Bir sivil darbe kuvveti olarak Diyanet
 Erdoğan, 15 Temmuz gecesinde CNN Türk’e bağlanıp halkı darbecilere karşı “meydanlara” çağırarak başlattığı “sokak siyasetini” “ikinci bir emre kadar” devam edecek olan “demokrasi şölenleri” ile sürdürdü. Bu siyasetin bir ucunda 15-17 Temmuz arasında sokakta görünürlük kazanan linççi-gerici-faşist saldırgan toplulukların izlediği iç savaş siyasetinin vurucu gücü olarak motive edilmesi, diğer ucunda ise askeri darbe girişiminin kırılmasından sonra yürürlüğe sokulan sivil darbenin kalıcılığı ve meşruiyeti için meydanların AKP’li kitlelerce tutulması hedefi vardı.

Medya ve AKP’li belediyelerle birlikte Diyanet de sivil darbenin kuvvetlerinden biri olarak işlevlendirildi.

Özellikle AKP döneminde bir fetva makamına dönüştürülen, Kürt illerinde asimilasyon politikasından eğitimde dinsel gericiliğin örgütlenmesine ve dış politikaya kadar iktidarın rejim inşası girişiminin temel aygıtlarından biri olarak misyon kazandırılan Diyanet İşleri Başkanlığı darbe girişimi ile birlikte yeniden öne çıktı.

Camilerden ‘cihat’ çağrısı

cami15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece darbecilerin bildirisinin TRT’de okunduğu sırada karşı hamle Diyanet’ten geldi. Aynı anda 81 ildeki camilerde önce ezan ardından sala okunmaya başladı. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yüz bini aşkın din görevlisine “Işıkları yakın, milletimizin maneviyatını ayakta tutmak için seferber olun” mesajı göndermişti. Bir gün sonra Diyanet TV’de bu durumu “Bizim işimiz sadece namaz kıldırmak değil, milletimizin maneviyatını ayakta tutmaktır” diye açıklıyordu. Salalar kesintisiz olarak okunurken imam ve müezzinler halkı sokağa çağırdı, cami hoparlörlerinden “cihat” çağrıları yapıldı. Darbe girişimi bastırıldıktan sonra da Görmez, 85 bin camiyi Saray’ın kitle seferberliğinin hizmetine koştu. “Cihat” çağrıları aynı zamanda Sünni-İslamcı kitle dışındaki toplumsal kesimleri üzerinde bir tehdit ve pasifikasyon aracı olarak kullanıldı. Düzce’de imama tepki gösteren bir köy muhtarı, İzmir Torbalı’da camiye giderek kesintisiz okunan salayı susturmaya çalışan 8 kişi tutuklandı. Böylece kentin her yanına kurulan, Alevi mahallerine devlet  eliyle inşa edilen camilerin oluşturduğu ağın faşist-gerici provokasyonlar için nasıl kullanılabileceği görülmüş oldu.

Operasyon alanı olarak Diyanet
16 Temmuz’da Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Diyanet TV’de yaptığı konuşmada; “Ezanları susturan darbelerden, darbeleri susturan sala seslerini bize lütfettiği için Allah’a hamd ediyorum. Dün gece, milletimizin kalbine yönelmiş tank namlularından, evlerimizin üzerinden geçen F-16 uçaklarının seslerinden rahatsız olmayıp, bağımsızlığımızın simgeleri olan minarelerimizden yükselen o güzel sala seslerinden rahatsız olan bir tek kardeşimin çıkacağını düşünmüyorum” diyerek camilerin işlevlendirilmeye devam edeceğini açıkladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı, AKP-Cemaat’in yıllarca süren iktidar ortaklığının üzerini örtmek için Cemaat’i şeytanlaştırma operasyonuna da “dini otorite” olarak katıldı. “Dün gece, kırk yıldır bu topraklarda din görüntüsü altında fitne fesat ve husumet tohumlarını ekenler, bilsinler ki milletimize çok büyük zarar vermiştir. Aklını, izanını, ruhunu başkalarının emrine veren bu paralel yapı, en büyük ihaneti de bir kez daha yüce dinimize, hak, adalet ve merhamet dini olan yüce İslam’a vermiştir” diyen Mehmet Görmez başkanlığındaki Diyanet darbe girişiminde ölen darbeci askerler için cenaze namazı gibi din hizmetlerinin verilmeyeceğini açıkladı.

Saray ziyaretinden Saray’a bağlanma isteğine 

resized_2ec3a-a3bf78a62129_tur_picture_20160724_9014674_901467319 Temmuz’da kamuda Cemaat’e yönelik “temizlik harekatı” Diyanet’e de sıçrarken ilk dalga operasyonu ile 492 kişi görevlerinden uzaklaştırıldı.

20 Temmuz’da 81 il müftüsü ile Görmez ve 81 il müftüsü, bombalanan Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığı’na giderek Kuran-ı Kerim okudu. Görmez aynı gün yaptığı açıklamada “Milletin varlığına kast edenler, karşısında ezanlarımızla kilitlenen milletimizi bulmuşlardır. Cuntacılara ve ihanet şebekelerine karşı duran, din görevlilerimizi, müftülerimizden Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.

22 Temmuz’da Cuma hutbesini Mehmet Görmez okudu. Darbe girişimine ayrılan hutbede “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin! Eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz” ayetine değiniliyor ve Görmez, “Bu hain saldırılar bize şunu öğretti: Şerefli milletimizi sindirmeyi, itibarını zedelemeyi hedefleyenler rezil ve zelil olmaya mahkûmdur” diyordu.

24 Temmuz’da Mehmet Görmez Saray’a çıkarak Erdoğan ile görüştü. Basına kapalı olarak gerçekleşen 1 saatlik görüşmede ne konuşulduğu hakkında herhangi bir  açıklama yapılmadı.

26 Temmuz’da ikinci dalga operasyonla 1112 kişinin Diyanet ile ilişiği kesildi.

30 Temmuz’da Saray’daki Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 15 Temmuz’da yaşamını yitirenler için düzenlenen anma programında dua etti yaptığı konuşmada “Allah’ım, izzetimizi, şerefimizi, onurumuzu, harimi ismetimizi çiğnetme. Mabetlerimizin göğsüne namahrem eli değdirtme, ezanlarımızı susturtma, şanlı bayrağımızı indirtme Allah’ım. Dinimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dahili ve harici fitne ve fesatlardan milletimizi, memleketimizi halas eyle Allah’ım. Her türlü fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı bizlere feraset ve basiret ihsan eyle Allah’ım” ifadesini kullandı.

1 Ağustos tarihinde Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi, Görmez ile konuştuğunu belirterek Görmez’in  “Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet İşleri 3 Mart 1924 tarihli aynı kanunla kurulmuştur. Genelkurmay’la aynı kararla Diyanet İşleri Başkanlığı da Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmalıdır” dediğini yazdı.
Sendika.Org

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×