HDP’nin Ankara mitinginden kocaman bir “Hayır” yükseldi
 Uzun süredir güvenlik gerekçeleriyle mitinglerin engellendiği Ankara’da HDP, “Hayır hepimiz kazanalım” diyerek miting gerçekleştirdi. Bugün (9 Nisan) Kolej Meydanı’nda gerçekleştirilen mitingde geniş güvenlik önlemleri alındı. Meydana çıkan bütün yollar kapatılırken, alana tek noktadan ve x-ray cihazlarından geçilerek giriş sağlandı.

Miting başlamadan önce polisler HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın fotoğraflarını, daha önce alınmış kararı gerekçe göstererek toplattı. Alana girişlerde de pankart ve dövizlere tek tek bakıldı.

Alanda yüzlerce kişi rengarenk “Na” ve “Hayır” yazılı flamaları taşıdı.

HDP’nin çağrısıyla mitinge EMEP, ESP, Devrimci Parti, Demokratik Haklar Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, SODAP, Partizan, Yeni Demokrat Gençlik, SYKP, Yeşil Sol Parti Yürütme Kurulu üyeleri, Kaldıraç, AKA-DER, Halkevleri MYK ve GYK üyeleri, HDK, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği temsilcileri ve Barış Anneleri de katılarak destek verdi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Meclis’te yaptığı konuşmasındaki “Seni başkan yaptırmayacağız” sözlerinin sık sık dinletildiği alanda kitle alkışlarla karşılık verdi. Miting saygı duruşu ile başladı. Miço’nun sahne aldığı mitingde kitle halaylarla “Hayır”ın coşkusunu yükseltti.
“Hayır’ ile halkaların bir arada yaşama umudu yeniden boy verecek”


Halayların ardından HDP Ankara İl Eş Başkanı Birsen Kaya açılış konuşmasını yaparak “Korkuyu evinde bırakıp bugün bu alanda olan yoldaşlar, sizlere selam olsun. Eş genel başkanlarımıza, cezaevindeki tüm vekillerimize, belediye eş başkanlarımıza selam yolluyoruz. Ama bugün bir de, bugün burada benimle yan yana olması gereken ama ne yazık ki tutuklulardan biri olan İl Eş Başkanımız İbrahim Binici’ye de selam olsun. Bugün burada toplanmanın başka bir anlamı daha var. 7 Haziran’dan sonra Türkiye’nin üçüncüsü büyük partisi olmamamıza rağmen, parlamentonun olduğu bu kentte ne yazık ki alanlar, meydanlar bize yasaklandı. Onun için de bugün burada toplanmış olmamız çok önemli. 10 Ekim’de ‘Barış’ dediği için katledilen tüm şehitlerimize, özgürlük mücadelesinde yitirdiklerimize selam olsun” dedi.
OHAL ve KHK’ler ile, halkların geleceğinin kararının verileceği referanduma gidildiğini belirten Kaya, “Bugüne bakıp Anayasa değişikliğini önümüze koyacakların ne getireceklerini görebiliriz. Meydana çıktıklarında sanki 14 yıldır başımızda onlar yokmuş gibi konuşuyorlar. Biz şimdi buradan onlara, siz 14 yıl boyunca ne istediniz de yapamadınız, bu Anayasayla ne yapmak istiyorsunuz diyoruz. Siz bu devleti tepeden tırnağa kendi ideolojinizle imar etmediniz mi? Ama çok açık ki, onlar başka bir şey istiyor. Tek Adamlıkla aslında seçilmiş padişahlığı çare diye bize dayatıyorlar. Bize tebaa ve köle olmayı dayatıyorlar. Tabi ki biz ne diyeceğiz, hayır! Bunların yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır” dedi.
AKP iktidarı boyunca işsizliğin ve iş cinayetlerinin arttığını belirten Kaya, “Artan işsizliğe, kadın cinayetlerine, iş cinayetlerine, süren savaş siyasetine, Ortadoğu’nun karanlığa sürüklenmesine ‘Hayır’ diyoruz. ‘Hayır’ı herkese anlatmalıyız; bugünümüzü, yarınımızı Tek Adam’a ipotek edemeyiz. Biz umutluyuz, bizim umudumuzun beslendiği yer, halkların eşitçe yaşayabileceği, halkların demokratik programıdır. Bu ülkede eğer özgürlük, refah, huzur olacaksa; bu halkların birlikte mücadelesiyle olacaktır. İnanıyoruz, 16 Nisan’da “Hayır” çıktığında, bu topraklarda yeniden halkların bir arada yaşama umudu boy verecek, demokratik siyasetin önü açılacak” dedi.

“Kadınların hakları bir gece kararname ile elimizden alınmasın diye ‘Hayır’ diyoruz”

Kaya’nın ardından konuşma yapan HDP MYK üyesi Gülser Ülker konuşmasına, ülkenin dört bir yanındaki cezaevlerinde insanca bir yaşam ve özgürlük için açlık grevinde olan mahpuslara selam göndererek başladı. 16 Nisan’da bir diktatörlüğün ilk kitabının oylatılmak istendiğini belirten Ülker, “Biz bu diktatörlüğü, hem tek hem adam olan rejimi tanıyoruz, ‘Hayır’ diyoruz. Biz bu militarist, cinsiyetçi sistemi tanıyoruz. Biz onları ‘Kızlı-erkekli yaşamayın’, ‘Tecavüze uğrayan kadın ölsün’, ‘Kadın mı kız mı belli değil’, çocuk istismarı için ‘Bir kereden bir şey olmaz’ demelerinden tanıyoruz. ‘Hayır’ diyoruz” dedi.
15 yıllık iktidarları boyunca kadına yönelik şiddetin arttığını, kadın katillerinin, tecavüzcülerin ve tacizlerin aklanmaya çalışıldığını belirten Ülker, kadınların mücadeleleri ile kadın düşmanı politikalara karşı durduğunu, en son tecavüz yasasına engel olduğunu belirtti. Belediyelere atanan kayyumlar ile ilk olarak kadın kazanımlarının hedef alındığını belirten Ülker, Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülmesine de tepki gösterdi. Alandaki kadınlar “Figen Yüksekdağ irademizdir” sloganları ile karşılık verdi.

Kadınların “Hayır”ını anlatan Ülker “Kadın destek evlerini, kreşleri, dayanışma derneklerini kapattılar. Şuanda 32 kadın belediye eş başkanımız tutuklu, 52 belediyeye bağlı kurumumuz kapatıldı. Biz kayyum atanan belediyelere karşı dururken, Türkiye’nin kayyumu olmak isteyen Tek Adam’a ‘Hayır’ diyoruz. Biz kadınlar Tek Adam’ın yapacağı değil, cinsiyet temelli bütçe istiyoruz. Görünmeyen kadın emeği için ‘Hayır’ diyoruz. Miras hakkımız, boşanma, nafaka hakkımız bir gece kararnamesi ile elimizden alınmasın diye ‘Hayır’ diyoruz” dedi.

“Akıbetiniz tarihin çöp tenekesi olacaktır”
Son olarak sahneye konuşmasını yapmak için HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder geldi. Önder, cezaevlerinde 54. gününde olan açlık grevlerine değinerek başladığı konuşmasında “Cezaevleri, ceza içinde ceza çektirilen mekanizmalara dönüştürüldü. Ama zulüm edenler şunu bilmiyorlar; insan onurunu her şeyden aziz bilenler orada. Bu baskı geçmişte çok denendi ama egemenler sonunda pes etti. Bu açlık grevlerine bir ses vermemiz gerekir. Suskun kalırsak buna ortak olmuş oluruz. Bizim derdimiz bir can kaybı olmadan bu açlık grevlerine ses verilmesidir” dedi.
Miting alanında HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın fotoğraflarının toplatılmasına tepki gösteren Önder, eline Demirtaş ve Yüksekdağ’ın fotoğraflarını alarak “Hiçbir yerde alanlara bu iki yoldaşımızın fotoğraflarını almıyorlar. Suç ise ben de işliyorum. Bunların böyle yapması doğal çünkü bunlara emir verenler ‘Bir türküleri vardı yasaklayın dedim yasakladılar’ diyor. Bu laflar bugün edilebilir. İnsanların eli kolu bağlı. Zulüm ve baskılarla, OHAL yasalarıyla, demokrasi dışı ne kadar yöntemler varsa bu saltanatı sürdürüyorsunuz. Türküyü de yasaklıyorsunuz ama biraz tarih bilinciniz olmalı. Eğer yasaklarla bu halk türkülerinden vazgeçseydi Mem û Zîn’i kimse bilmezdi. Bu halkın dili yüz yıllardır zulüm ve baskı altında. Sizin kayyum diye atadığınız zorbalar da ilk iş olarak Kürtçe tabelaları söküyorlar. Bu ülkede ahmak biter mi, sizden önce de bolca vardı. Bu halk bu türküleri ninni yapıp çocuğuna söyledi. Dili ve türküyü yasaklayanlar nereye gittiyse siz de oraya gideceksiniz. Akıbetiniz tarihin çöp tenekesi olacaktır. 16 Nisan’da işte bu oylanacak” dedi.

“16 Nisan’da zulme dur demenin destanını yazacağız”
Önder, “Bu ülkede 40 yıldır tek iktidar var, o da savaş kabinesi. Onun için oylayacağımız şey savaş mı barış mı meselesidir. KCK soruşturmasında on binlerce kişiyi esir ettiniz. 1 Kasım’dan bu yana tutuklananların sayısı 8 bini geçti. Bu ülkede bu kadar ‘terörist’ olamaz. Sayı on binlere ulaşmışsa arkasında başka sosyolojik gerçeklikler vardır. Bunu bir tek ahmaklar ve savaştan beslenenler fark etmez. 100 civarında belediyeye ‘Terör var’ diye kayyum atıyorsan, ortada başka bir şey var diye düşünülmez mi? Halkın kendi kendini yönetme sürecinden rahatsız oluyorlar” dedi.
“Bunlara öyle bir ‘Hayır’ demeliyiz ki; bırakın bir daha ağızlarına almayı, akıllarına bile getirmemeliler” diyen Önder, AYM’nin aylardır HDP’li vekiller hakkında karar vermediğini hatırlattı. Önder sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Korku insanı ne kadar küçültüyor ve direnmek insanı ne kadar güzelleştiriyormuş. Direnenlere selam olsun. Sizler korkuyu bile korkuttunuz, utandırdınız. Katliamlarla sindirilmek istenen insanların buraya gelmesi, egemenlere bir ders vermektedir. 16 Nisan’da bir zulme demokratik olarak nasıl dur denileceğinin destanını yazacağımızı biliyoruz. Bu bir haftayı canımızı dişimize takarak değerlendireceğiz. Demokratik zaferimiz şimdiden kutlu olsun.”


Miting, Grup Giz ve Bahoz Arslan’ın halayları ve Enver Torun’un tulum ile çaldığı horonlar ile son buldu.




Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
METİN ŞAHİN 8 ay önce

aynı 1987DEKİ ÖZALIN REFERENDUMU GİBİ OLACAK.GERİ TEPECEK