Vurgun Yemiş Bir Güvercin: Hrant Ahparig‏
“Kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, 
insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.
Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce...
Siz, hiç güvercin izlemezsiniz?”

[Hrant Dink, Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği]

* * *


Ne gün vurulmaya başladı güvercinlerimiz, hatırlayamıyoruz.
Senden önce de katledilmiş güvercin topluluklarının kanı üzerinde yaşıyorduk, senden sonra da öyle…
Güvercinlerin bile tasnif edildiği bir memleket burası.
Sen ‘barışsever Türkiyeli bir Ermeni olduğun’ için vurulacak güvercinler arasındaydın.
Biliyoruz; seni vur(dur)anlardan daha çok seviyordun bu memleketi.
Bu ülkede fail devlet veya devletin desteklediği / koruduğu birileri ise gide gide ancak bir arpa boyu yol alınıyor, ceylanların vuruluşundan biliyoruz.
Seni vuranlar ‘iyi çocuklar’ olduğu için kırık plak hep baştan çalıyor ve hep yarım kalıyor.
Dokunulmazlığı olan milletvekilleri için “polis zoruyla getirtme” kararı verenler konu “sıradan” “iyi çocuklar”a gelince yapamadılar...
‘Bir Çift Güvercin Havalansa’…


‘Namus Davası’
 dediler senin davana!
Lakin bunu demekten milim öteye geçmediler, hangi ipin ucu onların ‘iyi çocukları’na ulaşsa adaletle arasına kalın duvarlar ördüler, bu da yetmezmiş gibi hepsini ama hepsini ödüllendirdiler; dönemin il emniyet müdürü vali oldu.
Odasında tehdit edildiğin vali mecliste, bu davaya “namus davası” diyenlerin yanında oturuyor.
Senin “benim ölüm fermanım” dediğin kararda imzası olan yargıçlardan biri, devleti şikâyet edeceğimiz mercinin başına getirildi.
Senin katline o da üzülmüşmüş, ama “sadece devleti ve milleti için…”
“Namusumuz!” deyip davayı emanet alanlar, çocuktan katil, katilden kahraman yaratan o şeytanî karanlığa, pervanenin ateşe tutulduğu gibi tutuldular, çiğneyip geçtiler ayakları önüne atılan tülbentleri Hrant!
Ama Allah var, umut var… ve görüyoruz, 
“takım elbiseleri içinde batağa gömülüyorlar…”

Kim bilir hangi ümitlerini, hangi hayallerini çerçeve yapıp asmıştın.
Ya da herhangi bir çerçeveye sığıyor muydu hayallerin Hrant?
Şimdi sen Hrant, öyle bir ruhta yaşıyorsun ki vicdan sahibi herkesin kalbi o ruh yaşasın diye atıyor ve bu ruh, bütün kalpler durmadan ölmeyecek!
Vicdan diyeceğiz Hrant, vicdan!
Vicdanlarımız aşınmasın diye diri tutacağız acını.
Zalimler merhamete gelene dek, şeytanların silahları ellerinden düşeceği güne dek aynı türkü olacak dudaklarımızda…
Bugün sen üşüme diye yapacak bir şeyimiz yok, biliyoruz.
Ama her 19 Ocak günü gocuksuz ve altı delik bir ayakkabı ile ‘bir güvercin tedirginliğinde’ yürüyebiliriz yağmur altında…
ve üşüyebiliriz seninle Hrant...
Reha Ruhavioğlu hurbakis.net
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×