Kılıçdaroğlu: Rejim değişikliğine soyunmak demokrasiye ihanettir
banner167
Cem Gurbetoğlu / Evrensel -  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ve MHP’nin anayasa değişikliği teklifinin Meclisten geçmeyeceğini düşündüğünü belirterek, Demokrasiden vazgeçmek dünyanın hiçbir yerinde oylanmaz. Parlamento itibarını korumak zorundadır. Anayasa değişikliğini bir veya iki partinin tekeline alıp rejim değişikliğine soyunmak demokrasiye ihanettir” dedi.
FETÖ operasyonlarına ilişkin CHP’nin eleştirilmesine “Hesap vermesi gerekenler, hesap soruyor” diye yanıt veren Kılıçdaroğlu, el Bab operasyonuna ilişkin de “Hem anlaşma imzalayıp, hem de yalnız kalıyorsunuz. Bunu birilerinin açıklaması lazım” dedi. CHP lideri, IŞİD’in yayımladığı ve infial yaratan görüntülere ilişkin bir haftadır hükümetten açıklama beklediklerini söyledi.
‘GAZETECİLERİN HAPİSTE OLMADIĞI BİR YIL’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki akşam gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle akşam yemeğinde bir araya geldi.
Kılıçdaroğlu’nun “Gazetecilerin hapishanelerde olmadığı bir yıl” dileyerek sözlerine başlaması geçtiğimiz yıl hemen hemen aynı günlerde yine gazetelerin Ankara temsilcileriyle yaptığı toplantıyı hatırlattı bana. Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Erdem Gül, cezaevinde olduğu için sandalyesi boş kalmıştı. Neyse ki dün aramızdaydı. Ama aradan geçen koca senede Kılıçdaroğlu’nun o gün Türkiye için yaptığı “İstikrarsızlık kurumsallaştı” tespitinin değiştiğini söylemek mümkün değil. 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını “Sandıktan kaos çıktı” diyerek kabul etmeyen AKP ve Erdoğan, 1 Kasım seçimlerinde “istikrar” için oy istemişti. Seçim sonrası ise iki seçim arasında ortaya çıkan çatışmaların, bombalamaların, ölümlerin sürdüğü ortam daha da şiddetlenerek sürmüştü. İşte Kılıçdaroğlu bu duruma dikkat çekerek “İstikrarsızlık kurumsallaştı” sözünün üzerinden geçen bir yılda başarısız bir darbe girişimi ve ülke genelinde OHAL’in ilan edilmesi, sınır ötesi kara harekatının da dahil “istikrarsızlık” emareleri artarak devam etti.
AYNI BEŞ SORUN
O gün Türkiye’nin beş temel sorununu “Darbe hukukundan kurtulmak, dış politika, ekonomi, eğitim ve Kürt sorunu” diyerek tarif eden Kılıçdaroğlu, önceki akşam da aynı beş soruna dikkat çekti. Beşinci sıradaki sorunu “toplumsal barış” diye tanımlayarak tabii. Bu beş alandaki sorunların hiç birinin çözülmediğini, aksine derinleştiğini belirten Kılıçdaroğlu, şimdi de “istikrar” adına Başkanlık sisteminin dayatıldığına dikkat çekti. Bundan önceki Anayasa değişikliklerinin dayatma kültürünün eseri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, AKP-MHP’nin teklifinin de aynı şekilde bir dayatma kültürünün eseri olduğunu söyledi. “Amaç demokrasiyse teklifte yok. Kuvvet ayrılığı getiriyorsa o da yok zaten. Amaç ne?” diyen Kılıçdaroğlu, 14 yıldır her istediği yasayı itirazlara rağmen Meclisten geçiren AKP’nin şimdi “bir kişinin arzusu” üzerine rejimi değiştirmek istediğini dile getirdi.
Benzer bir dayatmayla getirilen 12 Eylül Anayasası’nın referandumda yüzde 92 oy ile kabul edildiğini, ancak kısa süre içerisinde pek çok maddesinin değiştirilmek zorunda kaldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “iki partinin mutfağında hazırlanan” bu teklifin kabulünün Türkiye’yi daha karanlık bir tabloya sürükleyeceği uyarısında bulundu.
‘MECLİS İTİBARINI KORUMAK ZORUNDA’
Kılıçdaroğlu, teklifin Meclisten geçmeyeceğini düşündüğünü söyledi. “Demokrasiden vazgeçmek dünyanın hiçbir yerinde oylanmaz” diyen Kılıçdaroğlu, sağduyunun galip geleceğini, AKP ve MHP’li vekillerin de bu teklife hayır diyeceğini düşündüğü dile getirdi. Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal’e bile verilmeyen Meclisi feshetme yetkisinin şimdi de bir kişiye verilmeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu Meclis, ben gazi Meclisim diyorsa, darbe girişimini püskürtmüşse, buna onay vermez. Parlamento itibarını korumak zorundadır. Anayasa değişikliğini bir veya iki partinin tekeline alıp rejim değişikliğine soyunmak demokrasiye ihanettir” diye konuştu.
‘İSTESE İÇİŞLERİ BAKANI BİZİ TUTUKLAYABİLİR’
Kılıçdaroğlu, referanduma gidilse bile özgür bir seçim ortamının olmayacağını vurgulayarak şunları dile getirdi: “Referanduma silahlar eşit koşulda gitmiyoruz. 12 Eylül’de de anayasa değişikliğine karşı çıkmak yasaktı. 100 küsur üniversite var, biri bile bu teklife ilişkin görüş belirtemiyor. Devletin bütün koşullarıyla sahaya inecek, sonra ‘eşit koşullarda referandum’ denecek. Cumhurbaşkanı bizimle beraber seçim meydanına inecek, aleyhimize bir sürü şey söyleyecek, sonra Meclise gelip tarafsızlık yemini edecek. Günün 24 saati televizyonlardan propaganda yapılacak, 5 dakika da biz konuşacağız. Halkın doğru karar verebilmesi için o (Erdoğan) 10 dakika konuşsun, ben 5 dakika konuşayım. Ama o 2.5 saat, ben 5 dakika.”
İnsanların özgürce düşüncelerini açıklayamadığı ortamda adil bir seçimin söz onusu olmayacağını ifade eden CHP Lideri, “Mesela şu an istese İçişleri Bakanı, gizli bir toplantı yapıyoruz diye, FETÖ’cüsünüz diye hepimizi tutuklayabilir. 12 Eylül bundan farklı mıydı” şeklinde konuştu.
‘DEMOKRASİDEN YANA GÜÇLER ORTAK HAREKET ETMELİ’
Başkanlık teklifinin Meclisten geçmesi halinde nasıl bir kampanya yürütecekleri sorusuna yanıt veren Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin demokratları, milliyetçileri, samimi Müslümanları, aydınları, demokrasiden yana olan bütün güçleri ortak hareket etmeli. Demokrasiyi getirirken bedel ödedik, giderken de ödemeliyiz. Demokrasiden yana olanlarla, karşı olanların mücadelesi bu” dedi. Kılıçdaroğlu, teklif Meclis Genel Kuruluna geldiğinde CHP adına Eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın konuşacağını söyledi.
‘GÖRÜNTÜLERE İLİŞKİN YANIT BEKLİYORUZ’
Türkiye’nin Suriye politikasında geldiği noktayı, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kötü dış politika yenilgisi” diye tanımlayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, IŞİD’in yayımladığı videolara ilişkin “Ortadoğu’da oyun kurucuyduk. Bizden habersiz kuş uçamazdı. Erlerimizi vurdular. Kim vurdu? Bilmiyoruz. Görüntüleri izlerken içimiz acıyor. Hele Türk bayrağının IŞİD’in postalıyla ezilmesi, ağırıma gidiyor. E, işin sorumlusu kim? Cevap bekliyoruz, dedik. 7 gün geçti yanıt yok. Bu nasıl devlet. Ben böyle yönetim görmedim, tanık olmadım” değerlendirmesi yaptı.
‘ANLAŞTIYSAN NEDEN YALNIZSIN’
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Suriye’ye IŞİD’i vurmak için değil, PYD’nin hat oluşturmasına engel olmak için girdiğini herkesin bildiğini söyledi. El Bab operasyonunu eleştiren Kılıçdaroğlu, “Sizin ta aşağılarda işiniz ne? Rakka’ya gidecekmişsiniz. Sizi herkes yalnız bıraktı. ABD, Rusya hangi gerekçeyle bize yardım etmiyor? Hem anlaşma imzalayıp hem yalnız kalıyorsunuz? Niye oradasınız? Şehitlerin hesabını kim verecek? Kendi çocukları askere gitti mi? Ortadoğu bataklığı içinden Türkiye’nin çıkması en erken 9-10 yıldır. Suriye demek Rusya, ABD, İran demektir. Destek alırsanız kayıp az olur. Her gün şehit gelir diyorsanız, eyvallah” dedi.
Putin ile Erdoğan arasındaki el Nusra’nın Halep’ten çekilmesine ilişkin diyaloğu değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye Cumhuriyeti bir terör örgütü ile dayanışma halinde demektir bu. Şimdi Moskova ile imzaladılar, el Nusra terör örgütü diye. Söz sahibi Rusya olacak Kazakistan’da, Türkiye de tıpış tıpış imza atacak” diye konuştu.
‘BEN 3 İSİM VERDİM’
CHP içinde ‘FETÖ’cüler olduğu iddiasına ilişkin Kılıçdaroğlu, haklarında bu iddia bulunan 3 CHP’linin gerçekten bu örgüte üye olup olmadığını isimlerini vererek Başbakana da sorduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Öyle mi diye sorduk. Ben nereden bilebilirim. Ama mahkeme kararı olmadan ben bir insanı suçlayacağım. Fethullah Gülen ile görüşmeyen tek lider benim. Gülen’e geçmiş olsun dileyenler listesinde ben yokum. Bizim kavgamız bu örgütle değil miydi? Hesap vermesi gerekenler şimdi hesap soruyor. Cemaatin okuluna niye çocuğunu gönderdin diye bürokratı almak kolay. Bakan var, onu alıyor musun? FETÖ mağduru olan kişiler bizde milletvekili” dedi.
‘TUTUKLANAN VEKİLLERİN TEMSİL YETKİSİ ELLERİNDEN ALINIYOR’
Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanları ve milletvekillerinin tutuklanmasına ilişkin soru üzerine şunları söyledi: “Biz hüküm giymediği sürece milletvekillerinin tutuklanmasını doğru bulmuyoruz. Anayasa Mahkemesinin kararı var böyle. Beğenirsiniz beğenmezsiniz temsil yetkisi elinden alınıyor. En büyük ihtiyaç demokrasi ve düşünceyi açıklama özgürlüğü. Düşüncelerden korkmamalıyız. Oturup uygarca tartışabilmeliyiz. Türkiye bu olgunluğu yakalayabilmeli. Nasıl darbe girişimi sırasında parlamentoda hep birlikte mücadele ettiysek ve parlamento değişik siyasal partilerden oluşmasına rağmen ortak hareket ettiyse ve bu ortak harekete sivil toplum kuruluşları, üniversiteler destek verdiyse, demokrasi konusunda ortak bir desteği pekiştirmez zorundayız, ortak mücadeleyi vermek zorundayız diye düşünüyoruz.”
KILIÇDAROĞLU’YA BAŞKANLIK MARKAJI
Not düşmek gereken bir konuda, hükümete yakın medyanın temsilcilerinin adeta Kemal Kılıçdaroğlu’yu Başkanlık sistemine ikna etmeye dönük mini konferansları oldu. Kılıçdaroğlu, salonda “cereyan” yaratan soru ve yorumları önce sakince yanıtladı, sonra bir kısmına gülerek esprili yanıtlar vermek zorunda kaldı.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×