Koruköy'de neler oluyor?
Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy (Xerabê Bava) köyünde yaşananlara tanıklık eden M.A., evlerinin iki kez basıldığını ve oğluna işkence yapıldığını belirterek, 1990’lı yıllardan bu yana benzer şeyleri 3 kezdir yaşadıklarını söyledi. M.A., “Kurşun yağmuruna tuttular. Çoğu hayvanımızı kesmişler. Kapıları kırıp, birçok evi yaktılar” dedi.
1990’larda Bölge'de köylerinin yakılması döneminde yaşanan tablonun bir benzeri, Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava (Koruköy) köyünde tüm kamuoyunun gözü önünde tekrar ediyor. Köyden çıkan her yurttaşın anlatımı ise yaşananların farklı boyutunu gözler önüne seriyor. Abluka ve evlere yapılan baskının tanığı olan kalp hastası M.A., fenalaşınca Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. 
Askerlerin ansızın bahçelerine doluştuğunu belirten M.A., “Camdan gördük bahçeye girdiklerini ardından da 20- 30 asker bir anda silahlarını doğrultarak evin etrafını aramaya başladı” dedi.
‘OĞLUMUN KAFASINA SİLAH DAYAYARAK BAHÇEYE ÇIKARTTILAR’
Kafasına silah doğrultulan oğlunun daha sonra bahçeye çıkartıldığını kaydeden M.A., yaşananları hala yaşıyormuşçasına büyük heyecanla şu şekilde devam etti: “Kafasına silah dayayıp ‘Bahçenizden iki kişi çıktı, çabuk isimlerini söyle. Söylemezsen seni öldürürüz’ diye tehdit ettiler. Oğlum Kıbrıs'tan yeni geldiğini ve kimseyi tanımadığını, görmediğini söyledi. İki kişinin evden kaçtığını söylediler. Oğlumu aldılar evin bodrumuna götürdüler. Oğlumu öldürecekleri korkusundan bayıldım. Zaten ameliyatlıyım, kaç defa anjiyo olmuşum.”
‘KURŞUN YAĞMURUNA TUTTULAR’
Akşama doğru köyden çok yoğun silah sesleri yükseldiğini ancak dışarı çıkamadıkları için tedirgin halde beklediklerini söyleyen M.A., ikinci kez evlerine baskın yapıldığını ifade etti. M.A., “Hiçbir şeyden haberimiz yok tedirgin bekliyoruz. Yine kapıları, camları kırarak evimize baskın yapmaya geldiler. İki zırhlı araçla bahçe kapısını ezip geçerek içeri girmeye çalıştılar. Evi başımıza yıkacaklar sandım. Eşimle ikimizde ameliyatlıyız. Kızım ve oğlum da içerde, bizi öldürecekler sandım. İki kişi aynı anda oğlumu dövmeye başladılar. Diğer odada oğlumun kafasını duvara vuruyorlardı. Ses bize geliyordu. ‘İkiniz aynı anda nasıl döversiniz oğlumu?’ diye bağırdım. Arka bahçeye götürdüler orada tekmelediler ve getirip gözümüzün önünde yine tekmelediler. Ameliyatlı göğsümü açtım ve 'Görmüyor musunuz ameliyatlıyım, ne istiyorsunuz bizden’ dedim. Etraftan kurşun yağdırıyorlardı evimize. Bir kurşun değil, iki değil ki! Kurşun yağmuruna tuttular. Oğlumun kafası yarılmıştı, o korkudan doktora götürmeyi bile unuttuk. Bir hafta önce gelmişti Kıbrıs'tan. Oğlum pasaportunu gösterdi, Kıbrıs'tan geldiğini söyledi de kim dinliyordu ki? ” diye yaşadıklarını anlattı.
‘AHIRLARA KİMYASAL ATTILAR’
Sadece insanlara değil hayvanlara da zulüm edildiğini dile getiren M.A., şunları aktardı: “Hayvanlar içerde susuzluktan açlıktan ölüyorlar. İnsanların yemeğine, hayvanına el koydular. Çoğu hayvanımızı kesmişler. Kimyasal madde atmışlar ahırlara. Köyde bütün evlerin kapılarını kırdılar, birçok evi yaktılar. Şeker hastaları yaşlılar var, samanlıkları yaktılar. Bayıldığım için çoğu şeyi göremedim. Perdeleri aralamaya korkuyorduk. Süleyman'ın kapısını kırdılar, Hacı Selim'inkini kırdılar, Abdullah'ınkini kırdılar… Gözlerimizle gördüklerimiz bunlar. Diğer göremediğimiz yerlerde neler yaşandığını bilmiyoruz. Komşularımız da anlatıyordu; saat 10.30’da evlerini basmışlar, kapıyı açar açmaz sırtına silah dayamışlar” diye konuştu. 

‘GELDİK AMA…’
İlk etapta bu kadar kötü olabileceğini tahmin etmediklerini ancak hasta düşünce köyden çıkmak zorunda kaldıklarını aktaran M.A., Nusaybin’de bir yakının evinde hasta yatağında “Geldik ama yediğimiz yemek bile boğazımızda kalıyor. Bu zulüm bir haftadır üstümüzde, halimizi artık sorsun herkes” dedi. 
‘TOPRAKLARIMIZDAN ÇIKARTMAK İSTİYORLAR’
1990’lı yıllardan bu yana benzer şeyleri 3 kez yaşadıklarını dile getiren M.A., “3 defadır başımıza geliyor bunlar. Evlerimizi yakıyorlar, topraklarımızdan çıkarmaya çalışıyorlar. Onca verdikleri zarara ‘3 bin vereceğiz’ deyip gidiyorlar. Biz onların paralarını istemiyoruz” şeklide tepki gösterdi.
Bu sabah saatlerinde telefon üzerinden ulaştığımız ve can güvenliğinden adını kodladığımız Ş.D. isimli yurttaş, köydeki durumun daha da çok kötüye gittiğini kaydetti. Silah seslerinin aralıksız yükseldiğini vurgulayan Ş.D., “Az önce de silah sesleri geliyordu. Bu sabah da bir evi ateşe verdiler. Uzakta olduğu için bilmiyoruz kimin, nerenin yakıldığını. Ama bir evin ataşe verildiği belli oluyor” diye konuştu.
Hala dışarıya çıkmalarına izin verilmediğini aktaran Ş.D., “Hayvanlarımıza bakamıyoruz. Biz içerideyiz çıkmamıza izin vermiyorlar. Amcamların evine bile gitmeme izin vermiyorlar. Ne halde olduğunu bilmiyoruz. Yasak diyorlar” diye belirtti. 

HERGÜN EVLERİ ARIYORLAR
Çok zor koşullarda konuşabildiğini sözlerine ekleyen Ş.D., şöyle devam etti: “Her gün evlere baskın düzenliyorlar. Amcalarımın hayvanlarına bakmaya gittik ancak izin vermediler. Bir evi hayvanlarıyla birlikte ateşe vermişler. Her gün gelip evi arıyorlar. Bizim evimizin kapısını da kırdılar. Yatak ve yoranlarımızı kaldırıp altına bakıyorlar, her şeyi yıkıyorlar.” 
‘KONUŞMAMIZA İZİN VERMİYORLAR’
Baskın yapan askerlere soru dahi soramadıklarını dile getiren Ş.D., “İnsanların konuşmasına dahi izin vermiyorlar. Evlerimizin yakınına geldiğinde telefonlarımızı kapatıp saklıyoruz el koymasınlar diye” dedi. 

Kaynak: Dihaber.net          
              
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×