Bu Makale
2307 Tekil
Görüntülendi.
BU TARİH UNUTULMAZ: 18 MART 1915

BU TARİH UNUTULMAZ: 18 MART 1915

 

Yüce Türk Milleti yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde çok büyük felaketlere maruz kaldı. Aydınlığa hasret o karanlık günlerde, gülmeyi unutan kederli yüzler ne badireler atlattı. Yine de baş eğmedi, düştüğü yerden ayağa kalkmasını bildi, hem de daha güçlenerek. Bir millet düşünün ki; on yıllık birsüreçte beş büyük savaşın mağduriyetini iliklerine kadar yaşamış. Eli silah tutan erkek nüfus hiç durmadan dinlenmeden cepheden cepheye koşmuş. Nice vatan evladı bu topraklar uğruna koşulsuz şartsız canlarını vermiş. Geride kalan anaları, babaları, eşleri, evlatları askerinin nerede savaştığından bile bihaber dilde dualar yol beklemiş.

1911 yılının Eylül ayından, 1912 yılının Ekim ayına kadar süren ve Osmanlı’nın yenilgisi ile sonuçlanan Trablusgarb, Türk-İtalyan Savaşı ile başlamış, yirminci yüzyılda Türk milletinin başına gelen felaketler. Hiç ara vermeden yine 1912 yılında başlayıp 1913 yılında ordumuzun mağlubiyeti ile sonuçanan Balkan Harbi, balkanlardaki hakimiyetimizin sonunu getirmiş ve nice vatan evladının şehit düşmesine sebep olmuştur. 1914 yılının Aralık ve 1915 yılının Ocak ayları arasında, yaralı ve moralsiz askerimiz bir solukluk dahi dinlenemeden kendini Kars’ın Sarıkamış’ında bembeyaz bir ölümün kucağına atmıştır. Onbinlerce vatan evladı buz kesmişti Allahu ekber Dağları’nda. Daha Sarıkamış donuğunun acısı geçmeden aynı yılın şubatında bu kez tüm dünya toplanıp denizden geldiler Çanakkale’mize. Düşünebiliyor musunuz? 

Ülkenin doğusunda buz gibi bir iklimde Rus’larla Sarıkamış’ta savaşırken, aynı anda yeni bir cephe Batı’da Çanakkale’de açılıyor. Güzel Anadolu’mun Batı’sı da Doğu’su da yangın yeri.Çanakkale’de 18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kazanılmasından sonra,  düşman karaya çıkmış ve tarihin en kanlı savaşı meydana gelmişti. Bu savaşta tüm dünya devletleri, yeryüzünün en büyük savaş dahisi ve komutanı, Türklerin lideri ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ismini duydu ve hiç silinemecesine beyinlerine kazıdı. Bizim 250 bin şehidimize karşılık, itilaf devletlerinin 252 bin kaybı Gelibolu Yarımadası’nı ve Ege Denizi’ni kana bulamıştı.

Nihayet tarihi bir tokat yiyen itilaf devletleri 1916 yılının Ocak ayında gelişlerindeki muhteşemliğin tam aksine tası tarağı bile toplayamadan canlarını zor kurtarıp sessiz sedasız kaçmışlardı. Dünya tarihine adını istila ve vahşet olarak yazdıran bu kıyım, Türk milletinin kesin zaferi ile sonuçlandı. Son olarak düşmanı yurdumuzdan tamamen söküp atmak için gerekli olan bir hamle kalmıştı. Türkün Kurtuluş Savaşı. İşte orada yine büyük dahi ortaya çıktı. 15 Mayıs 1919’da Yunan birliklerinin güzel İzmire ayak basmasıyla başlayan ve orta Anadolu hariç tüm Anadolu’yu aralarında pay etmek isteyen dünya emperyalistlerine, 9 Eylül 1922 tarihinde son darbeyi vuran ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları,Türklerle uğraşılmaması gerektiğini tüm dünyayaya gösterdi.

Ancak yirminci yüzyılın  ilk 22 yıllık diliminde yaşadığımız bu talihsiz savaşlarda birçok geleceği parlak, genç ve aydın vatan evadımızı kaybettik. Osmanlı’nın basiretsizliğinden dolayı verilen kapitülasyonlar nedeni ile askerlikten  ve vergien muaf gayri müslim azınlıklar bu ülkede paşalar gibi yaşayıp, paraya para demezlerken, bu ülkenin taşralı gariban evlatları teker teker toprağa düştü.

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü yaklaşırken, acı dolu ama dimdik ve onurlu duruş sergilediğimiz tarihimizi bir kez daha hatırlayalım istedim. Yoklukları öteleyip olmazları olur yapan başta ulu öndermiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ülkemizin bekaası ve onuru için Yemen, Trablus, Balkanlar, Sarıkamış ve Çanakkale’de, kurtuluş mücadelemiz sırasında Anadolu topraklarında, Kore ve Kıbrıs’ta, terörle mücadele ettiğimiz sınırlarımız içinde ve sınırlarımız dışında şehit düşen asker, polis ve diğer güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet dilerim ruharı şad olsun. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×