Bu Makale
104 Tekil
Görüntülendi.
Boşnaklar! Tarihinizi unutursanız, biliniz ki tarihten silinirsiniz!
banner183

Boşnaklar! Tarihinizi unutursanız, biliniz ki tarihten silinirsiniz! Ne dernekleriniz ne de vakıflarınız size tarihinizi öğretmiyor!

 

105 YIL ÖNCE 8-25 AĞUSTOS 1917'DE YENİPAZAR SANCAĞI (SANDZAK) ŞEHİRLERNİNİ BELEDİYE BAŞKANLARI, SANCAK BOŞNAKLARININ GELECEĞİNİ KONUŞMAK İÇİN SENİÇE (SJENİCA / SYENİTSA) ŞEHRİNDE TOPLANMIŞTI.


103 Yıl önceki Sancak ile günümüz Sancak’ın siyasal durumunu tam anlayabilmemiz için 1867 yılına gitmemiz gerekiyor. Panslavistler 1867'de Moskova'da yaptıkları Kongre'de Balkan ülkelerinde Slav birliği için çalışmalara hız verilmesini kararlaştırmışlardı.

Sırbistan, Romanya ve Karadağ'da sistemli çalışmalar başlamış ve bu çalışmalarda Bosna Hersek ile Bulgaristan'ı da içine alan, Balkanlar'da Osmanlı Devleti 'ne karşı ayaklanmalar yaratmak ve Rusya'nın başkanlığı altında büyük bir Slav İmparatorluğu kurmak yoluna gidilmişti.


Osmanlı Devleti 1877 yılında Ruslarla yaptığı savaşı kaybedince, 3 Mart 1878’de Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nı imzalamıştı. Yapılan antlaşma, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki hâkimiyetini hemen, hemen ortadan kaldırıyordu. Ancak antlaşma hükümleri Rusların lehine iken, Avrupalı devletlerin çıkarlarına ters düşmüş ve Avrupalı Devletler, Rusların Balkanlarda hakimiyet kurması yerine kendi hakimiyetlerini kurmak istiyorlardı.


Bu sebeple kendi lehlerine olacak bir çözüm şekli tespit etmek üzere 13 Haziran 1878’de Berlin’de bir kongre topladılar. Burada yapılan anlaşmaya göre Osmanlıların, Bosna Hersek eyaleti ile bağı tamamen kesiliyordu.


Sadece Bosna Eyaleti idare birimi olan 7 Sancağından biri olan Yenipazar Sancağı (Sancak/Sandzak) Osmanlı idaresine, özerk (otonom) bir bölge olarak bırakılıyordu.

Böylece Bosna Eyaleti’nin Yenipazar Sancağı, Sancak (Bölgesi) adı altında tarihteki yerini almıştır. Bu tarihten önce Sancak diye anılan bir bölge yoktu.


Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra yurtdışına kaçan Sloven, Hırvat ve Sırp entelektüel ve politikacılar 30 Nisan 1915 tarihinde Paris’te “Yugoslav Komitesi” adında bir örgüt kurdular.


Komitenin temel hedefi Yugoslav devletinin kurulması yönünde çalışmaktı. Yugoslav Komitesi, Avs-Mac. Habsburg Monarşisinin yıkılacağını görüyor ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürüyordu.


1917 Temmuz'unda Korfu Adası’nda Sırbistan Başbakanı Nikola Pašić ve Hırvat Ante Trumbić ile Yugoslav Komitesi arasında görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerin amacı kurulacak ortak devletin siyasi yapısı konusunda bir anlaşmaya varmaktı.


Yapılan görüşmeler sonucunda Pašić ve Trumbić tarafından imzalanan Korfu Deklarasyonu’nda Sırpların, Slovenlerin ve Hırvatların anayasal ve parlamenter bir krallık çatısı altında bir devlet kuracağı kararı alınmıştı.


Birliğin onu oluşturacak 3 ulusun eşitliği temelinde gerçekleştirileceği de ilan edilmişti; Sırp, Hırvat ve Sloven ulusları. Ama, Boşnak, Arnavut ve Batı Balkanlardaki diğer uluslardan ise ve hiç söz edilmiyordu.


Korfu Adası’nda yapılacak görüşmelerin hazırlıklarının başlaması sırasında Viyana Meclisi’nde görev yapan Güney Slav parlamenterlerin oluşturduğu Yugoslav Komitesi, 1917 Mayısında bir deklarasyon ilan etti.


Mayıs Deklarasyonu olarak bilinen bu belgede Avusturya - Macaristan İmparatorluğu egemenliği altında yaşayan Slovenlerin, Hırvatların ve Sırpların kendi yönetim birimlerine sahip olması ve krallığın federasyona dönüştürülmesi yönünde bir talep ortaya konuldu.


1 Ekim 1918 tarihinde Viyana yönetimi monarşinin Güney Slavların taleplerini de dikkate alacak bir biçimde siyasi olarak yeniden yapılanmanın gerektiğini kabul etti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yönetiminde yaşayan Slovenler, Hırvatlar ve Sırplar, 5-6 Ekim 1918 tarihinde Zagreb’de kendi siyasi organları olan Ulusal Konsey’i oluşturdular.


19 Ekim 1918’de Zagreb’deki Ulusal Konsey monarşi sınırları içinde yaşayan Slovenlerin, Hırvatların ve Sırpların egemen bir devlet çatısı altında birleşeceğini ilan etti.


29 Ekim 1918 tarihinde toplanan Ulusal Konsey Avusturya - Macaristan İmparatorluğu ile her türlü siyasi bağın koparıldığını ve Avusturya - Macaristan İmparatorluk sınırları içinde ortak bir Sloven, Hırvat, Sırp Devleti’nin kurulduğunu ilan etti.


01 Aralık 1918 tarihinde Sırp - Hırvat - Sloven Krallığı’nın (SHS) kurulmasına kadar siyasal varlığı kısa bir süre devam eden Sloven - Hırvat - Sırp Devleti’nin sınırları içine, bir zamanlar Avusturya - Macaristan İmparatorluğu yönetimindeki tüm Güney Slavların yaşadığı toprakları (Bosna - Hersek ve Sancak Bölgesi de dâhil olmak üzere) alınmıştı.

Sırp - Hırvat - Sloven (SHS) Devleti kendi sınırlarına ve hükümetine sahip olmasına rağmen uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak tanınmadı.

SHS Krallığı’nın ilk Başbakanı Sırp asıllı Stoyan Protiç, Boşnaklara karşı tamamen düşmanca bir tavır içindeydi. Bosna’ya ve Boşnaklara SHS Krallığı içinde nasıl bir rolün verilmesi gerektiği üzerine yürütülen tartışmalar sırasında, Protiç 1917’de şu sözleri söylemiştir:

“Bosna’yı bize (Sırbistan’a) bırakın. Bizim Bosna ile ilgili çözümümüz var. Ordumuz Drina nehrini geçince Türklere (Müslüman Boşnaklara) 24 saat, en çok da 48 saat süre verecektir. Daha önce Sırbistan’da yaptığımız gibi (1830-1867), verilen süre içinde “dedelerinin dinine” geri dönmeyen Boşnakların hepsi boğazlanacaklardır.”

(1992-1995'te Bosna Hersek'te yaptıkları gibi)


1829 Yılında Yunanistan, 1830 yılında Sırbistan ve 1852 yılında Karadağ’a özerklik verilmesinden sonra Batı Balkanlarda yaşayan Müslüman Boşnaklar, Arnavutlar ve diğer unsurlar üzerinde sistematik olarak din değiştirmeye zorlamalar, göçe zorlamalar ve katliamlar, 1878 yılından Osmanlı Devleti’nin Bosna Hersek’ten çekilmesinden sonra çok daha artmış, önceleri Karadağ’dan Bosna Hersek’e ve Yenipazar Sancağına sonradan da her yerden Türkiye’ye doğru büyük göçler başlamıştı.


Berlin Kongresi Anlaşması’nın 25. maddesine göre Yenipazar Sancağı da kısmen Bosna Hersek’in kaderini paylaşmıştır.

Büyük Avrupa güçlerinin kararı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun mutabakatına göre, Yenipazar Sancağı topraklarında, Osmanlı’nın sivil ve askeri yönetiminin yanı sıra, 4.000 - 5.000 Avusturya - Macaristan subayı ve askeri konuşlanacaktı.


Yerli ahalinin tüm karşı koymalarına rağmen, Berlin Kongresi Kararları 1879 Eylül’ünde hayata geçirilerek, Avusturya - Macaristan garnizonları Sancak Bölgesindeki Boşnak şehirlerin bazılarında konuşlandırıldı. Bu garnizonlar, Avusturya - Macaristan’ın Bosna Hersek’i ilhak ettiği 1908 yılına kadar yerlerinde kalsalar da, ilhak ile birlikte geri çekildiler.


Osmanlı sivil ve askeri yönetimi ise, 3 yıl daha yerlerinde kaldı. 1. Balkan Harbi sırasında, 1912 yılı Ekim’inde Sırbistan Krallığı ve Karadağ Krallığı’na bağlı silahlı kuvvetler Yenipazar Sancağı topraklarını ele geçirerek aralarında paylaştılar.


Bu paylaşım, bu devletlerin 1913 yılında Belgrat’ta imzaladıkları anlaşma ile resmileştirdiler (O tarihte Sırbistan Krallığı ile Karadağ Krallığı arasında belirlenmiş olan devlet sınırı değişmeden bu güne kadar gelmiş, bugün Sırbistan Cumhuriyeti ile Karadağ Cumhuriyeti arasındaki devlet sınırıdır.).


Sırp ve Karadağlılar tarafından, özellikle güney Sancak’ta, Karadağlılar tarafından yapılan büyük katliamlar Birinci Dünya Savaşı’nda da devam etmiştir.


1915 Yılında Yenipazar Sancağı için bir ümit doğmuş gönüllü olarak binlerce kişi olarak katıldıkları Çanakkale savaşında Osmanlı Devletinin yıkılması önlenmiş ama, yukarıda yazdığımız gelişmeler sonucu SHS Krallığının kurulması ve topraklarına Bosna Hersek ile özerk kalması gereken Sancak Bölgesinin ilave edilmesi yanında, Osmanlı Devletinin Balkanları tamamen kaybetmesi hatta Anadolu'nun bşr kısmı ve Trakya’nın da işgal edilmesi üzerine ümidini yitiren Sancaklı Boşnaklar, kendi kaderlerini kendilerinin tayin etmesi gerektiğini görmüşlerdir.


Bu nedenle Syenitsa’da, 8-25 Ağustos 1917 tarihleri arasında, o zamanlar Sancak Bölgesini (günümüzde Sırbistan ve Karadağ sınırları içindeki her iki Sancak bölgesi) oluşturan bütün şehirlerin temsilcilerinin katıldığı konferans yapılmıştır.


Taşlıca’nın o dönemdeki Kaymakamı Mehmed Paşa Bayroviç’in başkanlığında organize edilmiş olan bu konferansta, Boşnakların, Anavatan Bosna Hersek ile Boşnakların ve Sancak Bölgesinin düştüğü durum tartışılacak ve yürütülecek politikalar saptanacaktı.

Aslında önlerinde 3 seçenek vardı. Bosna Hersek’e bağlanmak, Otonomi kazanmak veya topluca Türkiye’ye göç etmek.



Konferansa o zamanın 10, günümüzdeki 12 şehir ve ilçelerinden temsilciler katılmıştır:

Pljevalje (Taşlıca); Mehmed-paša Bajrović ve 3 delege; Bido Abdićev, Osman-aga Dizdar i Teufik-beg Tahirbegović.

Bijelo Polje (Akova) Hilmi-beg Kajabegović (Belediye bşk.),

Berane; Duljko Ramhusović (Belediye bşk.),

Rožaje (Rojaye); Sulejman ef. Ćatović (profesör),

Lozna (Bihor) Ahmet Šahman (doktor),

Novi Pazar (Yenipazar); Riza-beg Muratbegović (Belediye bşk.),

Sjenica (Syenitsa); Rušid ef. Spahović (Belediye bşk.),

Prijepolje (Priyepolye); Murat-beg Hašimbegović (Belediye bşk.) ve Husni ef. Jusufbegović,

Priboj (Prşboy); Hasanagić (Belediye bşk.),

Nova Varoš (Nova Varoş); Sulejman ef. Šećeragić (Belediye bşk.),

Donjeg Kolašin (Aşağı Kolaşin); (?)

Tutin; Iljaz Hamzagić (Tutin ilçe başkanı).


Konferansa katılan 25 delegeden sadece 13 tanesinin isim biliniyor, diğerlerinin ismi bilinmiyor.

İki gün devam eden toplantıların ardından oybirliği ile hala idaresi altında oldukları Avus - Mac İmp. hükümetine iletilmek üzere aşağıdaki kararlar alınmıştır:

“Ortak tarihi geçmişimiz ve konuştuğumuz dil bakımından Sancak bölgesinin, Karadağ ve Sırbistan’a değil de Bosna Hersek ile birleştirilmesi, şayet bu mümkün değilse o zaman son çare olarak otonom statüye kavuşturulması rica olunur.”

Bu cümle, Berlin Kongresi kararlarına göre, Anavatanlarından koparılmış olan Boşnakların, tercihini ihtiva etmiştir. Sırp-Hırvat-Sloven Krallığının oluşturulmasından sonra Hükümet yetkilileri, yapılan konferansın neticesinde, teşkil edilmiş Meclisin, Avus - Mac. ile yapılan gizli anlaşmanın ürünü olduğunu iddia ederek, konferansa katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunarak mahkemeye çıkarılmalarını istemişlerdir.


Meclis toplantısına katılanların, kendi hemşerilerini yasal olarak temsil etmiş olduklarını Taşlıcalıların vermiş olduğu kayıt örneği doğrulamaktadır.


Plyevlya (Taşlıca) Belediye Meclisinin, 8 Ağustos 1917 tarihli bu yazılı tutanağında şu ibare yer almıştır:

“Meclisimiz, oybirliği ile Başkan Mehmed-Paşa Bayroviç’i, tüm Taşlıca halkı adına kararlar almaya yetkili kılmış, yaptığı her şeyin halk tarafından aynen yapılmış gibi kabul edileceğini kararlaştırmıştır”.


“Müslümanlar ve Arnavutlar; tamamıyla Müslüman nüfusun yerleşik olduğu bölgelerin Karadağ ve Sırbistan bileşiminden ayrılmasını ve Bosna’ya, Arnavut bölgesinin ise Arnavutluk'a dâhil edilmesini istemişlerdir.”


Büyük bir ihtimalle Avusturya - Macaristan da bunun böyle olmasını istediği için o günkü şartlara göre Boşnak ve Arnavut halkının istekleriyle hemfikirdi. Fakat Sancak Bölgesinin, kendi isteği dışında Bosna Hersek’ten koparılmış olması, Boşnak Halkının direniş harekâtı başlatmasındaki gerçek motif olmuştur.


Daha sonra Syenitsa Konferansı’na katılanlar SHS Krallığında Avus-Mac ile işbirlikçilik ve vatana ihanet ile suçlanmışlar, Yenipazar’da kurulan mahkemede hapse mahkum edilmişlerdir.


Bazı katılımcılar yurtdışına kaçmayı başarmış, Teufik-beg Tahirbegović gibi bazıları hapse atılmış ve Hilmi-beg Kajabegović gibi bazıları da öldürülmüştür.


SHS Halk Meclisinde, dönemin Reis Uleması ile Yugoslavya Müslüman Organizasyonu (JMO) üyeleri olan Millet Vekillerinin, Syenitsa Konferansına iştirak etmiş olan kişilerin haksız yere suçlanıp mahkûm edilmiş olmaları olayını protesto ederek hapisten çıkarılmalarını talep etmeleri üzerine, Kral Aleksandır bu talebi kabul etmiş ve mahkûm edilmiş olanlar serbest bırakılmışlardır.


Syenitsa Konferansı üzerinden 103 yıl geçti. Bu arada yüz binlerce Boşnak öldürüldü, yüz binlercesi göç ettirildi. 1913 yılında Sancak'ta yapılan nüfus sayımında Müslümanların (Boşnak, Arnavut ve diğerleri) sayısı 500.000 kişi kadar idi. Günümüzde ise her iki tarafta (Güney ve Kuzey Sancak'ta) toplam 450.000 kişi kadar kaldı. 1.5 milyon kadar Sancak Bölgesi Boşnakları yurt dışında yaşıyor. Bunun 1.200.000 kişi kadarı Türkiye Cumhuriyeti'nde bulunuyor.


Karadağ'dan 1912-1913 yılından beri can, mal ve namuslarının güvenliği kalmadığı için Türkiye'ye sığınan Karadağ bölgesinden gelen Boşnakların sayısı bugünkü Karadağ sınırları içinde yaşayan Boşnaklardan 10 kat daha fazla !

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163