Bilgen: Bu topraklarda özgürlük de mümkündür, barış da. Birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız!
banner167
Eş Genel Başkanları ve milletvekilleri tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Grubu, gündemdeki gelişmeleri değerlendirmek için toplandı.
Meclis grup toplantısında konuşan HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen'in konuşmasında öne çıkan satır başları şu şekilde:
15 Temmuz’dan beri herkesi Meclis’e buyur edenler dün Anayasaya dair söz söylemek isteyenlerin Meclis önünde buluşmasını engelledi.
Siz cezaevindeki vekillerimizin oy kullanma isteğini duymazlıktan geldiniz diye biz de mi arkadaşlarımızı unutacağız sanıyorsunuz?
Bu anayasa değişikliği, hem içeriği hem topluma sunulma biçimi bakımından Evren anayasasından fazla bir meşruiyete ulaşamayacaktır.
AKP milletvekilleri oy kullanırken kulübeye bir kişi, onu kontrol etmek için de başka bir kişi yerleştiriyor. Demokrasi düzeyi bu!
"Bu kirli oyunda yokuz" demek "Hayır" demektir. İzninizle nasıl Hayır diyeceğimizi biz seçelim! Biz sizin dedikodu özneniz değiliz.
"Başkanlığı asla konuşmayız" diyenler evet oyu kullandı. Bizi AKP ile gizli anlaşma yapmakla suçluyorlardı, kendileri yaptı.
Bir başka parti, Hükümet her sıkıştığında; asker gönderme tezkeresi ya da vekillerimizin tutuklanmasına koşa koşa evet oyu verdi.
İster dış politikayı tartışalım, ister iç. Bu çatı altında ilkeli olan, sözünün arkasında duran tek parti HDP’dir.
Kuşlar filleri yenebilir. Tanklarla, toplarla özgürlük talebini yenemezsiniz. Bunu Kur'an'dan öğrenmediyseniz şimdi öğreneceksiniz.
Tarih sizi "sahte oy kullananların kanun değiştirme çabası" diye yazacak. "Olmayan MGK toplantısından OHAL çıkaranlar" diye yazacak
Dün gece oylaması yapılan şey Meclis’in feshedilmesi, denetim işlemini yapmaması ve partili Cumhurbaşkanınca dizayn edilmesidir.
“Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt oluşumu olmasın” diye El Bab’da asker kurban veriyorsunuz. Siz El Bab’ı yönetmek mi istiyorsunuz?
Yolcu Başbakan “İki başlılık olmaz, benim koltuk derdim yok bütün yetkileri devrediyorum” diyor. Demek ki birinin koltuk derdi var.
Bizim tavrımız Parlamentoda da net sokakta da net olacak. Demokratik bir Anayasa için, kadın temsili için "Hayır" diyeceğiz.
Biz sizi izlemeye, çekirdek çitlemeye değil birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bu topraklarda özgürlük de mümkündür, barış da..

-10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde hala çalışabilen, çalıştıkları televizyon ve gazetelerin kapılarına mühür vurulmamış olan gazetecilerin günlerini kutlayalım. Tutuklu gazetecileri selamlayalım. Halka gerçeği söylemek için bunu hayatıyla ödeyen, ölüm yıldönümü olduğu için Metin Göktepe şahsında tüm gazetecilerin gününü kutlayalım.
-9 Ocak Paris Katliamının üzerinde de yıllar geçti, ortada devletin resmi evrakları dolaşıyor. Ama ne AKP hükümetinden ne de Fransa hükümetinden ciddi bir açıklama yok.
-Dün gece yarısı bir oyun oynandı, bir şov vardı. Dün aslında Türkiye tarihinin çok önemli dönüm noktalarından birini daha, tam bir şov ve meydan okuma havası içinde bu Meclis yaşamak zorunda kaldı.
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar ve takım elbise
'MECLİS ÖNÜNE 'MİLLETVEKİLİ DE OLSA SÜPÜRÜN' TALİMATI VERDİLER'
-Meclis'in kapısında son derece haklı olarak Emek ve Demokrasi Güçleri sözlerini söyleyebilmek, tepkilerini dile getirmek için buluşmaya çalıştılar. Ama 15 Temmuz'dan beri herkesi Meclis'e buyur edenler, dün Anayasa gibi son derece kritik bir konuda sözlerini söylemek isteyen sendikaların, baroların Meclis önünde buluşmasına izin vermediler. "Milletvekili de olsa süpürün" talimatıyla Meclis'ten uzaklaştırıldılar. Bu tablo Meclis'in çatısı altında neyin kaçırılmaya çalışıldığının bir göstergesi aslında. Halktan bir şey kaçırmıyorsanız, sendikaların Meclis'in önünde seslerini duyurmaya çalışmalarından neden korkuyorsunuz?
-Bu aslında oynanan tiyatronun reklam gösterisiydi. Nasıl başladıysa öyle götürmeye çalışacaklar, kotarmayı başarırlarsa OHAL şartlarında yürütülecek kampanya da Kenan Evren'in yaptığından farklı olmayacak. Biz, halkımızın bizden beklentileri doğrultusunda ilkesel siyasetle karar veririz.
'DEMİRTAŞ'IN İSTEĞİNİ DUYMAZLIKTAN GELMEYİ TERCİH ETİLER'
-Dün Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş'ın TBMM Başkanlığına bir başvurusu vardı. Oy kullanmak, yasama faaliyetine katılmak istediğini ifade etti. Ama oturumu yöneten başkan duymazlıktan geldi. Daha utanç verici olan, partiler adına konuşan sözcüler de sanki 11 milletvekili cezaevinde değilmiş gibi duymazlıktan gelmeyi tercih etiler. Peki siz duymazlıktan geldiniz diye, siz siyasi ahlakı bitirdiniz diye, biz de mi arkadaşlarımız unutacağız sanıyorsunuz? Biz de mi onlar tutuklu değilmiş gibi davranacağız sanıyorsunuz?
-Dün sözde gizli oylamada isimler okunurken, arkadaşlarınız adı okunduğunda Grup Başkan Vekillerimiz "Burada" diye seslendi, yine duymazdan geldiler.
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise
'EVREN ANAYASASINDAN FAZLA BİR MEŞRUİYETE ULAŞAMAYACAK'
-Kabine üç milletvekili birlikte girip oy kullanıyorsa, bizim diyebilecek bir şeyimiz yok. Birileri, milletvekili iradesi üzerinde baskı kurmayı anayasa yapmak sanıyorsa, bunun böyle olmadığını ilk günden görecekler.
-Bu anayasa değişikliği, hem içeriği hem de topluma sunulma biçimi açısından Evren anayasasından fazla bir meşruiyete ulaşamayacaktır.
-AKP'li milletvekilleri "Evet" oyu verdiklerinden emin olamadıkları için, evet oyu verdiklerini izlemek üzere kulübeye bir kişi, sonra izleyenin doğru izleyip izlemediğini kontrol etmek için bir milletvekili daha yerleştiriyor. İşte bu çatı altında demokrasi bu düzeyde. Milletvekillerinin iç tüzüğe uygun şekilde oy kullanmaları gerektiğini hatırlattık ama o karmaşa tam da onların istediği şeydi.
'KİRLİ DEDİKODULARINIZIN ÖZNESİ DEĞİLİZ'
-'Evet' oyu vermenin bir yolu var. Ama 'Hayır' oyu vermenin 4 yolu var; Birisi, girersiniz ret oyu verirsiniz. İkincisi, zarfı bilerek geçersiz oy atarsınız. Üçüncü seçenek boş oy verirsiniz. Dördüncü seçenek de "biz bu kirli oyunda yokuz" dersiniz. Bunların hepsi hayırdır. İzin verirseniz nasıl 'hayır' oyu vereceğimizi biz belirleyelim. Biz sizin kirli dedikodularınızın öznesi değiliz. Bu halk bizi ne için gönderdiyse, onun gereğini yapmayı, ilkeli ve tutarlı siyasetin bir gereği olarak görüyoruz.
-Türkiye siyasetinde en büyük tutarsızlıktır, çelişkidir. 5 yıl önce başkanlığı asla konuşmayız diyenler, bir miktar fireyle evet oyu kullandı. Bizi AKP ile iş tutmakla suçluyorlardı, gizli anlaşma yapmakla suçluyorlardı, kendileri yaptı.
-Biz başka parti, hükümet her sıkıştığında örneğin asker gönderme tezkeresi ya da vekillerimizin tutuklanmasına neden olacak düzenlemeye koşa koşa 'evet' oyu verdiler.
-İster dış politikayı tartışalım, ister iç. Bu çatı altında ilkeli olan, sözünün arkasında duran tek parti HDP'dir. Suriye konusunda 5 yıl önce ne dediysek onu savunuyoruz. Irak konusunda yine öyle. Çözüm sürecinden anayasaya, dış politikaya, her konuda ilkeli ve kararlı olmanın bedelini ödüyoruz.
-Bugün burada olan, Bursa ve Kocaeli il örgütlerimizden arkadaşlarımıza bunu anlatmaya gerek yok. Arkadaşlarımız, binalarına tabelalarına değerlerine sahip çıkarak, bu zulmü kendilerine reva görenlere gereken dersi, gereken cevabı veriyorlar.
'DIŞARIDA BİR TEK HDP'Lİ BİLE KALSA...'
-Şu anda Diyarbakır ve İstanbul il eş başkanlarımız ve yöneticilerimiz tutuklu. Geçen hafta başka il ve ilçeleri sayıyorduk burada. Şu anda 24 il eş başkanımız tutuklu, 62 ilçe eş başkanımız tutuklu. Binlerce siyasetçi, gönül eri tutuklu. Siz bu zulme devam edebilirsiniz. Diz çöktürme beklentisiyle yolunuza devam edebilirsiniz. Ama şunu bilin ki dışarıda bir tek HDP'li bile kalsa, size her şeyi kabus etmeye yetecek.
-Fil Suresinin Müslümanlar için verdiği bir mesaj vardır: "Kuşlar filleri yenebilir." Sizler tanklarla, toplarla bu halkın özgürlük talebini asla yenemeyeceksiniz. Bunu Kuran'dan öğrenmediyseniz hayatın gerçeğinden öğreneceksiniz.
-Siyasetteki yozlaşma, siyasi partileri ilkesiz, tutarsız duruma getiriyor. Bu kokuşma içinde kararlı biçimde değerlerimizin mücadelesini verirsek bizler kazanacağız, Türkiye kazanacak, Ortadoğu halkları kazanacak.
'İLK KEZ YAPILMAMIŞ MGK TOPLANTISINA TARİH VE SAYI VERİLDİ'
-Bu çatı altında geçen hafta iki usulsüzlük oldu. Türkiye tarihinde ilk kez yapılmamış MGK toplantısına tarih ve sayı verilerek Meclis Başkanlığına yazı yazıldı. Bildiğiniz resmi yazı 03.01.2017 tarihinde sabah 08:30'da Bakanlar Kurulundan TBMM Başkanlığına faks çekilmiş. "Meclis'in OHAL'i uzatmasını istiyoruz" diyor. Yalancılık, dolandırıcılık bu noktaya ulaşmış. Bakanlar Kurulu, yapılmamış MGK'nin alınmamış kararını Meclis'e iletiyor.
-Bir başka hile hile 6 milletvekili Meclis'te olmadıkları halde onların adına oy kullanılıyor. Bu sahtekarlığın bir hesabını vermek olmazsa olmaz. Ama üstünü örtmeyi tercih ediyorlar. "Ne olacak canım, bir şey olmaz" diyorlar. Hadi kendinize izah ettiniz, bunu halka nasıl anlatacaksınız? Tarih sizi nasıl yazacak? Sahte oy kullanan milletvekillerinin kanun yetiştirme çabası olarak yazacak. Olmayan MGK toplantısını buraya gönderen hükümet olarak yazacak.
'BİR İPTE İKİ CAMBAZ YÜRÜMEZ'
-Bugün Türkiye'de siyasetin ayakları yerden kesilmiştir. Dün akşam izlediğimiz oyunla, bu bir kez daha görülmüştür. Milletvekilleri yasama görevleri devam ettiği halde, oy kullanma hakları olduğu halde, bir başbakan çıkıyor kürsüye, kendisine verilen görev, başbakanlığın ne kadar gereksiz bir makam olduğunu anlatmaya çalışıyor. "Başbakana ihtiyaç yoktu" diyor. Bir başbakan, henüz Meclis'te oylama bitmemişken, referandum henüz kesinleşmemişken veda konuşması yaptı. "Artık bana gerek yok" gibi bir sürü gerekçe saydı. Kendi mesleği gemicilik olduğu için "Bir gemiyi iki kaptan yönetemez" diyor. Ama başka bir örnek var, daha uygun bir örnek: Bir ipte iki cambaz yürümez.
-Yolcu Başbakan "iki başlılık olmaz, benim koltuk derdim yok, bütün yetkileri beyefendiye devrediyorum" diyor. Demek ki birinin koltuk derdi var.
'BU MECLİS'İN FESHEDİLMESİDİR'
-Dün gece oylaması yapılan şey, bu Meclis'in feshedilmesidir. Meclis'in denetim işlemini yapmamasıdır. Meclis'in partili Cumhurbaşkanı tarafından dizayn edilmesidir. Demokrasi adına da ülke yararına da çıkan hiçbir şey yoktur bu anayasa değişikliğinde.
-Dün kavga ettiğine bugün yalvaran, dün "Benim kıratımda değilsin" dediğiyle bugün kapısında el ovuşturan bir yönetim anlayışıyla karşı karıyayız. Bakanlar da yürek yemiş gibi "İncirlik'i kapatacağız" diyorlar. Tüm üsleri kapatırsanız biz varız ama yapamayacağınız şeyleri söylemeyin. İnsanları kandırmaktan vazgeçin.
-1 ay önce AB'ye kafa tutan Dışişleri Bakanı şimdi "AB'siz Türkiye olmaz" diyor. Rusya ile ilişkiler de aynı. "Başika'dan çıkılırsa, Hakkari'den çıkılmış olur" diyenler onların yeni ortağı. Şimdi de 'müsait bir zamanda gideriz' diyorlar. Çaktırmadan pılıyı pırtıyı toplar gideriz diyorlar.
'KÜRTLER BİR STATÜ ELDE ETMESİN ANLAYIŞI'
-Bir tek beklentileri var Kürtler bir statü elde etmesin anlayışı. Sırf bu nedenle içeride Kürt siyasetçileri rehin alıyor, dışarıda da ülkeyi rehin bırakıyorlar. Türkiye enerji politikalarında Rusya'nın rehinesidir.
-Elinize dürbünü alıp televizyonlara poz verebilirsiniz, sanki güvenlikten çok iyi anlıyormuş gibi ama yakını da göremiyorsunuz uzağı da. Ortadoğu'da burnunuzun ucunu görmedikçe, Kürtleri görmeden Ortadoğu'da nasıl büyük devlet olacaksınız? "Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt oluşumu olmasın" diye El Bab'da her gün askerleri kurban veriyorsunuz. Siz El Bab'ı yönetmek mi istiyorsunuz? Suriye'de kalabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Siz de biliyorsunuz bunun mümkün olmadığını. O askerler bunların Kürt korkusunun kurbanlarıdır.
-Dış politikada işte Kürtlerle diyalog kurmak, Kürtlerin kazanımını bir fırsat gibi okumak yerine onlar bir şey elde etmesin diye bu ülkenin çocuklarını El Bab'da ya da başka yerde kurban vermeyi göze alabiliyorlar.
-Bu politika, bu tek adam rejimi kurma, bu parti devleti kurma çabası bu toplumun daha fazla taşıyamayacağı bir yüktür bir tehdittir. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Suriye politikası baştan beri yanlıştı" diyor. Peki bu yanlış politikayı 5 yıl boyunca dayatan kimdi? Bunun bir sorumlusu olmaz mı? Hadi faili meçhul insan hayatında bir şey ifade ediyor da devlet hayatında faili meçhul olur mu? Dış politikada yapılan yanlışların faillerini bulamıyorsanız bir yanlıştan başka bir yanlışa evriliyorsunuz demektir.
-Sadece "Kürtler bir şey elde etmesin ben gerekirse Esat ile de konuşurum, ben El Nusra, Ahrar uş-Şam gibi destek verdiğim örgütleri de gerekirse cami avlusunda bırakabilirim. Yeter ki Kürtlerin bir şeyi olmasın" diyorlar. Bu politikanın 100 yıllık yanlıştan kaynaklandığının görülmesi gerek. Ne 100 yıllık statükoyu dayatabilirsiniz ne de bu topraklar yeniden dizayn edilirken Kürtlerin sesini bastırabilirsiniz.
-Artık Kürtlerin bu topraklarda var olduğunu, onurlu bir barışta ısrarcı olduklarını içinize sindirin. Eğer yanlışta ısrar ederseniz bedelini tüm halklar ödeyecek.
'KÜRTLERE LÜTUF GİBİ SUNDUKLARINI BİR BİR GERİ ALDILAR'
-Usulsüz OHAL uzatmak için sahte MGK bile dizayn ettiler. Getirdikleri kararnamede ne vardı? Kendilerinin büyük açılışlar yaptıkları, Kürtlere büyük lütuf gibi sundukları kazanımların bir bir geri alınması vardı. Ağar döneminde kurulan kurumlara kilit vurmak vardı. Ağar'dan bile geriye düşmüş bir anlayış. Kapatılan derneklerden biri Roboski Derneği. Roboski'nin faili hala meçhul. Güçleri dernek kapatmaya yetiyor. Güçleri Roboski anıtını sökmeye yetiyor. Yani anıta bile tahammülleri yok. O anıttan bile korkuyorlar. Anıtta hayatını kaybeden 34 kişinin isimleri var, o isimleri parçalıyorlar.
-Kürt Enstitüsü kapatıldı, Kürt diline tahammülü gösteriyor. 33 Düş Yolcusu Derneği kapatıldı. Ekoloji Derneği kapatıldı. İşte KHK'lerin mirası budur. Kürtçe oyunları sergilendiği tiyatrolar, Kürtçe kreşler kapatıldı. Bu fotoğraf, OHAL'in neyi kapsadığını göstermeye yetiyor. Akademisyenler var görevden alınan, 'suç'ları barış demek olan akademisyenler ihraç edildi. Savaşın egemen olduğu yerde "kan dökülmesin" demek büyük 'suç.' Akademisyenleri işlerinden atarak onları ekmekle terbiye edeceğinizi sanıyorsunuz. Tıpkı gazetecilere yaptığınız gibi.
-Trafik tescili düzenlemesi de var son KHK'de. Bunun OHAL'le ne ilgisi var? Hiçbir ilgisi yok. Bu ve benzeri düzenlemeleri KHK'ye koyarak büyük bir feryadı engellemeye çalışıyorlar. Egoist bir toplum yaratmaya çalışıyorlar.
-Mili Piyango ve diğer kumar oyunlarını Varlık Fonuna devrediyorlar. Yani halk bilet aldığında ya da atlar koştuğunda hangi at koşarsa koşsun, kazanan Cengiz İnşaat olacak. "Millete bilmem ne yapayım" diyenler kazanacak. Çünkü bu "yap işlet devret" modelinin işaret ettiği başka bir şey yok.
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, takım elbise
'DEVLETİ KALICI BİR OHAL SİSTEMİNE DÖNÜŞTÜRME GİRİŞİMİ'
-Bu ülkeyi bu Nazi kararnameleriyle yönetmeye niyet edenler, bunu çok net yansıtıyor. Hakim ve savcıların artık 70 not alması gerekmiyor. Ne yapması gerekiyor, sadece AKP'den ya da onun yeni paralellerinden referans bulması gerekiyor.
-Bir de vatandaşlıktan çıkarma düzenlemesi var. Bunlar vatandaşlığı da pazara çıkarmış durumda. Muhalifleri de, eleştiren gazeteciye de vatandaşlıktan çıkarma tehdidinde bulunuyorlar. Meclis'te görüşülen, devleti kalıcı bir OHAL sistemine dönüştürme girişimidir.
-Bu ülkenin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu oldu bittiyi Meclis'ten geçirmek için savunurken hızını alamadı, parti devletini de savunuyor. Tek parti dönemini savunuyor, "Bu ülkeyi yeniden Atatürk Anayasasına dönüştürüyoruz, buna mı karşı çıkıyorsunuz" diyor, AKPliler de alkışlıyor. Demokrasiyi bir kazanım olarak görmek yerine 100 yıl öncesine dönmeyi bir marifet gibi kamuoyunun önüne sunuyorlar. Bunu yapmak zorundalar. Bunu meclisten geçirirken her türlü kirli ittifakı yürütmek zorundalar.
'HALKI TV BAŞINA DEĞİL, BİRLİKTE MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ'
-Cemil Meriç'in güzel bir sözü var, "sağcı solcu yok namuslu namussuz var." Bizim tavrımız parlamentoda da net sokakta da net olacak. Demokratik bir anayasa için "hayır" diyeceğiz, kadın temsili için "hayır" diyeceğiz, emek için "hayır" diyeceğiz. Bizim "hayır"larımız, büyük bir hayra vesile olacak, ülke büyük bir şerden kurtulacak.
-İnsanlar seyirci olmamalı. Ana muhalefet lideri diyor ya "Geçin TV'nin karşısına, izleyin" hayır. Neredeyse alın çekirdekleri tv karşısına geçin diyecek. Kurtuluş izlemede değildir. Kurtuluş yan yana gelmektedir, birlikte mücadele etmektir. Biz sizi izlemeye, çekirdek çitlemeye değil, bedeli daha yoğun yaşayacağımız günlerde birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Bu topraklarda özgürlük de mümkündür, barış da. Birlikte kazanacağız, mutlaka kazanacağız!
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×