Herkes bir gün bu sözü söyleyecek: Komünistler haklılarmış!
 Emperyalizmin babası ABD donanması, 6. Filo’nun 1969 yılında Türkiye’ye yaptığı ziyaret, ülke tarihinde eşi benzeri olmayan protestolara neden olmuştu.

İlk durağı İzmir Limanı olan 6.filoyu devrimci öğrenci örgütleri, sendikalar, sivil toplum örgütleri; emperyalizmin gözcüsü olarak düşündükleri bu filoyu kendi limanlarında görmek istemiyorlardı.
Ama en ilginç protesto genelev çalışanlarından gelmişti. 6. Filo’ya en ilginç protesto, bambaşka bir meslek . Bol parayla sahile inen  Amerikan askerlerine ‘dükkan’larının kapalı olduğunu söylemişler, ‘Türk kadınıyla tanışmaya hevesli’  Amerikan denizcilerini içeri almamışlardı.  Düşünsenize; bir memleketi yöneten siyasetçilerin, iktidardakilerin güle oynaya kucak açtığı ABD emperyalizmine, genelev çalışanı kadınları karşı durmuştu.
Şimdi o dönemde emperyalizme kucak açanlar, vatan haini diye suçladıklarına hak veriyorlar.
Politikyol‘a konuşan Kırbaşoğlu, “Bu durumu o zamanlar karşı kampta yer alan sol-sosyalist-komünist kesimler “Sizin kıbleniz 6. Filo!” diyerek özetlerlerdi. Hatta geçenlerde CNN’de şu cümleyi söylediğim için bana çok kızdılar, bizim mahalledekiler: “Komünistler bir zamanlar bize “Sizin kıbleniz 6. Filo” diyorlardı, galiba pek de haksız değillermiş!” ifadelerini kullandı.


“ABD, YEŞİL KUŞAK PROJESİNDE BİZİ KULLANDI”
Fethullah Gülen’in ilk olarak Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde faaliyet yürüttüğüne dikkat çeken Kırbaşoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Fethullah Gülen’in hayatına bakıldığı zaman onun Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde de aktif olarak çalıştığı biliniyor zaten. Genel olarak “sağ” ve daha özelde “İslami hareket” kategorisinde yer alan kesimler olarak -ki biz de gençliğimizde bunun bir parçası idik-  biz de maalesef, İslam’ı savunuyoruz, dine-imana hizmet ediyoruz diyerek bu gibi projelere eklemlenip eklemlenmediğimiz meselesi sık sık tartışılan bir konu. Aslında bizim niyetimiz din-iman davası gütmek konusunda belki gerçekten samimiydi ama bu samimiyet bu projeler tarafından kullanılmamıza da engel değildi. Nitekim bunlar komünist, dinsiz, imansız denilerek, Rusya’nın sıcak denizlere inmesini engellemek için uygulanan Yeşil kuşak ve benzeri projelerde  bizler de farkında olmadan kullanılmışız. Fethullah Gülen de o zamandan itibaren bu süreçlerde yer alıyor, ancak onun bu gibi projelerle ilişkilerinin bizim “farkında olmadan kullanılma” ilişkinden daha farklı ve derin olduğu anlaşılıyor.”

“FETHULLAH GÜLEN’İ DİYANET PARTLATTI”
Gülen’in bir dönem Diyanet tarafından parlatıldığını belirten Kırbaşoğlu, “Bu süreci yakından ve sağlıklı bir şekilde takip etmek için önce FG’nin  ilk defa kimin tarafından “parlatıldığına”  bakmak lazım. Şu anda medyada gündeme geldi mi  bilmiyorum ama, yanlış hatırlamıyorsam bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanı Başkan Yardımcısı olan Yaşar  Tunagür’ün adı bu bağlamda sık sık geçmektedir. Hatta  bu zatın bazı yabancı petrol şirketleriyle ilgili bir takım ilişkileri olduğunu da yıllar önce sık sık duyardım.” dedi.

“KOMÜNİSTLER HAKSIZ DEĞİLMİŞ” 
Yeşil Kuşak projesi için ABD tarafından kullanıldıklarını itiraf eden Kırbaşoğlu şöyle konuştu:
“Fethullah Gülen’in de mensubu olduğu bu hareketin bir zamanlar yurt dışına kaçanlarının neredeyse tamamının kaçtığı yer genelde Suudi Arabistan’dır, keza İhvan-ı Muslimin dahil İslami hareketlerin önde gelen liderlerinin de iltica ettikleri ülke genellikle Suudi Arabistan görünüyor. Bu ülkenin muhalif İslami hareketlerin önde gelen kadrolarını, kontrol altında tutmak için kucak açtığı da söylenir. Kimin adına kontrol! Elbette ABD, İngiltere, İsrail gibi siyasi, ekonomik ve askeri çıkarlarının haleldar olmasını istemeyen küresel güç odaklarının. Biliyorsunuz Amerika  demek silah şirketleri ve petrol şirketleri demektir. Bu ikisinin icazetini alamadan hiç kimse kılını kıpırdatamaz. Dolayısıyla meselenin Ortadoğu’yla, petrolle, enerji hatlarıyla doğrudan ilişkisi var. İşte  Yeşil Kuşak projesi aynı zamanda İslami kesimin ve İslami hareketlerin,  küresel güç odaklarının –özellikle de ABD’nin –  safında yer almasını sağlamak için yapılan projelerden bir tanesidir. Ülkemizde pek çok sağ ve dindar hareket bilerek ya da bilmeyerek bu projelerde yer almış, en azından bu projelerin çıkarına olacak şekilde hareket etmiştir. Bu dinsiz, imansız komünist karşıtlığı içinde yer almayan sağ bir gurup var mı bu memlekette bilmiyorum. Bu bağlamda Komünizmle Mücadele dernekleri kadar  Mehmet Şevket Eygi’nin adı da -aktif bir aktör olarak- sık sık geçmektedir. Bu durumu o zamanlar karşı kampta yer alan sol-sosyalist-komünist kesimler “Sizin kıbleniz 6. Filo !” diyerek özetlerlerdi. Hatta geçenlerde CNN’de şu cümleyi söylediğim için bana çok kızdılar, bizim mahalledekiler:  “Komünistler bir zamanlar bize “Sizin kıbleniz 6. Filo” diyorlardı, galiba pek de haksız değillermiş!”

“ÖZAL, DEMİREL, ECEVİT, GÜLEN’İN ÖNÜNÜ AÇTI”
Kırbaşoğlu, 80’li yıllardan bu yana iktidarların hep Gülen cemaatinin önünü açtığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi bu sürecin başlangıcındaki Gülen, aslında ilkokul mezunu bir imamdır, bildiğim kadarıyla kendisine tedviren  vaizlik görevi verilmiştir, kadrolu vaiz değildir . FG vaazlarında genellikle  peygamberimizin arkadaşlarının İslam davası için yaptığı fedakarlıklardan tablolar  sunardı ,daima vaazlarının değişmez teması buydu. Bu farklı vaaz üslubu onun için değişik bir imaj oluşturdu. Bu hareketin böyle kendiliğinden olan bir dönüşüm kısmı var ve bir taraftan da arkadan “resmi” destek kısmı var. Tabii anlaşıldığı kadar Fethullah Gülen Risale-i Nur Hareketi’ne girip o yapıyı kendince dönüştürmek gibi bir niyet içerisine de girmiş görünüyor. Tabiatıyla bu yapının normalde diğer cemaat ve  tarikatlardan fazla bir farkı yoktu bir döneme kadar. İlk defa bu ciddi devlet desteği biliyorsunuz, Orta Asya cumhuriyetlerine açılmak için önce Özal, bilahare Demirel ve Ecevit  zamanında ve MİT tarafından önü açılmak suretiyle gerçekleşti.”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×