Kılıçdaroğlu: Halkın direnme hakkı var! Seçimle gelen seçimle gitsin!
 Türkiye'nin farklı kentlerinden ve ilçelerinden gelen Belediye Başkanlarının katılacağı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Yerelde Kalkınma faaliyetlerinin anlatılacağı Yerel Yönetimler Toplantısı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlendi.

Toplantıda CHP lideri belediye başkanlarına seslendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim insanlarının, gazetecilerin görüşleri ne olursa olsun hapse atılmasına karşıyız. Demokrasiyi savunuyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesini savunacaksınız. Aksi halde demokrasiyi katledersiniz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasının satırbaşları şöyle:

HESAP VERMEYEN BAŞKAN OLAMAZ
Belediye başkanımız anlattı. Anlattıkları küçük kısmı biliyoruz. İzmir'in bir özelliği daha var. Düşmana ilk kurşunun atıldığı ve düşmanın denize döküldüğü kennttir. Bu kenti sosyal demokrati bir belediye başkanı yönetmektedir. Rant değil halk öncelikli projeyle yola çıkmıştır. Önöne pek çok engeller çıkarılmıştır. Ama belediye başkanlarımız şeffaf ve saydam yönetimi savunmuştur. Halkına hesap vermeyen belediye başkanı olmaz. Siyasetin öznesi halkına hesap vermesi gerekir. Tarih bunu pek çok örneğiyle gösterdi. Seçildikten sonra ayrım yapmadan tüm halkı kucakladılar. Bu bütün mazlum milletlere örnektir. Katılımıcı demokrasi diyoruz. Beledyelerimizden başlayarak büyütmeye çalışıyoruz.

DEMOKRASİ AYIBI BUDUR
İstanbul ve Ankara'da metro yapmaya çalışıyor. En son bakanlık yaptı. İzmir kendisi yapıyor. Onları için utanılacak bizim için övünülecek tablodur. Acı olan ne? Acı olan başarını cezalandırmak istenmesidir. Bizim İzmir belediye başkanımızın başarılarını gölgelenmesi için 400 yıl hapisle yatıyor. Demokrasi ayıbı budur. dikta heveslerinin Türkiye'yi nereye götürmek istediği budur.

Sen neden kötü örnek oluyorsun diyorlar. bizim işimiz kolay değil. Namuslu adamın işi bugünkü ortamda zordur. Biz bunun farkındayız. Bunları zorlukları yenmek bizim boynumuzun borcudur.

Eskişehir'e bakalım. Ankara ile Bursa arasında bir kent var. Eskişehir'e gelen turist Bursa'dan daha fazla. Ranta teslim edilmemiş bir kent. O kenti de sosyal demokrat bir belediye başkanı yönetiyor ve yargılanıyor.

Aydın pek çok başarıya imza atan belediyemiz. Hatay, medeniyet kenti. Özveri ile çalışıyor. Muğla belediye başkanımız, büyük başarılara imza atıyor. Tekirdağ göreceksiniz büyün köy yolları asfaltlanacak. Trakya'nın göz bebeği olacak.

BİZE SORUYORLAR CHP İKTİDAR OLURSA NE OLACAK?
Bize soruyorlar. CHP iktidara gelirse ne olacak? CHP iktidara geldiğini İzmir'de, Tekirdapğ, Muğla'da Eskişehir'de ne yapılıyorsa o yapılacak. CHP'nin olduğu kentlerde kimse kendini öteki hissetmiyor. Kenti kent yapan aynı zamanda sanatıdır, kültürüdür, sporudur. Bunları olması her yaştan insana hizmet sunmak demektir. Bunu yapıyoruz. Belediyelerimizin olduğu yerlerde insanlar mutlu ama kaygı içindeler. Ne olacak Türkiye'nin bu hali diye soruyorlar?

KREŞ AÇIN
Belediye başkanlarına söyledim. Varoşlardan başlayarak kreş açın dedim. CHP'li belediyelerin olduğu yerlerde 6000 bin çocuk kreşlerdedir. 2500 öğrenci yurtlarda. CHP iktidarında en geç 1 yıl içinde yurt sorunu çözülecektir. Hiç bir annnenin babanın gözü arkada kalmayacaktır.

Bugün bazı çocuklar Cemaat yurdunda kalıyor diye devletten atılıyor. İyi de onları buna kim zorladı? Bugünkü iktidar. 5250 vatandaşımız belediyelerimizin huzur evinde kalıyor. Asgari ücretimiz net 1500 lira. Bunu nasıl yapacaksınız dediler. Bütün belediyelerimiz de asgari ücret net 1500 lira. Demek ki yapabiliyoruz. Bizim belediyelerimizde hiç bir çokcuk yatağa aç girmiyor ve girmeyecektir. Aile sigortası hizmeti başlattık. Cebinizi değilde vatandaşı düşünürseniz bunların tamamı olabilir.

BİZİM AĞRIMIZA GİDİYOR
Ortadoğu'daki kabile reisleri bile Türkiye'ye kafa tutar hale geldi. Şam'a gideceklerdi. Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldılar. Cumhuriyet tarihinin dış politikada en ağır yenilgisi yaşanıyor. Bizim ağrımıza gidiyor. Bu ülkenin onurunu ayaklar altına almaya ikmsenin hakkı yoktur.

FÜHRER'İN DEĞİL CUMHURİYETİN ÇOCUKLARI OLARAK...
14 yıldır tek başına yöneteceksin, 14 yılın sonunda darbe ortamına taşıyacaksın? Neden? Hukuk, adalet, demokrasi denen kavramlar kalmadı? Neden?

Bu sabah Diyarbakır'da patlama oldu. Güvenlik güçlerinden vatandaşlardan şehit haberi geliyor. Şehitlerin gelmediği bir Türkiye'yi özlüyoruz. Askerlerin huzur içinde evine dönmesini istiyoruz. Bu tablo bizim hak ettiğimiz tablo değil. Soru şu: Bu tablonun içinden nasıl çıkarız? Tam demokrasi getirerek, Hitler'in, Führer'in çocuğu değil Cumhuriyetin öz çocukları olarak bu tablodan çıkabiliriz.

BİR KİŞİNİN İKİ DUDAĞINA TESLİM EDEMEZSİNİZ
Demokrasinin olmadığı yerde adaletten bahsedilmez. Adalet olmazsa barış ve huzur gelmez. Devleti kinle yönetemezsiniz. Liyakat esasına göre, ötekileştirmeden yönetmek zorundasınız. Devleti bir kişinin ik dudağına teslim edemezsiniz.

Egemenlik padişahın, sarayın değildir. "Egemenlik Saray’a hapsedilmek isteniyor. Egemenlik milletindir. "Ben millietim ben ne dersem odur." Sen millet değilsin tek başına bireysin. O kadar!

"YAKALYACAĞIM, ÖLDÜRECEĞİM DERSENİZ..."
Biz düşünen insanların, siyasetçilerin, bilim insanlarının, gazetecilerin görüşleri ne olursa olsun hapse atılmasına karşıyız. En somut örnek, hayatları boyunca CHP lehine tek cümle kurmayan pek çok gazeteciyi bizim dışımızda savunan neredeyse yok. Niçin? Çünkü biz demokrasiyi, düşence özgürlüğünü savunuyoruz.

Demokrasi diyorsanız seçimle gelenlerin seçimle gitmesi gerektiği savunacaksınız. Aksi halde demokrasiyi katledirsiniz. Seçimle gelenlerin gidiş yolu seçim olmalıdır. Seçimle gelenleri yakalayacağımi hapse atacağım susturacağım, öldüreceğim derseniz asla barış getiremezsiniz.

FRENİ KOPMUŞ KAMYON GİBİ...
Elbette terör insanlık suçudur. Terörle mücadelenin akıl ve mantıkla yapılması lazım. Sivrisinekle uğraşmak yerine bataklığı kurutmanız lazım. Musul'a ve Rakka'ya gideceğiz diyorlar. İyi gidin. Ama burnunuzunu dibinde Kandil var. Niye bir şey yapmıyorsunuz. Türkiye iyi yönetilmiyor.

Freni kopmuş kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Bu anlayış uluslararası saygınlığımıza darbe vuran bir anlayıştır. Bu endişe bütün dünyada var. Türikeye nereye gidiyor diyorlar. Türkiye'yi yönetenler Türkiye'yi bir Ortadoğu ülkesine dönüştürmeyi istiyorlar. İzlenen politikalar da bunu gösteriyor.

DİRENME HAKKI VAR
Neden ille de başkanlık diyorlar? Demokrasi ise onun isdediği demokrasi, eğitim, onun istediği gibi olacak, yasalar onun istediği gibi olacak. 21'inci yüzyıldan bahsediyorum. Türkiye'yi 19. yüzyılın karanlığına götürüyorlar. Yasalara hukuka uymak zorundayız. Gereğini yapmak zorundayız ama birileri hukuku çiğnerse kendi hukukunu evrensel hukuk olarak bize dayatırsa o zaman bu halkın doğal olarak direnme hakkı vardır. 15 Temmuz öncesi direnme hakkı dediğimizde hep birden ayağa kalktılar.

ÇILGINLARA ÜLKE TESLİM EDİLMEZ
Bir ülkeyi bir kişinin iki dudağına hapsederseniz örnek Hitler'dir. Çılgınlara ülkeler teslim edilemez, akl-i baliğ olmayana, bilgisi olmayana ülkeler teslim edilemez.

O nedenle güçler ayrılığı vardır. Şimdi deniliyor ki buna ne gerek var, güçler birliğinden söz ediliyor. Bir kişinin iradesi milli irade olsun diyorlar. Bunun alt yapısı başkanlığı hazırlamak içndir. Tehlikeli bir sürecin içine sürükleniyor Türkiye.

Bütün bu olayların altyapısı başkanlığı hazırlamak için düzenleniyor. Türkiye çok tehlikeli bir sürece sürükleniyor. Osmanlı diyorlar, tarihimizi biliyoruz diyorlar. Parlamenter sistem 150 yıldır var zaten. Tarihi de bilmiyorsun. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Saygın bir tarihçiyi değil deli birisini getiriyor bana tarih öğret diye.

SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİTMELİ
Yasama organları, milletvekilleri, AKP'lilere sesleniyorum. Seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğini unutmayın. Siyasette kan davası güdülmez. Geçmişte bunları gördük. Aynı muamele size yapıldığında isyan ederdiniz. Eğer sorgulancaksa ülkeyi silah deposu haline getirenlere "bunlara dokunmmayın" diyenlerin sorgulanması, yakalanması lazım.

TEK BİR KİŞİ DAHİ KALSAK...
İşimiz kolay değil. Ama hiç kimsenin özellikle CHP'li yol arkadaşlarıma sesleniyorum. Kimsenin umutsuzluğa kapılam hakkı yoktur. Hep birlikte omuz omuza, bir kişi dahi kalsak Mustafa Kemal'in yolundan dönmeyeceğiz.

KAVGA NE ZAMAN ÇIKTI
Kavga ne zaman çıktı? 17-25'ten sonra... Aynı menzile yürüyordu bunlar. Sen mi malı götüreceksin, ben mi malı götüreceğim. Kavga bunun üzerine kuruluydu. Halkın en temiz dugularını sömürüyorlardı. Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılma hakkı yoktur. Hep birlikte omuz omuza, 1 kişi bile kalsak Mustafa Kemal'in yolundan dönmeyeceğiz.

Gazetecileri, yazarları, sanatçıları, er ve erbaşları hapse atacaksın. Parantez içinde Adil Öksüz'ü alıp serbest bırakacaksın. Ona neden kelepçe takılmaz? GPS cihazını ona kim vermiştir? O cihazı Türkiye'ye hangi kurum ithal etmiştir. Bunları bilmek bizim hakkımız. Hükümetten tık yok.

DİKTA GELSİN DİYE Mİ ŞEHİT DÜŞTÜLER?
15 Temmuz gecesi 200 şehidimiz Türkiye'ye dikta gelsin diye mi şehit oldu? Yoksa demokrasi için mi şehit oldular. Bunların tamamının sorgulanması lazım. Bunları yapınca başarıyı yakalamış oluruz

Yurttaşlarıma sesleniyorum. Bu ülkenin birlikte yaşamaya, demokrasiye, huzura, düşünce özgürlüğü ortamına ihtiyacı var. Bu ülkenin insanlarının, birbirlerini tanımasa bile insanların birbirine selam vermesine ihtiyacı var. İnsanların, siyasetin dar ve acı kalıplarına sokulmasına değil, özgürce dolaşmalarına ihtiyaç var. Bütün mücadelemiz barış içindir. Bölge için de barışı güvence altına alacağız. Ortadoğu'ya barışa kim getirir? Tek cevabı var CHP.

Tek isteğimiz var: Kendi ülkemizde özgürce insanca yaşamak istiyoruz.

Bu bağlamda belediye başkanlarımız kendi beldelerinde sadece belediye başkanlığını değil demokrasiyi de temsil ediyorlar. AKP'li belediyelerde tek bir işçi bile korkudan şikayet bildiremez. Ama biz şikayetleri dinleriz, kimsenin ekmeğiyle oynayamayız.

BURADA KİMSE SALTANAT KURAMAYACAK
Demokrasi gelsin diyorsanız tek yolu vardır: O yol CHP'nin iktidarıdır. Ben 14 yıl falan da istemiyorum. 4 yılda bu ülkeyi dünyanın saygın ülkelerinden biri yapacağız. 4 yılda tam demokrasi ve barışı getiririz. 4 yılda burada kimse saltanatı kuramayacak. Gazeteciler devletten beslenmeyecek. Bunu da havuz medyası için söylüyorum. Kamu bankasına telefn edip bana 1 milyon gönder işçinin parasını ödeyeceğim diyemeyecek.

Bu ülkeye huzuru getirmek bizim boynumuzun borcu olacaktır.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×