Erdoğan’ın “Bir defaya mahsus affediyorum” açıklamasının hukuken karşılığı yok
 Tayyip Erdoğan dün (29 Temmuz) Kaçak Saray’daki kongre ve kültür merkezinin açıklamasında konuştu. Erdoğan yaptığı konuşmada lütfedercesine açtığı hakaret davalarını çektiğini ilan etti, ancak yasal bir düzenlemeden söz etmeyip yeni davalara açık kapı bıraktı.

Yasal düzenleme yok
Erdoğan’ın “hakaret” iddiasının düzenlendiği yasa maddesinde değişikliğe gitmekten kaçınıp sadece şikayetçi olduğu davaları lütfedercesine çekmesi ise beraberinde iki soru işareti getirdi. Birincisi, yasal düzenleme olmaması ilerleyen zamanlarda bu davaların yeniden açılmasına olanak sağlamayacak mı? İkincisi, Erdoğan’ın doğrudan şikayetçi olmadığı, işgüzar savcılar tarafından açılan kamu davalarının akıbeti ne olacak?

“Erdoğan’a hakaretten” binlerce dava
Mart ayı itibariyle 2 bine ulaşan “Erdoğan’a hakaret” davalarına her geçen bir yenisi eklendi. Demokratik kitle örgütlerinden sosyal medyada paylaşımlarda bulunanlara, gazetecilerden aydınlara kadar bir çok kişinin yargılandığı davalarda tutuklamalar da peşi sıra geldi. Hatta kimi zaman evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınanlar oldu. Son olarak ise 10 Ekim Ankara Katliamı’nda hayatını kaybedenlerden biri olan Şebnem Yurtman’ın babası Mehmet Yurtman “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ettiği gerekçesiyle evinin bahçesinde gözaltına alınarak tutuklandı. Yine Şehir Plancısı Ayhan Erdoğan yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle ifade vermeye çağrılmış, çıkarıldığı mahkemece  “terör örgütü propagandası yapmak” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla 2 aydan uzun tutuklu kalmıştı.

“Bir defaya mahsus affediyorum” açıklamasının hukuken karşılığı yok
Sendika.Org’a konuşan Halkevleri Hukuk Dairesi’nden Av. Deniz Özbilgin Erdoğan’ın açıklamasının hukuken bir karşılığının olmadığını belirterek şöyle dedi:

TCK 299. madde ile düzenlenen “Cumhurbaşkanı’na hakaret” zaten şu an Anayasa Mahkemesi önünde tartışmalı. En son Venedik Komisyonu Raporu da kişiye özel suç tanımı ve yargılama rejimi olmaz diyerek “hakaret suçu”nun farklı, “Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun farklı şekilde yargılama konusu yapılmasının hukuka aykırı olduğunu tespit etmişti.

Öte yandan Tayyip Erdoğan’ın dün yaptığı “Bir defaya mahsus affediyorum” açıklaması hukuken hiçbir hak etmeyen bir şovdan ibaret. Bu açıklama beraberinde birçok soru ve sıkıntıyı da getiriyor tabi.

“Tayyip Erdoğan’ın avukatları her dosya için şikayeti çekmek zorunda”
Konuyla ilgili birçok soru işaretinin olduğunu belirten Özbilgin, mevcut sorunları şöyle sıraladı:

Birinci olarak; TCK 299. maddede düzenlenen “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçu şikayete tabi değildir, yani dosya kapsamında bir şikayetçi olmasa bile, ihbar üzerine savcı soruşturma başlatabilir, kamu dava açılabilir ve kişi ceza alabilir. İkinci olarak ise;
umuma açık beyan ile hukuksal kapsamda şikayetten vazgeçme olmaz. Tayyip Erdoğan’ın her davaya vekalet sunan avukatları, her dosyada tek tek şikayetçi değiliz açıklaması yapmak zorundadır.

Üstelik dosyaya verilecek bu beyan içerisinde Tayyip Erdoğan’ın demeçlerinde demokrasi kelimesi dışında yer vermediği ifade hürriyeti, eleştiri hakkı gibi kavramlar olmaz ise zaten şikayete tabi olmayan davalarda esaslı ve hukuksal beraat sonucunu doğurmaz. ifade özgürlüğüne saygılı cesur hakimlerin vereceği kararlar hariç tabi.

“Bireysel affetme siyasi şov olarak duruyor”

Sırayla gidecek olursak üçüncü olarak; bir kısmı hakaret kabul edilerek dava konusu yapılan eleştiriler ve beyanlar Tayyip Erdoğan’ın şahsına değil Cumhurbaşkanı’na yönelik değerlendiriliyor. Zaten davalar da bu yüzden açılıyor. Bizler insan haklarına ve ifade hürriyetine saygılı hukukçular olarak böyle bir suçlama olabileceğini kabul etmiyoruz fakat mevcut durumda da bireysel affetme sadece ego tatmini ve siyasi şov olarak duruyor.

Dördüncü olarak; “Bana ve aileme yapılan hakaretleri affediyorum” demiş ise de sadece kendisine yönelik hakaretleri affedebilir. Sanırım Cumhurbaşkanı, eşinin ve kızının bağımsız şahsiyetleri olduğunun farkında değil.

Özbilgin sonuç olarak gerçekten demokrasi ve temel özgürlüklere saygı için bu yapılacaksa 299. maddenin kaldırılması gerektiğini ve ifade ve eleştiri hakkının sınırlarının genişletilmesi gerektiğini belirterek  “Hukuken suç olup olmadığı zaten tartışmalı olan ve bizce ifade hürriyetinin dokunulmazlığı kapsamında kalan eleştirilerin yargılama konusu yapılmaması gerekirdi. Şimdi Cumhurbaşkanı kalkıp demokrasi adı altında affediyorum diyorsa bunun hukuki karşılığı yoktur. Gerçekten demokrasi ve temel özgürlüklere saygı için bu yapılacaksa 299. madde kaldırılsın, ifade ve eleştiri hakkının sınırları genişletilsin. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde bu saçma sebepten daha fazla mahkum olmasın” dedi.

Sendika.Org

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×