İSLAM BİRLİĞİ BAŞKANI'NDAN TÜRK BAYRAĞINA SAYGISIZLIK

Üsküp/K.Makedonya- Remzi Canova

Değerli dostlar, bilindiği üzere din, feodal toplumları yani tarım toplumlarını bir arada tutan temel ideolojidir. Bu nedenle feodal kalıntılar taşıyan toplumlardaki din-devlet ilişkileri ile feodal kalıntılarını tasfiye etmiş toplumlardaki din-devlet ilişkilerinin aynı olması beklenmez. Laiklik düşüncesinin doğduğu yer olarak kabul edilen Fransa, 1789-1905 yılları arasında uyguladığı laiklik politikası sonucunda toplumunu sekülerleştirmiştir. Bu süreç sonunda kilisenin yani dinin, devlet yönetimi üzerinde herhangi bir etkisi kalmamıştır.

Ne hikmettir ki, Laiklik ve Sekülerlik kavramları arasındaki farkı herkes bilmez. Bu iki kavram her ne kadar aynı görünseler de, aslında iki farklı kavramdır. Laiklik ve Sekülerizm farkı için en başta şunu söylemek lazım: Laiklik kavramı devlete, Sekülerlik kavramı ise topluma ve bireye ilişkin bir kavramdır. Bu bağlamda laiklik bir devlet politikası iken, sekülerlik ise toplumun ya da bireyin bir niteliği veya özelliğidir. Birinci tip ülkelerde dinin denetim altında tutulması ve devlet yönetimine etkisinin en aza indirilmesi esastır. Bu durum “laikleştirme politikası” olarak bilinir.

İkinci tip ülkelerde ise devletin laiklik politikası izlemesine gerek yoktur, çünkü bu devletlerde, devletin dinsel ilkelere göre yönetilmesini savunacak feodal kalıntılar hali hazırda çoktan tasfiye edilmişlerdir. Diğer bir ifadeyle bu toplumlar artık “sekülerleşmişlerdir”.

Peki bütün bunlardan neden söz ettim. Çok basit : Yaşadığımız Kuzey Makeddonya Cumhuriyeti’nin bu husustaki pozisyonunu, henüz çözememiştir garibanınız. Yugoslavya döneminde iş kolaydı. Yugoslavya’da dönemin Sosyalist sistemi laiklikle eş değer bir kavramdı. Dolayısıyla toplumu da hiç değilse, formal açıdan seküler bir toplum olarak kabul edilirdi. Ancak Yugoslavya’nın parçalanmasıyla ve sistem değişikliği ile birlikte bu kavramlar altüst olmuş, bir boşluk içine düştük algısını hissetmekteyiz. Bir yandan resmi politika din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olduğunu iddia ederken, genelde devletten aldığı maddi destekle yaşan Diyanet Başkanlığı (veya Makedonya çok etnikli, çok kültürlü ve çok dinli bir ülke olduğu için, bir diyanet Başkanlığı (dini birlik) değil, birkaç adet var. Ne var ki, ülkede iki en büyük dini birlik mevcuttur. Biri Makedon Ortodoks Kilisesi, diğeri de Makedonya İslam Birliği'dir. Bu kurumların özüne bakarsanız, her biri, resmen devlet içinde devlet statüsündedirler. Ancak insan kendi kendine sormadan yapamıyor. Bu dini birliklerin veya diyanetin ( Diyanet manevi terminolojide dine bağlılık, maneviyat veya her ikisinin bir karışımını içerebilen davranış biçimidir) rolü, işlevi nedir ? Hiç kimse bu soruya doğru dürüst bir yanıt verecek durumda değildir. Çünkü diyanetin (dini birliklerinin) söylemi ile icraatı birbirini tutmuyor. Bu dini birliklerin (diyanetin) başında bulunanlar, tabiri caiz ise devlet Başkanından bile daha güçlü bir pozisyondalar. Yani anlayacağınız kestiği kesti, astığı astıkdır. Bunun lamı cimi yok. İşler böyle.



Bakın mesela Makedonya İslam Birliği Başkanının resmi ofisinde, İslamiyet'i temsil eden, yeşil ve beyaz hilalli bayrak, yetmiyor. İslam Birliği Başkanının ofisinde, ayrıca bu bayrakın yanısıra, Arnavut, Türk ve Makedon bayrakları de durur. Hatta bundan önceki Başkan, odasından Amerikan Bayrağını (?) da asla eksik etmezdi. Bu göreve yeni seçilmiş olan Arnavut asıllı Şakir Fetahu,geçen günlerde kendi ofisinde Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri, Suudi Arabistan’lı Şeyh Muhammed bin Abdulkarim Al-Issa,’yı ağırladı . Ne gariptir ki, göreve geldiğinden bu yana odasında diğer bayraklarla birlikte protokolde Türk bayrağı bulunmasına rağmen, Şeyh Muhammed bin Abdulkarim Al-Issa ile yaptığı görüşmesinde Türk bayrağı ortadan kaldırılmıştır. Yani anlayacağınız şanlı Türk Bayrağına hakaret edilmiştir. Gerçek nedenini anlamak mümkün değildir. Resmen, bu zatın keyfi bir hareketi söz konusu.



Makedonya İslam Birliği, her defasında, ülkedeki bütün İslam mabetlerini, onarmak, korumak amacıyla Suudi Arabistan’a değil, Türkiye kapısını çalmaktadır. Ama gel gelelim bir Şeyh müsveddesinin arzusuna uyarak, temsil ettiğini iddia eden İslam dinine ,Türkler sayesinde kavuşmuş olan bu zat Diyaneti (İslam Birliği kurumunu) babasının malı olarak algıladığını ve bu ülkedeki Türklerin yarasına tuz atmıştır. Hem de umurunda değil.

Evet, bu olayın ardından Facebook’taki bizim Türk ve Müslüman “kalemşörler” hemen salvo ateşi başlatmış, bu herifi lanetlemiştir. İyi de, herifin bundan haberi yok.

 

Bu arada, Fetahu’nun (İslam Birliği Başkanı demeye dilim varmıyor) Makedonya Devletinin eski istihbaratının bir muhbiri olduğunu da hatırlatmak gerekir. Bunu ben demiyorum. Kendi Arnavut halkı, bu göreve seçilir seçilmez, belgeleriyle medya üzerinden teşhir etmiştir.

Tamam hoş güzel de ne yapılmalı ?

 

Ne mi yapılmalı ? efendim, daha önce de birçok fırsatta belirttiğim gibi, en az 2-3 bin kişi bir araya gelerek, Makedonya İslam Birliği önüne toplanarak, kırmadan dökmeden, bu heriften, ofisinden Türk bayrağını neden çektiğini, bunun hesabını vermeden, oradan ayrılmamak gerekir. Dahası, bundan böyle bu kurumda Türkler adına konuşmasını yasaklamak lazım. Yani bu Zat'a, bundan böyle Türkleri temsil edemeyeceğini bildirmek gerekir.

Zira, bu kurum çoktandır Makedonya İslam Birliğinden çıkmış, uzun bir süredir, ı İslam Birliği değil, Arnavut Birliği’ne dönüşmüş bir kurumudur. O nedenle bundan böyle Türkler ve diğer Arnavut olmayan Müslümanların, hakları ve sorunlarını dile getiremeyeceğini, ayan beyan bu herife bildirmek gerekir. Bunun yerine, bu ülkedeki Arnavutlar dışındaki Müslümanların, hakiki, gerçek ve siyasetle değil, ulvi işlerle, manevi işlerle uğraşacak, ayrı bir kurum kurmaları gerektiğine inanıyorum. Bilmem ne dersiniz ? Bunu kim organize etmelidir sizce ?

Makedonya’daki Türk partilerinden medet ummak, hayalperestliğe eşittir. Gerçek bu somut olayla ilgili TMBH Partisi bir bildiri Facebook'ta yayınlamış, kendilerine göre bu olayı ve mevzubahis olan zatı eleştirmişler hiç değilse. Diğer iki Türk partisinin başkanları, Makedonya’daki Türklerin bütün sorunlarını “çözmenin” mutluluğu ve rahatlığı içindeler, o kadar ki böyle işlerle uğraşmaları değmez. Makedonya’daki Türk STK’larından da böyle “ufak tefek” işlerle uğraşacak kadar “alçak” düşmezler. Sonra da birileri Makedonya Türklerinin Milli Birliğinden ahkam kesiyorlar. Bakalım ne zamana kadar ve nereye kadar .

 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×