Bu Makale
1993 Tekil
Görüntülendi.
DEĞİŞİMDEN KORKUYOR MUYUZ?

DEĞİŞİMDEN KORKUYOR MUYUZ?

 

Matrix film serisini bilmeyen yoktur.

İlk filmin son sahnesinde Neo telefon kulübesinden şöyle bir mesaj veriyordu...

"Orada olduğunuzu biliyorum.

Artık sizi hissedebiliyorum.

Korktuğunuzu biliyorum.

Bizden korkuyorsunuz.

Değişimden.

Geleceği bilmiyorum.

Buraya size bunların nasıl biteceğini söylemeye gelmedim.

Buraya size nasıl başlayacağını söylemeye geldim.

Bu telefonu kapatacağım.

Ve o insanlara görmelerini istemediğiniz şeyleri göstereceğim.

Onlara, sizin olmadığınız bir dünya göstereceğim.

Kuralları ya da yöneticileri olmayan, sınır ya da engel tanımayan bir dünya.

Öyle bir dünya ki, orda her şey mümkün.

Bundan sonra neler olacağı ise size bıraktığım bir seçim..."

Bu mesajda dikkatimi en çok çeken tümce şuydu:

"Kuralları ya da yöneticileri olmayan, sınır ya da engel tanımayan bir dünya"

Böyle bir dünya mümkün mü?

Yöneticilerin olmadığı, insanların kendilerini yönettiği özgür bir dünya hayal edilebilir mi?

**

Var oluştan itibaren ilk yönetme ve yönetilme gereksinimi ne zaman ortaya çıktı?

Dünya tarihini yeterince bilmediğimiz kesin.

Elimizdeki verilerle yaklaşık on bin yıllık tarihsel bilgiye ulaşabiliyoruz.

Daha öncesiyle alakalı (Mu, Atlantis vb) pozitif kanıtlar yok ya da var olanlar bilim çevrelerinde kabul görmedi henüz...

Klan oluşumu, klanları yönetecek kişinin belirlenmesi hangi koşulda ortaya çıktı, pek bilinmiyor.

Yazılı tarihe göre ilk devletler Mezopotamya'da kuruluyor...

Sümer, Asur, Babil, Akat, Enam gibi devletler bölgede hüküm sürüyor.

Babil hükümdarı Hamurabi insanları yönetmek adına bilinen ilk yasaları uyguluyor...

Yine Mısır'da firavun yönetiminde dönemin en güçlü devleti var.

Ardından imparatorluklar dönemi başlıyor.

Sürekli genişlemek, topraklarını büyütmek isteyen imparatorlar, bitmek bilmeyen savaşlarla milyonlarca insanın ölümüne karar veren konumdalar...

Milattan sonraki dönemlerde ise savaşların en önemli sebebi din oluyor.

Bir kaç kişinin kararı milyonlarca insanın hayatına mal oluyor...

Hüküm veren küçük bir kesim, tarih boyunca insanlığın büyük bölümünü emirlere itaat eden köle pozisyonuna getiriyor adeta...

Gerçek şu ki, yönetici pozisyonunda olan az sayıdaki insan refah içinde yaşarken yönetilenler çoğunlukla kıt kanaat geçinmek durumunda kalıyorlar...

**

Peki günümüzde durum farklı mı?

Değil.

Hatta tarihte hiç olmadığı kadar kötü.

Yaklaşık son 200 yıldır küresel bankerler tarafından sömürülen, köleleştirilen bir dünya söz konusu...

Ustaca uygulanan bankacılık yöntemleriyle borçlandırılan devletler, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla (IMF, Dünya Bankası vb) yönetiliyor...

Seçilen ya da seçtirilen ülke yöneticileri söylenenleri isteyerek veya zorla uygulayıcı pozisyonunda kalıyor...

Misal...

Bir bakıyorsunuz merkez bankası faizleri düşürüyor. Ülkeye giren büyük fonlar bu kararla kaçıyor. Döviz yükseliyor.

Sonra tekrar faizler yükseltiliyor.

Döviz düşüyor.

Yöneticiler (!) kendi kararlarını veremiyor malesef...

Birkaç ülke hariç (İran, Kuzey Kore ) tüm dünya merkez bankaları özerk. Kendi ülkesine ait değil. 

Bu nedenle neredeyse bütün ülkeler borçlu.

Dünyanın en gelişmiş ülkesi kabul edilen ABD en borçlu devletlerin başında geliyor. 

Borcu da FED denilen (Federal Rezerv Bankası) merkez bankasına...

Adının federal olmasına bakmayın. Uluslararası bankerlere ait bir bankadır.

Sayılarla anlatmak gerekirse...

Bugün Dünya satılsa yaklaşık 360 trilyon dolar ediyor.

Başka bir deyişle...

Maddi değeri olan her ne varsa satılsa 360 trilyon dolar değerinde...

Finansal sistemde var olan para ise 1.2 katrilyon dolar!

Yani...

Dünyadaki her şeyi satsak borcun ancak üçte birini karşılayabiliyoruz...

Bu durumda başka bir soru sormak gerek...

Bu borcun alacaklısı kim veya kimler?

Bildiniz...

Merkez bankaları...

Daha doğrusu merkez bankalarının sahipleri...

Başka bir konu...

Bir yılda bütün dünyanın ürettiği mal ve hizmetlerin toplam karşılığı yaklaşık 142 trilyon dolar.

Dünyada var olan kağıt ve madeni para ise sadece 6.66 trilyon dolar...

İlginç değil mi?

Elle tutulabilen para, "var olarak gösterilen" paranın yaklaşık %3'ü...

Peki geri kalan para nerede?

Kaydi para denilen hisse senetlerinin miktarı 89.5 trilyon dolar...

Kalan miktar yani 1 katrilyon dolar üzerindeki miktar ise "türev" denilen kontratlardır. 

Dijital sistemde yoktan var edilen, "varmış gibi kabul edilen" paradır...

**

Dünyanın yeni imparatorları bu küresel bankerlerdir.

Bankacılık sistemiyle insanlığı köleleştirmişlerdir...

Sanal para sistemine tutsak edilen milyarlarca insan şimdi kritik eşiktedir.

Bu küresel bankerler kendi kurdukları sistemin çökeceğini anladılar ve sistemi kendileri bitirmek istiyorlar.

Haziran ayındaki "great recet" ile yeni dijital para sistemine geçiş yapmayı planlıyorlar.

Özel mülkiyetin olmadığı küresel sosyalizm sistemini yerleştirmek istiyorlar. 

Tabi anladığımız manada sosyalizm değil. 

Şirketlerin kontrolünde sosyalizm...

İnsanlar üzerinde tam bir kontrol sağlamayı amaçlıyorlar.

** 

Başa dönersek...

Matrix'ten çıkacak mıyız?

Yoksa bu sanal dünyada yönetilmeye devam mı edeceğiz.

Bundan sonra neler olacağı bizim seçimlerimize bağlı...

Değişimden korkuyor muyuz?

 

 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×