Demirtaş : "Kim seviyor, boyun  eğiyorsa eğsin, bizim kellemizi kesseler boyun eğmeyeceğiz"
Gözaltına alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı'nın serbest bırakılması için binlerce yurttaş dün olduğu gibi bugün yine belediye önünde toplandı.
Açıklama saatinden saatler önce kent halkının önüne akın ettiği belediye binası yüzlerce polis ve çok sayıda zırhlı araçla çevrelendi.

Yurttaşların sayısı her geçen dakika artarken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ertuğrul Kürkçü belediyeye geldi.

Araçlarıyla belediye binasına geçen siyasetçiler, polis tarafından kanunsuz biçimde tahrip edilerek aranan belediye binasında inceleme yaptı. Burada belediye yetkilileri ile görüşme gerçekleştiren siyasetçiler, daha sonra dışarı çıkarak, toplanan halkın yanına geçti.

Polis anonslarına karşı slogan
Belediye karşısındaki caddede toplanan binlerce yurttaş, "Direne direne kazanacağız" ve "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganlarını yükseltti. HDP milletvekilleri ile DBP'li belediye eşbaşkanları da alana geldi. Polisin zaman zaman müdahale edileceği yönündeki anons yapmasına da yurttaşlar sloganlarla karşılık verdi.
Burada halka hitaben konuşmalar gerçekleştiriliyor. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek'in ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş söz aldı. Demirtaş'ın konuşmasından satır başları şöyle:

'Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız'
"Bu hukuksuzluğun başladığı ilk dakikadan bu yana sahiplenmenizden dolayı partimiz adına hepinize teşekkür ediyorum. Öncelikle iki günden bu yana Kürdistan'ın hiçbir şehrinde internet yok. Muhalif televizyonlara el konulmuş, gasp edilmiş durumda. Basın emekçisi arkadaşlar çekim yapıyorlar ama merkezleri sarayın korkusundan burada olup bitenleri yayınlayamayacak.
Ama biz ev ev dolaşacağız. Gerekirse gece sabaha kadar dolaşacağız. İnsanlarımızın ellerine sarılacağız. Çünkü en etkinli iletişim yolu gözdür göz. Birbirimize bakacağız. Medya kanalları kapatıldıysa ağzımızı tutacak halleri yok. Ev ev çalışıp bu zorbalığı duyuracağız. 

Saray'ın savcılarına karşıyız
Bu yaşananları sıradan bir durum gibi kabul etmeyeceğiz. Hiç kimsenin adalet karşısında suç işleme özgürlüğü yok. İster Cumhurbaşkanı olsun ister sıradan yurttaş. Fark etmez. Hiçbirimizin suç işleme özgürlüğü yok ama adil yargılama olmalı ki karşımızda, bizler de gönül rahatlığıyla yargılanmayı kabul edelim. Bizim karşı olduğumuz yargılanma değil, ortadan yargı diye bir şey yok. AKP'nin hukuk komisyonu beni niye yargılıyor. Böyle bir savcıya ifade vermek zorunda mıyız? Saray'ın perspektifi ile hareket eden savcılara karşıyız biz.

Ortada yargı yok
Gözaltıları eleştiren Demirtaş, savcılığın çağırdığı vekillerin ifade vermeyeceğini “Karşı olduğumuz yargı değil. Ortada yargı yok. AKP’nin hukuk komisyonu haline gelmiş bir yargıya ifade vermek zorunda mıyız?” sözleriyle dile getirdi.
Türkiye’de şu anda yaşananları IŞİD uygulamalarına benzeten Demirtaş, “Türkiye dışarıdan bakınca bir IŞİD devleti gibi görünüyor. Başındaki de IŞİD halifesi gibi” diye konuştu.

Topbaş'a, Gökçek'e bakın teröre destek için
Belediye eşbaşkanlarımız gerçekten hırsızlık yapmışsa önce biz cezalandırırız Yine şunu açık söyleyeyim. Belediye başkanlarımız, Kışanak ve Anlı başta olmak üzere her dönem imkanlarını barış için seferber ettiler. Kimse belediyelerimizi silaha, teröre, şiddete destek veriyor diye suçlayamaz.
Teröre destek veren arıyorsanız Ankara'ya bakın, İstanbul'a bakın. Topbaş'a bakın Gökçek'e bakın teröre destek için. Gülen cemaatine İstanbul'un Ankara'nın yarısını verenlere bakın. Ankara'nın İstanbul'un yarısını Gülen cemaatine peşkeş çekmiş onlardır. Bizler değiliz. Bakın iddia ediyorum müfettişler kaç yıldır buradan çıkmadı ispat edebiliyorsanız belediyenin bir tek kuruşunun dağa, bayıra, PKK'ye gittiğini ispatlayabiliyorsanız, ispatlayın değil Kışanak veya Anlı biz de istifa edeceğiz. Bir tek kalem ispatlayın görelim. Bunların hepsi yalandır. Böyle bir şey yok. Belediyeleri terör üssü haline getirmişler de el koyuyorlarmış. Ya sizden daha büyük terör üssü yok. IŞİD’i besleyen siz, Nusra’yı besleyen sizsiniz. Kamyon kamyon, TIR'larla silah ve bomba gönderen sizlersiniz."

Belediyeler iade edilene kadar direniş var
Şimdi bir yandan da hiç adamda utanma sıkılma olmaz mı? Bunun yüzü köstebeğe dönmüş. Bir de diyor ki halk bunlara sahip çıkmıyor. Biz senin mitinglerindeki gibi bedava döner dağıtmıyoruz ki. Bedava gaz var, cop var, engelleme var, halk sokağa çıkmasın diye gece gündüz devlet zulmü var. Biz senin gibi valinin parasıyla, hazine bütçesiyle mitingler yapmıyoruz ki. Biz sizler gibi kimler mitinge gelmişte onlara iş dağıtalım rüşvet dağıtalım, kredi verelim diye miting yapmıyoruz, bak bu koşullarda yapıyoruz. Birde bunların satın alınmış kalemleri satın alınmış gazetecileri var. AKP’nin havuz medyası utanmadan sıkılmadan 'Halk belediyeleri terk etti' diyor. Şimdiye kadar diyorduk ki erken seçim yapalım. Ama erken seçim yok kardeşim, kusura bakma. Şimdi belediye başkanlarımız göreve iade edilene kadar direniş var, mücadele var. Yok öyle yağma. Sizler kendinize güveniyorsanız erken seçim yapalım dedik. Kayyım atamayın, el koymayın halk karar versin dedik cesaret edemediler Şimdi artık erken seçim değil, biz belediye başkanlarımızın iadesini istiyoruz. Çaldığınız gasp ettiğiniz halk iradesini geri vereceksiniz. Başka türlüsünü asla kabul etmiyoruz. Asla böyle bir anlayışa boyun eğmiyoruz.

Kendi kanunlarına önce sen uyacaksın
Savcı, polisi aramaya gönderiyor. Belediye başkanları kanunları çiğnemiş diyorlar. Belediyeye avukatın girmesi yasak, personelin girmesi yasak. Meclis üyesinin aramada bulunmasına izin vermiyor. Polis tek başına orada arama yapıyor. Yav sen nasıl bir savcısın. Senden daha fazla kanun dışı hareket eden yok. Asıl kanun dışına çıkan sensin. Belediyede böyle bir arama mı yapılır? Kanun dışı bir şekilde arama yapılmış. Ne var ne yok, ne koyuldu bilen yok. Şimdi bu savcıya nasıl güveneceğiz. 5 gün avukat görüşü yasağı var. 19 gündür zaten Diyarbakır il eşbaşkanlarımız başta olmak üzere bütün ilçe yönetimlerimiz gözaltında. Daha tek bir soru sormuş değiller ifade alınmıyor. Çünkü ne soracağını bilmiyor, neyle suçlayacaklarını bilmiyorlar. İlle de içerde tutacağız 30 gün hakkımız var diyorlar. Devlet olabilmek için hukukun üstünlüğünü savunan bir devlet olabilmek için senin kendi kanunlarını öncelikle senin uyman lazım. Sen uymazsan başkalarının buna uymasını istemen abesle iştigaldir. 

Gözaltı ne demek, tutuklama ne demek
Mafyanın bir hukuku vardır. Bunda o hukuk yok. Mafyanın bir saygınlığı vardır bundan o da yok. Ne kanun tanır, ne hukuk tanır, ne anayasa tanır ne de siyasi ahlak tanır. Böyle bir adama biz mecbur muyuz boyun eğmeye. Seven sevsin kardeşim, biz sevmiyoruz. Sevmek ve saymak zorunda da değiliz. Onun önünde biat etmeyen boyun eğmeyene de bedel ödetmek istiyorsa kendisi bilir. Biz bedel de öderiz. Özgürlüğümüz için her türlü direnişi ortaya koyarız. Haksız olan sensin. Kanun dışı davranan sensin. Belediyeler ile ilgili yasal bir işlem yürütmende bir sorun yok. Dava da açabilirsin. Yüzlerce açtın. Peki bu nedir neye el koymuş durumdasın. Yüzde 65’le Diyarbakır halkının seçtiği iradesine bariyer çekerek mi bunu engelleyeceksin. Belediyeye soruşturma aç. Müfettişler orada. Savcı da açsın. Gözaltı ne demek, tutuklama ne demek, kayyum ne demek. Bak bu adaletsizliğe rağmen, şu adliyelerde en az bulunan şey adalet olmasına rağmen biz yargılanmaktan mahkemelerden korkmuyoruz. Biz siyasi bir emirle hareket eden anlayıştan çekiniyoruz. Buna karşı boyun eğmek istemiyoruz.

Sizler şiddeti körüklediniz
Yargılanacaksak buyurun birlikte gidip yargılanalım. Sana da sorsunlar bize de sorsunlar. Para sayma makinelerini, ayakkabı kutularını, IŞİD'e gönderdiğin silahları, emir vererek katlettiğin gençleri sana da sorsunlar bana da sorsunlar. Cevaplayamayacağımız hiç bir şey yok. Halkımızın karşısında anlımız açıktır. Kimsenin parasını çalmadık. Asla bir insanın ölmesini istemedik. Bunun için çalışmadık. Bizim vicdanımız rahat. Gece gündüz barış olsun, müzakere olsun diye uğraştık. Yüzdük yüzdük kuyruğuna getirdik. Bu ülkenin evlatları ölmesin diye, gerillası, askeri, sivili, bebeği ölmesin diye insandır dedik hepsi. Hiç kimsenin canı diğerinden üstün değil. Konuşarak siyasetle sorunlarımızı çözelim dedik. Belediye eş başkanlarımız da imkanlarını bunun için kullandı. Sizler şiddeti körüklediniz. Siyasetin önünü tıkadınız. Halkın siyasete demokratik siyasete olan inancını zayıflattınız. Şimdi avukatlarımızla hukuken sonuç almak istiyoruz yollar kapalı. Avukat itiraz edemiyor. 5 gün boyunca görüşme yasağı var. Miting yapalım, protesto yapalım diyoruz tabloyu görüyorsunuz. Siyasetin yolunu açmazsanız siz şiddeti kendi elinizle teşvik etmiş olursunuz. Bizim kendimizi bu kadar paralamamızın nedeni siyaset yolları açıktır diye bunu gösterebilmek içindir. Bunu kapatan sizsiniz.

Türkiye şu an bir IŞİD devleti olarak görünüyor
Bizler sonuna kadar ısrarcı olmaya devam edeceğiz. Çünkü demokratik siyaset bizim için bir taktik değildir. Stratejik bir meseledir. Gelecekte de işimiz gücümüz bu olacak. Çocuklarımız torunlarımız siyasetle sorunlarını çözecekler. Şiddet olağan dışıdır. Normal şey siyaseti büyütmektir. Bunu engelleyen biz değiliz. Aklı başında olan devlet siyasetin yolunu sonuna kadar açar. Şiddeti silahları devreden çıkarmak için belediye eş başkanlarını tutuklamak yerine asıl müzakerenin önünü açar. Bugün yaşananlar akıl tutulmasıdır. Belki halka bedel ödetiyorlar, belki bizlere bedel ödetiyorlar ama inan ki bu akılsızlık sonunda kaybedecektir. Kendi mantıksızlıkları ve akılsızlıkları ile Türkiye’yi getirdikleri yere bir bakın. Türkiye şu an dünyadan bakınca bir IŞİD devleti olarak görünüyor. Başındaki de IŞİD halifesinden farksız görünüyor. Bunu yaratan biz değiliz. Bu imajı yaratan kendisidir.

Normalmiş gibi davranamayız
Sizlerden isteğimiz şudur. Her yerde OHAL yasalarını gerekçe gösterebilirler, şunu bunu gerekçe gösterebilirler. OHAL’i devlete karşı ilan etmemiş miydiniz kardeşim. Darbecilere karşı ilan etmemiş miydiniz? Burada darbeci yok, halk var burada halk! OHAL yasaları halka karşı uygulanamaz. Belediye başkanlarına, milletvekillerine karşı uygulanamaz. Yasadışı davranıyorsunuz. OHAL kanununda bu yoktur. Darbeyle mücadele için darbecilerle mücadele etmelisiniz. Onun için herkese uygulayamazsınız. O nedenle herkes her yerde altını çizerek söylüyorum. Barışçıl demokratik hakkını protesto hakkını 81 ilde kullanmalı, her yerde partililerimiz sokakta olmalıdır. Bunda tereddüt bile gösterilmemelidir. Hukuksuzluk var ortada gayri meşhur bir durum var ortada. Asla boyun eğemeyiz. Normalmiş gibi davranamayız.

81 ilde sokağa çıkın
Arkadaşlarımız yetkililerle görüşsünler. Biz ne buradaki esnaf kardeşlerimizi rahatsız etmek isteriz ne de trafiği kapatmak isteriz. Protesto hakkımızı kullanmak isteriz. Burada Şemsa Allak Park’ı var. Valilik açsın orayı günün belli saatleri orada gösteri yapılsın, protesto yapılsın. Ve buradaki esnaf halkımızdan da ricamızdır. Kimseye zarar gelmesini istemeyiz. Ama bize karşı ya boyun eğeceksiniz ya boyun eğdirteceğiz denilirse kusura bakmayın kellemiz gidebilir, ama dimdik ayakta durmaya devam ederiz. Asla zulme hukuksuzluğa boyun eğmeyiz. Barışçıl demokratik çerçevede halkımız görevini yapacaklar. Burada parkta kitlemiz gelsin belediyesine sahip çıksın. Bunlar suç işliyor diye elinde copu var diye saraydan parmak sallıyor diye boyun mu eğeceğiz? 81 ilde kim hangi güçle sokağa çıkabiliyorsa bütün arkadaşlarımız çıkacaklar. Geri adım atmak yok.

Haksızlığa karşı durmak boynumuzun borcudur

Amed halkı da sadece burada değil bulunduğu her yerde gösteri hakkını kullanabilir. Şiddete provokasyona mahal vermeden. Bunu taktik olsun diye söylemiyorum net bir talimat olarak söylüyorum. Bizler irademize sokakta sahip çıkarız. Bunun için şiddete ihtiyaç yok. Ama bize karşı şiddet kullananlarda aklını başına alsınlar. Halk kurbanlık koyun değildir. Gösteri yaptı diye milletvekillerini, kadınları, gençleri yerde sürüklemenin hiçbir kanunda, hukukta yeri yoktur. Burada artık gerçekten demokratik siyasetli bir sonuca gitmek isteniyorsa. Biz bin musibet bin nasihatten iyidir diyelim. Devlet de biz de buradan sonuç çıkaralım. Ve bu sonuçlar üzerinden halkımızın ihtiyaç duyduğu özgürlüğe, barışa demokrasiye birlikte gidelim. Bizim her duruşumuz budur. Bu duruşumuzu koruyarak mücadele edeceğiz. Kimseye haksızlık hukuksuzluk etmek için değil, haksızlığa karşı durmak boynumuzun borcudur.

Özgürlük gelecekse biz getireceğiz
Nasıl ki 15 Temmuz akşamı halk darbeye karşı seçilmiş iradeye el koymak isteyenlere karşı sokağa çıktıysa o ne kadar meşru ise bu d o kadar meşrudur. Kimse bunun meşruiyetini tartışamaz. Dediğim gibi medya kapalı olabilir, herkes kendini görevli ve partili kabul edecek. Ev ev dolaşacak bu kampanyayı yürütecek. OHAL’e karşı kampanya yürütüyoruz. Tutuklamalara karşı kampanya yürütüyoruz. Belediye başkanlarına karşı yapılan haksızlığa karşı kampanya yürütüyoruz. İrademize karşı saldıranlara karşı kampanya yürütüyoruz. Hepimiz bulunduğumuz yerde sesimizi yükselteceğiz ve bu zulmü direnerek kıracağız. Bu ülkeye barış gelecekse biz getireceğiz. Özgürlük gelecekse biz getireceğiz. Bunu da direnerek yapacağız. Boyun eğerek değil teslim olarak değil."
Konuşmaların ardından kitle sık sık, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganı attı. Ardından Demirtaş ve Yüksek ile beraberindeki heyet gözaltında tutulan Fırat Anlı ve Gültan Kışanak’ın evlerine ziyarette bulunmak için yola çıktı.
Halkın belediye önündeki bekleyişi ise sürüyor. 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×