Ayhan Bilgen: Suriye rejiminin benzeri Türkiye'de inşa ediliyor
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ayhan Bilgen, Genel Merkezi'nde yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Geçtiğimiz hafta HDP il ve ilçe binalarına yapılan saldırıları hatırlatan Bilgen, "Hukuki süreci takip ediyoruz. Bu saldırılarda bir halk desteğinin olmaması Türkiye’deki sağduyu açısından sevindirici. İl ve ilçe binalarımıza saldıranların organize sayıları son derece dar bir düzeyde kalmıştır. Bunların önlenmemiş olması bir takip ve soruşturma konusu olmalıdır. Partililerimizin parti binalarına sahip çıkmaları, yeniden inşa etmedeki duyarlılıkları ve açılışlardaki yoğun ilgi ve destek de son derece değerlidir" dedi.
'İNSAN HAKLARINDAN GERİYE KALINDIĞININ RESMİ'
Bilgen, sabah saatlerinde Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'un Ankara'daki evinden gözaltına alınmasına dair, "Geçmişte DTK yöneticisi olmasından kaynaklı bir işlem olduğu ifade edilse bile hiçbir hukuki sürecin artık işletilmediğine dair fikrimiz var. Milletvekilleri için gözaltı gerekçesini ifadeye gitmeme ile açıklayanlar yıllar önceki DTK göreviyle ilgili Tuğluk’un neden gözaltına alındığı açıklamalıdır. Parlamentoda fiili darbe ile milletvekillerimize dönük bir operasyon yapılmıştır. Onun dışında parti yöneticilerimiz ifadeye çağrıldığında zaten gidiyor. İroni ama, Aysel Tuğluk bizim insan hakları ve hukuktan sorumlu eş genel başkan yardımcımızdır. Onun maruz kaldığı bu muamele, Türkiye’de insan haklarından geriye ne kaldığının resmidir" diye konuştu. 
'GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER'
Bilgen, dün kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik ve muhabiri Metin Yoksu'nun da aralarında bulunduğu 5 gazetecinin gözaltına alınmasına ilişkin de, "En ibretlik olanı Cumhuriyet gazetesine yönelik uygulamaydı. Gazetede çay servisi yapan personelin de sosyal medyadan dolayı gözaltına alınması, hükümetin 'cezaevinde gazeteciler yok' açıklamasını doğrulamak için yapıldı galiba. Artık 150 civarındaki gazeteci tutuklular arasında gazeteci olmayanlar da var ama hükümetin ifade ettiği gibi kriminal sebeplerden değil, sosyal medya paylaşımlarından" diye ifade etti. 
'SURİYE'DE YAKILAN ASKERLER GERÇEKTİ'
Bilgen, internetin sık sık kesilmesi ve sosyal paylaşım sitelerinin engellenmesine de değindi.
"Türkiye’yi yönetenler tehlikeyi toplumla paylaşmak yerine durumun saklanmasının çözümünü interneti engellemekte buluyor" diyen Bilgen, "Sorunlar sanal mı ki çözümü böyle olsun. Suriye’de yanan askerler gerçek insanlar! Onların aileleri gerçek. Yanlıştan vazgeçmek yerine bunun bilinmesini engellemek yerine saklamayı tercih ediyorlar" dedi.

'TEZKEREYE BİZ KARŞI ÇIKTIK'
Bilgen, kamuoyunun dikkatini bir kez daha tezkerelere çekmek istediklerini söyledi ve ekledi: "Meclis tutanaklarında hala var. 3 partinin evet demesine rağmen tezkereye biz karşı çıkmıştık. Bölge halkının rızası olmadan bu savaşa taraf olmanın Türkiye’ye çok şey kaybettireceğini söylemiştik."
'İKİNCİ İSRAİL OLMAYA GİDİYOR'
Uygulanan iç ve dış politikayı eleştiren Bilgen, "Türkiye bölgede 2. bir İsrail olmaya doğru eviriliyor" benzetmesi yaparak şunları söyledi: "Komşularıyla kavgalı, iç muhalefeti bastıran, güvenliğini güya başka ülkelere operasyon yaparak sağlayan bir ülke olmaya adım adım gidiyor. Bu güvenlik algısı ile yürütülen politikalar, artık Türkiye’deki herkesi tehdit eder bir noktaya doğru gidiyor."
'SURİYE REJİMİNİN BENZERİ TÜRKİYE'DE İNŞA EDİLİYOR'
Anayasa değişikliği tartışmalarına da değinen Bilgen, şunları söyledi: "Öyle bir paket açıklıyorlar ki, ne başkanlık sistemlerinde böyle bir uygulamaya yer var ne de demokratik parlamenter sistemlerde. Bir kişinin siyasi ikbali, ülkenin ikbaliyle adeta eklemleniyor, birbirine geçiriliyor. Bir kişi eleştiriye uğruyorsa o sanki ülkeye yönelik bir tehditmiş gibi tarif ediliyor. Bu anlayışa destek veren muhalefet partisi lideri ile Cumhurbaşkanı Rus ruleti oynuyor. Bu paket başkasının geleceği üzerinden kumar oynamaktır. Sunulan paketin üçte birinin yeniden tartışmaya açılıyor olması ne kadar sağlıksız olduğunu gösteriyor. Oysa bunlar imzalanmadan önce konuşulmalıydı. Önce imzalayıp sonra paketi yeni yeni konuşmaya başlamak, yangından mal kaçırır gibi usulsüzce hayata geçirilmesi çabasıdır. Kısmi iyileştirmelerin krizi ortadan kaldıracağını düşünmüyoruz. Anayasa değişiklik teklifi parti devleti kurmanın, tek adam rejimine geçişin bir planlamasıdır. Tam da Suriye rejiminin Türkiye’de bir benzerinin inşa edilme arayışıdır. Önümüzdeki günlerde tüm toplumsal kesimlerle yuvarlak masa toplantılarıyla bu süreci tartışmaya açacağız."
Yeni anayasa çalışmalarında cumhurbaşkanına verilecek yetkiye tepki gösteren Bilgen, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı sorunların hangisinin çözümünde Cumhurbaşkanı’nın yetkileri sınırlı kalıyor? Cumhurbaşkanı’na hangi yetkiyi verdiğimizde El Bab’ta askerler ölmeyecek, dolar karşısında TL değer kaybetmeyecek" diye sordu.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×