Bu Makale
473 Tekil
Görüntülendi.
ALTTAKİLERİN CANI ÇIKABİLİR, ÜSTTEKİLERE DOKUNULMAYACAK...
Geçtiğimiz hafta Temmuz için fazlaca hareketliydi. 

Bu hareketliliğin önemli parçalarından biri olarak, Milli Eğitim’de ‘’cihat’’ı müfredata sokarak İslami Eğitim’e geçişte ciddi bir sıçrama yapıldı. 

Meclis’te vekiller eliyle kendini boğazlamaya eşdeğer İç Tüzük değişikliği vardı. 

Nuriye ve Semih Cezaevleri şartlarında nasıl oldu bilinmez ama yaşamaya devam ettiler. 

OHAL dördüncü kez uzatılarak Türkiye’nin normal yönetim şekli haline doğru ilerledi. 

Arkadaşım İlknur Üstün de aralarında, gözaltına alınan 10 insan hakları savunucusundan 6’sı tutuklandı, 4’ü serbest bırakıldı; ama sonra o 4 için de tutuklama kararı çıktı.
Türkiye’ye bütün dünyadan tepki yağdı. 

Tutuklananlardan biri, eğitimci olarak Türkiye’ye gelmiş bulunan Alman vatandaşı Peter Steudtner’di.
Almanya-Türkiye ilişkileri bir daha gerildi. Merkel, daha önce tutuklanan Alman gazetecileri de ekleyerek ağır bir şekilde Türkiye’yi kınadı. 

Bunca yeni gelişme arasında CHP’nin adalet yürütüşü ve mitingi eskimiş, 15 Temmuz’un yıldönümü nedeniyle yapılan televizyon programları ise tümden cazibesini yitirmişti... 

Ege’deki 6.3’lük deprem ile öncü ve artçılarının haber değeri bile adeta yarım günü aşmadı. 

Fakat, İstanbul sular altında kalınca, sosyal medya günlerce Ak Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri gülmeceleriyle doldu.
Melih Gökçek’in sessizliği ise hiçbir yerde haber değeri taşımadı. 

Hal böyleyken, Referandum öncesinden başlayarak ha oldu ha olacak diye beklenen bakan değişiklikleri yapılıverdi. 

Hikayesi şudur: Bir öğlen Cumhurbaşkanı Başbakan’ı Saray’a çağırdı. Başbakan’a acil durum anonsu yapılmış gibi, sosyal medya ‘’acaba ne oluyor?’’ sorusuyla çalkalandı. Yıldırım, adıyla müsemma bir hızla Saray’a vardı. Cumhurbaşkanı’ndan kabinesine beş yeni bakan atandığını, beş bakanın kabineden çıkarıldığını ve altı bakanın yerinin değiştiğini öğrendi. Saraydan ayrılırken elindeki yeni kabine listesini basına okudu. Biz de kimin başına kuş konup kimin başına taş düştüğünü böylece öğrendik. 

26 bakanlı kabinede bakanı tamamen ya da görev değişikliği ile toplam 11 bakan değişti.
Buna ragmen, güven tazeleme olmayacak. Çünkü Yıldırım Hükümeti göreve devam ediyor sayılmakta. 

Hoş, sayılmasa ne olacak? 

Birincisi; hukuksuz YSK kararlarıyla ve % 51’le geçirilmiş Başkanlık rejimi fiilen uygulanınca, bakan dediğiniz Cumhur’un başının sanki memuru; git der gider, gel der gelir… 

İkincisi; Ak Parti ile MHP’nin Anayasa Referandumu kardeşliği Saray’da ve Meclis’te devam eden bir koalisyon.
Birlikte güvenoyunu verirler sonra da tebrik kuyruğuna girerlerdi, olur biterdi. 

Böyle bir gösteri sıkıntı değil heyecan yaratacak olsa, eminim tercih edilirdi.
Yıldırım, kapıda liste okumak yerine, istifa mektubumu sunmuşum, ama şimdi yeniden görevlendirildim, falan  derdi.
Esprisi daha yüksek olurdu elbet. Ama bu defa kısmet böyleymiş. 

MHP ile Koalisyonun en çok zarar verdiği Ak Partili bakan, Tuğrul Türkeş oldu.
Türkeş, en havalı pozisyonlardan biri olan Başbakan Yardımcılığından sıradan bir Ak Parti milletvekilliğine geçiş yaptı.
Kullanım süresi, dedikodulara göre, Saray’ın Devlet Bahçeli’yi memnun etme çabası sonucu dolmuştu. 

Kabinede değişiklik heyecan yarattı mı?
Kırmızı plakalı arabaya binme heyecanının Ak Parti içinde bir heyecan yarattığı bile şüpheli.
Parti’de bile heyecan yaratmayan bakan değişiklikleri Türkiye’de heyecan yaratabilir mi? Elbette hayır.

Ak Parti’deki iktidar tutkusu ve kaybetme karabasanı yorgunluğunun derinliği 3-5 bakan değişikliğiyle çözülecek kadar az değilmiş. Anladık. 

Peki neydi bu bakan değişikliklerinin mesajları?

Birincisi: Ak Parti’nin bitmeyen ve artık bütünlüğü, birbiriyle ilişkisi kalmamış gündelik ‘’reform’’ paketlerinin ömrü dolmuş.
Bu nedenle de değişiklik sonrası kabine ‘’yeni reform kabinesi’’ adı altında pazarlansa da piyasalarda alıcısı yok. 

İkicisi: Ak Parti MHP örtük Koalisyonu devam ediyor. 

Üçüncüsü ve bence en önemlisi, ayağının tozuyla Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen ile ilgili tweetleriyle ‘’en medyatik bakan’’ ünvanını kapan Jülide Sarıeroğlu’yla verilen mesaj: F tipiyle milletvekilleri düzeyinde uğraşmak istemiyorum, alttakilerin canı çıkabilir üsttekilere dokunulmayacak.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×