Yanan Bizdik, Siz Kömür Sandınız! 'Güneş Toplayın Bizim İçin'
4 Aralık Dünya Madenciler Günü bugün...
Evine ekmek götürmek için, karanlık maden ocaklarını alın teriyle aydınlatan tüm maden emekçilerinin Günü..

Kelle koltukta yerin altına inmek, isin, kurumun içinde ekmek parası kazanmak alın teriyle…
İşte maden işçisinin binlerce yıldır süren hikayesidir bu…

İşte budur ahvalimiz halimiz.
Enerji gerekiyor sermaye için enerjiyi de köleler çıkaracak yerin yedi kat altından.
Köyünden kovulanı, topraksızı, dama tıkılanı, yani hayatın içinde kırk dişliden geçirilmiş budanmış devlet eliyle köleleştirilmiş yığınlar...

Maden işçileri, madenlerde çalışan ücretli köleler…
Geçmişten günümüze değin, binlerce kaza oldu madenlerde, binlercesi grizu patlamasında öldü, göçük altında kaldı.
Binlercesi grevlerde, direnişlerde kıyımına uğradı.
Kimi madenciler oldu, günümüzden binlerce yıl önce Romalı tiranların zulmünden kaçıp yanlarına sığınan bir kızın, Barbara’nın, 4 Aralık günü öldürülüşüne tanıklık eden.

Kimileri ölülerin kendilerine şans getirdiğine inandı, ışığı arayarak, kimileri 4 Aralık gününü direniş günü belledi, kuşandı kazmasını ve direndi Rothbury’de, Ludlow’da, Merthyr’de. Kimileri can verdi göçük altında, Zonguldak’ta, Ereğli’de, Tavşanlı’da, Soma'da, Ermenek'te…

Onlar maden işçileri, yani uygarlığın hammaddesini çıkaranlar, 
Onlar, kimilerince unutulanlar ve yok sayılanlar,
Onlar, başlarındaki fenerle insanlığın yolunu aydınlatanlar! 


Bu yıl ülkemizde 301'i Soma'da olmak üzere 450 madenci yetersiz önlemler, patronların insan hayatını hiçe sayan uygulamaları, yetersiz denetim vb. sebeplerle hayatını kaybetti. Bunların hiçbirisi kaza değildi. 21. yüzyılda basit bir grizu ölçerin dahi bulunmadığı, havalandırma sistemlerinin tasarruf amacıyla çalıştırılmadığı maden işletmeleri bulunuyor ülkemizde. Ve o madenlerin patronlarının suç ortağı olan bakanlar, bürokratlar var “Madenciler güzel öldüler” şeklinde açıklamalar yapabilen.

56 yılda ülkemiz madenlerinde ölen işçilerin sayısı 3 bine yaklaştı. Bu ölümler kader değil! Devlet bu ölümlerin adeta seyircisi olmuştur. Göstermelik soruşturmalar açarak, cezalar vererek, ölümlerin üzeri örtülmek istenmektedir. Açıkça bizlerle dalga geçiliyor. Hiçbir güvenlik alınmadan, bile bile ölüme indiriliyor işçiler. Durum bu kadar açıkken, “madenciliğin fıtratında bu var” denilerek, bize bu yalana inanmamız bekleniyor. Hayır! Bu fıtrat değildir, bunun adı katliamdır. Hala taşeron sisteminde ısrar edenler de birinci dereceden bu ölümlerin sorumlusudur!

Dikkat edilirse, yolsuzluktan hırsızlığa, hukuksuzluktan iş cinayetlerine kadar iktidar sahipleri, doğrudan sorumluluklarının olduğu her konuda müsteşardan bakana, iliştirilmiş gazeteciden taraftara kadar geniş yelpazede bir sahiplenme ve karşı saldırı gerçekleştiriyor. Ne yanlışlarını/sorumluluklarını kabul ediyor, ne de mevcut duruş ve saldırganlıktan bir adım geri gidiyor. Yatırımlar, iş ve can güvenliğine değil TOMA’ya ve gaza yapılıyor. Bütün bunların anlattığı bir gerçeklik vardır.

Karşılaştığımız tablo, salt maden ocakları için değil, çalışma yaşamının bütünü için geçerlidir. Bir avuç insan dışında hemen herkes sistemin sömürüsüyle, baskı ve zulmüyle karşı karşıyadır. Roboski’nin hesabını vermeyenler, Haziran direnişinde ödenen bedelleri yok sayarak aynı vahşeti bugün de sürdürenler; Soma, Ermenek katliamlarında da sorunu hutbeyle, yas ilanıyla geçiştirmeye çalıştılar.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü, madenlerdeki çalışma koşullarının iyileştirilmesi, kar hırsı uğruna insanların, maden işçilerinin ölümüne engel olunması için mücadele edilmesi gereğini geçmişi unutanlara hatırlatma günüdür! Yüzü karaların gözü aydınlığa bakanların günüdür bu gün. Maden işçilerine selam olsun.

Ocağımızda pişen çorbanın, 
Evimizde yanan sobanın, 
İçindedir uygarlık.
Ve onu sırtında taşıyan, 
Birileri vardır yerin altında;
Elleri kara, 
Yüzleri aydınlık…

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×