHP içinde Olağanüstü Kurultay isteyen yada kendisini istifaya davet eden muhalif seslerinde bu önemli süreçte bir anda susmasıdır.


Kısaca CHP içinde şimdilik “Aşayiş Ber-Kemal” dir. Zaten AKP her geçen gün kan kaybederken CHP’de olması gerekende buydu. Referandum öncesinden beri hemen tüm yazılarımda uyarmıştım. Kendi içinde kavga ve kaos olmayan bir CHP’nin yıpranmış bir AKP karşısında başarılı olacağını sık sık vurgulamıştım. Nitekim yapılan anketlerde bunu gösteriyor.


Umarım bunu gören AKP’liler CHP üzerine Devlet olanaklarıyla çeşitli oyunlara girişmezler.


CHP’de esas korkulan delegasyon sürecine girildiğinde tabanda ayrımcılık ihtimaliydi. Bunun için acizane bende aynen Referandum öncesi olduğu gibi, çeşitli uyarılarımla bu delegasyon sürecininde birlik ve beraberlik içinde geçmesi gerektiğini, farklı fikirlerde olsa şimdilik bunların gündeme getirilmemesini sık sık yazılarıma  dökmüştüm.                                                                                                                                


Hatta bunlada kalmayıp duyarlı örgüt arkadaşlarımla birlikte partinin birçok deneyimli ve liyakatli kişileriyle istişarelerde bulunup, her türlü engellemelere rağmen amansız bir çaba göstererek, herkesin bireysel siyasi ikballerini bir kenara bırakıp, şahsi çıkarları için insanları kullanıp, birlikteliği bozacak olanlara prim vermemelerini telkin etmiştik.


Zira bu içinden geçtiğimiz çok önemli süreçte CHP’de demokrasi gereği farklı düşüncelere rağmen özde birlik ve beraberlik çok önemliydi. Parti içinde kavga ve kaos olmaması gerekliydi. Bunların olduğu bir partiye ne seçmenlerin nede diğer muhalif partilerin destek vermeyeceği aşikardı. Neyseki beklenen olmadı. Demekki CHP’nin en tepesinde kavga ve kaos olmayınca, kılıçlar kınına sokulunca bu tabanada yansıyor.


Örneğin kendi örgütümde benim izlemim; her türlü farklı fikir ve düşünceye rağmen ortak olarak yapılmış delege listeleri genelde hep kazandılar. Ancak hala parti içi muhalefet peşinde olanların, diğer listelerde sadece kontenjan sıkışıklığından dolayı yer bulamayan partililerimizi de yanlarına alıp yaptıkları listeler ise kaybettiler. Bu sonuçlarda örgüt çoğunluğunun artık ayrımcılık, kavga ve kaos istemediği şeklindeydi. Yani Genel Merkez’deki barışın tabanda da devam niteliğindeydi.


Sonuç olarak tüm bunlardan bu Cumhuriyeti kurmuş Mustafa Kemal Atatürk'ün CHP’si ile bu partiden umut bekleyen yurttaşlarımız kazanmakta, AKP ise her geçen gün kan kaybederek erimeye başlamaktadır.                                                                                   


Bundan bir yıl kadar önceki bir yazımda Referandum’un aslında gerek CHP gerekse bu Ülkenin kötü giden kaderinde bir dönüm noktası olabileceğini, yeterki kendi içimizde birlik ve beraberliği bozmak isteyenlere karşı dik durulmasını, AKP gibi bir parti karşısında ancak bu şekilde başarılı olabileceğimizi belirtmiştim. İşte o günler bu günlerdir. 


Saflarımızı sıklaştıralım, birlik ve beraberlik içinde tüm yanlışlara karşı direnerek CHP’yi hak ettiği yerlere getirelim ve bu Ülke’ye umut olmaya devam edelim.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×