MAKEDONYA’DAN TÜRKİYE’YE GÖÇ EDEN SOYDAŞLARIMIZA VATANDAŞLIK VERİLECEK Mİ?

Remzi CANOVA/ ÜSKÜP-K.MAKEDONYA- Değerli dostlar, kalem arkadaşım ve değerli Dostum, Avni Abdullah’ın birkaç gün önce, yine bu mecrada “GAZİLERİMİZ KAYBOLMUŞTUR,BİLENLERİN ŞU ADRESE...” başlıklı yazısı, hakikaten beni ciddi şekilde etkiledi. Değerli Dostum, çok ama çok önemli bir konuyu gündeme getirmiş. Dostum, bu serzenişinde yerden göklere kadar haklı. Gazilerimize, Makedonya’nın Türk toplumuna geçmişte hizmet etmiş büyüklerimize karşı büyük bir vefasızlık ve saygısızlığın tezahüründen haklı olarak çoğumuz gibi şikayetçi kalem arkadaşım Avni Abdullah. Ne var ki, gazilerimize, büyüklerimize vefakarlığı ve saygıyı, elbette ki, Üsküp Türk çarşısındaki şimdi artık rahmetli Raif ve Muhsin nalıncı kardeşlerden veya kebap köfteciden değil, bu saygı ve vefakarlığı, eli kalem tutan, gazetecilerden, yazarlardan, siyasetçilerden, tiyatrocularımızdan, aydın kişilerden, bugün kendini Makedonya Türkler’in milli refleksi ve vicdanı olarak tanımlayan, Makedonya’daki bütün Türkler’in adına konuşan, Makedonya’daki ilk Türk siyasi partisinden, Milliyetçilik kisvesi altında ana ülkemiz Türkiye’deki bir Milliyetçi Partisine öykünen ancak O Partinin buradaki karikatürü olan siyasi partilerimizden, dahası, 60’tan fazla Sivil Toplum Kuruluşlarını içinde barındıran bir çatı teşkilatından, kanaat önderlerinden böyle bir vefakarlığı ve saygı göstermek bekleniyor olsa gerek.
Farkındasınız Türk medyasını anmadım.
Çünkü medyamız yok ? Peki neden bunlar bunu akıllarından bile geçirmiyorlar. Gelin görün ki, bütün bunlar, Makedonya’daki Türk toplumu içinde her şey onlarla başladığı rüyasına girmiş, bir türlü bu filimden çıkamamaktadırlar. Son günlerde siyasi partilerimiz söz konusu olunca, sanki birbirleriyle anlaşmış, bir dizi filmi gibi, peş peşe kongre “salgınına” yakalanmışçasına, adeta gövde gösterisi yapmaya çalışıyorlar. Fark etmişsinizdir, partilerimiz kongre yapmayı bir yükümlülük değil, bir başarı olarak, bir gövde gösterisi olarak halka yutturmaya çalışıyorlar. Bu arada kongrelerinden çekilen fotoğraflardan kongre salonundaki delegelerini göremezsiniz. Genelde parti başkanlarını ve en yakın işbirlikçilerini (o da çoğunlukla 5 - 6 kişiden ibaret) görürsünüz.
Bunun başlıca sebebi, bu partilerin, bir gazeteci arkadaşımızın deyimiyle birer payton partisi olduklarını gizlemeye çalışmalarıdır.
Tabi, yani yerseler! Oysa bunlar, kendilerini Makedonya Türklerinin resmi temsilcileri olduklarını iddia etmekte kıyasıya bir “yarış” içindeler. Birbirlerini hazmedememektedirler. O kadar ki, bu yüzden Makedonya’daki Türk toplumu için ne yaptıklarına bakarsanız, ister toplayın, ister çıkarın, ister bölün ister çarpın, netice: solda sıfır, elde var sıfır.
Bugünlerde partilerimizden birinin Makedonya’nın güzide tatil Beldesi olan Ohri Belediye Konseyinde bir üyesi varmış öğrendik. Bu belediyenin Türk konsey üyesi, Ohri’ye turist olarak gelen Türkiyeli turistlerin Ohri’de oto park ücreti ödememelerini sağladığını öve öve bitiremiyor. Bu olayı öyle bir çarpıtıyorlar ki… Ancak işin gerçek yüzü bambaşka. Ohri Belediye Meclisi, bir kararla tatilini Ohri’de geçirmeye gelen Sırp turistleri bu ödenekten muaf tutma kararı almış. Bu bağlamda, bu partimizin belediye konseyi üyesi de, bu kararın Türk turistlerini de kapsanmasını talep etmiş ve anlaşılan kabul edilmiştir.
Yani Sırplar için zaten böyle bir karar alınmış. Buna da, bin bereket versen. Kaldı ki ,Türkiye’den taaa…Ohriye’ye kadar, kendi otosuyla tatile gelecek kaç adet turist olabilir? Ohri’ye gelen turistlerin nerdeyse tamamı gruplar halinde ve çoğunun uçakla bu beldeye geldiklerini biliyoruz. Bir diğer partimizin başkanı, Makedonya’daki Türkler’in bütün sorunlarını “çözmüş”, yani kendi ülkesindeki Türk toplumuna ne hizmet ettiyse?, hatta ve hatta Türk Dünyasına da olağanüstü “katkılarda” bulunmuş olduğu iddiasıyla, birileri tarafından “Türk Dünyası Hizmet Ödülüyle” ödüllendirmiş. İnsan gülsün mü, ağlasın mı ? Üçüncü partimiz ise, İsrail’in Filistin halkına uyguladığı soykırımını destekleyen, Makedonya’nın Ana muhalefet Partisinin liderinin İsrail’e destek vermesini açıklaması üzerine “yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal” misali bu pozisyona düşmüş, net bir tavır takınamamıştır. Çünkü bu parti başkanı, bu ana muhalefet partisiyle beraber hareket etmektedir. Önce “cılız” bir şekilde bu desteğe katılmadıklarını, arkasından da beraber hareket ettiği bu ırkçı partinin liderini küstürmemek için olsa ben ana muhalefet partisinin bu açıklamayı yaptığına inanmıyorum. Olsa olsa yanındaki sorumsuz bir danışmanı bunu yapmıştır, şeklinde bocalamış, ertesi gün ise ana muhalefet lideri basın karşısına çıkarak aynı bu görüşünü savunmuşsa da, bizimkinden bir ses çıkmamıştır. Ve Filistin’e uygulanan şiddet ve terörü kınamak maksadıyla yine bir diğer partimiz, Üsküp çarşısında (neden çarşıda?) bir sözde protesto mitingi yapmıştır. Mitinge katılanların sayısı yüz kişiyi ya aşmış ya aşmamıştır. Önemli olan birbirimize “İsrail'i kınadık” demeye getirmiştir sözü.
Tabi yine yerseler? Nihayet sadede gelelim: Aynı bu partinin Başkanı, aynı zamanda milletvekili, 02 Haziran 2021 tarihinde Türkçe çıkan bir “gazetede” yaptığı bir konuşmasında, Makedonya’da yapılması beklenen vatandaşlık yasasındaki değişmelerden söz ederek, Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımızı boşuna ümitlendirmiştir. Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmiş vatandaşlarımızın da yeniden vatandaşlık hakkı kazanabilmeleri için bir vatandaşlık yasa tasarısı söz konusu olduğunu söylüyor bu parti başkanı. Söz konusu yasa tasarısı, bu partimizin Başkanı veya diğer Türk partileri tarafından değil, Arnavut milletvekilleri tarafından sunulduğunu da itiraf etmektedir. Yani Makedonya’da 3 Türk Partisi durup dururken, bu konunun Arnavutlar tarafından gündeme getirilmesini, daha sonra da bizimkilerinin hazır bunun “üstüne konmasını” bir marifet olarak göstermeye çalışmaktadır. Tabi, olabilir, bu partimizin Başkanı ve milletvekili, Arnavutların bu yasa taslağına eklemeye çalıştıkları önerileri yanısıra, yukarda da bahsedildiği gibi Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımıza da vatandaşlık başvuru yapma hakkının tanınmasına ilişkin bir değişiklik önergesi vermiş olabilir.
Ama nafile. Neden mi ? Çok basit. Bu parti Başkanı, şu anda Meclis prosedüründe bulunan vatandaşlık yasa tasarısını ya hiç okumamış, ya da anlayamamıştır.
Anlayacağınız, bu yasa tasarısı Arnavutlar için biçilmiş kaftan. Çünkü yasa taslağında “8 Eylül 1991'de bağımsızlığına kadar Makedonyalı olan eski Yugoslavya’nın diğer cumhuriyetlerinde yaşamış, vatandaşlara, tekrar Makedon vatandaşlığı almak için, başvuru hakkı tanınması önerilmiştir. Bunu tercüme edeceksek, şu anlama gelir: Arnavut partileri daha önce Kosova’da ve Yugoslavya’nın diğer cumhuriyetlerinde yaşamış binlerce Arnavut'un Makedonya vatandaşlığına tekrar katılmalarını sağlamaya çalışmaktadırlar. Dahası vatandaşlık hakkını kazanmak için başvuru yapacak olanların üç adet şahitle Makedonyalı olduğunu tasdik ederek, vatandaşlığa alınmalarını önermektedir Arnavut partileri. Yani buna dair delil olarak bir belge istenmemesini öneriyorlar. Görüleceği gibi Arnavut partileri bu konuda birleşerek en az 70.000 kadar Arnavut’a, vatandaşlık hakkını kazandırmayı amaçlıyor. Yani bu rakam, aşağı yukarı 50-60 bin kadar seçmene tekabül eder.
Basit bir deyişle bu yasa taslağıyla Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmiş Türk soydaşlarımızı kapsamamaktadır. Sayın parti Başkanımız ve milletvekilimiz olayın gerçek yüzünü anlatamamıştır. Sayın milletvekilimiz ve parti başkanımız, yukarda da bahsettiğim gibi, bu taslakla Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımızın da kapsanmasına yönelik değişiklik sunmuş olabilir. Ama bu iş boşuna kürek sallamaya benzer. Çünkü söz verilmiş olsa diye rivayet edilse de, böyle bir değişikliği destekleyeceklerini ve Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımıza vatandaşlık için başvurma hakkını kabul edeceklerini hiç sanmıyorum. İnşallah yanılıyorum. Yok eğer bu parti başkanımız bunu başarırsa, kendisini ilk tebrik eden ben olacağım. Şimdi tahmin edin, fırsat bu fırsat. Makedonya’daki her üç Türk partisi bir araya gelmiş, bu yasa taslağına ortak hazırlamış bir veya fazla değişiklik önerseydi, Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımıza da Makedonya vatandaşlığı almalarının yolunu açmak için ciddi bir baskı yapamaz mıydı? Ama nerde… Yani, İkinci Dünya Savaşından sonra, hatta Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşları arasında Makedonya’dan Avustralya’ya, ABD’ye, Kanada’ya ve daha bazı uzak diyarlara göç etmiş Makedonlara ve hatta onların torunlarına bile Vatandaşlık hakkı tanınırken, Arnavutlar 3 şahitle en az 70.000 kişiye “Vallahi Billahi ben Makedonya’da yaşıyordum” dedirterek, onlara vatandaşlık hakkı sağlayamaya çalışırken, Türkiye'ye göç etmiş bizim soydaşlarımıza bu hakkın tanımaması neden kaynaklanıyor sizce ? Bu partilerimizin, STK’larımızın aydın ve kanaat önderlerimizin acizliğinden olabilir mi acaba? Nedersiniz.

  

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163