HDP'den seferberlik kararı
 Halkların Demokratik Partisi (HDP) hafta sonu yetkili organları ile 4'üncü kuruluş yıldönümü vesilesiyle yaptığı iki günlük toplantıda, "siyasal ve örgütsel seferberlik" başlatma kararı aldı. HDP Parti Meclisi tarafından toplantının sonuçlarına ilişkin yapılan yazılı açıklamada, yapılan toplantıda 2014 ve sonrasının siyasal-örgütsel gelişmelerinin değerlendirildiği belirtilerek, ayrıca gelecek dönemin de planlandığına işaret edildi.

Özeleştiri yapıldığı belirtilen toplantıda, "HDP’nin Türkiye halkları, emekçileri ve ezilenlerinin mücadelelerini birleştirecek, farklılıkları ve özgünlükleri ile yeni yaşamı inşa edecek politikaları Türkiye’nin batısında yaygınlaştırma; Kürt coğrafyasında süregiden çatışmalara ve savaşa karşı kitleleri harekete geçirme ve muhalefeti örgütleme konusunda yetersiz kaldığı tespit edildiği" belirtildi. HDP ayrıca 7 Haziran seçimlerinden sonraki süreçte siyasi inisiyatif geliştirme konusunda da eksikler ve yetmezlikler yaşadığını da kabul ederek, "Yine bu süreçte HDP’nin geleneksel erkek egemen ve hegemonik dili mahkum eden kapsayıcı, umudu yeşerten, kadın özgürlükçü dili geliştirmekte ve kadınlara yönelik saldırılar karşısında yetersiz kaldığını" vurguladı.

HDP'nin geride bıraktığı 4 yılda sadece muhalefet değil, aynı zamanda demokratik mücadelenin odağı, yeni yaşamın inşa edilmesinin de umudu olduğuna işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"HDP’nin son 2 yıldaki ciddi yükselişi, bir yandan toplumda bir umut dalgasını ve demokratikleşme duygusunu güçlendirmiş; diğer yandan siyasi iktidarın ve geleneksel baskıcı devletin ve anlayışın kimyasını bozmuş, geleneksel iktidar bloğu yapılanmasını sarsmıştır. HDP, egemenler hukukuna dayalı, ‘tekçi’ ve katı merkeziyetçi ulus-devlet yapılanmasının, halkların birlikteliği, ezilenlerin örgütlülüğü ve çoğulculuğuyla sarsılabileceğini ve değiştirilebileceğini göstermiştir. Çözüm süreci ve görüşme döneminin tüm olumlu sonuçları ve barış için beslenen umut, ‘bir şeylerin olumlu yönde değişebileceğine’ dair beklentilerin yükselmesi egemen çevreler tarafından kabullenilememiştir. HDP, adeta düşman ilan edilmiştir."

Ayrıca oluşan "Kürt karşıtı" ittifaka da dikkat çekilerek, bunun HDP'ye yalnızlaştırmaya çalıştığı belirtilerek, Türkiye halklarının AKP tarafından devreye sokulan savaşa mahkum edildiği bu ittifakın Kürt halkının iradesini ve statüsünü engelleyen geleneksel ve tarihsel politikalarını yeniden hakim kılmaya çalıştığı belirtildi. Türkiye'nin Orta Doğu politikasına da işaret edilen açıklamada, Rojava ve Başika'da yaşananların "işgal" olduğu ve bu politikanın Türkiye'yi savaşa sürüklediği belirtildi.

OHAL rejiminin meşru olmadığına da işaret e dilen açıklamada, "geleneksel devlet-Erdoğan ve AKP üçlüsünün" yeni dönem ittifakı oluşturduğu ve 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL ile muhalefet tasfiye edilerek yeni bir "tek adam rejiminin" yaratılmaya çalışıldığına işaret edildi. AKP'nin "tek adamlığa" dayanan Başkanlık sistemini "kendisi için tek çıkış yolu" gördüğüne işaret edilen açıklamada, "Şu koşullarda AKP’nin en zayıf halkası, kendi içindeki Fethullah yanlısı ve Erdoğan muhalifi milletvekillerinin, diğer bir deyişle darbe girişiminin siyasi ayağının nasıl tasfiye edileceği meselesidir" denildi. Ayrıca başkanlık tartışmalarının içerisinde erken seçim veya referandum seçenekleri barındırdığına dikkat çekildi.

Açıklamada şunlara yer verildi: "HDP, bu karmaşık ve tehlikeli gidiş karşısında ve demokratik muhalefetin önemli bir odağı olma özelliğiyle demokratik direnişin ve özgürlükler mücadelesinin adresidir. Demokratik direnişi toplumsallaştırmak, yaygın ve dirençli bir demokrasi hattını örmek ve özgürlüklere yönelik her alanda gerçekleşen saldırılara karşı mücadeleyi büyütmek için tüm bileşenleriyle, tüm ittifaklarıyla, tüm demokratik politik yapılarla ve sivil toplum kuruluşlarıyla bütünlüklü bir siyasal mücadeleyi örme sorumluluğu vardır."

HDP çıkardığı mücadele takvimini de açıklayarak, bunu 9 başlık altında şöyle sıraladı:
1. OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yönetmek, ‘tek adam yönetimi’ni kalıcı hale getirmek için atılan adımlar karşısında, OHAL’in sona erdirilmesi ve KHK’lerle yaratılan toplumsal mağduriyetlerin giderilmesi konularındaki mücadelemizi sürdüreceğiz. OHAL-KHK rejiminin Türkiye’nin imzaladığı ve taahhütte bulunduğu uluslararası demokratik anlaşmalarla hukuki çelişki ve karşıtlık içinde olduğunu uluslararası alanda da anlatmayı sürdüreceğiz. KHK’ler aracılığıyla hiçbir yargı kararına dayanmayan kamu alanındaki işten atılmalar ve görevden uzaklaştırmalar sonucunda ortaya çıkan mağduriyetler; cezaevlerinde yaşanan ağır baskılar ve insan hakları ihlalleri karşısında demokratik hak, hukuk ve özgürlükler mücadelesini sürdüreceğiz.

2. Barış sözümüz ve kararlılığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Barışa ulaşabilmek için, çözümün gerçekleşmesi için müzakerelere dönülmesi konusundaki ısrarımızı ve mücadelemizi sürdüreceğiz. Bayramda İmralı’da yapılan görüşmede bir kez daha barış ve çözüm konusundaki iradesini vurgulayan Sayın Öcalan’a yönelik tecridin sona erdirilmesinin bu konuda atılacak önemli bir adım olacağını vurgulamayı sürdüreceğiz.

Cizre’den Sur’a, birçok ilçede yaşanan devlet saldırılarının sonunda ortaya çıkan yıkım ve tahribatın yarattığı maddi ve insani sorunların tamir edilmesi, acıların paylaşılması için başlatılan dayanışma kampanyaları, toplumun tüm kesimleri açısından görünür hale getirerek geliştireceğiz.

3. Hem Ortadoğu’da hem de Türkiye’de önümüzdeki dönemin en önemli konusu ‘birlikte ve eşit bir yaşam’ın nasıl sağlanacağıdır. Bu nedenle HDP, bugünün direniş odağı olduğu kadar yarının da kurucu öznelerinden birisidir. Yerel demokrasi, yerinden ve yerelden yönetim tartışmalarını, sınır kavramına sıkışmadan bu geniş alanda ele alarak halkların bir arada yaşaya bilirliğine; bu modelin sadece Türkiye için değil, Ortadoğu’daki diğer devletler ve toplumlar için de geçerli olduğuna vurgu yapmayı ve aynı zamanda bölgesel barış için mücadeleyi sürdüreceğiz.

4. Toplumsal muhalefetin çok parçalı, kırılgan ve güçsüz bir yapı sergilemesini değiştirmek zorundayız. Demokrasi için güçbirliğini ve ortak mücadeleyi yaratma çalışmalarında yaşanan sorunları aşmak için elimizden geleni yapacağız. Çok kültürlülük için yeni bir siyaset ve söylem üreteceğiz.

5. Yasaları, uluslararası demokratik anlaşmaları, hukuku yok sayanların yasal süreçler işleterek karşımıza çıkaracakları ‘tek adam yönetimi’ne geçiş referandumuna ve Meclis’i Saray’ın adeta bir komisyonu haline getirebilecek adımlara tüm toplumsal muhalefetle kapsamlı şekilde hazırlanma kararlılığındayız.

6. Yoksullaştırma ve emeğin güvencesizleştirilmesine karşı emek mücadelesinin ve siyasetinin örgütlenmesini önemli bir görev olarak karşımızda durmaktadır. Öte yandan doğanın haklarının yok sayılması, ekolojik yıkımın sürdürülmesi, yerellerdeki ekoloji mücadelelerine kararlı ve örgütlü, istikrarlı bir katılımı gerekli kılmaktadır. Her iki alanda mücadelelerimizi büyütme ve ortaklaştırma kararlılığındayız.

7. HDP aynı zamanda bir kadın partisi olma iddiasını taşıdığı, topluma eşitlikçi ve özgürlükçü ‘Yeni Yaşam’ umudunu aşıladığı için mevcut iktidarın hedefindedir. Belediyelere yönelen kayyumların ilk icraatlarından birisinin kadın birimlerinin kapatılması ve eşbaşkanlığın lağvedilmesi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, sistemin baskı mekanizmalarını kadın düşmanlığı üzerinden şekillendirdiği görülmektedir. Kadına karşı işlenen çeşitli suçlardaki cezasızlık, kadın cinayetleri ve farklı cinsiyet kimliklerine yönelen vahşi şiddetteki artış da bu iktidar zihniyetinin bir ürünü olarak karşımızda durmaktadır. İktidarın erkek egemen kadın politikaları karşısında daha etkin ve kapsamlı bir mücadele gündemimizin en güçlü kararlarındandır.

8. Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana halklar arası ayrılık temelinde kurulan ‘tekçi’ ulus devlet sistemine karşı, Halkların Demokratik Kongresi’nin öncülüğünde ve farklı halkların ve inançların eşit birlikteliğini esas alarak oluşturduğumuz HDP ve HDK ile ‘bir arada yaşam’ mayası tutmuştur. ‘Bir arada yaşam’ anlayışının ve modelinin Ortadoğu ve Türkiye koşullarında ‘zamanın ruhu’ olduğu gerçeği her zamankinden daha fazla hissedilmektedir. ‘Bir arada yaşam’ umudu ve direncini, ‘tekçi’ Cumhuriyeti demokratik Cumhuriyet, ‘tekçi’ ve inkarcı ulus anlayışını demokratik ulus anlayışı ile aşarak, etkin yol ve yöntemlerle toplumun bütün alanlarında örgütleme dönemine girdik. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ile birlikte mahallelerden başlayan meclislerin örgütlenmesini daha kararlı ve etkili bir şekilde geliştireceğiz. Gençlik çalışmalarını ve örgütlenmesini geliştirip, büyüteceğiz.

9. HDP, ona adını veren halkların ve coğrafyanın sınırlarını aşan bir umuttur. Savaşın karşısında barışı soyut ve anlaşılmaz olmaktan çıkararak, tüm halklara umut olabilecek ‘Yeni Yaşam’ önerisiyle gelecek hayalini ete kemiğe büründürmüştür. Sözlerimiz boş değildir, Rojava’da hayat bulan da işte bu umuttur. 
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×