Kılıçdaroğlu: Teklifi geri çeksinler
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bodrum'da halka seslendi.
Kılıçdaroğlu, İskele Meydanı'nda gerçekleşen mitingde hükümete sert sözlerle yüklendi. 
Sabah saatlerinde The Marmara Otel'de gerçekleştirilen "Türkiye'deki ormancılık politikalarının toplumsal yansımaları, orman köylüleri ve kentler üzerindeki etkileri" konulu çalıştaya katılan Kılıçdaroğlu, ardından Bodrum Belediyesi'ni ziyaret etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, Belediye ziyaretinin ardından çarşıdan yürüyerek İskele Meydanı'na ulaştı. Mitinge, DİSK üyeleri ile Bodrum'daki birçok sivil toplum örgütü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Ellerinde Türk ve CHP bayrakları taşıyan miting alanındakiler sık sık 'Halkın Umudu Kılıçdaroğlu' sloganları attı. Polis ekiplerinin ise meydan ve çevresinde herhangi bir olumsuz durumun yaşanmaması adına geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü. 
CHP otobüsünün üzerinde belediye başkanları, bazı milletvekilleri, il ve ilçe başkanları ile halka seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete sert sözlerle yüklendi. 
Kılıçdaroğlu, "Gazeteciler görevlerini yeteri kadar yerine getiremiyorsa o ülkede demokrasi yok demektir. Çünkü gazetecinin görüşünü beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, sizi över veya yerer. Ama o kalemini özgürce kullanabilmeli. Ona bu imkanı sağlayabilmeliyiz." dedi. 
"Size burada anlattıklarımı gidip her ortamda anlatın" diyen Kılıçdaroğlu, "Kahveye mi gidiyorsunuz, orada anlatın, tarlaya mı gidiyorsunuz, orada anlatın, lokantaya mı gidiyorsunuz orada anlatın." ifadelerini kullandı. 
Tüm CHP'li belediyelerde asgari ücretin bin 500 TL olduğunu sözlerine ekleyen Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti: 
"Biz meydanlarda söz verdik. Verdiğimiz sözün de arkasında durduk, gereğini yaptık, bütün CHP'li belediyelerde ister taşeron işçisi olsun, ister olmasın asgari ücret en az bin 500 TL. Şimdi bin 404 yaptılar. Onlardan ben bir şey istiyorum; bin 404 lira ile bir ay geçinsiler. Üstelik onlar dolmuşa binmiyorlar, taksiyle gidiyorlar. Evlerine ekmek alsınlar, kira ödesinler. Bakalım bu bin 404 lira ile insanlar nasıl geçiniyorlar. Gelir dağılımını dengelemediniz sürece, ürettiğimizi hakça bölüşmediğimiz sürece, Türkiye'yi aydınlığa kavuşturamayız." 
Türkiye'yi yönetemiyorlar
"Her gün şehit haberleri geliyor. PKK terör örgütü 30-35 yıldır var. Bitireceğiz diye oturdular masaya. Bu yol yanlıştır dedik, bu yolla siz terörü önleyemezsiniz, engelleyemezsiniz dedik. Ama Oslo'da masaya oturdular, İmralı'da masaya oturdular, Habur'da masaya oturdular. Gittiler oturdular, pazarlık yaptılar. Meşru bir organı, yani Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini bir terör örgütüyle muhatap ettiler. Bir Türkiye Cumhuriyeti Hükümümeti bir terör örgütüyle masaya oturamaz, oturmamalı. Ama oturdular. Şimdi başlarına belayı aldılar. Şimdi kimi suçluyorlar, CHP'yi suçluyorlar. Niye suçluyorlar, sanıyorlar ki 14 yıldır ülkeyi CHP yönetiyor. Ülke yönettiklerinden bile haberleri yok. Onun için diyorum bunlar Türkiye'yi yönetemiyorlar." 
Esad'ın elini öpmeye gidecekler
"Dedik ki şu Suriye'ye girmeyin, komşuların içi işlerine müdahale etmeyin. Sana ne Esad'tan. Efendim Suriye'de demokrasi yokmuş. Sen önce kendi ülkene bak, senin ülkende demokrasi var mı? Yok. Sen önce demokrasini sağla ki, örnek ol. Sadece Ortadoğu'ya değil, Dünya'ya örnek ol. Efendim biz Suriye'ye gireceğiz. Buyur gir bakayım. Arkasından, Efendim biz Emevi Camii'nde namaz kılacağız. Esad zaten iki bastonla geziyor, yakında Esad bitmiş olacak, Suriye özgürlüğüne kavuşacak. Ne oldu? Şimdi paşa paşa gittiler, Esad'ın elini öpmeye gidecekler yakında göreceksiniz. Paşa paşa gittiler Rusya'ya Moskova'ya anlaşma imzaladılar. Kim? Rusya, Türkiye ve İran. El Nusra terör örgütüdür dediler, IŞİD terör örgütüdür dediler. Peki El Nusra'ya terör örgütü diyorlar mıydı düne kadar? Asla demiyorlardı, böyle bir şey akıllarından bile geçmiyordu. Peki PYD niye terör örgütü değil, onu niye sözleşmeye koymadılar. Rusya istemedi diye. Yani ne yaptılar, Rusya'nın her dediğinin altına bastılar imzayı. Şimdi kalkmışlar diyorlar ki; efendim biz Ortadoğu'ya nizam veriyoruz, Dünya'ya nizam veriyoruz. Biz oyun kurucuyuz. Bir baktık, oyun kurucu falan değil bunlar Ortadoğu'nun oyuncağı oldular. Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak bundan rahatsızlık duyuyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası adına bir rahatsızlık duyuyorum. Bir dönem Ortadoğu'ya örnek olan, Ortadoğu halklarının "biz de keşke Türkiye gibi yaşasak, Türkiye gibi olsak" diye imrendikleri bir ülke konumundan çıktık. Farklı bir konuma geldik. O nedenle bundan rahatsızlık duyuyorum. Hepimizin hep birlikte rahatsızlık duyması lazım. Hepimizin hep birlikte mücadele etmesi lazım." 
15 temmuz darbe girişiminden sizin önceden haberiniz var mıydı
"Bu FETÖ denen adamları ordunun içine kim yerleştirdi, üniversitelere kim yerleştirdi, siyasete kim yerleştirdi. Biz bunların hepsini öğrenmek istiyoruz. Bunlar ortaya çıkmadan bu olay bütünüyle aydınlanamaz. 15 temmuz darbe girişimi oldu, hep beraber karşı çıktık. Bütün milletvekilleri karşı çıktı. Parlamentoda bir soru sordum; 15 temmuz darbe girişiminden sizin önceden haberiniz var mıydı? Bu sorunun cevabını şu ana kadar almış değiliz. Ama hiç endişeniz olmasın, adım adım takip edeceğiz." 
Anayasa teklifini geri çeksinler
"Anayasa görüşmelerini sonlandırsınlar ve Anayasa teklifini geri çeksinler. Türkiye'yi bu ayıptan kurtarsınlar. Hele hele anayasa metninin dahi görmeden boş kağıda imza atmak gibi bir ayıptan TBMM'yi kurtarsınlar. Bunu yaptıkları takdirde, onlara saygı duyacağız. Bunları yaptıkları takdirde, parlamento saygınlık kazanacaktır. Milletvekilleri saygınlık kazanacaktır. Demokrasiyi ve TBMM meclisini sonlandıran değil, demokrasi ve cumhuriyeti taçlandıran bir düşünceyi egemen kıldığımız zaman Türkiye görkemli bir ülke olacaktır" 
Türkiye'de  rejimi değiştirmek istiyorlar
"Parlamentoyu işlemez hale getirmek istiyorlar. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tek parti döneminde, Gazi Mustafa Kemal hayattayken anayasa gündeme gelir. Anayasada bir hüküm vardır. TBMM'yi fesh etme yetkisini Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e vermek isterler. Genç milletvekilleri kürsüye çıkarlar; derler ki: Bu parlamento milli Kurtuluş savaşını yöneten meclistir, bu meclis milletin meclisidir, bu meclis gazi meclistir, Gazi Mustafa Kemal başımızın üstene ama ama meclis kendi yetkisini devretmez demiştir. 127 oyla reddedilmiştir. Şimdi Gazi Mustafa Kemal'e verilmeyen bir yetkiyi, bir diktatöre vereceğiz olur mu?"

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×