Yoksul babalar ve savaşta ölen yoksul evlatlar
Dünyada hiçbir çaresizlik bir babanın çaresizliği kadar acı vermez insana.
O çaresizlik, bin bir yoksulluk ile büyüttüğü oğlunun ölüm haberini almış bir babaya aitse, hele ki o babanın -henüz hayatta iken- oğlu ile çektirdiği fotoğrafta üzerinde olan gömlek ve yelek, ölüm haberini aldığında da üzerindeyse, yani demem o ki başkalarının hırsları yüzünden ölenler hep yoksul babaların yoksul çocuklarıysa, dünyada hiçbir çaresizlik bir babanın çaresizliği kadar acı vermez insana.
Dost ve kardeş Suriye’nin emperyalizm ve onun taşeronu cihatçı çeteler tarafından işgal edilmesine alkış tutanların, tırlarla
gönderdiği silahlarla, o silahları tutan “öfkeli çocuklar” tarafından öldürüldü o yoksul babanın yoksul oğlu.
Anlatın şimdi hep aynı gömleği ve aynı yeleği giyecek kadar yoksul olan o babaya, oğlunun neden öldüğünü, ne için öldüğünü.
Ama lafı dolandırmadan, sulandırmadan, kem küm etmeden anlatın.
Karşınızda el pençe divan durduğunuz bir NATO yetkilisine anlatır gibi anlatın.
Emevi Cami’nde namaz kılma hırsının faturasını, cenazeleri köy camilerinden kalkan yoksul babaların yoksul çocuklarının ödediğini anlatın.
Barışta çocukların babalarını, savaşta ise babaların çocuklarını gömdüğünü anlatın.
Cihatçı çeteler tarafından yakılan iki askerin videosu için onurlu basın emekçilerini tehdit ettiğinizi ama üzerinden 2 ay geçmesine rağmen o videolara ilişkin tek cümlelik bir açıklama bile yapmadığınızı anlatın.
Bugün, Suriye konusunda hata yaptığınızı kendi ağzınızla itiraf ederken, bu gerçeği yazanları, çizenleri hapse nasıl tıktığınızı anlatın.
Cihatçı çete liderlerinin, bizim topraklarımızda, bizim hastanelerimizde tedavi edildiğini anlatın.
Cumhuriyet tarihinin en kanlı eylemlerini gerçekleştiren, yurttaşlarımızı onar onar, yüzer yüzer öldüren IŞİD militanlarının gözaltına alınıp alınıp nasıl salıverildiğini anlatın.
Canı sıkıldıkça sınırlarımızdan geçen, elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşan cihatçıları anlatın.
Biz de ekleyelim ardından; “bu yüzden savaşa da, yoksulluğa da, başkanlığa da hayır diyoruz” diye.
“Bu memleketi yobaza, mollaya, şeyhe, şıha bırakmayacağız” diye.
“Babalara oğullarını gömdüren bu düzene boyun eğmeyeceğiz” diye.
Bu dünyada hiçbir çaresizlik bir babanın çaresizliği kadar acı vermediği içindir ki, siz önden buyrun anlatmaya. Gerisini biz tamamlarız.
(*) Alev Doğan’ın yazısı 9 Şubat 2016 tarihinde ABC Gazetesi’nde (www.abcgazetesi.com) yayınlanmıştır.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×