Elin oğlu Mars’a araç gönderiyor, biz 21. yüzyılda darbeyle uğraşıyoruz
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hakkari ve Şırnak il merkezlerinin Yüksekova ve Cizre’ye taşınmasına tepki göstererek, Başbakan Binali Yıldırım’a çağrı yaptı.

Kılıçdaroğlu, “Sayın Binali Yıldırım’a çok samimi çağrı yapıyorum; gelin 81 değil 83 il yapalım Yüksekova’yı il yapalım, Cizre’yi il yapalım. Hakkari de Şırnak da il olsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kışlaya siyasetin girmesinin darbelere zemin hazırlayacağını hatırlatarak, "Elin oğlu Mars'a araç gönderiyor, biz 21'inci yüzyılda darbeyle uğraşıyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu partisinin tüm il ve ilçe başkanlarından 12 maddelik Yenikapı Manifestoyu herkesi çok iyi anlatmalarını istedi. Medyanın halkın gözü kulağı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, hükümete çağrıda da bulunarak, "Medyayı, anayasada dördüncü güç olarak kabul edecekseniz. Getirin bunu derhal yasalaştıralım" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin il başkanlarıyla Çanakkale'de toplantı yaptı. Kılıçdaroğlu'nu, toplantının yapıldığı otelin önünde kalabalık bir parti topluluğu, 'Barışın ve Özgürlüğün Kentine Hoşgeldiniz' pankartıyla karşıladı. Kılıçdaroğlu, daha sonra toplantının yapılacağı Parion Otel'e geçti. Toplantıya, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcıları Tekin Bingöl, Seyit Torun, Erdal Aksünger, Kamil Okyay Sındır, Zeynep Altıok, Bülent Tezcan, Öztürk Yılmaz, Yasemin Cankurtaran, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP Çanakkale Milletvekilleri Muharrem Erkek ve Bülent Öz ile 81 il başkanı katıldı.

 

Program, Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl'ün açılış konuşmasıyla başladı. Ardından kürsüye Kemal Kılıçdaroğlu çıktı. Konuşmasında, siyasette güçlü ortak bir paydanın oluşturulmasının önemine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Çok ciddi bir süreçten geçtiğimizi hepimiz biliyoruz. Cumhuriyetin ilanından sonra demokrasiyi bu ülkeye getiren, çok partili hayata geçişi sağlayan bir siyasal partinin sorumluluğu içerisinde bu süreçte hareket ettik. Hep beraber demokrasimizi güçlendirmek zenginleştirmek ve çocuklarımıza daha güzel bir Türkiye bırakmak için çaba harcadık. 15 Temmuz'dan sonra il ve ilçe başkanlarımızın, kadın ve gençlik örgütlerimizin, darbeye karşı çok açık net bir tutum takınmaları her şeyden önce genel başkanınız olarak beni son derece mutlu etmiştir. Bütün örgütüme buradan sevgimi ve saygımı sunuyorum. Sizlerle gurur duyuyorum. Önemli bir badireyi atlattık. Ama hepimizin düşünmesi gereken konular var. Birinci düşüneceğimiz konu şu: 'Bu noktaya nasıl geldik.' İkinci konu ise 'Bir daha böyle bir olay ile karşılaşmamak için neleri yapmalıyız? Yani bir musibetten binlerce dersi çıkarmak zorundayız. Bu Türkiye'yi yönetmeye talip olan bir siyasal partinin gündeminde olmak zorundadır. Bizim asıl sorumluluğumuz bundan sonra başlıyor. Geçmişi şöyle veya böyle eleştirebiliriz. Geçmişle ilgili düşüncelerimizi söyleyebiliriz. Ama geçmişten çok gelecek için ne yapmalıyız? Geleceği nasıl kurgulamalıyız? Nasıl bir gelecek hedeflediğimizi milletimize anlatmalıyız. Vatandaşın önüne çok açık ve net iki bildirge koyduk, iki manifesto. Birincisi Taksim manifestosu. Türkiye siyasetiyle ilgisi olan herkes 'Türkiye'de neler oluyor?' diye düşünen herkes dünyada Taksim Manifestosu'nu okudu. Yenikapı'da okuduğumuz 12 maddelik manifesto. Geleceği nasıl görmemiz gerektiğini ve bütün siyasi partilerin belli konularda neyi düşünmesi gerekiyor, bunu ortaya koyduk. Eğer siyaset kurumu Türkiye'de güçlü ortak bir payda oluşturmazsa gelecek açısından bu siyaset kurumu umut vermez. Aynı hatalar tekrar edilirse bedelini millet ödüyor. 250 demokrasi şehidiyle bu darbe girişiminin cumhuriyet tarihinin en kanı darbe girişimi olarak toplumun önüne gelmesi hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur."

"DEMOKRASİ SADECE BİZİM SORUNUMUZ OLMAKTAN ÇIKMALI"

Demokrasinin sadece CHP'nin sorunu olmaktan çıkması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Demokrasi, bütün siyasal partilerin üzerine titrediği bir konu olması gerekir" dedi. Kılıçdaroğlu, Yenikapı mitingine söze getirerek şöyle dedi:

"Yenikapı buluşmasında da söyledim. Sadece TBMM'de grubu olan siyasi partiler değil, grubu olmayan siyasal partilerin liderlerinin de orada olması gerekirdi. Onlara da davet gönderilmesi gerekirdi. Siyasal görüşü ne olursa olsun hepimizi buluşturmalıydı. Şu, bu parti demeden farklı düşüncelerden korkulmamalı. Demokrasi türküsünü hep birlikte söylemeliyiz. Demokrasi, bu ülkenin ortak paydası olmak zorundadır. Türkiye bütün siyasal hareketleri kucaklamak zorundadır."

OHAL DEĞERLENDİRMESİ

OHAL sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, "Kanun Hükmünde Kararname çıkarak OHAL sonrasını şekillendirmek anayasaya göre doğru değildir, hukukun üstünlüğüne uygun değildir. OHAL dönemi ile ilgili sınırlı olarak verilen bir yetkinin, bu süreyi aşarak kullanılması, Parlamentonun devre dışı bırakılması demektir. Bir devletin inşası, bir kurumun inşası parlamentonun görevidir. Yürütme organının değil. Yürütme organı, parlamentoya öneri getirir. Ama asıl görev yasama organınındır. Çünkü, milli egemenliği temsil eden asıl kalp, asıl yürek TBMM'dir. Sayın Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a bu konuları hatırlattık. Eğer bir kurum için yeniden inşa süresi geçerli ise bunun yeri TBMM'dir" diye konuştu.

"YENİKAPI MANİFESTOSUNU HERKESE ANLATACAKSINIZ"

Partisini il ve ilçe başkanlarından Yenikapı Manifestosu'nu herkese anlatmalarını isteyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam eti:

"Kimseyi suçlamadan, eleştirilmeden, her bir maddesi yüzde 100 doğru olan bir manifestoyu vatandaşa kahvede, lokantada, caddede, parkta anlatın. Amaç demokrasimizi daha da güçlendirmek. Bu ülkede hepimiz barış içerisinde kardeşçe, birlikte yaşayacağız. Farklı görüşlerimiz olabilir. Farklı inançlarımız olabilir. Farklı kimliklerimiz olabilir. Farklı yaşam tarzlarımız olabilir. Ama biz kimliklere, inançlara ve yaşam tarzlarına saygı göstererek bütün vatandaşlarımızı demokrasi bağlamında bir arada tutacağız. Anlatacağımız ilk konu, camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girmez. Allah aşkına, bu aklın gereği değil mi? Her partiden arkadaşımız camiye gidiyor, duasını yapıyor. Camileri bir siyasal partinin, bir siyasal görüşün arka bahçesine dönüştürmek vatandaşı böler, ayrıştırır. 'Bölünmeyelim, beraber yaşayalım' diyoruz. Camiye siyaset sokulması Türkiye'nin geleceği açısından da, demokrasinin geleceği açısından da en büyük tehlikeden birisidir. Her yerde bunu söyleyeceğiz. Kışlaya siyaset girmesin. Askeri siyasetin içine sokarsanız, darbeye kapı aralarsanız. Bu ülkenin kurucu değerlerinin başında gelen Gazi Mustafa Kemal'in en büyük arzusu, kışlaya siyaseti sokmamaktır ve bunu yapmıştır. Adliyeye siyaseti sokmayacağız. Hakimin, yargının tarafsızlığını savunacağız. Siyasette özeleştiriden kaçınmayacağız. 'Bu ülkeyi bu noktaya nasıl getirdik?', oturup bunun özeleştirisini yapacağız. Geçmişi iyi analiz edeceksiniz, aynı hataya bir daha toplumu düşürmeyeceksiniz, tarihi tekerrür ettirmeyeceksiniz. Kaç darbe yaşadık, yine bir darbe girişimiyle karşı karşıyaysak bu tarih neden tekerrür ediyor? Geçmişi neden iyi analiz etmiyoruz? Elin oğlu Mars'a araç gönderiyor, biz 21. yüzyılda darbeyle uğraşıyoruz."

"BU YOL, YOL DEĞİLDİR"

Devlette 'liyakat' sözünü toplum gündemine getiren partinin CHP olduğunun da altını çizen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birileri çok iyi bilsin, biz inançlıyız, inançlara da saygılıyız. Sınav sorularını çalacaksın, ondan sonra 'Bunlar sınavı kazandı. Bunlar kazanmadı, kazandırıldı. Sızmadı, yerleştirildi' diyeceksin. Devlette çalıştığımda, sıradan bir daire başkanıyken başbakanlarla oturur tartışır, neyin yanlış neyin doğru olduğunu söylerdim. Ama son kararı onlar verirdi. Devlette liyakatın özelliği budur. Liyakat biterse devlet çöker. 'Şuraya FETÖ'cüler yerleşmiş, iyi temizledik'. Bir başka bakanlığa bakın, orada bir başka cemaat var. Bu yol, yol değildir. Biz kimsenin inancına müdahale etmiyoruz. Ama devlette görev almanın yolu, cemaatten, tarikattan, partiden geçmemelidir. Vatan sevgisinden, bilgiden, tecrübeden geçmelidir. Biz her koşulda ve her zaman demokrasiyi savunacağız. Bizim genel başkanlarımız darbe dönemlerinde hapse atıldı, mal varlıklarımıza ve arşivlerimize el konuldu. Darbelerden çok çektik, Türkiye 10 yıl geriye gitmiştir. Ne darbe, ne dikta tam demokrasiyi sonuna kadar savunacağız."

"BİZE CUMHURİYETİ YANLIŞ ÖĞRETİYORLAR"

Cumhuriyetin kurucu değerlerinin önemini vurgulayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine sahip çıkacağız. Bütün partilerin ortak amacı bu olmalı. Osmanlı'nın nasıl battığını Cumhuriyeti kuranlar bilirler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, nasıl battığını birebir gördüler. 'Öyle bir devlet kuralım ki bir daha batmasın, temelleri sağlam olsun' dediler, Cumhuriyeti öyle kurdular. Eğer bunları yapmasalardı, bugün Cumhuriyette kendi içinde kavgalı duruma düşebilirdi. Bu cumhuriyetin kuruluşunda binlerce şehidin gözyaşı vardır, gazimizin alın teri vardır. Bize, cumhuriyeti yanlış öğretiyorlar. Bunun başında da Kenan Evren ve arkadaşları geliyor. Atatürk'ü en çok istismar edenlerin başında da Evren ve arkadaşları geliyor. Atatürkçülük onların söylediği gibi değildir. Yakın tarihimizi çocuklarıma gerçek anlamıyla vermek zorundayız" diye konuştu.

"YÜZDE 1 OY ALAN PARTİNİN GENEL BAŞKANI DA MECLİSTE OLMALI'

Parlamenter sistemin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Meclis, ülkenin bütün sorunlarını çözmeye muktedirdir. Bizim parlamenter sistemimiz yaklaşık 150 yıllık tarihi bir mirastır. Bütün siyasetçilerin, bu konuda duyarlı olması lazım. En son sınavı da başarıyla vermiştir. 15 Temmuz gecesi, milletvekili arkadaşlarıma ilk talimatım şu oldu, "Derhal Meclis'e gidiniz." Meclis açık tutuldu. Başka bir sistem kurmaya gerek yok. Yeter ki biz adam gibi çalışalım, milleti birbirine düşman hale getirmeyelim. Çözeriz bütün sorunları. Parlamentoda güvenlik ve istihbarat komisyonu kuruldu, hiçbir istihbaratçı gelip bu komisyona bilgi vermiyor. O zaman bu komisyonu niye kurduk? Türkiye'yi darbe hukukundan arındıracağız, yüzde 10 seçim barajını darbeciler getirdi. Bunu samimi olarak darbecilere karşı olanlar temizleyecek. Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı da Meclis'te olmalı" dedi.

HÜKÜMETE MEDYA ÇAĞRISI

Kılıçdaroğlu, hükümete çağrıda da bulunarak, "Medyayı, anayasada dördüncü güç olarak kabul edecekseniz.' Getirin bunu derhal yasalaştıralım. Çünkü medya halkın gözü, kulağı ve sesidir. Medya olmasaydı halk direnme hakkını kullanamayacaktı. Medyanın özgürlüğünü savunacağız. Adamına göre, partisine göre demokrasi ölmez, demokrasi bir inanma meselesidir. 'Bedeli ne olursa olsun demokrasiyi savunacağım' diyeceksiniz. Bir diğer önemli konu da laikliktir. Laiklik, bizi bir arada tutan çimentodur. Laiklik, insana ve inanca saygı demektir. FETÖ denen terör örgütü, dini istismar ettiler. Eğer Türkiye laik olmasaydı, insanlar inançlarını yaşayamazlardı. Demokrasi bir kültür işidir. Demokrasi'yi içselleştirmenin yolu eğitimden geçer. Bu işin özü, aklı kullanmaktır. Sorgulayan bir sistem olması lazım. ABD Mars'a araç gönderdi, aracın ismi 'merak.' Eğitim ile bu sorunun kalitesini yükseltmen zorundayız. Bu iflas eden eğitim sistemini yeniden yapılandırmak zorundayız" dedi.

HAKKARİ VE ŞIRNAK KARARI

Hakkari ve Şırnak'ın taşınması kararına ilişkin Başbakan'a çağrıda bulan Kılıçdaroğlu, il sayısının 83'e çıkarılması teklif etti. Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Hakkari ve Şırnak'ı güvenlik gerekçesiyle il olmaktan çıkarıyorlar. Bir devlet 'Ben ülkemin şu bölgesinde güvenliği sağlayamıyorum' diyemez. Dediği andan itibaren devlet olarak, hükümet olarak bitmiştir. Şunu kabul ederim, o iki il yine kalır ama siz Yüksekova'yı ve Cizre'yi de il yaparsınız. Ama illeri taşımak, kendi vatandaşına güvenmemek demektir. Ben Hakkari'ye de Şırnak'a güveniyorum. Terörden en ağır acıyı onlar çektiler. İl yapabilirsiniz ama bu iki yeri kesinlikle kapatmayın. Bir yeri il yaptıysanız geri adım atmayınız. Oranın da valisi olsun. Sayın Binali Yıldırım'a çok samimi çağrı yapıyorum, gelin 83 il yapalım."

Toplantı , daha sonra basına kapalı devam etti.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×