Böke, 'Bahçeli parti kongresini Saray'ın bahçesinde yapabilir'
CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, MYK toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Bahçeli  "Anamuhalefet liderinin de madem ki Cumhurbaşkanı ile 15 Temmuz sonrası Türkiye'nin gündemini konuşmak için Beştepe'ye gidiyorlarsa Beştepe'nin içerisindeki bir salona gitmekte hangi tür sakıncayı görüyorlar onu da anlamak zordur" sözlerine  yanıt geldi.

Böke, "Sayın Bahçeli isterse parti kongresinin Saray'ın bahçesinde yapabilir" karşılığını verdi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Doç. Dr. Selin Sayek Böke, MYK Toplantısı sonrasında yaptığı basın açıklamasında, "Bir kez daha görüldü ki, AKP devleti ele geçirme mantığından vazgeçmiş değil. AKP’nin "Milli Mutabakat" dediği ülkemizi bu hale getiren "Yanlış politikalarıma ortak ol" çağrısından başka bir şey değil." dedi. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Böke’nin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu’nun gündemine ilişkin parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısındaki konuşması şöyle:

Değerli basın mensupları, bizleri ekranları başında izleyen çok sevgili vatandaşlarımız, her şeyden önce hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 

Her Çarşamba olduğu gibi bu hafta da sizlerle Cumhuriyet Halk Partisinin gündeme dair MYK değerlendirmelerini paylaşmak üzere bir aradayım. 

TÜRKİYE’Yİ BU ZOR ZAMANA AKP POLİTİKALARI GETİRDİ
Türkiye’yi 15 Temmuz karanlığına neyin taşıdığını çok iyi biliyoruz. 14 yıllık AKP iktidarının kendi siyasi çıkarları için bir güç ilişkileri üzerine inşa etmiş olduğu ve tamamen kendi iktidar alanını genişletmek, devleti ele geçirmek için demokrasiyi, hukuk devletini ve laikliği çökertmesi getirdi. Türkiye çok zor bir zamandan geçiyor. Türkiye’yi bu zor zamana AKP politikaları getirdi. FETÖ, AKP’nin bilerek, isteyerek, görerek kendi siyasi ve ideolojik ajandasıyla beslediği ve büyüttüğü bir örgüt olarak devlete açıkça yerleştirildi. 



Biz 15 Temmuz sonrası bu duruma dair siyasi sorgulamayı erteledik, Türkiye’ye omuz verdik. Ancak bir kez daha görüldü ki, AKP devleti ele geçirme mantığından vazgeçmiş değil. AKP’nin "Milli Mutabakat" dediği ülkemizi bu hale getiren "Yanlış politikalarıma ortak ol" çağrısından başka bir şey değil. AKP açıkçası mutabakat değil, itaat arıyor. Türkiye’nin yaşadığı açmazın nedeni ise demokrasi dışı girişimlere imkan sağlayan bir sürecin yaşanmış olmasıydı. Bu süreç AKP’nin gücü tek kişinin elinde toplamayı kendisine hedef edinmiş olmasıydı. Üstelik de bunu Türkiye’nin bütün kurumlarını, o kurumların geleneklerini ve iş yapma biçimlerini çökertmek pahasına yaptı. Türkiye’yi işte bu politikalar açıkça istikrarsızlaştırdı. Türkiye’yi istikrara kavuşturacak olan şey de bu politikalardan tamamen vazgeçilmesinden geçiyor. Laik, demokratik, güçlü bir parlamenter sistem ve güçlü bir hukuk devletinin yeniden ayağa kaldırılmasından geçiyor. Gücü tek kişinin elinde toplamaya çalışmak, bütün denge ve denetleme mekanizmalarını ortadan kaldırmak, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını yok etmek, meclisi işlevsizleştirmek ancak istikrarsızlığı derinleştirir. Türkiye’yi daha da kırılgan hale getirir. Vatandaşlarımıza yeni bedeller ödetir. Türkiye’nin, bizlerin, vatandaşlarımızın buna tahammülü yok. 


SİYASETİN GÖLGESİNDE YARGI OLMAZ
Ancak maalesef AKP Türkiye’yi bu hale getiren mantığı devam ettirmekte ısrarcı. Şimdi önümüzde bir mesele daha var. 1 Eylül’de adli yıl açılışı yapılacak. Adli yılın açılışı Kaçak Saraya taşınıyor. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Çünkü demokrasilerde yargı asla gölge kabul etmez. Siyasetin gölgesinde yargı olmaz. Yargı bağımsız, herkese eşit mesafede, kimliklere ve farklılıklara kör olmak zorundadır. Kendi yapımı dahi hukuka aykırı olan bir kaçak sarayda yargı yılı açılamaz. Bu açılış asla kabul edilemez. 



Sayın Bahçeli’nin adli yıl açılış törenlerine dair Cumhuriyet Halk Partisine yönelik çağrılarını ciddiye alıyoruz. Bu nedenle de kendisine bir yanıt verme ihtiyacı hissediyoruz. 15 Temmuz’da Türkiye’de olağanüstü bir durum yaşandı. Bu olağanüstü durum karşısında Cumhuriyet Halk Partisi bu devletin kurucu partisi olma bilinciyle Türkiye’ye omuz verdi. Oysa bugün anlaşılıyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’ye omuz verirken Sayın Bahçeli Erdoğan rejimine omuz vermeyi tercih etmiş. Türkiye’de kuvvetler ayrılığına, güçlü bir parlamenter demokrasiye ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu 15 Temmuz’da bizzat hepimiz yaşayarak gördük. Şimdi hepimize düşen en temel görev de saray rejimine omuz vermek değil, yargının bağımsızlığını savunmaktır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunu yapmaya ısrarla devam edeceğiz. Bahçeli isterse kendi parti kongresini sarayın bahçesinde yapabilir.



MECLİSİ YOK SAYAN BU TUTUM ASLA KABUL EDİLEMEZ
AKP’nin Türkiye’yi 15 Temmuz’a getirmiş olan ideolojik ve partizan yaklaşımı kendini her alanda göstermeye devam ediyor. Bu hafta poliste türbanı serbest bırakan laiklik üzerinden yeni bir tartışma başlatılma gayreti de bunun en somut göstergelerinden biri. AKP polisin özlük haklarını, örgütlenme haklarını, ne zamandır beklediği 3600 ek göstergeyi vermek yerine bütün bu yapmadıklarını ve hatta yaptığı hataları da örtmek için türbana sığınıyor. Türkiye’yi bu hale getiren yanlışlardan biri AKP’nin devleti ele geçirme mantığıyla toplumu inanç üzerinden, kimlik üzerinden ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştırması olmuştur. Bu ayrıştırmanın son bulmasının tek yolu Türkiye Cumhuriyetinin laik, demokratik ve sosyal devlet niteliğinin herkes tarafından hatırlanmasıdır. AKP’nin Türkiye’yi 15 Temmuz karanlığına sürükleyen politikaları aynen devam ettirdiğinin başka göstergeleri de mevcut. İşte bunlardan bir tanesi de TBMM’ye karşı sergilenen tutumları. Bugün kanun hükmünde kararnamelerle meclisin etrafından dolanarak ülkeyi yönetme anlayışı devam ettiriliyor. Darbeye karşı direnen ve mücadeleyi halkla beraber kazanmış olan, meclisi yok sayan bu tutum asla kabul edilemez.

  

HAKSIZ MAĞDURİYETLER YARATILMASI HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞINA ASLA SIĞMAZ
Şimdi Hakkari ve Şırnak’ın ilçe yapılması yönünde bir kanun hükmünde kararname hazırlığı olduğu söyleniyor. Meclis iradesiyle muhalefetin yüksek sesle dile getirmesi sonucunda vazgeçilen bu düzenlemenin meclisin, yani milletin iradesini hiçe sayarak kanun hükmünde kararnamelerle keyfi bir şekilde getirilmesi yönetimde keyfiyette ısrarın en somut göstergelerinden biri. AKP’yi böyle bir işe kalkışmaması ve Türkiye’yi kanun hükmünde kararnamelerle meclise rağmen yönetme anlayışına son vermesine yönelik çağrımızı bir kez daha buradan yüksek sesle yapıyoruz ve kendilerini bu konuda uyarıyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu açmazdan çıkış ancak ve ancak parlamenter sistemin güçlendirilmesiyle gerçekleşebilir. Ancak ve ancak meclisin çalışmasıyla mümkün olabilir. 



Bu doğrultuda bu yaşadığımız olağanüstü dönemde insan hakları ihlallerinin araştırılması için meclis insan hakları komisyonunun toplanması yönünde bir çağrımız oldu. Bu çağrı AKP tarafından reddedildi. Bu çağrıyı buradan bir kez daha yineliyoruz. Türkiye’yi içinde bulunduğu bu olağanüstü dönemde insan hakları ihlallerine karşı savunacak bir biçimde mutlaka meclis üzerinden komisyonların işlemesi yoluyla adım atılmalıdır. Biz devlet içine yerleştirilmiş, etrafına terör saçan illegal cemaat yapısıyla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Bu yapının devlet bürokrasisi, yargı, silahlı kuvvetler ve siyasetteki örgütlülüğünün mutlaka ortadan kaldırılması gerekiyor. Ancak kurunun yanında yaş da yansın zihniyetiyle ve bu yapıyla mücadele ediyor görüntüsüne sığınarak haksız mağduriyetler yaratılması hukuk devleti anlayışına asla sığmaz. 


DEMOKRASİ, HUKUK SİSTEMİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLÜK ACİLEN KUVVETLENDİRİLMELİ
Bakın, Türkiye çok zor bir dönemden geçiyor. Herkesin bunun farkında olması gerek. Türkiye’ye başka 15 Temmuz’lar yaşatılmaması için Türkiye’de demokrasinin, hukuk sisteminin ve toplumsal bütünlüğün acilen kuvvetlendirilmesi şart. İşte biz bu yüzden adli yıl açılışı kuvvetler ayrılığına gölge düşürmesin diyoruz. İşte biz bu yüzden parlamenter demokrasi güçlendirilsin diyoruz. İşte biz bu yüzden meclis her koşulda çalıştırılmalı diyoruz. Ve işte biz bu yüzden Türkiye’de yeniden merkeze laiklik alınmalı diyoruz. İşte biz bu yüzden dün yüzbinlerle beraber Türkiye Cumhuriyetinin geçmişinin ve geleceğinin kesiştiği noktada ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıktık. Tekrar hepimizin, Türkiye Cumhuriyetinin Zafer Bayramı kutlu olsun. Türkiye geçmişinde olduğu gibi yarınında da nice zaferler inşa edebilen güçlü bir devlet olsun. 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 

Soru- Adli yıl açılış töreniyle ilgili davetin yenilendiği yönünde Cumhurbaşkanlığından gelmiş resmi yazı, bir davet oldu mu tekrar?

Selin SAYEK BÖKE- Ben buraya inene kadar yenilenmiş bir resmi davet bizim elimize ulaşmamıştı. 

Soru- Yani Genel Başkanın katılmama kararının sürdüğünü söyleyebiliriz?

Selin SAYEK BÖKE- Biraz önce sarf ettiğim bir cümleyi çok değerli buluyoruz. Yargı asla siyasetin gölgesini kabul etmez. Türkiye Cumhuriyetini güçlendirecek olan, Türkiye’de demokrasiyi yeşertecek olan kuvvetler ayrılığıdır. Kuvvetler ayrılığına gölge düşürecek herhangi bir adımın parçası asla olmayacağız. 

Sevgiler sunuyorum, görüşmek üzere.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×