GELİN BU SAYIMLARDA VARLIĞIMIZI VE AĞIRLIĞIMIZI GÖSTERELİM

Üsküp - K.Makedonya/Remzi CANOVA


Türk Nedir? Türkler Kimdir? Türklük Nedir? "Türk milleti; soy, dil, kültür, ülkü, vatan, tarih ve din unsuru ve birliği ile birbirine bağlı bir cemiyettir. Türk milletinin bazı fertleri bu unsurların tamamıyla bazıları bir kaç tanesi ile Türk Milleti'ne mensup olabilir. Farklı milletlerin oluşumları kısaca incelenmiş ve her milletin farklı oluşum süreçlerinden geçtiği tespit edilip, Türk milletini oluşturan unsurlar irdelenerek “Türk nedir? Türk kimdir? Türklük nedir?” soruları yanıtlanmıştır. Türklüğün bilimsel bir tarifinin sistematik bir şekilde ortaya konulduğu makale sosyolojik ve gerçekçi bir Türk tanımı olması bakımından elbette önemlidir. Türk olmak esasında dürüst insan olmak demektir. Mert olmak demektir. Nezaket ehli olmak demektir. Merhametli olmak demektir. Düşene de bir tekme sen vurmak yerine; düşeni elinden tutup kaldırmak demektir. Kendi düştüğünde ise pes etmemek yeniden ayaklarının üstüne dimdik basabilme azmi ve kararlılığı demektir. Türk kendini kimseden üstün görmeden yaratılanı yaratandan ötürü sevmek demektir.

Türklük kimseye el açmadan dostunun yüz karası, düşmanının maskarası olmadan alnının teriyle çalışan tembel olmayan demektir. Türklerin ülkesi göklerde ay yıldızdan, yerde şehitlerin al kanından damla damla kandan oluşan al renkli bayrağın dalgalandığı, her nerede bir soydaşımız varsa orası demektir. Türkler tarihini unutursa hiç olur unutmazsa da hiç kimseye ram olmaz. Tarihinde kurduğu devletler, yetiştirdiği büyük komutanlar ve devlet adamlarıyla ne kadar övünse yeridir. Türk insanının bu vasfı bugün de devam etmektedir. Bizler bir oldukça var oluruz…

Şimdi gelin bugüne ve biz Makedonya’da yaşayan Türklerin durumuna bakalım. Balkanlarda ve daha somut olarak bugün yaşadığımız Makedonya’da Türklerin 500 yıllı aşkın bir mazisi var. Ne yazık ki bugün bir avuç kalmış soydaşımız, bazı temel haklarını bile gerçekleştirmekten aciz kalmış bir toplum görüntüsünü vermektedir. Ebetteki bu durumun böyle olması 13 ağustos 2001 yılında Makedonlar ile Arnavut temsilcileri arasında meydana gelen çatışmalar sonucunda imzalanan “OHRİ ÇERÇEVE ANLAŞMASININ” çok ciddi ve önemli payı vardır. Bu anlaşma, Makedonya’da nüfus sayısı bakımında çoğunluk olmayan etnik toplulukların da bir bakıma kaderini biçmiştir.

“Ohri Çerçeve Anlaşması” ne yazık ki, bu anlaşmanın imzalanmasından sonra Makedonya’daki Türk partileri de formalite icabı bir toplantıya çağrılmış (vurguluyorum, anlaşma imzalandıktan sonra) ve görüşleri alınmıştır. Ozaman Türk partilerinin birinin Başkanına toplantıya gitmeden önce bu anlaşmayla Makedonya’nın binasional (iki etnisiteli) bir devlete yol açılacağını söylemiş, hatta Makedon medyasında da köşe yazısı olarak yazmış, yayınlatmış (uyarmış), anlaşmanın sadece ülkede barış getiren boyutunu (Makedon-Arnavut çatışması nedeniyle) desteklediğimiz şeklindeki görüşü temsil etmesini telkin etmiş biriyim. Nitekim, bugün Makedonya resmen iki etnisiteli bir devlet pozisyonuna gelmiştir. Yani anlayacağınız “sofrada” Makedonlar ile Arnavutlar ziyafet çekerken biz Türkler, çoğunluk olmayan bir toplum olarak, aynı durumda olan diğer etnik topluluklarıyla birlikte “sofradan” kalanlarla tatmin olmak zorunda kalmışız ne yazık. Çünkü bahsettiğim bu Çerçeve Anlaşmasıyla etnik topluluklarının hakları ve devlette temsil edilmeleri, ne yazık ve üzücüdür ki, rakamlara bağlanmıştır. Yani anlayacağınız, ülkedeki bütün etnik topluluklar nüfusuna göre devlette temsil edilmektedirler. İroni daha da büyük olsun diye, buna da “Hakça Temsil” adı verildi. Öyleki her şey O etnik topluluğun sayısına bağlı. Mesela bir belediyede toplam nüfusun % 20’sini oluşturan etnik topluluğu o Belediyeye söz sahibi olmaktadır. Yani eğer bir belediyede mesela Arnavut nüfusunun sayısı toplam nüfusun yüzde % 20’sini teşkil ediyorsa, o belediye de çoğunlukta olan Makedonlar yanısıra Arnavutların da Makedonlarla eşit bir durumda olmalarını sağlamaktadır. Dolayısıyla resmi dil olan Makedonca yanısıra Arnavutça dili de ikinci resmi dil olarak geçerli oluyor. Belediyede Makedon bayrağı yanısıra Arnavut bayrağını da protokolde resmi olarak kullanabiliyor demektir.

Gelgelelim Makedonya’daki Türk nüfusu sayısı daha az olduğu için, asla Makedon ve Arnavutların pozisyonuna gelememektedir. İlk başta, Makedonya’da, Türk nüfusunun belediyedeki toplam nüfusu sayısının % 2o’sine ulaştığı için iki belediye kazanılmıştı. Ancak yıllar içinde Türk partilerinin vurdum duymazlığı yüzünden olduğu gibi, bu iki belediyeden birinin Başkanı, bir Arnavut Partisi tarafından o partinin milletvekili listesine girerek Parlamentoya girmiş ve belediye resmen Türk Belediyesi statüsünü kaybetmiştir. Öyleki kala kala bir belediyeye kaldık.

Makedonya’daki Türk toplumunu nüfusunun sayısı ile maalesef manipülasyonlar da yapılmıyor değil. Bu manipülasyonlar elbetteki Makedon ve Arnavutlar tarafından yapılmaktadır. Bugün özellikle Batı Makedonya’da Türk olarak bildiğimiz insanların şu veya bu nedenle (elbetteki baskılar nedeniyle de) sayımlarda kendilerini Türk olarak ifade edecek yerde, nasılsa Arnavut olarak iş bulmam daha kolay olur diye, özellikle Batı Makedonya’da, Arnavut olarak kayıtlanarak, toplam Türk nüfusunun azalmasına yol açmaktadırlar, ne yazık.

Kaldı ki, ülkede sayım yapacak olan komisyonların oluşturulmasında da maalesef ağırlığımızı ortaya koyamıyoruz. İşte eylül ayında başlayacak olan nüfus sayımı komisyonlarında Türk kadrolarının sayısı hala meçhul. Türk partilerimiz bu konuda komisyonlara birçok Türk kadrosunu dahil etmiş olduklarını duyurmalarına rağmen, bu komisyonlarda da “hakça temsil” oranı saygılanmış mıdır ? sorusu açıkta kalmaktadır. Kaldı ki işin en önemli tarafı, komisyon çalışmalarını bitirdikten sonra, esas manipülasyonlar Makedonya’nın Devlet İstatistik Kurumunda başlamaktadır. Örneğin bugün DİK’da istihdam edilmiş kaç Türk var acaba bunu bilen var mı? Hiç sanmıyorum. İşin en önemli tarafı bu işte. Çünkü sayım memurlarının topladıkları bilgilerin tasnifi bu “mutfakta” yapılmaktadır. Naçizane yıllar önce bu kurum tarafından dışardan geçici bir kadro olarak bu tasnif işlerinin nasıl yaptığına bizati tanık oldum. Esas manipülasyonların burada yapıldığını gözümle gördüm.

O yüzden önümüzdeki ay içinde yapılacak olan sayımlarda soydaşalarımıza büyük ve çok ciddi görevler düşmektedir. Bir yandan kendine Türk deyen her soydaşımız behemal sayımlara katılmalı (kayıtlarını yaptırmalı),diğer akraba, komşu, dost ve tanıdıklarına da, kafa tasçılık yapmadan, damarlarında akan kanı sorgulamak gibi bir lükse düşmeden, sayımlara katılmalarını ve Türk olarak yazılmaları için, telkinde bulunmaları çok önemli olacaktır. Elbetteki Türk partileri, MATÜSİTEB gibi diğer STK’larımıza da büyük görevler düşmektedir. Nitekim bunlar her şeye rağmen epey bir süredir ciddi bir kampanya yürütüyorlar, bunu da tebrik etmek gerekir. Ama sade bununla yetinmeyelim. Her soydaşımız, bu sayımdan elde edilecek rakamların biz Türkler için çok önemli olacağını asla ve asla unutmamaları gerekir. Herkesi sayılmaya teşvik etmeleri gerekir.

Gelin bu sayımlarda gerçek sayımızı gösterelim ve arttıralım. Soydaşlarımıza daha yoğun bir istihdam sağlama şansımız, devlet kurumlarında adil bir şekilde temsil edilmesini istiyorsak, ozaman sayılmayı asla ama asla ihmal etmemeli ve başkalarını da buna hatırlatmaları gerekir diye düşünüyorum. Çünkü futbol maçlarında veya diğer spor müsabakalarında ve Facebooklara, Türk bayrağı sallamakla ve Türkiye’deki tribünlere oynamakla iş bitmiyor. Gelin bu bayrağımızı daha yükseklere çıkaralım. Bunu ise, bu sayımlarda nüfus sayımızı arttırmakla gerçekleştirmiş olacağız.

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×