KESK üyeleri Ankara’da: “Ne darbe ne OHAL, demokrasi derhal”

Kamudan ihraçlara, açığa almalara ve her türlü OHAL uygulamasına karşı üç koldan başlatılan yürüyüşün ardından Ankara’da “İşimiz geleceğimiz için direniyoruz” diyerek miting gerçekleştirmek isteyen KESK’in Kolej Meydanı’ndaki mitingi bir gün kala Ankara Valiliği tarafından yasaklandı.
Bunun üzerine KESK MYK toplanarak bir basın toplantısı gerçekleştirdi ve yasaklarla kamu emekçilerinin haklı, meşru ve fiili mücadelesinin engellenemeyeceği ifade edildi. Miting programı da Sakarya Caddesi’nde kitlesel basın açıklaması olarak düzenlendi.
kesk-ankara-15ekim2016
Ancak polis sabahın erken saatlerinde Kızılay’dan Kolej’e kadar olan bölgede özellikle de KESK’e bağlı sendikaların önünde konuşlandı.

Valiliğin ve polisin tüm engelleme girişimlerine rağmen KESK üyeleri, Mithatpaşa Caddesi’nden Sakarya Caddesi’ne doğru yürüyüşü “Ne darbe ne OHAL demokrasi derhal” sloganıyla başladı.

Sakarya Caddesi’ne girişte KESK görevlileri güvenlik önlemi alırken öğrenciler de “Öğretmenime dokunma” diyerek eyleme katıldı.

Bunun yanında pek çok demokratik kitle örgütü, milletvekili, siyasi parti temsilcisi ve sendika temsilcisi de yasaklara karşı KESK’le dayanışma için, mücadeleyi beraber büyütmek için alanda yer aldı.

“Direnişimiz karanlığı yırtacak”
Eylemde ilk sözü Barış İçin Akademisyenler’den, Adanan Menderes Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Şükrü Boylu aldı. Boylu, “İnsan olmanın gereği olan hakların savunulması, demokrasinin savunulması en önemli görevimizdir. Bu çerçevede insanların, emekçilerin, hakların, özgürlüklerin yanında olan sendikaya, KESK’e teşekkür borcum var. Örgütlü mücadelenin önderliğini en kötü, en zor zamanda da yapmaktadır. Tüm mücadele arkadaşlarımıza bu dayanışmada, bu çabada onurumuzu koruyacağımızı, sonuna kadar yanlarında olacağımızı bildirmek istiyorum” dedi.
İstanbul yürüyüş kolu adına yapılan açıklamada, “Bizler ekmeğimiz, işimiz, daha demokratik bir ülkede barış içerisinde yaşamak için üç koldan yollara düşerek, çeşitli baskıları atlatarak buraya kadar ulaştık. Bizler iki buçuk aydır işimizden, ekmeğimizden, çalışma hakkımızdan yoksun bırakıldık. Neden uzaklaştırıldığımız dahi bize ifade edilmedi, hiçbir sorumuza cevap alamadık. Direne direne kazanacağız, buna inanıyoruz” denildi.

1 Eylül KHK’si ile ihraç edilen Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Süleyman Güler Van kolu adına konuşma yaptı. Güler, “Bizler Van’dan yola çıkarak bugün buraya ulaştık. Yani bizler kan ve gözyaşıyla boğulmak istenen bir coğrafyayı adım adım yürüyerek buraya geldik. Bizler sadece bu kan ve gözyaşı içerisinden değil aynı zamanda bu coğrafyada büyüyen direnişin selamını size getirdik. Yaşam hakkının ihlaliyle başlayan, insanların vicdanının, ahlakının, onurunun bodrumlarda yerle bir edildiği bir coğrafyadan geliyoruz. O günden bugüne saldırı giderek derinleşti ve ülke bir bütün olarak karanlığın içerisine doğru çekildi. Tüm bu saldırılara karşı bizler kamu emekçileri olarak onurlu mücadelemizi, barış mücadelemizi, demokrasi mücadelemizi, eşitliği, özgürlüğü, bir arada eşit yaşamı savunmak için alanlarda olduk, olmaya devam ettik. Tüm bu saldırılara karşı karanlığınıza teslim olmayacağız dedik. Ve bizler bugün geldiğimiz noktada, bu ülkede eşitliğin ve demokrasinin en güçlü sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz. İktidar bu ülkeyi karanlığın içerisine sürüklemek istiyor olabilir, ancak unutulmamalıdır ki KESK’in tarihsel bir miras olarak devraldığı direniş tüm bu karanlığı yırtacak. Aydınlık günler bizim mücadelemize gelecek” dedi. Konuşmasını Seyit Rıza’nın sözleriyle bitirdi.
“Kazanılmış haklarımızla keyfi biçimde oynamanıza izin vermeyeceğiz”
KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse basın açıklamasını yaptı:

Anlaşıldı ki Türkiye’deki bütün mitingler güvenlik, mitinginize saldırı olabilir, çok sayıda ihbar var gerekçeleriyle yasaklanacak, yaptırılmayacak. Devletin güvenlik bürokrasisinin görevi ne? İhbar var gibi bir belirsizlikle muamma yaratarak etkinliği yasaklamak değil, güvenliğinizi alamayız demek değil. Madem ihbar var, o halde yapılması gereken tehdidi önlemektir. Bizi yasaklamak, bizim mücadelemizi, bizim eylem ve etkinliklerimizi yasaklamak değil.

Bu mitingin başlığı; “İşimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz; bu ağır saldırıyı da püskürteceğiz.” Bu başlık bugünün ve önümüzdeki dönemin en önemli mücadele eksenlerinden biridir. Çünkü geleceğimiz, iş güvencemiz, diplomalarımız, kazanılmış ne kadar hakkımız varsa hukuk tanımaz bir tehdidin tasarrufu altındadır. Bu haklar sizin insafınıza bağlı haklar değildir. Kazanılmış haklarımızla keyfi biçimde oynamayın. Asla izin vermeyeceğiz.

15 Temmuz’dan beri uyarıyoruz, darbelerin ve darbe mekaniğinin gerçek panzehiri köklü, radikal bir demokratikleşmedir. AKP hakiki çareye sarılmak yerine, darbeye karşı darbeyle cevap verme doğrultusuna girmiştir. OHAL ve KHK’ler ile kamunun ve kamu emekçilerinin ihraç ve açığa alınmaları, kamunun tasfiyesi bu doğrultuda yapılmıştır. Bu, karşı darbe ile totaliter yeni bir rejimin kurumsallaştırılması anlamına gelir.
“Kamu emekçilerinin ensesinde boza pişiremezsiniz, geri adım atın”

Yüz binin üstünde insan işinden edildi. Kokteyl suçlamalar, yeni torba davalar icat edilmesi, sendikal faaliyetlerimizin suç sayılması, idari kararlarla cezalandırılması, soruşturma ve kovuşturmalara uğratılması, bütün bu olan bitenler aslında darbenin aydınlatılması anlamına gelmemektedir. Tam tersine darbe girişiminin ve siyasi gerçeklerin karartılmasıdır. Kamu emekçilerinin bu karartmanın malzemesi haline getirilmesidir. Buna izin vermeyeceğiz. Darbeyi madem aydınlatamıyorsunuz, o halde 15 Temmuz’la ilgili gerçekleri biz söylemeye ve size sorular sormaya devam edeceğiz.

Şuanda Meclis’te bir komisyon çalışıyor. Ortada bas bas bağıran sorular var. Hem hükümetin, hem komisyonun öncelikli görevi bu soruları açıklığa kavuşturmaktır. İşte size birkaç soru: Darbenin siyasi ayağını derhal açıklayın. Başarılı olsa idi cumhurbaşkanı kim olacaktı, başbakan kim olacaktı, bakanlar kurulu kimlerden oluşacaktı? Büyükşehir belediye başkanlıklarına kimler atanacaktı, derhal açıklayın. Çünkü bu bilgiler sizde var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbe girişimini eniştesinden öğrendiği doğru mudur? 15 Temmuz darbe girişimi hükümet-ordu, hükümet-Saray ve ordunun komuta kademelerinden bazı unsurlar tarafından önceden görülerek manipüle edilmiş midir? Adil Öksüz kimdir? Bu soruları derhal açıklığa kavuşturun. Bu sorularla gerçekleri açığa çıkarmak yerine kamu emekçilerinin ensesinde boza pişiremezsiniz, geri adım atın. Ensemizde size boza pişirtmeyiz.

İşimizle, ekmeğimizle oynayamazsınız. Olağanüstü Hal rejimi demokrasinin, sendikal hakların, kuvvetler ayrılığının köküne kibrit suyu dökmektir. Tam bir keyfi rejim inşasıdır. Dolayısıyla buradan parlamentoyu, siyasi partileri, sendikal konfederasyonları uyarıyoruz: Durum son derece ciddidir, ciddi bir refleks gerektirmektedir. Ülkemiz tarihinde görülmedik bir keyfiliğe, hukuksuzluğa, sorumsuzluğa kurban edilemez, ettirmeyeceğiz. Keyfiliğin, hukuksuzluğun, sorumsuzluğun, totaliter ve faşizan yönetimlerin tarihte de örneklerinde görüldüğü gibi ilk kurbanı emek hareketi olmuştur. Demokrasi varsa emek hareketi vardır, yahut emek hareketi demokrasinin sınırlarını genişlettiği ölçüde kendi varlık alanını genişletebilir.

“OHAL kalksın, KHK’ler geri çekilsin”

Bu bakımdan biz emek hareketinin etkili bir bileşeni olarak bu gidişata yüksek sesle ve eylemli olarak itiraz ediyoruz. Ve diyoruz ki; derhal uluslararası sözleşmelere ve ILO şartlarına geri dönün, altına imza attığınız bu sözleşmelere uyun. Bu hukuksuz uygulamalarınızdan vazgeçin. Sendikal eylemlerimizden dolayı açığa alınan arkadaşlarımızı idari soruşturma ve kovuşturmalarla açığa alamazsınız, cezalandıramazsınız, derhal görevlerinin iadesini gerçekleştirin. 2911 kapsamındaki eylemlere katılmayın diye beyan imzalattıramazsınız. Sendikal eylemler haktır, sendikal mücadelenin ayrılmaz parçasıdır. İmza da attırsanız, ne yaparsanız yapın bize bu mücadeleden geri adım attıramazsınız.

OHAL kalksın, derhal demokratik bir ortam yaratılarak demokratikleşme yönünde adımlar atılsın. KHK’ler geri çekilsin. Bu kararnamelerle darbeye fiilen katılmamış tek bir kamu emekçisi dahi dışarıda kalmayacak şekilde görevlerine iadeleri yapılsın. Parlamento KHK’leri onaylamak yerine dönsün görevini yapsın. Darbenin ihalesini bizim sırtımıza yükleyemezsiniz. Buna izin vermeyeceğiz. Yüksek sesle ve eylemli olarak emek ve demokrasi güçleriyle birlikte itirazımızı, tek bir kişiyi dahi feda etmeksizin, adım adım size karşı sürdüreceğiz.

“Birlikteliğimiz bu meydanları özgürleştirecek”

Köse’nin ardından DİSK Genel Başkanı Kani Beko söz aldı. Yaşanan süreci kısaca anlatan Beko, “Emek, demokrasi, birlik mücadelesini yükseltmekten başka çaremiz yok. Açığa alınan kamu emekçilerinin her zaman olduğu gibi yanında olacağız. Yan yana omuz omuza olmaktan başka çaremiz yok. Kahrolsun faşist diktatörlük, yaşasın işçilerin birliği” ifadelerini kullandı.

Eylemde söz alan TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, “Bize bu yasakları reva görenleri tanıyoruz. Onlar, Türkiye’de bilimsel, laik eğitimi adım adım bitirenlerdir. Onlar, Suriye’de yanan ateşe odun atanlardır. Darbe koşullarını birlikte hazırladılar, şimdi emekçilere darbe yapıyorlar. KESK, bu ülkenin vicdanıdır. İnsanca yaşam isteyen güçlerin sesidir. KESK’e bunun için saldırıyorlar” diye konuştu.

Koramaz’ın ardından TTB adına yapılan konuşmada direnenlerin kazandığı vurgulanarak, “Tabiplere cumartesi günü fazla esnek çalışmanın dayatılmasına karşı yapılan grevler sonucunda, 21 ay sonunda hükümetin geri adım atmasıyla zorunlu nöbetler kaldırıldı. Direnenler her zaman amacına ulaşacaklardır” denildi.
CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, Ankara’da bir hafta içerisinde birçok etkinliğe yasak getirildiğini söyledi. 10 Ekim Katliamı’nın birinci yılında gar önünde yapılacak anmanın, kamu emekçilerinin Kolej Meydanı’nda yapacağı mitingin ve aşure etkinliklerinin yasaklandığını belirten Yılmaz, “Bunların heybesinde yasaktan başka bir şey yok. İnanıyorum ki bizim birlikteliğimiz bu meydanları özgürleştirecektir” dedi.
HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan ise, Türkiye’nin geleceğinin daha fazla karartılmak istendiğini söyledi. Halkın topyekün bir saldırı ile karşı karşıya olduğunu belirten Ayhan, kamu emekçilerinin sürdürdüğü onurlu yaşam mücadelesinin yanında olduklarını dile getirdi.
Açıklamaların ardından etkinlik oturma eylemiyle sürdü.

Oturma eyleminde hep bir ağızdan alkışlarla Çav Bella söylendi ve “Direne direne kazanacağız” sloganıyla eylem sonlandırıldı.


Sendika.Org/ Ankara

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×