Erdoğan darbe yaptı, dayattı. Hükümeti yine kukla
AKP’nin, Cumhuriyet’i adım adım dönüştürüp içten içe yıkmaya çalıştığını gösteren adımlardan biri olan, dilin Araplaştırılmasını öngören Osmanlıca derslerinin altındanTayyip Erdoğan çıktı. Erdoğan, açıkça ülkenin tarafsız cumhurbaşkanı olmadığını, anayasayı ortadan kaldırarak AKP hükümetine halkı verdiği yetkilere el koyduğunu, hükümeti kuklalaştırdığını resmen ortaya koydu. 
Milli Eğitim Şurası’nda Osmanlıca’nın okullarda ders olarak okutulması kararı alındı. Geçmiş kültürü gelecek kuşaklara öğretme bahanesiyle alınan, Cumhuriyet’in yaptığı dil devriminin ortadan kaldırılarak dilin yeniden Araplaştırılmasını öngören karara muhalefet sert tepki gösterdi. 
Başbakan Ahmet Davutoğlu da muhalefete, “İsteyen öğrenci seçer isteyen seçmez. Teklif edilen bu. Nedir bu tarih alerjisi anlamak mümkün değil. CHP sözcülerin söylüyorum. Bırakın mezar taşlarını biz okuruz. Gitsinler sahaflarda 100 yıl önceki metni bir okusun. Bir Alman, İngiliz parlamenteri 100 yıl önceki metinleri okuyabiliyor.Peki siz 1. Meclisin metinlerini okuyabilir misiniz. Okuyamazsınız” dedi.
Buna mevcut anayasal sistem içinde, hükümet ve muhalefet arasında yaşanan bu tartışmaya Erdoğan, bugün deyim yerindeyse bodoslama daldı. Davutoğlu tartışmada muhalefete gayet medeni yanıtlar verirken Erdoğan, Osmanlıca’ya karşı çıkanlara ağır saldırılarda bulundu. Konuşmaya Osmanlıca tartışmasından giren Erdoğan, İslam ülkelerinin geri kalmasının en büyük nedeninin dini yobazlık, din tüccarlığının, dinin yolsuzluk ve zenginleşme aracı olarak kullanılmasının olmasına karşın akıllara durgunluk veren komplo teorileri üretti. Ardından da kendisini adeta İslam dininin sahibi olarak ilan etti.
Erdoğan’ın, 5. Din Şurası’ndaki yüzyılın skandalı niteliğindeki konuşmasından satır başları, Hürriyet’in haberine göre; şöyle:
40 yıldır siyasetle iştigal eden bir kardeşiniz olarak bugün de cumhurbaşkanı sıfatıyla benim ilgi alanım meselenin pratik boyutu. Cumhurbaşkanı olarak bu ülkede dine ait tüm meselelerin artık özgürce ve özgüvenle ele alınabilmesi için ilgili kesimleri cesaretlendirmekle mükellef olduğum inancı içindeyim.
GERİ KALMANIN NEDENİ DİNİ YOBAZLIKTIR TAYYİP BEY!
200 yıldır bu ülkede bazı meseleler özgürce ve cesaretle ele alınamamıştır. Dindarlık ile cehalet hep eş tutulmuştur. Din ve dindarlık yobazlığın, gericiliğin, baskının nedeni olarak lanse edilmiştir. İslamofobiklere göre İslam dünyasının geri kalmasının nedeni dindir. Bilimde ve teknolojide geride kalmanın nedeni işte bu İslamofobiklere göre dindir. İslam dünyası ve İslam dünyasının münevverleri defansta kalmaktan ofansif bir hareketin içine girememişlerdir. Biz öyle bir dinin mensubuyuz ki ilk emir ilim. Oku diye emreden bir dinin mensubuyken adeta sanki ilmi reddeden bir din varmış gibi sunulmaya gayret edilmiştir. Böyle bir dinin mensubuyken aklın ve bilimin tek çıkış yolu gibi gösterilmesi manidardır.

YİNE AYNI YALAN: CAMİLER AHIR OLARAK KULLANILDI
Bu ülkede kimi zaman Kuran’ın okunması, öğretilmesi, ezanın aslıyla okunması dahi yasaklanmıştır. Başörtüsü yasaklanmış, kimi camiler ahır olarak kullanılmış. Namaz kılanlar horlanmış ve bazı imkanlardan da mahrum bırakılmıştır. Din ve dindarlar söz konusu olduğunda her türlü tasarruf yapılmıştır. Dinin yaşanmasını bırakın, dinin konuşulmasına, dine ve dindarlara yönelik saldırılara karşı cevap verilmesine dahi imkan verilmemiştir. Sahte hocaların toplumu zehirlemek için yaptıkları mücadele desteklenmiştir, hatta teşvik edilmiştir. Sözüm ona alimlerin sırtları sıvazlanmıştır.

ADAMI ELEŞTİRMEK YASAK... ELEŞTİRDİN Mİ SALDIRI
Din adamı maskesi takan şarlatanlar uluslararası kamuoyuna mazhar olmuşlardır. Dini sinsice çarpıtmaya çalışanlar ekran yoluyla imkanına imkan kattı. Eğer hedef yapılıyorsak boşuna yapılmıyoruz. 200 yıldır sorulamayan soruları sorduğumuz için hedef oluyoruz.
Yakın bir geçmişte dindar bir nesil dediğim için, zorunlu din dersi dediğim için, eğitimde 4+4+4 modelini getirdiğimiz için çok ağır eleştirilere, hakaretlere hatta saldırılara maruz kaldık."Amerika kıtasına Müslümanlar daha önce oraya ulaşmıştı" dediğimiz için saldırıya maruz kaldık. Ardı ardına buna yönelik kitaplar ortaya çıkmaya başladı.

ACAYİP BİR PARALELLİK
Kadın için asıl kavramın eşdeğer olması gerektiğini söylediğim için saldırıya maruz kaldık. Darbe ile işbaşına gelmiş bir zat, bir şahıs (Mısır Cumhurbaşkanı El Sisi’yi kastediyor) çıkıyor İnterpol’e talimat veriyor. Talimatla Müslüman Alimler Birliği Başkanı kırmızı bültenle aranmak üzere adım atılıyor. Bu nasıl bir iştir. İlim siyasetin emrinde olmaz. Siyaset ilmin hizmetkarı olur. İşler tersine dönmüş vaziyette. Bu gelişmeler dünyanın kötüye gittiğinin alametidir. İslam dünyasında bir söylem birliği yok, beklenen, aranan o dayanışma yok. Türkiye burada öncü bir rol oynayabilir. 

EZBER BOZMUYORSUN, EZBERİ PEKİŞTİRİYORSUN
İslam ülkelerine hitaben dünyada şu anda sondan 50 ülke içinde 27’sinin İSEDAK toplantısında İslam ülkesi olduğunu söylediğimiz için rahatsız olanlar oldu. İçerdeki taşeronlar bu saldırılara neden oluyorlar. Uluslararası medyadan bizim bu sözlerimizi eleştiri konusu yapanlar neyi sorguladığımızı biliyorlar. 200 yıldır sorulmayanları artık soruyoruz. Bize dayatılan ezberleri bozuyoruz. Onlar susmamızı istiyor biz ısrarla Filistin diyoruz, Suriye’den adalet istiyoru. Dünya 5’ten büyüktür diyoruz. Bu işlerine gelir mi? Gelmez. Kaptıkları bu saltanatı asla bırakmazlar. Ellerindeki her türlü araçla üzerimize gelmeye devam edecekler. 1.5 milyarlık islam coğrafyasını orada temsil eden bir tane ülke yok. Nerede adalet? Bunu kendileriyle konuştuğumuzda da inanın cevap veremiyorlar.

SİYASETTE FİRAVUNLARLA OYUN KURACAKLAR
Yazarlarla sanatçılarla ellerindeki tüm araçlarla üzerimize gelecekler. Besleyip büyüttükleri sahte din adamlarıyla ihanet şebekeleriyle üzerimize gelecekler. Siyasette firavunlarla oyunlar kuracaklar.  Yaptığımız bir yanlışın yerine başka bir yanlışı ikamet etmek değildir. Biz normalleşme istiyoruz.

ÜMMETÇİLİĞE KARŞI ÇIKANLARA SALDIRDI
İslam dinine ve onun kamusal alandaki görünümüne karşı husumet besleyenler yarın yazacaklar biliyorum ama söylemek durumundayız aslında kendi elleriyle kendi dinlerini icat ettiklerinin farkında değiller. Yurttaşlık benzeri din icat ederek İslam karşısına kendi yapay dinlerini koymanın çabası içinde olduklarını bilmiyorlar ya da bilmek istiyorlar. Bu ülkede“sipariş şairleri’’ çıktı bunların. Kabe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter dediler. Bu zihniyet helvadan put yapma zihniyeti değil de nedir? Kendileri yaptılar kendileri taptılar. Bunu hala ikamet etmek isteyenler var. İşte bunun için normalleşme, özgüven, cesaret diyoruz. 100 bini aşkın din adamımız var bunun için ülkemizde. 

HARF DEVRİMİNE ÇİRKİN SALDIRI
200 yıldır yaşanan baskılara rağmen köklerimizle kesilmeye çalışılan irtibata rağmen Türkiye’nin alimleri ayaktadır. Osmanlıcayı bu ülkenin evlatlarının öğrenmesinden rahatsız olanlar var. Bu eskimez Türkçe’dir. Yabancı değil bu. Bununla gerçekleri öğreneceğiz. Mezar taşlarının okunmasını mı öğreneceğiz diyor. O mezar taşlarında bir tarih yatıyor. Bunu bilmemekten büyük acz olabilir mi? Bu bizim şah damarlarımızın koparılmasıydı. Ve bizim şah damarımız koparıldı. Herhalde dünyada bunun benzerini Hülagü yapmıştır. Tüm Bağdat’ın yakılıp yıkılması ne ise bizim de on binlerce, yüz binlerce eserimizin yakılıp yıkılması ve bu eserlerimizden bir nesrin uzaklaştırılması herhalde sıradan bir olay değildir.

DAYATMAYA BAK! İSTESELER DE İSTEMESELER DE
Osmanlıcayı zorbalıkla öğretecek
İlimde çok büyük güçlere sahip olan bir milletin bu ilmi kaybetmesi felakettir. Bunun öğrenilmesini istemeyenler var. İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek ve öğretilecek.  

O DİNİN SAHİBİ DE SEN MİSİN TAYYİP BEY?
Bu dinin bir sahibi var. Sahibi bu dini dünya var oldukça muhafaza edecektir. Bize düşen emanetin hakkını vermektir. Emanetin hakkını verebilirsek mezhepler arası çatışma sona erecektir. Bize biçilen rolleri atıp kendimiz olabilirsek adaletin yeryüzüne egemen olması mümkün hale gelecektir. Hiç tereddüt etmeden, korkmadan gerekli soruları sorun. Defanstan çıkın, ileriye koşun. Her zaman arkanızda olacağız. Bu millet her zaman sizin yanınızdadır

BU KONUŞMANIN ÖZETİ: DARBE YAPTI
Anayasa gereğince tarafsız olması, hükümet ve muhalefet arasındaki günlük siyasi tartışmalara karışmaması gereken Erdoğan’ın bu skandal konuşmasındaki “Osmanlı isteseniz de istemesiniz de öğretilecek” sözleri, elinin ta Milli Eğitim Şurası’na kadar uzandığı, şurada alınan kararın arkasında da kendisinin olduğu ortaya çıkardı. Bu durum, Erdoğan’ın günlük siyasete karıştığını, anayasayı silahsız darbe yaparak ortadan kaldırıp AKP hükümetine halkın verdiği yetkilere el koyduğunu, hükümeti bir kuklaya dönüştürdüğünü gösteriyor.
Erdoğan, “İsteseler de istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğretilecek” derken aynen Gezi Parkı protestoları sırasında yaptığı gibi açıkça dayatmada bulunduğunu, bunu hükümete dikte ettiğini, muhalefete de “Güç bende, ben ne dersem o” diyerek zorla dayatma kararı aldığını gösteriyor. 
Bugüne kadar yaptığı konuşmalar da dikkate alındığında Erdoğan’ın bu ülkenin yarısının cumhurbaşkanı olduğu, kalan yarısının cumhurbaşkanı olmaya hiç niyetinin bulunmadığı da belli oldu.
Kaynak : gazetecileronline.com
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×