'Emperyalizme ve darbecilere karşı' Boyun eğmeyenler Kartal'da buluştu
Aralarında sendikacı, akademisyen, sanatçı, gazeteci ve yazarların olduğu yüzlerce imzacının çağrısıyla kamuoyuna duyurulan "Gericiliğe, emperyalizme ve darbecilere karşı" başlıklı miting Kartal'da gerçekleştirildi.
Binlerce yurttaşın katıldığı mitingde, Kartal mutabakatının gericiliğe, emperyalizme va darbecilere karşı olduğu vurgusu yapıldı.

Mitingde Nihat Behram, Kemal Okuyan, Enver Aysever, Serpil Güvenç ve Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan konuşmalar yaparken, Nejat Yavaşoğulları ve Akın Eldes de müzikleriyle sahne aldı.

NİHAT BEHRAM'LA BAŞLADI...
Kartal Meydanı'nda miting Nihat Behram'ın şiiriyle başladı.
Che tişörtüyle sahneye çıkan şair Behram, 1976'da Sultanahmet meydanında yapılan büyük anti-faşizm mitinginde okuduğu "Dövüşe dövüşe yürünecek" şiirini tekrar seslendirdi.

Nihat Behram'ın Kartal'da yeniden okuduğu şiir:

Dövüşe Dövüşe Yürünecek

Kardeşler!

Sancıyan bir sessizlik bırakıyor geride

birer birer gidenlerimiz: kanlı, hırçın, çıkarsız...

Ve artık, yetmiyor dilde ışıması,

kıvranışı sığmıyor koyna;

saplanışlar istiyor elde hançer,

o zifir karanlığın

göğsüne göğsüne saplanışlar.

Kardeşler!

Kolları-pazuları

kırıla-ısırıla

damla damla emilen işçiler için;

aşsız-ışıksız,

suyu-samanı yağmalanmış,

bezgin-dayanaksız köylüler için

çağrışan kardeşlerim!

Gece yarılarına kadar grevlerden

haber bekleyenler!

Candaşlarım!

Ucu-bucağı göze gelmek ufkuna

nefes nefese varılan bu kavganın

aslı-astarı sadece haklılıktır;

vursa da, usul usul yayılsa da kızıllığı

beyaz örtülere kurşun yaralarının,

balkıyan o sesi dinleyin bağırlarından

eller üstünde gidenlerimizin;

coşkun ve isyankardır

ve direşken ve dövüşkendir onların

halkın kardeşi olan yürekleri.

Kardeşler!

Unutmayın! Yolumuz puslu-pusuludur.

Düşmanı sevindirir tökezleyen her adım.

Zorlu bir dönemeçte

düşmanca kaçışanlar da unutulmasın.

Yüreği duralatan bir zehir varsa eğer

o zehri tezelden kusmalı bu kalabalık;

duralamak hayatın yaralarıdır.

Bakın! Zırhlarla çevirmişler

tel örgüler ve taş duvarlarla halkın çevresini,

doğrulsun istemiyorlar bin yıldır ezilenler.

Kardeşler! Hızın, özverinin, hareketin kardeşleri!

Sırdaşlarım!

Bilgi ve dövüşkenlik

bilgi ve dövüşkenlik bizi bekliyor.

Nabzına kulak verin çeliğin,

yağmurun, kayalığın, denizin nabzına kulak verin;

görün, nasıl nefes alıyor sevinç,

sabır nasıl da çarpıntılı.

İşte! Alınları çocukların. Barınaklarımız bizim...

İşte! Yas kundağı analar. Sessizce donatıyorlar bizi...

İşte! Gencecik anısı ölenlerin. En canlı yığınaklar bize...

İşte! Ezilenler. Bayraklarımız.

Kardeşler! Halkın kardeşleri!

Yoldaşlarım!

Başlayınca bu yolun onurlu yolculuğu

ancak yaşamakla varılan duyguda konaklanır

ve ancak yürüyerek söylenir şarkılarımız,

çünkü adım adım derinleşti ezgisi,

bilekte, dizbağında, dudakta ateşlendi.

Ve koşa-kucaklaya

ve sara-sarmalaya

ve yumruklaya-yumruklaya

haklı ve mazlum olanın uyuşuk omurunu

uyarmak için kuvvetli ve zalime karşı

nice sarp yerden geçildi buraya kadar.

Ve buradan, daha da dikleşerek,

dinmeden-dinlenmeden,

dişe-diş

dövüşe dövüşe yürünecek.

KEMAL OKUYAN: EMPERYALİZME KARŞI OLMADAN DEVRİMCİ OLUNMAZ
KP Merkez Komite üyesi Kemal Okuyan, Che Guevara tişörtüyle sahneye çıkarak şu konuşmayı yaptı:
Onlar Abdülhamid'i, Vahdeddin'i göğsüne taksın, biz göğsümüze Mustafa Kemal'i takacağız. Onlar Said-i Nurisi'yi taşısın göğsünde biz Suphi'yi taşıyalım. Onlar Adnan Menderes'i bayrak yapsınlar, biz Nazım Hikmet'i yapalım. Onlar Süleyman Demirel'in peşinden yürüsünler, biz Deniz Gezmişlerin peşinden yürüyelim. Kenan Evren onların olsun Aziz Nesin bizim olsun. İnsanın yerlisi yabancısı olmaz, insanın gericisi olur, emperaylisti, hırsızı, yonbazı olur. Bir de devrimcisi, yurtseveri, ilericisi olur onları da biz burada taşırız.

Dostlar, biz burada bugün sizlerle beraber toplandık. Çok sayıda çağrıcı var. Neden toplandık? 15 Temmuz günü Türkiye’de bir darbe girişimi yaşandı. Herkes bu darbeye karşı çıktı. Öte yandan 12 Eylül’de, 12 Mart’ta darbeleri alkışlayanlar da bu darbe girişimine karşı çıktı. Halbuki Türkiye'de Amerikancı, halk düşmanı, emek düşmanı bütün darbeler öyledir, bunlara karşı çıkanlar hep yoksullar, ilericiler, devrimciler oldu. Ama şimdi darbeye karşı çıkmak moda. Biz bu modaya uymak için burada değiliz. Biz darbelerin gerçek anlamını haykırmak için buradayız. Bu darbe Fethullahçıydı, Amerikan parmağı vardı. Peki, bunlar bu darbede mi vardı sadece? Erdoğan’da Amerikan parmağı yok mu? Tutturmuşlar bir FETÖ, iyi de bunları bizden daha iyi kim takip etti, teşhir etti. Fethullahçılar komünizmle mücadele derneğini komünizmle mücadele etmek için, laiklikten kurtulmak için, ABD planları hayata geçsin diye kurmadı mı? Şimdi FETÖ'ye karşı birleşilsin diyorlar. Dün de buradaydık biz, onlar neredeydi? Biz bugün burada toplandık çünkü emperyalizme karşıyız, o yüzden toplandık. Şimdi diyorlar ki darbecilerin merkezi İncilik Üssü. Kardeşler, İncirlik Üssü'ne 10 yıllardır karşı çıkan kimdi? Biz nükleer silahlar var dediğimizde 10 yıl önce bize gülenler, şimdi nükleer silah tehlikesi ya FETÖ'nün eline geçseysdi diyorlar. Onlar Türkiye'ye neden yerleştirildi? O nükleer silahlar emekçi halk iktdara gelirse emekçi halka karşı kullanılmak için konuldu İncirlik'e.

Emperyalizme, Nato'ya karşı, yabancı üslere karşı, AB'ye karşı olmadan devrimci olunmaz. Bakmayın şimdi emperyalistlerin peşinden solculuk yapmaya kalkanlar var. Emperyalizme karşı tavizsiz durmak solculuktur. Bugün burayız çünkü eğitimde dinsel bir söylem kullanılmayacak, siyaset kurumunda din dışarı çıkarılacak, toplumsal yaşam ve hukuk dinsel kurallarla yönlendirilemeyecek. 

Darbe girişimine karşıyız ama darbenin bugünkü siyasi iktidar AKP'yi aklamak için fırsata dönüşmesine de karşıyız. Mecbur muyuz Erdoğan'la Fethullah arasında tercih yapmaya? 

Bize diyorlar ki ünviersiteden yargıya, eğitimden sağlığa futbola her şeyi ele geçirmişler. Peki kim ele geçirdi? Beraber yürüdünüz bu yollarda, kandırıldık diye kandıramazsınız, biz kanmayacağız.

Dediler ki efendim ülke büyük tehlike atlattı, milli mutabakat olsun, ulu önderimiz Erdoğan'ın arkasında duralım, Yenikapı ruhu diye bir şey icat ettiler. Yenikapı ruhu oradaysa, Kartal ruhu burada. Söylenmeyeni söylemek için buradayız. Diyorlar ki bir üst akıl var, Türkiye'yi karıştırmak istiyorlar, yabancı güçler diyorlar. Biraz dürüst olun, namuslu olun. Madem dış güçler diyorsunuz, ABD üslerini kapayın. Beyaz Saray'da iki saat olumlu görüşme yaptık diye afra tafra yapmayın. O zaman karşımıza geçip yalan söylemeyin. Türkiye'nin antiemperyalistleri burada, yurtseverleri vyrada. Ancak İsrail'e, ABD'ye şov yaparsınız. Bunu haykırmak için toplandık.

Fethullah Gülen kimdir, bir dincidir. Ülkeyi karartan cemaatlerin liderlerinden birisidir Güleni güçlendiren, laikliğin ayaklar altına alınmasıdır. FETÖ gider başkası gelir. Küçücük çocukları okullardan atacaksınız, imam hatip yapacaksınız yeni Fethullahçılar yetişsin diye, yağma yok, buna izin vermeyeceğiz. 

Arkadaşlar bizler inanç ve ibanedet özgürlüğünü savunan insanlarız.  Kimse kimsenin inancına, ibadetine karışamaz. Onların savunduğu inanç özgürlüğü değil, karanlığı, yobazlığı, insanları sürüleştirmeyi savunuyorlar. İnançlarla alakaları yok. Biz bu yüzden laik Türkiye'yi savunuyoruz. Bunların hespi aynı aileden, neden mi ? Bakın Türkiye'de geçtmişte de darbeler oldu. Darbelerde tek bir şey aynı kalıyor, sömürü hep devam ediyor. Demokrasi geldi diyorlar, darbe oluyor Koç ailesi hep iktidar, işçiler sömürülüyor, işsiz kalıyor. Demek ki bu darbeleri de onların sahte demokrasisini de aynı güç yönetiyor. Fethullahçıların da Erdoğan'ın da arkasında işte bu güç var. Bir ülkede büyük holdingler yüksek kar yapıyorsa, o ülkede hep yoksullar varsa, milli mutabakat patronların kasası dolsun, işçiler sömürülsün diyedir.

Türkiye'de laikliğin yerlerde sürüklenmesi,  ABD planlarının peşinde sürüklenmesi, Türkiye'nin en beceriksiz, en karanlık iktidarının başımıza bela olmasının nedeni Türkiye'nin sermaye sınıfıdır. Sancak Holging'in yükselişine, Koç'un karlarına bakın, Türkiye'de neler olduğunu anlarsınız. Darbe başarılı olsaydı, bu şirketler bu şirketler yine demokrasi türküleri söyleyecekti. Sermaye sınıfına, demokrasisine aldanmayacağız.

Biz bunları söylemek için burada toplandık, peki biz kimiz? Bu miting tarihe not düşmek için hazırlandı. Bir kişi bile buraya gelseydi biz yine haklı olacaktık. Çünkü tarihe bazen yüzbinler, milyonlar değil küçük topluluklar imza atar. Bu miting yapılmalıydı. Bu bir siyasi partinin mitingi değil. Sanatçılar, sendikacılar, bilim insanları, farklı siyasi görüşlerden insanlar çağrıcı oldular ve dediler ki,  biz orada olacağız, sizi de çağırıyoruz. Sizler geldiniz, korkuyu, örgütsüzlüğü, milli mutabakatı, Yenikapı ruhunu aştınınız. 

Şimdi demek ki bu memleket bizi kandırdılar diyenler, yetmez ama evetçilerden, hırsızlık yapıp hırsız var diye bağırandan, Ekmeleddin düşkünlerinden ibaret değil. Bu memletin devrimcileri, yurtseveleri de varmış, demek ki oluyormuş. Bu mitinge gelemeyen onbinlerce, yüzbinlerce yürek var bizimle beraber olanç Bu birikim önemli, kimi küçük hesaplara kurban etmeyeceğiz. Yurdumuzu, aydınlığı, emeği, eşitlikçi bir toplumu savunuyoruz. Dinsel ve etnik temellerle siyasetin bugün emekçi halkı böldüğünü, birliğini ancak özgürce kardeşçe yaşayacağımız eşitlikçi bir toplumla sağlayacağımızı bilelim. İnsanın insanı sömürmediği bir ülke kurmak için buradayız. Soruyorum size, burada birleşiyor muyuz? 

Ve diyoruz ki laikliğin yumuşağı katısı olmaz, laikliğin ilkeleri bellidir, ılımlı lakiklik katı lakiklik yok. Emperyalist sistem içinde kişilikli, onurlu olamazsınız. O yüzden ya emperyalizm, ya bağımsızlık, ya emreapyalizm ya ölüm diyoruz. Vahşi kapitalizm diye bir şey yok, bugünkü sömürü düzeni her zaman vahşidir. İyi güzel kapitalizm diye bir şey yok, güzel sömürü olur mu, bu ne saçmalık? Sömürü düzenine karşı olduğumuz için yan yana geldik. Bu memleketi cemaatlere, padişahlara, Nato'culara, Amerikancılara, mandacılara, yobaza, işçi düşmanı hükümetlere ve en önemlisi önüne gelen her şeyi yutanlara bırakmayacağız.

Kartal mutabakatı budur, bunu yaratan herkese selam olsun."

LEVENT ÜZÜMCÜ: BOYUN EĞMEYİN
Sahnede bir konuşma yapan Levent Üzümcü şunları söyledi:
"Kötülüğü bildiği gördüğü halde görmezden gelen ve destekleyen bu yığın ilk fırsatta bize aynı kötülüğü yapmaktan çekinmeyecektir. Peki o zaman ne yapmalıyız? Oysa ki her şey daha yeni başlıyor. Hiçbir şey yapmadığı halde, savaşta sanki yorgun düşmüş gibi bir hali var bazılarımızın. Bazılarımızsa elindeki sihirli değnekle dokunacak gibi bir beklentide. Kimimiz ölümden medet umar halde, sanki bir şey olacak ve bir anda her şey iyi olacak o beklediğimiz aydınlık yarınlar sizin dışınızda birileri tarafınan getirilecek öyle mi? Yok öyle yağma.

Dostlar haklı olduğumuza inanmanız bir işe yaramıyor görüyorsunuz kendi yarattığımız küçük yaşam alanları da bize huzur vermiyor boğulacak gibi oluyoruz. Laftan, serzenişten çok daha fazla sahada mücadele etmeye ihtiyacımız var. Sizler gibi aydınlık yarınlara inanan vicdanlı insanları daha fazla hissetmeye ihtiyacımız var. Birbirinize merhaba demekten imtina etmeyin. ,Gücünüzün farkında olun arkadaşlar dostlar yoldaşlar bir başkası yok sadece siz varsınız. Kütfen yılmayın allahaşkına boyun eğmeyin."

SERPİL GÜVENÇ: EMEĞİN İKTİDARINI KURMAK ZORUNDAYIZ
"Korkmadan onurumuzla, dürüstlüğümüzle, buradayız ve emeğin bayrağını anti-emperyalizmi savunmak için laikliği, aydınlığı savunmak için hep birlikte buradayız. Bu ülkenin boyun eğmeyenleri merbaha. Öfkeliyiz arkadaşlar, bize oyun oynamak istiyorlar. Sanki ortada demokratlar ve darbeciler varmış gibi, sanki ortada emeğin, halkın, haklarını savunan ileri demokrasi varmış gibi bir tarafta da bir amerikancı darbeciler varmış, birbirlerinden ayrılarmış gibi. Biz biliyoruz ki bunlar tek yumurta ikizleri, biz burada icazetli bir miting yapmıyoruz, gerçekleri konuşuyoruz. Darbecilere karşı olduğumuz için emeğin sesini yükseltmek istiyoruz.

Dostlar, yoldaşlar, öfkemiz büyük. Biz Gezi'deki evlatlarımıza ölüm emri verenleri unutmadık. Biz Soma'da işçi kardeşlerimizin ölümlerini sessiz bir şekilde geçiştiren "fıtrat" diyen katilleri unutmadık, onun için öfkemiz büyük. Biz Tekel'deki emek kardeşlerimizi, üç ay Ankara'da süründürüp iş güvencelerini yok edenleri unutmadık. Bunlar bu ikiz kardeşler aslında, yurtiçindeki sermaye ve yurtdışındaki sermaye sınıflarının yandaşları, işbirlikçileri. Onlar yap diyorlar, bunlar selam çakıp yapıyorlar. Biz Erdoğanlara, Gülenlere, tarikatlara karşıyız çünkü onlar sermayeyi temsil ediyorlar. Bizim öfkemiz sınıf öfkesidir arkadaşlar. Emeğin bayrağının yüksek olduğu, dünyada sosyalist iktidarlar oldu, o kan emici sermaye sınıfı geri adım attı, iş güvencesi dedi, emeklilik hakkı dedi, taviz vermek zorunda kaldı, emeğin iktidarından korkuyorlardı.

Bizim mücadelemizin söndüğünü zannettiler, yeni liberal politikalar dediler, bunu kim getirdi ülkemize? Hani Dünya Bankası'nın uzmanı var ya, Çankaya'nın şişmanı işçilerin düşmanı dediği vatandaş var ya...Turgut Özal. Bunların onun yetiştirmesi. Bunlar 12 Eylül politikalarını devam ettiriyorlar, özelleştirme dediler, atalarımızın ve bizim ceplerimizden kurulan limanları, fabrikaları, taşınmazlarımızı sattılar. Emeğin iktidarını kurmak zorundayız."

ENVER AYSEVER: İNSAN HİÇ BOYUN EĞER Mİ?

Gazeteci Enver Aysever de sahne alarak şunları söyledi:
"Saray nedir Ankara'dadır ama kaçak. Sultan nedir Ankara'dadır ama göçek, ama en önemlisi soytarı gördük, dalkavuk gördük en korkuncu da sanatçı, aydın diye geçinenin diz çöktüğünü gördük, yazıklar olsun, onları unutmayın. Umut soyut bir kavram, gerçekleri konuşmakta yarar var. Umut dediğin nedir? Gerçek şu unutmayın ki, bu ülke tarihi çok yakında Türkiye'nin haysiyet direnişini gördü, Gezi'yi gördüm, unutmadım, unutmayacağım.

Gezi dediğimiz neydi? Hatırlayalım. Gezi dediğimiz laiklikti, hayata umutla bakan, şaka yapmayı bilen, sanattan, edebiyattan anlayan, ötekisi olmayan insanların dünyayı güzelleştirdiği günlerdi. Yeniden olacak, olmalı, mecburuz. Benim başım sürekli derde girer, Habertürk'te bir programa çıktım, konu Kabataş'a geldi, siz hepiniz Kabataş yalancısısınız dedim, bana dava açtılar, Kabataş yalanından bir tek ben yargılanıyorum. Kabataş'ın yalancısı dandik filozof program yapıyor, Hürriyet'te yazıyor, Kabataş yalancılarına pabuç bırakmayalım.

Bir de benim takıntılı olduğum mesele var. Başımıza gelen belaların bir nedeni var bugünkü siyasi iktidarın, AB'nin izinden gidenler var. Yetmez ama evetçileri unutursam namerdim, affetmeyeceğim. Çocukların ırzına geçiliyorsa, Soma'daki işçilerin ailelerinin ceplerine üç kuruş konuyorsa ve hala kıyamet kopmuyorsa biz insan mıyız? Anadolu Pir Sultan'ın yetiştiği topraktır, buradaki insanlarımız boyun eğmez, mutabakat yapılıyor CHP Genel Başkanı bir Alevidir, Yavuz Sultan Selim köprüsü yapmak neyin mutabakatı? Böyle mutabakat olmaz. İnsan hiç boyun eğer mi?"

SAMİ ELVAN: TÜRKİYE'MİZİ AYDINLATMALIYIZ
Mitinge katılan Berkin Elvan'ın babası Sami Elvan ve annesi Gülsüm Elvan, kitleyi selamladı. "Berkin'e sözümüz devrim olacak" sloganlarına karşılık Sami Elvan, "Ben inanıyorum. Bu adaletsizlik sona erecek. Türkiye'mizi aydınlatmalıyız. Barışın, kardeşliğin, dostluğun, insan sevgisinin olduğu, ortak yaşamın olduğu bir ülke istiyorum" dedi.
Soruşturmanın seyrine ilişkin de bilgi veren Elvan, "Yeni savcıyla görüştüm. Berkin'i vuran kişinin isminin bilindiğini, şu an açıklanmadığını belirtti" diyerek, "Berkin'in 269 gün o hastanede yaşam mücadelesi verdiğini düşünerek dirençli bir Türkiye kurmak için hepinizi saygıyla selamlıyorum" diyerek konuşmasını tamamladı.

***

Berkin Elvan'ın ailesi de katılanlar arasında...İşten atılan Avcılar Belediyesi işçileri de Kartal'da...Kaynak : habersol.org

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×