Bu Makale
638 Tekil
Görüntülendi.
DARBEDEN, OHAL’DEN DEMOKRASİYE GERÇEKLERİ BİLMEKLE BAŞLAYAN YOL
Dün 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yıl dönümüydü. 

15 Temmuz’un ilk yıldönümünde darbe girişimine karşı koyarken canını vermiş bütün vatan evlatlarını rahmetle, gazilerimizi saygıyla, minnetle anıyorum.
Bu vesileyle, Türkiye Cumhuriyeti’ni var etmek için canını ortaya koymuş, yaşatmak için her fedakarlığı yapmış bütün şehit ve gazilerimizi şükranla anıyor, hepsinin yaşayan yakınlarına sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 

15-16 Temmuz’da 249 şehit ve binlerce insanın yaralanması, sakat kalması ile çok önemli bir bilgiye eriştik: Bu ülkede artık askeri darbe olmaz, olamaz. 

Çünkü darbe yapmak isteyen her kimse onlar dışındaki hepimiz, darbelere karşıyız. 

Evet, ağır bir bedelle öğrendik ve şimdi biliyoruz: Bu güzelim ülkede, bizzat darbeciler dışında, askeri darbelere evet diyecek bir Allah’ın kulu yok. 

Hepimiz hemfikiriz: Darbe girişiminden sorumlu olan FETÖ diye adlandırılan bir örgütlenme. 

Hemfikiriz de, darbe sonrası yapılanların, alınan önlemlerin ne kadarı FETÖ’yle mücadeleyle alakalı? 

Toplumun en az yarısı biliyor ki, bir rejim değişikliği sürecindeyiz. 

Ve bu süreç, darbe girişimiyle başladı, OHAL ilanıyla sağlama alındı ve Anayasa değişikliği referandumu ile bir başka boyuta taşındı. 

Bu süreçte yaşadıklarımız, otoriterleşme, kuvvetler ayrılığının fiilen ortadan kalkması, bütün mekanizmaların tek adama bağlanması, Meclis’in itibarının, işlevinin zayıflatılması...
Değil mi? 

Yaşadıklarımızın özeti bu. Açmak istesek, onlarca örnekle açarız. 

Mesela otoriterleşme. OHAL habire uzatılıyorsa... Devlet Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetiliyorsa...
Bir yılda, AKP-MHP koalisyonunca kabulü dakika sürmeyecekken OHAL KHK’lerinden sadece 3’ü Meclis’ten geçmiş ise...
Pek çok demokratik gösteri OHAL nedeniyle engelleniyor, İzmir’de bile yürüyüşlere izin verilmiyorsa...
Tutuklu gazeteci sayısı 170’i bulmuşsa...
Açlık grevi yapan iki insan, iki aydır cezaevinde tutuluyorsa...
Suçlananlar 12 Eylül askeri darbesinden sonraki gibi davaları açılsın diye aylardır beklemekteyse...
Savcılar hazırladıkları iddianameleri Adalet Bakanlığı’na onaylatmadan açıklayamıyorsa...
Dosyalarında herhangi bir delil olmasa da pek çok insanın tutukluluğu devam ediyorsa...
Bir yıldır, kamu görevinden atılanların başvurabileceği hiçbir hukuk mercii oluşturulmamışsa...
Yayın yasakları acayiplik düzeyinde yaygınlaşmışsa...
İnsan hakları savunucuları bir eğitim toplantısı basılarak gözaltına alınıp 11 gündür göz altında tutuluyorsa...
Cumhurbaşkanı parti genel başkanı da olmuş, habire muhalefeti suçluyor, aşağılıyorsa...
Medya fikir ve haber alma özgürlüğünün dışındaysa... 

Bu liste daha çok uzayabilir, ama gerekmez. 

Şimdi hepimize gereken, darbe girişiminin arka planı hakkında somut, açık, net bilgi sahibi olmak.
Hepimiz darbeye gelene kadar neler oldu bitti?
Darbe öncesi ve gecesi neler oldu, neler yaşandı? Bilmek istiyoruz. 

Darbe Komisyonu bu talebe cevap olamadı.
Tersine, MİT Başkanı ile Genel Kurmay Başkanı’nın Komisyonu’na bilgi vermesine bile izin verilmedi.
Rapor saygın, inandırıcı, ikna edici olamadı. 

Gerçekleri bilmek istiyoruz. 

İstiyoruz; çünkü binlerce, yüzbinlerce gözaltı, tutuklanma, atılma, tutulma varsa, bu örgüt nasıl bu kadar büyüdü, bilmek istiyoruz. 

İstiyoruz; çünkü darbe girişiminin 17 milyar dolarlık bir maliyeti varsa, bu maliyete neden katlandığımızı bilmek istiyoruz. 

İstiyoruz; çünkü bizi bugüne getiren siyasi kararların hesabını sorabilmek, faturasını kesebilmek için bilmek istiyoruz. 

Öğreneceklerimiz herhalde darbeye kalkışanları temize çıkarmayacaktır. 

Öğreneceklerimizle gerçekleri görecek, gerçekler üzerinden konuşma imkanına kavuşacağız. 

Gerçekler, ne uçan F-16’ları, ne yürüyen 15 tankı, ne onlara emir verenleri kurtarır. 

Sadece darbeye sığınarak kendini perdeleyenler olup olmadığı netleşir. 

Dahası, darbe girişimine sığınarak hukuktan, insanlıktan vazgeçmeye doğru ilerleyen yaşamakta olduğumuz süreci durdurur. Direksiyonu demokrasiden yana kırma imkanı doğar. 

15 Temmuz’un birinci yıldönümünde, hala darbe girişiminin içindeymiş gibi yaşamaya devam ediyoruz. 

Oysa biz sıradan insanlar, ne darbecileri besledik, ne darbeyle alakamız var. 

Bizim normal bir ülkede, hukuk devletinden ve demokrasiden kaynaklanan huzur ve güven içinde yaşamak hakkımıza ne zaman sıra gelecek?

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×