Zurnanın zırt dediği yer: El-Bab
Bab, Arapça’da kapı demektir!
Ama nasıl ya da hangi kapı?
Nereye açılır bu kapı, cehenneme mi, cennete mi?
Cehennem ile cenneti birbirinden ayıran/ayıracak olan mı?
Ya da şair, filozof Ehmedê Xanî’nin o muhteşem ‘Mem û Zîn’ eserinde bahsettiği esrarengiz kapılardan biri mi?

‘Bab’, belki bunlardan biri değil ama şu aralar çoğu insanın bu kentin nerede olduğu hakkında bir fikri olmamasına rağmen dünyanın üzerinde konuşuverdiği konu oldu.
Neredeyse Kobani kadar tanınacak!

Yakın zamanda, gürültü, patırtı içerisinde Musul operasyonu başladı.
Buna paralel olarak “Fırat’ın Gazabı” adıyla Rakka Operasyonu da…

Ama ne var ki Musul ile Rakka, IŞİD ile savaşta çok önemli olmalarına rağmen, Bab ismini bastıramadı.
Onun kadar ilgi çekmedi ya da bölgedeki savaş bağlamında denklem dışı kaldı!

Musul’un kurtarılması başka bahara kalabilir! Rakka’nın da alınması aylar sürebilir, hatta yarıda bırakılabilir!
Çünkü DSG/YPG Rakka Operasyonu’na odaklanınca ÖSO/TSK kuzeyden Efrin, Bab ve Mimbic’e baskı yapmaya başladı.

Bu da Rakka Operasyonu’nun motivasyonunu bozdu.
5 gün önce, The Guardian’a konuşan YPG’li komutan “Biz sadece Bab karşılığında Rakka Operasyonu’na katıldık” demişti.

Yani, zurnanın zart dediği yer, Bab kentidir!
Bab nedeniyle bölge ülkeleri ve Türkiye-ABD arasında diplomasi trafiği ve anlaşmazlık her geçen gün artıyor!
Silahlı güçler burun buruna geliyor!

Türkiye, IŞİD’i bombalama vaadiyle defalarca Suriye’de uçak uçurma izni kopardı fakat uçakların yönünü IŞİD’den çok, DSG/YPG güçlerine çevirdi.
Türkiye 45 km derinlikte, 90 km genişlikte, 5 bin km2 “güvenli alan” oluşturmaya çalışıyor fakat 216 köy ve 1900 km2 alanı ele geçirmesine rağmen geri kalan kısmı mümkün görünmüyor.
Bir kere, Türkiye’nin inebileceği bir sınır belirlenmiştir.
Belki, gittikçe agresifleşen Türkiye’yi oyalamak için dünya güçleri, Türkiye’nin Rojava’ya müdahalesine göz yumdu; ama Türkiye, ‘Rakka’ya kadar ineceğiz’ dese de, bu müdahalenin belli bir sınıra denk geldiği aşikâr.
Ve bu sınır da Bab kenti olabilir. Kapıya dayandı ama dışarıda kaldı!
Bab neden bu kadar önemli?
Aslında Bab, düne kadar kimsenin umurunda değildi.
200 bin nüfuslu kentin, ne stratejik bir önemi ne de olağanüstü yer altı/üstü zenginlikleri var!
Kavşakta bulunduğu için ticaret ve sanayi bakımından çevreye göre biraz daha gelişkin, hepsi bu!

Kürtlerin birkaç gün içerisinde Rakka çevresinde hakim olduğu topraklar Bab’ın en az 50 katıdır.
DSG (Demokratik Suriye Güçleri), batıdan ve doğudan kantonları birleştirmek için ilerleyince Bab önem kazanmaya ve bölge güçlerin karşı karşıya geldiği kavşak olmaya başladı.
Kuzeyden ÖSO/ TSK, doğu ve batıdan DSG, güneyden ise Suriye Rejimi…
Bab’ı alan savaşı kazanır gibi bir kanı olsa da bu, gerçekçi değildir. Bab’ı almak daha çok psikolojik üstünlüktür.
Türkiye’nin Sünni Arap dünyasıyla sınırını ortadan kaldıracak olan Bab, Türkiye’ye (ilerde kullanabileceği) elindeki IŞİD, ÖSO gibi enstrümanlarını kaybettirebilir; ama ÖSO/TSK girse sonsuza dek orada mı kalacak?
Suriye’de savaş bittiğinde TSK hangi sıfatla orada kalacak?

Suriye Rejimi için de benzer bir durum söz konusu.
Bir kere rejim ile Kürtler federasyon konusunda ilke olarak anlaşmışlar.
Yani rejim Bab’a girse de ileride Kürt Federasyonu sınırları içinde olacağı için Kürtlere kalacak.
Hem rejim TSK ile savaşmak istemiyor ama Kürtlerle de savaşmak istemiyor!

Yani, her halükarda Kürtlere kalacak.
Yürütülen vekâlet savaşları bu durumu geciktirebilir ama engel olamayacak!
Suriye’de Kürtler köylerinden, kovulup yerlerine Araplar yerleştirildi.
1960-70’lerde Arap Kemeri oluşturuldu. Ama Kürtler bitmedi.

Şimdi ise, Araplar dâhil, on binlerce insan Kürtlere sığınıyor, onlardan yardım istiyor.
Saddam’ın dediği gibi “dışarıdan gelen eninde sonunda gider.”
Saddam idam edildi ama dışarıdan gelenler de gitti!
IŞİD dışarıdan geldi, şimdi gidiyor.
ÖSO/TSK de dışarıdan geldiler ve gidecekler.

Bab düşerse AKP ve ÖSO düşer mi?
ÖSO/TSK‘nin Bab kapısına dayandığı sıralarda yaşanan gelişmeler, ABD’nin, Bab operasyonunu desteklemediklerini açıklaması ile Rusya’nın Türk uçaklarına Suriye’de uçuş yasağı uygulamasının aynı anda gerçekleşmesi, Rusya destekli rejim güçlerinin ‘Kürtler’ ve yerel güçlerle Bab’a ortak operasyon düzenlemesi, ABD destekli DSG’nin Mimbic’ten el Bab’a doğru harekete geçmesi gibi veriler Türkiye’nin Bab’a girmesinin önlenmesi için “düğmeye basıldığını” gösteriyor.
Yani, eğer ÖSO/TSK buna rağmen Bab’a girerse, sadece DSG ve Esad’ın itirazlarını değil, ABD, Rusya ve İran’ı da karşısında bulacaktır.
Sadece Türkiye değil yakın zamanda başka güçlerin de Bab’a girmesine izin verilmeyebilir.
Çünkü Bab, her şeyi çok gerdi, geriyor.
Neredeyse devletler savaşacak!

Öte yandan, Bab’ı kaybetme ihtimali yükseldikçe eş zamanlı olarak Türkiye’nin ekonomisi kötüleşiyor, döviz fırlıyor.
Darbeyle, muhalefetle gitmeyen AKP, ekonomik kötüleşme ve dövizin artmasıyla sarsılıyor!

Kabadayılıkla coşturduğu, beklentiye soktuğu kitlesini tatmin edemiyor.
Bab’ı alamazsa bu kitleye ne diyecek?

Kısacası, Bab düşerse sadece AKP düşmez; kendi içinde kavgalı olan ve kaderini AKP’ye bağlayan, Berat Albayrak’ın izni olmadan bir fabrika işçisini dahi işe alamayan KDP de düşer, ÖSO da…
Hatırlanacağı gibi yakın zamanda Azez’de ÖSO’cular, kendi aralarında kavga etmişti.
Bu kavganın iktidar savaşı olduğu söylenmişti ama gerçek öyle değildi.

Türkiye ile Rusya arasında ÖSO/TSK’nin Bab’a girmesi karşılığında ÖSO’un Halep’ten çekilmesi üzerinde anlaşma sağlanınca çoğu ÖSO’cu buna karşı çıkmıştı.
Halep’ten çıkmayacaklarını hatta Halep’in üzerine daha da gideceklerini söylemiş, diğerlerine savaş başlatmıştı.
Böylece, ÖSO/TSK Bab’a girememişti.
İskender Kahraman- Sendika.org

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×