Uğruna Binlerin Can Verdiği “Başkanlık Yasası”nın, “Gizli Metin”leriyle Türkçe Meali
Türkiye’nin okuma alışkanlıkları ve ilgisi bir tarafa, ağdalı bir hukuk diliyle kaleme alınan ve her tarafı, mevcut Anayasanın pek çok maddesine atıfta bulunarak ilgili maddelerin değiştirilmesini öngören değişiklik teklifi, her zaman olduğu gibi halkın anlayabileceği dilden çok uzak.
Zaten özellikle iktidar yanlısı yorumcular ve evrensel hukuktan bihaber ‘hukukçular‘, birer reklam ajansı temsilcisi edasıyla bu 21 maddelik yeni paketin promosyonunu bir “hediye paketi” gibi, son derece cezbedici sözlerle parlatarak, adeta Türkiye’ye gerçek bir demokrasi ve güçler ayrılığı vaat ediyormuşcasına yapmaya ve pazarlamaya başladılar bile.
İşte Bunun İçin Ölüyoruz
Hatta dün gece 38 kişinin can verdiği çifte bombalı saldırıyı bile, en ufak bir utanma alameti bile göstermeden alet ettiler, “İşte tam da yeni Anayasa Paketi’ni geçirmenin zamanı“, “Başkanlıktan vazgeçmeyeceğiz” gibi yorumlarla, sanki dün hayatlarını kaybedenler, saraylarda sefa sürenlerin keyifleri için can vermişlercesine…
Bu vicdan dışı durum ile, bu çıkar çevrelerine destek verenlerin ahlaki değerlendirmelerini halka bırakıyor ve ortalığa sessizce bırakılıveren bu 21 maddelik bulamaçın “Türkçe Meali“ne geçiyoruz:
* * *
– Yeni tasarıda ilk dikkati çeken durum, Cumhurbaşkanı’nın partili statüsünün daha da öne çıkartıldığı ve siyasetler üstü olması gereken makamın siyasi ideolojiler ile gölgelendiği oluyor. Fiilen zaten sadece siyasi partiler tarafından aday gösterilebilirken (bağımsız adayın 100 bin imza toplaması gerekiyor) seçildikten sonra da parti liderliğini sürdürmeye devam edebilecek.
– TBMM’deki vekil sayısı 600’e çıkartılırken, seçilme yaşı 18’e indiriliyor. Bir de ‘yedek milletvekilliği‘ gibi türünün ilk örneği, ucube bir kavram getiriliyor.
– Askeri mahkemeler, disiplin mahkemeleri ve savaş durumda kurulacak olanlar dışında tamamen kaldırılıyor ve üyeler tasfiye ediliyor.
Şimdi de alt ve gizli metinli değişikliklere geçelim (Burada tüm oynamalar Cumhurbaşkanı üzerinden gerçekleştirildiğinden yazının geri kalanında kendisi ‘CB‘ olarak anılacak):
Başbakan Tarih, Bakanlar Biblo Olacak, Ülke CB Fermanlarıyla Yönetilecek
– Bir milletvekilinin Yüce Divan’a gönderilebilmesi için 401 oy gerekli kılınırken, CB tek başına meclisi fesih edebilecek ve seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek. Bu durumda yasama ve yürütme seçimleri eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.
– Mevcut Anayasa’ya göre KHK (Kanun Hükmünde Kararname), yönetmelik ve tüzük gibi yasal düzenlemelerin tamamının yerini, bundan sonraki birçok düzenlemede de atıfta bulunulacağı üzere, CB tarafından kaleme alınacak “CB Kararnameleri” alacak. Yani CB mevcut Anayasa’nın paralelinde kendi fermanlarıyla ülkeyi yönetmeye başlayacak.
– Yine bundan sonraki değerlendirmelerde bolca dikkat çekileceği üzere, Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarihe karışırken, CB’nin kendi başına seçeceği “CB Yardımcıları”na neredeyse sınırsız haklar ve koruma tanınacak. Halk kendi seçtiği milletvekili ve bakanlar tarafından yönetildiğini zannederken, ülkeyi aslında tepedeki tek adam ve onun, seçilmişlerin yerine onların tepesine yerleştirdiği “atanmışları” yani CB Yardımcıları idare edecek.
– Madde 148, 150, 151, 152 ve 153’deki düzenlemeler, KHK’lar, yönetmelik ve tüzüklerin yerine bundan sonra CB kararnamelerini koyuyor, mevcut Anayasa’daki tüm ifadelerle “Bakanlar Kurulu“, yerini “CB yardımcıları ile bakanlar” ifadesine bırakıyor. Yani bundan sonra artık sadece “CB ve Atadıkları” olacak.
– Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görev, yetki ve teşkilatlanmaları CB kararnameleri ile düzenlenecek.
– Bakanlar ve üst düzey kamu yetkilileri CB tarafından atanacak.
– Anayasa’da yer alan tüm yürütme yetkisi CB’na verilecek. Bu yürütme yetkisini kullanarak yönetmelik ve CB kararnameleri hazırlayacak, devletin işleyişine tek başına karar verebilecek.
Tek Kişilik MGK
– CB tek başına Silahlı Kuvvetler’in kullanımına karar verebilecek. Zaten Genel Kurmay Başkanı kendisine bağlanırken, tüzel kişilik olarak MGK’nın hemen her koltuğunda da kendisi oturacak.
– Madde 118’de yapılan değişiklikle, Milli Güvenlik Kurulu teşekkülü CB, CB Yardımcıları, GenelKurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları’ndan oluşacak (Evet, Başbakan ve yardımcıları tarihe karışıyor). Kararlar ise, zaten MGK Başkanı olan CB’na sunulacak. CB kendi kararını değerlendirecek. MGK gündemini de GenelKurmay Başkanı ve CB yardımcıları belirleyecek. CB’nın yokluğunda ise CB yardımcısı başkan olacak. Yani askerler MGK’ta süs olarak bulunacak. Son olarak da, MGK Genel sekreterliğinin teşkilatı ve görevleri bundan sonra kanunla değil CB genelgesi ile belirlenecek.
CB’na Dokunan Yanar
– CB’nın dokunulmazlığı ise görünmez bir kalkanla teminat altına alınıyor. CB hakkında soruşturma isteği ancak TBMM’nin beşte üçünün kararıyla alınabilirken, Yüce Divan kararı ise ancak üçte iki çoğunlukla çıkartılabilecek. Yani fiili durumda neredeyse imkansız…
Koruma kalkanı bununla da bitmiyor tabii; CB tarafından faaliyet döneminde işlediği suçlar, görevi bittikten sonra da ancak yukarıdaki şartlarla değerlendirilebiliyor.
– CB, seçilmişleri bir kenara iterken atadıklarını da koruması altına almayı unutmuyor; CB yardımcıları ile bakanlar, görevleri dışında işledikleri suçlar da dahil sınırsız dokunulmazlık kapsamına alınıyor.
– OHAL ilanı tarafı ise tam bir felaket. TBMM’nin ilan edeceği OHAL süresi her seferinde 4 ay’a çıkartılırken, artık CB da kendi kafasına göre 6 ay’a kadar OHAL ilan edebilecek. Uzatmalar 4’er ay olarak belirlenirken OHAL’in ne kadar sürdürülebileceği konusunun ucu ise açık bırakılmış.
Yargı Kararları Beştepe’den
– Yargı denetim ve yönetimi tamamıyla CB’na bırakılıyor. “Yüksek” ibaresi kaldırılan HSYK, HSK oluyor. 3’ü Yargıtay, 2’si TBMM, 1’i Danıştay tarafından atanan üyelerinin karşılığında CB 5 üye atayacak. Bunun üstüne HSK başkanı da, yine kendi atadığı Adalet Bakanı olunca, CB ne derse bundan sonra yargıda o kararlar alınacak.
CB’nin Eli Artık Herkesin Cebinde Olacak
– TBMM’ne daha öncesinde hükümet tarafından sunulan ülke bütçesi, artık hükümet ve bakanlar kurulu kavramları kaldırıldığından, CB tarafından hazırlanıp sunulacak (Fare ve Kedi hikayesi…)
“Fare ve Kedi hikayesi” burada da bitmiyor; Madde 73’deki değişiklik ile ülkedeki tüm vergi yükümlülük ve muafiyetlerinin düzenleme yetkisi, Madde 167 ile de ithalat ihracatta muafiyet yetkisi CB’na veriliyor.
– Madde 166’daki değişiklik ile ekonomi ve planlamada hükümet tamamen rafa kaldırılıyor, tek muhatap CB oluyor.
Muhtarlardan Mahalli Yönetimlere Terfi
– CB yetki açlığı mahalli yönetimlere de uzuyor; merkezi İdareye tabi tüm kamu kurumlarının yetki ve sorumlulukları bundan sonra CB kararnameleri ile düzenlenecek. Madde 127’deki düzenleme ile de mahalli yönetim birlikleri CB’nin iznine tabii olacak.
Devlet Artık Denetlenemeyecek
– Eskiden kanun ile düzenlenen Devlet Denetleme Kurumu’nun tüm faaliyetleri artık CB kararnamesine bağlanıyor.
– Madde 137’deki değişiklik ile CB kararnamelerine itaatsizlik ‘kanunsuzluk‘ kapsamına alınıyor.
– Madde 150’deki düzenleme ile CB kararnamelerine itiraz hakkı sadece iktidar ve ana muhalefet partisine tanınıyor. Eskiden meclis üyelerinin 5’te 1’i ile itiraz edilebilirken, yapılan değişiklikle artık sadece ilk 2 partinin 5’te 1’i aranacak.
CB YÖK’ü de YEK Geçiyor
Madde 131’deki düzenleme ile YÖK üye adaylarını CB seçecek, atamayı da CB yapacak.
Başbakanlık kurumu fiilen tarihe gömülünce, eskiden Başbakanlığa bağlı bulunan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu da açıkta kaldı. Bu durum ise Madde 134’deki değişiklik ile, CB’nın bu kurumu istediği bir bakana bağlayabileceği yönünde geçiştiriliverilmiş.
* * *
TBMM gündemine AKP tarafından getirilen ve MHP tarafından da desteklenen, 21 maddelik “Başkanlık Yasası” teklifinin Türkçe meali bu şekilde iken, özellikle MHP tabanının bu korkunç değişiklik teklifi karşısındaki tepkileri merak ediliyor. Ayrıca son zamanlarda tabanından gittikçe uzaklaşan Devlet Bahçeli’nin, partisinin ve seçmenlerinin çıkarlarını bir kenara bırakarak, gerçekte ne tür hesapların peşinde olduğu ise bir diğer merak konusu olarak gündemdeki yerini koruyor.
Demokrasi Ya da Muz; Tercih Sizin
Özellikle milliyetçi ve ulusalcı kesimlere yönelik olarak “Bu bir Türk Anayasasıdır” şeklinde satışa sunulan bu 21 maddelik tasarının özüne inilip yukarıdaki gizli metinler ortaya konduğunda, halkın iradesinin tamamiyle çöpe atıldığı ve yerine “Tek Adam“ın iradesinin dayatıldığı, “İleri Demokrasi” vaat edilen Türkiye’ye ise, “Seçilmişler” yerine yine aynı adam tarafından konulan “Atanmışlar“la idare edilen bir “Muz Cumhuriyeti” bırakıldığı açıkça görülebiliyor.
Hala göremeyen varsa da, görebilenlerin göremeyenlere anlatmasını diliyoruz.
Kaynak : inadinahaber.org
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×