‘AK Parti üyeliğim vardı’ diyen katliam planlayıcısının eşi tutuklandı
Ankara’da 10 Ekim 2015’te Barış, Demokrasi ve Emek mitingine düzenlenen ve 101 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin ikinci duruşma Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Duruşmada katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, katliamda yaralan yurttaşlar ve birçok kitle örgütü temsilcisi katıldı.
İlk duruşmada olduğu gibi müşteki avukatlar geniş bir katılımla davada hazır bulundu.
HDP ve CHP’li vekillerin de izlediği duruşmaya aynı zamanda Almanya Bremen Barosu’ndan iki avukat ile 4 Alman öğretmen izleyici olarak katıldı.
Duruşma, daha önce tutuklanıp ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan IŞİD’li Halil İbrahim Durgun’un eşi Esin Altıntuğ ifade verdi.
Altıntuğ’un ifadesi
Esin Altıntuğ ifadesinde eşinin IŞİD üyesi olduğunu bilmediğini ifade etti. Ancak ifadesinin devamında katliamın ardından eşiyle görüştüğünü ve kaçmaya çalıştıklarını anlattı:
Eşim Durgun kendini patlattığında hamileydim. Terör örgütü üyesi olduğunu bilmiyordum. Olay günü eve geldi, “Ben İstanbul’a gideceğim, beni arama yanımda arkadaşım olacak telefona cevap veremem” dedi. Ben de aramadım.
Olaydan sonra Antep’teki eve geldiğini söyledi. Ben ailemleydim, “Anahtarım yok” dediği için eve gittim, gayet rahat ve sakindi. Duş aldı, yemek yedi. Sonra “Şehir dışına çıkacağım tahsilat yapmam lazım” dedi. Daha sonra “Dışarı çıkalım biraz vakit geçirelim” dedi. AVM’ye gittik, eşim hiç tarzı olmayan kıyafetler aldı, “Bundan sonra böyle giyineceğim” dedi ve sonra “Ben gidiyorum beni arama bir süre, bana ulaşamayacaksın” dedi.
Halil’in evden kaçtığının ertesi günü Yakup Karaoğlu’nun (tutuklu sanık) eşi ile görüştüm. “Halil’e ulaşmam lazım” dedim ama bana yardımcı olamayacağını söyledi. Sonra Yakup ile görüştüm o bana Halil’in Suriye’de olduğunu söyledi ancak “Senin araman var seni Suriye’ye götüremeyiz” dedi. Ancak daha sonra Halil beni yanına çağırtmış.
Sonra Halil beni bir eve getirtti (Bahsi geçen ev tutuklu sanıklardan Metin Akaltın ile Burak Ormanoğlu’un kaldığı ev). Ben ona olayları duyduğum için “Ne olur doğruyu söyle, sen mi yaptın?” dedim. Çünkü inanamadım, “Seni kandırdılar mı?” dedim. Bana “Sen bilmen gerekenleri biliyorsun, yeter” dedi.
Sonra sokakta bir hareketlilik oldu. Halil camdan dışarı baktı, eşofmanlarla oturuyordu, üstünü değiştirmeye başladı “Ben üşüdüm” diyerek. Sonra bina içerisinde sesler geldi. Ben “Neler oluyor Halil” dedim. “Bir şey yok çocuğu al şu odaya geç bekle” dedi. Ben de teslim olmasını söyledim ama ikna olmadı.
Çocuğuma ve bana bir zarar gelecek korkusuyla odaya geçtim. Canlı bomba yeleği giydiğini görmedim. Sadece bir ara eline silah aldığını gördüm. Daha sonra zaten patlama oldu her yer karardı.
Son dönemlerde Halil’de bir değişiklik vardı. Normalde içki filan içerdi onu bıraktı, dini sohbetlere gitmeye başladı. Ben başı açık bir insanım bana kapanmam konusunda baskı yapmaya başladı.
Sohbetlerde Resul Demir, Halil Alçay ve Yakup Karaoğlu da (tutuklu sanıklar) olurdu. Ben bu kişileri aynı zamanda sık sık evimize geldikleri için de biliyorum. Örgüte katıldığını düşünmedim hiç.
Ben eşimin bu sohbetlerinden şüphelendim, hatta ses kayıt cihazı aldım ancak eşime yakalandım.

Altıntuğ, sanık Metin Akaltın’ın ilk duruşmada yaptığı savunmada kabul etmediği “Ebu Eymen” kod adını kullandığını da söyledi. Altıntuğ, “Metin Akaltın’la diyafonda görüştüğümde, ‘Ben Eymen’ dedi. Kendisi Ebu Eymen ismini kullanıyordu. Onlar sohbet ederken ben ses kaydı almaya çalışıyordum. Eşim yakaladı beni” dedi.
Altıntuğ, sanık Akaltın’ın evinde bulunan ve içerisinde çok sayıda silah ve bomba malzemesi bulunan çanta için de, “Metin Akaltın’ın evinde bulunan çantayı ben hiç görmedim. Bizim getirdiğimiz iddiasını kabul etmiyorum. Biz motorla geldik. Motorda ben çocuğumu tutuyordum” iddiasını öne sürdü.
‘AK Parti üyeliğim vardı’
Çapraz sorguda avukat Eylem Sarıoğlu’nun sorusu üzerine, sanık Altıntuğ, “Daha önce AK Parti üyeliğim vardı” dedi.
Çapraz sorgu
Ardından müşteki avukatların çapraz sorgusuna geçildi.
Avukat Ahmet Özdel’in sanıklardan örgüt elemanı Erman Ekici’nin sanık Altıntuğ’un Facebook hesabından kendisinin arkadaşı olduğunu hatırlatması üzerine Altıntuğ bunu kabul etmedi.
Çelişkili ifadeler veren sanık Altıntuğ, “Çok üstüme geliyorsunuz, avukat bey. Ben kolay şeyler yaşamadım” savunmasında bulundu.
Ankara katliamından sonra eşi Durgun ile 5-10 kez telefonda görüştüklerini ifade eden Altıntuğ, avukatın “Siz eşinizle Suriye’ye mi gidecektiniz?” sorusuna ise “Gidebilseydim giderdim” cevabını verdi.
Daha sonra avukat Özdel, Altıntuğ’un Ankara katliamdan haber olduğunu söyledi ve savını şöyle destekledi:
Biz IŞİD’linin masum bir eşi olduğunu sanıyorduk. Ancak dosyada gördük ki, kendisi mahkemeden belge saklıyor. IŞİD sıradan bir örgüt değil. Üyelerinin ailelerini de işin içine katıyor. Daha önce verdiği ifadeleri de sürekli değiştiriyor. Ülkenin katliama sürüklendiği bir süreçten haberdar. Buna rağmen kendisi örgütten yargılananların yanına gidiyor. İnsan polise ve yargıya da gidebilir. Ama gitmiyor. Polislerin bilgi tutanağı sonrası kendisi de kaçmaya başlıyor. Altıntuğ’u tutuklayamazsak, Antep’te tavukçu Cuma Deniz Duman ve diğer DAİŞ üyeleri ile ilişkisini sürdüremeyeceğinin garantisi yok.
Tutuklu sanık sayısı 19’a yükseldi
Özdel, sanık Altıntuğ’un tutuklamasını talep etti.
Davanın savcısı, Altıntuğ’a “Siz eşinizin örgüt üyesi olduğunu ne zaman öğrendiniz” diye sordu. Altıntuğ, “Ankara katliamından sonra öğrendim” cevabını verdi. Savcı, sanık Altıntuğ’un “kaçma şüphesi” gerekçesiyle tutuklanmasını talep etti.
Mahkeme, Altıntuğ’un tutuklanmasına karar verdi.
Davada tutuklu sanık sayısı 19’a yükseldi.
Altıntuğ’un “kuvvetli suç şüphesi varlığı” nedeniyle tutuklanmasının ardından verilen ara sonrası sanık savunmalarına kaldığı yerden devam edildi.
Çelişkili ifadeler
Tutuklu sanık Talha Güneş mahkeme salonuna getirildi.
Örgütün bomba düzenleyicisi olduğu iddia edilen Tutuklu sanık Talha Güneş, katliamdan yaklaşık 2,5 ay önce Halil İbrahim Durgun’un yanında işe başladığını söyledi ve şu iddialarda bulundu:
Babamın bu adamın yanında çalışacağımı söylemesi ile işe başladım. Edebiyat mezunuyum ve sınavlara hazırlanacağım için part-time bir işte çalıştım. Kendisi ile terör faaliyetleri ile ilgili ne konuşmasına tanık oldum ne de böyle bir yapısı vardır.
Güneş, polisin Abdulmuttalip Demir’in evini bastığı gece orada misafir olarak kaldığını öne sürdü.
Mahkeme başkanının “Suriye’ye ne zaman gittin?” sorusuna Güneş, “Nisan 2016” şeklinde cevap verdi. Güneş, daha önceki ifadesinde “Nisan 2015” demişti.
Müşteki avukatların çapraz sorgusuna ise Güneş, “En başta belirteyim de cevap vermiyorum” şeklinde cevap vererek, IŞİD sanıklarının tutumunu tekrarladı.
Öte yandan Güneş’e, sanıklar Metin Akaltın, Abdulmuttali Demir ve Yunus Durmaz gibi şahısların depo ve patlayıcının yapıldığı eve dair fotoğraflar gösterildi. Sanık Güneş, “Fotoğraflar tam olarak seçilemiyor, tanımıyorum. Asansöre herkes binebiliyor” dedi.
Küfür etti
Ardından sanık Abdulmubtalip Demir’in ifadesine geçildi. “İslam dışındaki her şeyi reddediyorum” diyen Demir, şunları ileri sürdü:
Sanık olmamın tek sebebi, Müslüman olmam ve Yunus Durmaz’ın eniştesi olmam. Kayınımın evinde parmak izimin çıkmasında ne var? Birbirimize misafirliğe gitmemizde ne var? Beni bunlarla suçluyorsanız, devlet darbe girişiminden önce ‘Hocamız, sizi çok özledik’ diyorken, darbe sonrası bunların üzerine gidildi. Bunlardan hangisine dava açtınız?
Sanık Demir, ifadesi sırasında müşteki avukatlarına küfür ve hakaretlerde bulundu. Bunun üzerine aileler, tepki gösterdi.
Salonda bulunan jandarmalar kasklarını takarak, müdahale pozisyona geçti. Duruşma salonunda gerilim yükselirken, Demir duruşma salonundan çıkartıldı.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×