‘İki Ayyaş’ın ‘İkincisi’ Bile Sizi Uyarmış!
Cumhurbaşkanlığı külliyesindeki zikir görüntüleri  nedense pek çok kişiyi şaşırtmış, ürkütmüş  gözüküyor.
Bu şaşkınlığın izah edilecek bir yönü yoktur.
Neden şaşırıyorsunuz?
Hakikaten ne bekliyordunuz?
Alçak darbe  girişimi sonrası oluşan suni ve sahte ‘milli birlik’ ortamından güneşli  ve aydınlık günlere  varacağımızı mı umuyordunuz?

Darbe girişiminden sadece dört gün sonra yapılan “Taksim’e Topçu Kışlasını yapacağız” açıklamasını, geçtiğimiz hafta meclis başkanı tarafından yapılan ‘Che denen eşkıyanın  resmi benim gençlerimin tişörtlerinde olamazaçıklamasını, adli yıl açılışında yüksek yargı mensuplarının yürütmenin ayağına giderek Erdoğan’ı ayakta alkışlaması görüntülerini bir araya getirdiğiniz zaman 15 Temmuz sonrası oluşan ‘milli birlik’ ortamının  hayal ürünü olduğunu anlamak için zeki olmak  gerekmiyor.
O dillerinden düşürmedikleri ‘milli birlik’ ortamını kimin bozduğu gün gibi ortadayken hala bu oyuna gelenler için söylenecek söz kalmıyor, saflık değil  ‘kötü niyet’ akla geliyor.

“15 Temmuz’un ardından  oluşan suni havaya aldanmayın, o  resimde yer almayın, siz ısrarla demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün tarafında (aynı 15 Temmuz akşamı olduğu gibi) yer alın” diye pek çok kalem tarafından yapılan uyarılar  yeni yeni  vücut bulmaya başlıyor.
FETÖ operasyonu bahanesiyle geçtiğimiz dönemde  barış bildirisine imza atan akademisyenlerin de arasında yer aldığı binlerce  akademisyen ve kamu görevlisi görevinden uzaklaştırıldı.
Görevinden uzaklaştırılanların ( atılmak işte, anlayın) arasında, 7 Haziran seçimlerinden sonra birden bire başlayan terör olaylarında subay kardeşini kaybeden, ve kardeşinin cenazesinde haykırarak sorduğu  ‘Düne kadar çözüm diyenler ne oldu da sonuna kadar savaş diyor?’ sorusu sebebiyle askeri mahkemelerde yargılanan Yarbay Mehmet Alkan  da  var. 
Yarbay’ın o sorusu, 7 Haziran ve sonrasını irdeleyen en anahtar soruydu ve Yarbay bu yüzden hedef  tahtasına  oturtulmuştu.  
FETÖ operasyonu bahanesiyle de Mehmet Yarbay ordudan atıldı.
‘Milli birlik’ çok güzel, gelsene!’ diyesi geliyor insanın…

Türkiye’de merkez sağ, tarihi boyunca  Fethullah Gülen gibi, Said-i Nursi gibi isimlerle çeşitli çıkar hesapları yaparak her daim  iyi ilişkiler kurmuş ve devlet  içerisinde teşkilatlanmalarında herhangi bir tehlike görmemiştir.
Kendilerine defalarca kez uyarılar yapılmış ancak bu uyarılar ciddiye alınmamıştır.
Gerek 50’li yıllarda Menderes’e gerek de 60’lı yıllarda Demirel’e  bizzat İnönü tarafından yapılan uyarılar, eleştiriler ve ithamlar FETÖ benzeri irticai tehlikenin oldukça eski bir tehlike olduğunu ancak merkez sağ anlayışının bunu görmezden geldiğini gösteriyor.

Dönemin gazetelerinden açıkça görüyoruz ki, cemaat örgütlenmesi ve irtica konusunda İnönü ilk uyarılarını 1956-57 döneminde özellikle seçim öncesinde  Menderes’e yapıyor.
Meclis kürsüsünden Menderes’e: ‘İrtica hortluyor, devleti ele geçiriyorlar, görmüyor musun?’ diye  seslenen İnönü, 1966 yılında da dönemin başbakanı Demirel’e: ‘Said-i Nursi’nin halifesi mi olacaksın?’  diye yakınıyor.

CHP lideri İsmet İnönü 8 Ocak 1960’ta mecliste Menderes’e: “Sizler Said-i Kürdi’yi neden Türkiye’de şehir şehir dolaştırıyorsunuz? İrticayı seçim kazanmak için mi hortlatıyorsunuz? Cumhuriyetçileri bilerek mi hiddete getiriyorsunuz? Amacınız nedir? Dinin siyasete en yaldızlı şekilde alet edilmesi yüzünden memleketin iki defa battığını görmüş benim gibi bir adamın, din istismarcılarının zararı karşısında duyduğu heyecanlı hassasiyeti paylaşmanızı istiyorum!” diyerek yüksek tondan hem çıkışıyor hem de uyarıyor.

Yıllar sonra , dönemin  namuslu gazetecilerinden İlhami Soysal,  Said-i Nursi ve Nur Cemaati konusunu araştırmaya karar veriyor.
Bu araştırmasını da oldukça gizli yapması gerektiğinin bilincinde olan Soysal,  CHP lideri İnönü’den randevu alarak konuyla  ilgili İnönü’yle gizli bir görüşme gerçekleştiriyor.
Yapılan bu görüşmede İnönü sözlerini şöyle bitiriyor: “ Şayet bu adamla (Said-i Nursi) ilgilenecekseniz  çok dikkatli olmak zorundasınız. Gençsiniz, heyecanlısınız, bu tip cemaat yapılanmaları  çok sinsi ve acımasızdır, biz maalesef bu memlekette  irticayı kökünden kazıdığımızı  sandığımız halde aradan yıllar geçtikten sonra, şimdi görüyoruz ki  kazıyamamışız. Bu memlekette bir  Kubilay olayının,  bir Bursa ayaklanmasının olduğunu  hiçbir zaman unutmayınız!

Kemalizm tartışmalarından bağımsız olarak, bu örneği  verirken merkez sağ anlayışın bu ülkede çoğu zaman dini akımlara ve irtica tehlikesine  çanak tuttuğunu ve hiçbir zaman da akıllanmadığını  göstermek  niyetindeyim.

‘İki ayyaş’ dediğiniz adamların ‘ikincisi’ bile  -sizin tabirinizle- ‘o kafayla’  bu sorunun büyüklüğünü görebilmiş ve sizin ağababalarınızı o zamandan uyarmış.
Fakat siz ve  ağababalarınız bu tehlikeyi hiçbir  dönemde görmeyerek, aksine bu tehlikeli adamlar için  basamak imkanı sundunuz. Kimin sarhoş olduğunu tarih bir kez daha bizlere gösteriyor.

İnsanın biraz yüzü kızarır…
İsmail Sürücüoğlu - redaktif.com

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×