Bu Makale
397 Tekil
Görüntülendi.
Cemaat, Tarikat ve Biatçılıktan Ders Çıkarmak

CHP’nin Adalet yürüyüşleri oldukça organize bir şekilde yapılarak, Halk katılımının tavan yaptığı ihtişamlı bir Maltepe mitingi ile sona erdi. Yurttaşlarımız ve Hükümet üzerinde ne gibi bir etki yarattığını yada yaratacağını zamanla göreceğiz.


Ancak şimdilik Halktan çok Devleti yöneten Hükümet üzerinde nasıl bir etki yaratacağı daha önemlidir.  Sn.CB geçenlerde kabine değişikliği yaparak üzerinde oldukça spekülasyon ve şikayetler olan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı değiştirdi. 


Bu kabine değişikliklerinde örneğin içişleri gibi çok önemli bir makamdaki Süleyman Soylu gibi bazı Bakanlar yerlerinde kaldı. Bana görede ellerindeki malzemeye bakıldığında diğerlerine göre  Sn.Soylu başarılı sayılabilir. En azından kendisine bağlı güvenlik güçlerinin Adalet yürüyüşlerine katılan Yurttaşlarımız ve Partililerimize karşı tutumu oldukça iyiydi taraflı/tarafsız herkesten geçerli not aldılar.


Tabiki değişiklikler yapılırken her zamanki gibi basında yeni bir tartışma açıldı. Acaba 15 Temmuz’dan sonra tasfiye edilmeye başlanan Feto Çetesinin nur cemaati yerine bir başkaları mı öne çıkarılacak? 


15 Temmuz’dan hemen sonra bir uyarı yapmıştım. Devlete sızan aslında sızmalarına müsade edilen Feto  Çetesinden ders çıkarılması gereğini vurgulamıştım.  Zira bazı cemaat ve tarikatlerin kendi aralarındada rekabet ve üstünlük savaşı vardır. Herhangi birisi Devlete sızıp örgütlenerek  güç kazandıklarında aynen Feto Çetesi gibi Ülkenin başına iş açabilirler. Zira dini cemaatlerde biat kültürü son derece gelişmiştir. Kendilerinden ve müritlerinden başkalarına asla yaşam hakkı tanımazlar demiştim.


Bu tür dinci cemaat ve tarikatler emperyalistler için Ülkeyi bölmek ve çıkarlarına uygun Hükümetleri getirebilmek için kullanılmaya müsait, emperyalist ajanlarınında tamda istedikleri oluşumlardır.


Türkiye Cumhuriyeti’nde dini cemaat ve tarikatler gerçeğini asla göz ardı edemeyiz. Hepsi bu Ülkenin yurttaşlarıdır. Bunlar yüzyıllardır belli dinsel öğreti  kültürü ve alışkanlığının bugüne kadar uzamış kollarıdır. Ayrıca insanların doğarken tercih haklarıda yoktur. Bu nedenle tüm dini cemaat yada tarikatlerede peşin hükümle kötü gözle bakamayız. Laik bir Ülkede din ve inanç özgürlüğü var diyorsak Devlet işlerine bulaşmadıkları sürecede sorun yoktur. 


Ancak Feto Çetesi gibi bazı cemaatler vardırki bunlar devlette yapılanıp güç kazanmak ve müritlerini kadrolaştırmak isterler. Tabiki bunu yaparkende ister sağ ister sol partiler olsun adamlarını Meclise taşımak için daima siyasi partilerle seçim pazarlıklarına girerler. Bilhassa sağ muhafazakar partilerde oy kapmak için bunlara prim tanırlar.


En büyük tehlike bu tür yapılar içinde biatçılık kültürünün had safhada olmasıdır. İçlerinden çıkıp iktidara taşıdıkları kişiler liyakatli olsalar bile tamamen o cemaatin dediklerini yapmak her türlü tasarruflarına uymak zorundadırlar.


Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar  bunları zamanında görerek dinsel motiflerin Devlet işlerine bulaşmaması için aynen Batılı Ülkelerde olduğu gibi “Laiklik” kavramını getirmişlerdir. Bugün bunun yeterince uygulanmaması her zaman Ülkenin 15 Temmuz gibi tehlikelerle karşılaşmasına neden olmaktadır.


Gazi M.Kemal Atatürk’ün "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat medeniyet tarikatıdır" sözleri bugünler için bir uyarı niteliğindedir. Zaten 15 Temmuz’dan ders çıkarması gerekenlerde bu sözleri daima hatırlamalıdırlar.


Cemaat yada tarikatlerden herhangi birisinin Devlette öne çıkarılması son derece yanlıştır. Böyle bir durumda Ülkede asla barışı tesis edemezsin. Onlarca farklı  cemaat yada tarikat içinde bir kesim öne çıkarıldığında diğerleri buna karşı olacaktır. Ve Devletin başına aynen kısa geçmişte olduğu gibi yine problemler yaratılacaktır.


Bunun tek çözümü "Sosyal Devlette tüm cemaat ve tarikatlere eşit yakınlık, Devlet yapılanmasında ise eşit uzaklıkta olmak" dan geçer.                                                                                                                                     

MEB’lığı hazırladıkları tedrisatlarında Atatürk İlke ve İnkilapları ile çağımıza uygun özgür gençler yetiştirmek yerine dini dayatmaları ve biatçılığı çağrıştıran, sadece islami ve belli bir mezhebi öne çıkaran motiflerle donatılmış  derslere yer verilmemelidir. Dini inaçlar insanların serbest ve özgür iradelerine bırakmalıdır. 

Biat kültürüne alıştırılmış bir gençliğin bu Ülkeye hiçbir faydası olmayacağı gibi bu tür yetiştirilen gençlerde Bilim ve Fen üretemedikleri gibi Dünya’daki gelişmeyede asla ayak uyduramazlar.                                                                                                           


Zaten son yıllarda eğitim olarak gelişmiş Ülkelerin çok çok altlarında olduğumuzda bir gerçekliktir. 


Türkiye gibi Dünya’nın en stratejik Bölgesinde yer alan bir Ülkede Müslümanlık ve kutsal kitabımızla alakası olmayan sapık dincilerin ürettiği aslı astarı olmayan hurafe ve hadislerle beyni yıkanmış insanlar ile eğitimsiz, sorgulamayı beceremeyen gençlikten oluşan bir toplum gelişmiş Ülkelerle rekabet edemeyeceği gibi hem Devletin hemde iktidarların başına dert olmaya devam edecektir.


Tabiki bundada Diyanet İşleri Başkanlığı’na önemli  görevler düşmektedir. Farklı işlerle uğraşacaklarına, siyaset sözcülüğüne soyunacaklarına  gerçek görevlerine dönmelidirler.

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×