Yüksekdağ; Madem bu Meclis’i tanımayacaktınız, niye bu oyunu oynadınız?
 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yüksekdağ’ın konuşmasında öne çıkan satırbaşları şöyle:
İnanç ve dirençle, özgürlüğün sesi olacağız
Türkiye halklarının iradesini demokrasinin temel gücü olarak gördük, ilerledik. OHAL ve baskı rejimlerine karşı, otoriter siyasi iktidara karşı, söz ve hareket özgürlüğünün ve halkların birliğinin bayrağını yükselttik.
Bu bayrağa daha sıkı sarılmamızın zamanıdır. Haklıların, zulüm ve zorbalık iktidarı karşısında daha kararlı olduğunu göstermek için inanç ve dirençle, özgürlüğün sesi olacağız.
Darbelere karşı direnişimizi 15Temmuz’da başlatmadık. Birileri, 15 Temmuz’da sokağın gücünü keşfetmiş olabilir ama bizler 15 Temmuz öncesinde de sokaklardaydık. Demokrasi, barış ve adalet sözcükleriyle, silahlara karşı bütün özgürlük meydanlarını savunduk.

Barış için en fazla bizlerin sokakta olması gerekiyor

O tankların karşısında durmanın ne demek olduğunu HDP, emek ve demokrasi güçleri çok iyi bilir. Geride bıraktığımız bir yıllık zamanda da, tarih boyunca da söz söyleyebilmek için göğsümüzü tanklara siper ettik ve hiçbir darbe karşısında boyun eğmedik.
İşte bugün boyun eğmeyenlerin yeni bir kapı açma zamanıdır. Barışı kazanmak için en fazla bizlerin sokakta olması gerekiyor. En fazla Bizlerin özgürlük için en önde olması gerekiyor. İşte yürüdüğümüz yol budur. Darbenin bin bir türlü kılıfını çok iyi biliriz. Bunu yaşayarak öğrendik.

OHAL rejimine ve Saray darbesine boyun eğmeyeceğiz

Darbe karşıtlığı adı altında dayatılan OHAL rejimine ve Saray darbesine de boyun eğmeyeceğiz. 15 Temmuz’dan önce de söyledik. Ama iktidar ne yazık ki kibrinden kimseyi görmez olmuştu.
Bir yıl boyunca, halka karşı yürütülen şiddet operasyonlarında, abluka altındaki kentlerde halka uygulanan zorbalığın içinde darbe mekaniği işledi, darbe hazırlığı yapıldı.
Bu darbeyle mücadele etiğini iddia eden iktidar, yöntem bakımından darbecilerden ayrışmıyor. Net olduğumuz iki şey var: Her türlü darbeye karşıyız ve direneceğiz. Nereden gelirse gelsin. “Ama”sız ve “fakat”sız, darbeye karşı duruşumuz net.
Net olduğumuz diğer bir noktada, darbenin siyasi iktidar eliyle yürütülmesine de asla onay vermeyeceğimizdir.
Mesele burada gücü kimin elinde tuttuğu. Devleti elinde tutan, bu gücü halka karşı antidemokratik biçimde kullanmaya devam ediyorsa, darbeler arasında sadece apolet farkı var demektir. Omzunda apolet taşımayanlar, tek gücü dayatıyorsa, darbecilerden farkı yoktur. Bugün bize apoletsiz bir darbe dayatılmaya devam ediliyor.
Demokratik halk hareketleri dışında seçenek yok. Ama iktidar buna alan bırakmıyor, hak tanımıyor.

Özgürlük herkes için değilse darbe zemini ortadan kalkmaz

Bu zamana kadar kendi taraftarları bütün meydanları herhangi bir izne gerek olmaksızın sınırsızca kullanırken, bizler kendi seçildiğimiz illerde miting düzenleyebilmek için halen çok yoğun mücadele vermek durumunda kalıyoruz.
Hep söyledik, eğer demokrasi, özgürlük herkes için değilse ve siyaseti adalet yönetmiyorsa darbe zemini ortadan kalkmaz.
Darbelere karşı demokrasinin gerçek gücünü, halk gücünü harekete geçirmekten vazgeçmeyeceğiz. Karşımızdaki iktidar anlayışı aynı şekilde devam ediyor olabilir ama bizler yeni şeyler söylemenin gücüyle hareket edeceğiz.
İktidar darbe girişimini, kendi çıkarlarına göre bir düzenleme için fırsat bildi. Böyle bir kaos ortamında hiçbir fırsat size ganimet olmaz. Yapacağınız her düzenleme, bir sonraki yıkımın nedeni olacak.
Ayrımcı, kutuplaştırıcı bir anlayışla düzenlemeler yapılıyor. Bakıyoruz Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına, acaba bazı şeyler değişebilir mi diye, ama her seferinde beklenti boşa çıkarılıyor.

HDP’yi hiçe sayarak uzlaşı zemini oluşturmaya çalışıyorlar

Saray’ın etrafında, adı birlik olan siyasi bir koalisyon oluşturdular. Ne yaparlarsa HDP hariç diyorlar. Liderler zirvesi toplanmasını ilk biz önerdik, ama tüm görüşmeler HDP’nin dışındaki siyasi aktörlerle yapıldı.
Zirve dediysem, çıkabilecekleri en yüksek zirve Saray. HDP’nin iradesini hiçe sayarak bir siyasi uzlaşı zemini oluşturmaya çalışıyorlar, başaramayacaklar. Yok sayarak başaramazlar. Bizler, onlar yok saydığı zaman yok olmayız.
Onların milli mutabakat söylemleri tekçilikte mutabakat sağlandığını gösteriyor. Onlar birleşmekten anlamaz. Biz birleşelim deriz, onlar tekleşir. Bir iktidarda olanlar var, bir de fikirleri iktidarda olanlar var: Ana muhalefet ve diğer muhalefet.
Tekçi cehpede tekleşiyorlar. Ama emin olun bütün bu görüntülere rağmen motor tekliyor. Bir arabaya bindiler ama araba tekliyor, gitmiyor. Halktan da bu arabayı itmesini istiyorlar.
Kendiler arabada oturacak, halklar da çamura sapladıkları o arabayı itmek zorunda kalacak. Kusura bakmasınlar, zorunda değiliz.

HDP yegane muhalefet partisi

Çok net. HDP artık yegane muhalefet partisidir. Hepsi tek cephede birleşmiş, birbirlerine yedek lastiklik yapmaktan başka fonksiyonları kalmamıştır.
Darbeye karşı demokrasi kazandı” diyorlar. Hangi demokratik kurum çalışıyor? Demokrasi nerede kazmış? Söylesenize…

Ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyorlar

Meclis’i notere dönüştürdüler. Meclis’e karşı askeri darbe girişimi oldu, bunun karşısında Meclis’i merkez alan bir yaklaşım gerekmez mi? Meclis’i merkez alan bir demokratik kurucu süreci başlatmak gerek. Ama yok, bunlar Meclis’ten kaçıyor, bütün kurumlar Saray’a bağlanıyor.
Milyonlarca oy çöpe atılmış durumda. Niye seçim yapıldı peki? Hem de iki kez. Niye gitti bu halk seçim sandıklarına? Madem bu Meclis’i tanımayacaktınız, niye bu oyunu oynadınız?
Bakanlar Kurulu devre dışı. Meclis’teki komisyonlar devre dışı. Ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetiyorlar. Meclis’e KHK geliyor, AKP’liler el kaldırıyor, haydi eyvallah.
Ordudan gelebilecek bir darbe tehlikesini orduyu bölerek, Genelkurmay’ı Cumhurbaşkanına, kuvvet komutanlıklarını bakanlıklara bağlayarak çözebileceklerini sanıyorlar. Halen yüzeysel. Her şeyi darma duman edeceğinize, bütünlüklü, tutarlı bir yeniden yapılanma projesi gerçekleştirin.
Meclis çatısı altında bir Demokratik Cumhuriyet İnşa Komisyonu kurulsun. Demokratik bir yeniden yapılanma başlatılsın. İlk yapmaları gereken şeyi ağızlarına bile almıyorlar.

Sivil yönetimin de demokrasiye bağlanması gerekir

MİT’i kendine bağla, şunu şuraya bağla. Böylece darbe tehlikesini ortadan kaldırabileceklerini sanıyorlar. Askeri kurumların sivil yönetime bağlanması doğrudur. Ama sivil yönetimin de demokrasiye bağlanması gerekir.
Cumhurbaşkanı kısa zamanda açıklama yaptı, milli birlik uzlaşma mesajları vermeye çalışıyor. Cümlenin başını duyunca acaba iyi bir şey olacak mı dedik, sağ olsun bizi şaşırtmadı, ‘HDP hariç’ dedi.
Dava önemli değil, sayısız davamız var. Ama bu koşullar içinde bizim için net olan şey şudur, biz hileyle, hakaretle, şiddetle siyaset yapmadık. Bizi sadece bizi seçen halklarımız yargılar. Bizi yargılama meşruiyetine sahip olan tek güç halklarımızdır. Davaları çekse de, çekmese de bizler sadece halkımıza hesap veririz.

Tankların şehirlerde ne işi var?”

Onların oluşturduk dedikleri birlikten dirlik çıkmaz. Başbakan diyor ki “Tankların şehirlerde ne işi var?” Güler misin, ağlar mısın? Aylar önce biz sorduk bu soruyu. Diyarbakır, Nusaybin, Cizre şehir değil miydi?
O şehirlerde tanklar mahalleleri ablukaya aldığında sorun olarak görülmüyordu. Vakti zamanında o şehirlerde tankları yürütmeseydiniz bugün “Tankların şehirlerde ne işi var?” demeyecektiniz. Biraz tutarlı olun. Biraz adil olun.

İmralı’nın yolunu açın

İmralı’da sistematik bir tecrit sürdürülüyor. “Barışın yolu İmralı’dan geçer” dedik. Ne zaman ki İmralı’nın yolunu kapattılar, savaş, yıkım, darbe, ölüm.
Barışın yolunu İmralı’da uyguladığınız tecritle kapatıyorsanız darbe gelir. Barışın yolunu açmayan, darbenin yolunu açar. 15 Temmuz’da doğrulandı bu. İmralı’nın yolunu açın, darbenin yolunu kapatın.

Hurşit Külter nerede?

Urfa Emniyeti bir işkence üssüne dönüştürüldü. İşkenceyi protesto için açlık grevi yapan gençlere şeker bile verilmiyor. Erzurum’da partili arkadaşlarımıza dönük 60’dan fazla gözaltı var, avukatları halen görüşememiş.
Hurşit Külter’den hala haber alınamıyor. Bölgenin komutanı darbeden gözaltında. O komutana sorulmalı: Hurşit Külter nerede?

Demokratik mücadeleyi yükseltelim

Böyle bir yerde demokrasi değil, demokrasi yalanı vardır. OHAL’in kaldırılması ve yeni bir demokratik inşa zemininin kurulması için demokratik mücadeleyi yükseltmeye çağırıyorum.
Bizler bunu yapmazsak, mücadeleyi yükseltmezsek iktidardaki güçler her şeyi kendilerine göre dizayn etmekten vazgeçmeyecek. Bizler demokratik direnişle dizayn etmeyi başarabilirsek, onlar başaramayacaklar.
Ama gerçek bir demokrasi zaferi kazanabilmemiz için alanlardaki mücadeleyi büyütmemiz gerek. Bunun adımını aylar öncesinden atan halklarımızı bir kez daha selamlıyorum.
İlleri kendilerine göre düzenleyerek gerçeği değiştiremezler. Kürt halkı tarih boyunca vardı. Yıktığınız o ilçeler de vardı. Kentlerin ismini, il merkezlerinin yerini değiştirerek bu gerçeği değiştiremezsiniz. Kürt halkına boyun eğdiremezsiniz.
Şengal Katliamı
3 Ağustos, Ezîdî halkına yönelik IŞİD vahşet ordusunun Şengal’de yaptığı kitle katliamının yıl dönümü. Binlerce Ezîdî katledildi.
Sonrasında kendi özyurdundan IŞİD’i kovan Ezîdî halkına selamlarımı gönderiyorum. Hangi işgal ordusu saldırırsa saldırsın, bu kadim halk kendi özgücüyle geleceğe ulaşmaya devam edecek.

Bizleri kurtaracak olan özgücümüzdür

Özgürlüğün, barışın ve gerçek demokrasinin kurucu gücü yine bizleriz. Bizleri kurtaracak olan özgücümüzdür.
Herkesi, Saray’ın yamacında buluşanlara karşı demokrasi ve özgürlükte buluşmaya davet ediyorum. Bütün demokrasi ve özgürlük güçlerini, mücadeleyi büyütmeye davet ediyorum.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×