Kamu emekçisine ‘iktidara sadakat’ kriteri
AKP’nin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yapmak istediği değişiklik, geçtiğimiz günlerde Devlet Personel Başkanlığı’nın Bursa’da düzenlediği çalıştayda görücüye çıktı. Kamu emekçilerinin iş güvencesini ortadan kaldıracak maddeler içeren taslağa göre memurlar performanslarına göre ücret alacak, performans düşüklüğü gerekçesiyle işten atılabilecekler. AKP’nin “2023 hedefleri”ne vurgu yapılan sunumlara göre, mevcut kanunda yer alan “devlete bağlılık” ifadesi, “milli iradeye sadakat” olarak değiştirilecek.

Devlet Personel Başkanlığının düzenlediği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve kamu çalışanları konfederasyonları temsilcilerinin katıldığı çalıştayda kamu personel rejiminde yapılacak değişiklik tartışıldı. Bursa’da 3 gün süren çalıştayda, en çok tartışılan ise iş güvencesi ve performans sistemiydi. Hükümet kanadı çalıştayda düzenlemeye ilişkin taslağını da açıkladı.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliğe göre kamu emekçileri performanslarına göre ödüllendirilecek ya da cezalandırılacak. Hükümetin mesajını verdiği düzenlemenin yapılması halinde kamu emekçilerinin ücretleri, performans sistemiyle verilecek puanlar üzerinden azalacak ya da artacak. Performans sistemiyle en önemli değişiklik ise memuriyetten çıkarma cezasında olacak.

Mevcut kanunda kamu emekçisinin işten atılma nedeni arasında performansa ilişkin bir hüküm yer almıyor. Ancak hükümet düzenlemeyi uygulamaya geçirirse bir memur “performansı yeterli olmadığı” gerekçesiyle işten çıkartılabilecek. Sendikalar ise karşı çıktıkları performans kriterinin kamu hizmetlerinde nesnel bir şekilde ölçülmesinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor.

“‘Milli irade’ye sadık memur
Çalıştayda yapılan tartışmalar, 657 sayılı Kanun’da yapılmak istenen değişikliğin amacının yalnızca kamu emekçilerinin “verimliliğinin arttırılması” olmadığını gösteriyor. Kamu emekçilerinin çalışma esaslarında yapılacak bir değişiklikten öte memurun iktidarla ilişkisi yeniden tanımlanmak isteniyor. 657 sayılı Kanun’un 6. ve 7. maddelerindeki “Devlete bağlılık” yerine “milli irade”ye sadakat isteniyor.

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİE) Genel Müdürü Prof. Dr. Onur Ender Aslan, kamuda çalışma sistemine ilişkin çalıştaydaki görüşlerine “Nasıl bir devlet istiyoruz” sorusuyla başladı. “2023 yılında cihan devleti” olmanın yolunun “milli iradeye sadakatle bağlı memur”lardan geçtiğini söyleyen Aslan, Türkiye’deki kamu personel rejiminin 50 yılda bir değiştiğini ve batı taklidi olduğunu ifade etti. Aslan, batıya ilişkin kodların kırılması gerektiğini söyledi.

Darbenin sorumlusu iş güvencesiymiş!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, çalıştayda yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişiminden bahsetti. Müezzinoğlu Cemaat’in kamu kurumlarında “memuriyetin dokunulmazlığından faydalandığını” savunarak, darbe girişiminin faturasını da iş güvencesine çıkardı. İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Tekinarslan ise konuşmasında üstü kapalı bir şekilde hazırlanan taslağın başkanlık sisteminin de bir gereği olduğunu ima etti. Tekinarslan konuşmasında “Türklerin bugüne kadar lider odaklı yönetimi benimsediklerini” söyledi.

KESK: Sözlü sınav=torpil
KESK, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik’te yapılan son değişikliklere tepki gösterdi. Şef ve altındaki unvanlar için sözlü sınav şartı getirilmesini eleştiren KESK, hedefin “Hükümetin memurunu yaratmak” olduğunu vurguladı.

Resmi Gazete’de 22 Ekim günü yayımlanan değişikliklere göre, bugüne kadar sadece şube müdürü ve müdürler için geçerli olan sözlü sınav uygulamasının kapsamı genişletilerek şef ve altındaki unvanlara atanacak olanlara da sözlü sınav şartı getirildi. Sözlü sınav öncesi yapılan yazılı sınavda 70 puan olan baraj ise 60’a çekildi.

Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan KESK, değişiklikle siyasal kadrolaşma olanaklarının arttırıldığını ifade etti. Daha önce sözlü sınavlara ilişkin pek çok mahkeme kararı olduğu hatırlatılan açıklamada, Danıştay’ın objektif nitelikte incelenip yargısal denetiminin yapılmasına imkan tanınması için ortaya koyduğu ilkelerin de ısrarla uygulanmadığına dikkat çekildi.

Son yıllarda yapılan sözlü sınavların becerileri değil siyasal iktidara yakınlığı belirlemeye dönük olduğu belirtilen açıklamada, son olarak sözleşmeli öğretmen alımlarına ilişkin mülakatta bir adaya “Reis deyince aklınıza kim geliyor” diye sorulması örnek gösterildi.

“Bugünün Türkiyesi’nde ‘sözlü sınav’ adı altında kamu yönetiminin en temel ilkeleri olan liyakat ve kariyer ilkeleri ayaklar altına alınmaktadır” denilen açıklamada, bu koşullarda sözlü sınavın “torpil” kelimesi ile eş anlamlı olduğu dile getirildi.
Kaynak: Evrensel

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×