Dudaklarında şarkıyla ölen Devrimci: Vıctor Jara… Venceremos (Zaferi Kazanacağız)

On bir el buradayız
üretmekten yoksun bırakılmış.
Ne kadarız hepimiz tüm ülkede?
Başkanımızın kanı, yoldaşımızın,
Daha güçlü vuracak bombalar ve makineli tüfeklerden!
İşte böyle vuracak bizim yumruğumuz da yeniden!
Victor Jara
(Santiago Stadyumu’nda öldürülmeden hemen önce yazdığı son bestesi...) 

Onun namuslu gitarının sesi dünyanın yüreğinden çıkarak bir güvercin gibi kanatlı yükseliyordu ezilen Şili halkının ufuklarında. Kutsal su gibi şefkatli, okşadı gitarı savaşarak ölen yiğitleri. Hem duygulu hem de haklıydı bu gitar. Yoldaş oldu Jara’ya yaşamı boyu. Grevlere gitti onunla, kalabalık meydanlara, yürüyüşlere gitti. Jara’nın dertlerini anlattığı işçilerin, madencilerin, emekçi köylülerin, yoksulların şarkılarını çaldı.

Öyle oldu ki faşizme karşı da direndi Jara’nın ellerinde, Jara ile birlikte. Gitarı Jara’yı, Jara gitarını ölürken bile yalnız bırakmadı. Önce bu gitar kırıldı, düşmana karşı bir siper oldu adeta sahibine, sonra Jara’nın onu çalan parmakları… Kırıldılar ardı ardına. Ama kırılmakla tükenmediler, Şili’nin direngen halkı gibi.

Şili... Dünya haritasında arayıp bulursanız, “dünyanın öteki ucunda” olduğunu görürsünüz. Oysa, aradaki bunca mesafeye rağmen Şili’deki yaşam bizdekine çok benzer. Bizdeki halk ozanlarına karşılık gelen “cantador”lar vardır örneğin Şili’de. Şehirlerinde, fabrikalarında ve bakır madenlerinde tıpkı bizdeki gibi sömürü ve yoksulluk kol gezer. Yazar Eduardo Galeano Şili’yi, boylu boyunca uzanan bir hançere benzetir.

“Latin Amerika’nın hançeri”ni kana bulayan ise Amerikan emperyalizmidir. 12 Eylül darbesinden 7 yıl önce, 11 Eylül 1973’te Şili’de de bir darbe yaşanır ve böylece 17 yıllık faşist Pinochet diktatörlüğü dönemi açılmış olur.

Şili’deki yaşamın bunlardan öte bizdekine benzer bir yanı daha var; devrime sevdalanmış çocukları. Faşizm tarafından katledilseler de, yine de kavgalarından yılmadılar. Bu tarihler boyunca böyle oldu. Bizler Demirci Kavalar’dan Pir Sultanlar’a , onlar Simon Bolivarlar’dan Zapatalar’a. Bizler 30 yılı aşkın bir mücadele çizgisi üzerinde Denizler’imizi ve Habipler’imizi, kavgada en sevdiklerimizi güneşin sofrasına uğurladık. Şili’nin devrimcileri de, 31 yıl önce stadyumlarda, evlerde, sokaklarda, işkencehanelerde, binlerle katledildiler. Katledildiğimiz her gün gibi; o gün de asla unutulmadı. Takvimlerin o yaprağı hiç sökülmedi. Şili ve dünya; “yoldaş başkan Allende”yi ve Victor Jara’yı hiç unutmadı.

“Şefkatli bir güvercin gibi uçar gitarımın sesi...”
Şili’nin yiğit devrimci ozanı Victor Jara yoksul köylerden birinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası çobandı. Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü “cantador” olan annesinden öğrendi. “Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en küçük zevkimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı. Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...”
Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölüm ailenin dağılmasına Jara’nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Annesinin ölümüyle içine düştüğü yalnızlık ve bunalımlarına çare olsun diye girmişti kiliseye ama dışarıda gürül gürül akan bir hayat vardı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.

Jara, çeşitli kısa süreli işlerde çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. İlk bestelerini burada yaptı. Burada “Yeni Şarkı” akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı. Parra, İnka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak “Yeni Şarkı”yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Kaynak olarak Latin Amerika’nın geleneksel müziğini ve folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.

Yeni Şarkı kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara’nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı. Ona göre bunun nedeni, ne türkü söyleme aşkıydı ne de sesini dinletme isteği. Onun şarkıları ve “namuslu gitarının sesi” dünyanın yüreğinden çıkıyordu. Kendisi, “Şefkatli bir güvercin gibi uçar gitarımın sesi, kutsal su gibi” diye ifade ediyordu.
Dünyanın yüreğinde açlık, yoksulluk içinde kıvrananan milyarların acıları vardı. Jara’nın şarkıları dünyanın yüreğinden gelen acıları anlatıyordu. Sadece acıları değil, dünyanın her yerinde, sömürüye karşı direnenlerin şarkılarını söylüyordu. “Yapmakta olduğumuz şeylerin kıtasal değeri olduğuna, kitleleri sürüklediğine inanıyorum. Devrimci şarkı, devrimci bir güçtür. Bütün üçüncü dünya ülkelerinde sözü geçen güçlü bir silah...”

Onbin el...
Jara, 1970 seçimlerinde Unidad Popular’ı ve Salvador Allende’yi destekledi. 11 Eylül'deki darbenin hemen ertesinde Santiago Üniversitesi’nde gözaltına alındı ve binlerce kişiyle birlikte Santiago Stadyumu’na getirildi. Yüreğinde, postallarla çiğnenen ülkesinin ve katledilen yoldaşı Allende’nin acısı vardı. Ama o acılarını dünyanın yüreğine gömdü. Öldürüleceğini bildiği halde, oradaki binlere moral verebilmek için gitarının tellerine dokundu. Çünkü o; eylemlerde, direnişlerde, her koşulda direnmeyi salık vermişti şarkılarıyla. Stadyumdaki binler için bir şarkı yazdı. Çevresindekiler her satırnı ezberlediler. “Beşbin kişiyiz burada” diye başlıyordu şarkı.
"Beş bin kişiyiz
Kimbilir kaç kişidir
Bütün şehirlerde ve bütün ülkede
Tohum eken ve fabrika işleten
Yalnız burada onbin el”

Jara daha sonra partisinin marşı “Venceremos”u söylemeye başladı. Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi. Askerler -ki ellerinde silahları vardı, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara’nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular. Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara’nın parmaklarını kırdı. Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı. Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı. Şili’nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına “Venceremos!” (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı. Jara’nın istediği de buydu. Bundan sonrası...
Stadyumda onun gibi gözaltında olan 5 bin kişi de ona eşlik etmeye başlar…
“Fırtına yırtıyor sessizliği
Ufuktan bir güneş doğuyor
Gecekondulardan geliyor halk
Tüm Şili şarkılar söylüyor”

Kan revan içinde 5 bin kişinin “Zaferi Kazanacağız” şarkılarıyla stadyumu inletmeye başlaması, işkencehanenin faşist yöneticisi Albay Hugo Sanchez Marmonti’yi rahatsız eder…Emrindeki subaylardan insanları susturmalarını, Victor Jara’nın da gitar çalmasını, şarkı söylemesini engellemelerini ister… İnsanlar Jara’nın etrafında etten duvar örerler, “ateş açarız susun” uyarılarını dikkate almazlar… Ama askerler, vatanseverlerin kuşatmış olduğu Jara’nın yanına insanları döverek, dipçik darbeleriyle savuşturarak ulaşmayı başarırlar… İlk hamleleri gitara olur… Suçludur gitar, şarkıların lideridir… Parçalarlar… Stadyumda protesto uğultuları yükselir… Şili’nin bağımsızlık savaşçısı Jara, gitarsız söylemeye devam eder…
“Venseremos venseremos
Kıralım zincirlerimizi
Venseremos venseremos
Zulme ve yoksulluğa paydos”

Askerler bu defa yüzükoyun yere yatırır, devrimci müzisyeni… Kollarına ayaklarıyla basarak kıpırdamasını engellerler… Tüfeklerinin dipçikleriyle sağ elinin parmaklarını kırarlar… Sonra sol elinin parmaklarını parçalarlar… Yorulup durduklarında binlerce kişinin donup kaldığı o sessizliğin ortasında bir mırıltı duyulur… Kanlar içindeki Victor Jara’dan geliyordur ses… Kısık bir çığlık gibi de olsa yankılanır tüm stadyumda:
“Şili’de halk bugün savaşıyor
Cesaret ve aklın gücüyle
Kahrolsun halkın katili cunta
Yaşasın Unitad Popular”

Herkes susar, zaman susar… İki subay tüfeklerini doğrulturlar bu defa… Ama Jara aldırmaz, kafasını kaldırıp katillerine bakar… Söylemeye devam eder
“Geçmişe ağlamak fayda vermez
Gelecek mutlak sosyalizm
Yarını bugünden kuracağız
O senin tarihin olacak”

Bu defa tüfeğin dipçiğiyle ağzına vururlar… Dişleri kırılır, burnu kırılır… Kafasını kaldıracak hali yoktur, acısı yüzünden okunuyordur ama mırıldanarak da olsa söylemeye hala devam eder:
“Venseremos venseremos
Kıralım zincirlerimizi
Venseremos venseremos
Zulme ve yoksulluğa paydos”

Subaylar adeta bir sopa gibi vurarak tüm güçleriyle Jara’nın kafasını hedef alırlar bu defa… Şili’nin bağımsızlık savaşçısı, sosyalist tiyatro oyuncusu, şair ve müzisyeni, 41 yaşındaki bu güzel yürekli adamın sesini; kafasını parçalayıp öldürerek susturabilmişlerdir Bu da yetmez makinalı tüfeğin 44 kurşununu boşaltırlar cansız bedenine… Şili’nin Başkenti Santiago’da 23 Eylül 1932’de bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğan bir adamın 41 yıllık kısa ama onurlu hayatı, işkencecilerinin elinde son bulur… Ama direnişini efsaneye dönüştürerek, Şili’nin devrimcilerine ve dünyanın sosyalistlerine bir isim ve yıllarca marş gibi söylenecek bir şarkı bırakarak:
Venceremos (Zaferi kazanacağız)…
Albay Marmonti ise işkencecilerinin ellerindeyken, son nefesine kadar özgürlük şarkıları söyleyen bu adamın kırık, parçalanmış ellerini kestirip stadyumda sergiler…
Victor Jara”nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.
Victor Jara, ölümsüz şarkının ölümsüz bestecisi. Bedenine onlarca kurşun sıkan eller ne kadar zavallı şimdi. Geçtiğimiz yıllarda, katledildiği Santiago Stadyumu'na adı verildi. Oysa onu yaşatmak için buna hiç gerek yoktu. Çünkü Venceremos, Şili kadar uzak değil bize ve tüm dünyanın devrimcilerine. Jara’nın 40 yıl önce işkencecilere karşı, kendi diliyle, İspanyolca ile haykırdığı marşa, biz de kendi dilimizle ses veriyoruz.
Ölümünden hemen önce, o stadyumda, hani o beş bin kişinin arasında yazdığı son bestesinde dediği gibi yeni bir tohumun doğumu oldu onun ölümü… Ölürken de gitarı kadar namuslu ve umutluydu Jara. O, faşist Pinochet’in istediği gibi değil, kendi istediği gibi, şarkı söyleyerek öldü! Bu yüzden o kazandı ve bu yüzden biz kazanacağız! Venceremos!
"Venceremos venceremos
Kıralım zincirlerimizi
Venceremos venceremos
Zulme ve yoksulluğa paydos!”


Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Tayadcan Hido BİNUMUT 3 hafta önce

Halkların onurlu sesi Victor Jara ve diğer kimliği varlığı bilinen-bilinmiyen kahramanları saygı ile selamlıyorum.BİZ HALKIZ,yeniden doğuyorum ölümlerde,BİZ KAZANACAĞIZ;Baş eğmez Biat etmez Devrimci Enternasyonal duruşla.önemli olan biat etmemek hiç bir güce."Yarin Yanağından gayrı her şeyde :ORTAKÇA"