Bu Makale
1073 Tekil
Görüntülendi.
Hala ''Ay inanmıyorum...'' mu?
Dikkat! Bu hikaye, Türkiye’de kadına ve kız çocuklara yönelik şiddetle ilgili tehlikenin büyüğünün iktidarda olduğunu anlatmaktadır.
Türkiye dünyaya kapılarını kapattıkça, içerde OHAL nedenleriyle alakası olmayan OHAL uygulamalarının yaydığı baskı ve sıkıntılar arttıkça, hepimiz kendimizi çok daha fazla kadınlar ve kız çocuklar gibi hissediyoruz: Hiçbirimiz güvende değiliz.
Zaman, bu güvensizliği başkalarına değil kendimize güvenerek ortadan kaldırmak zamandır.
O halde, kendimize nasıl güveniriz? sorusuna cevap vermenin ve bu güveni oluşturmanın zamanıdır.
Bugün yaşadığımız 15 yaşından küçüklere yani çocuklara tecavüzle ilgili hikayenin özü, nihai dersi işte bu.
***
Hikayemiz, 17 Kasım 2016 gecesi başlayan ‘’önerge’’ yangınıdır.
Hikaye, 23 Kasım itibariyle üstüne su dökülerek küllenmeye bırakılmıştır.
Elbette yangını başlatanlarla toplumsal baskıyı gören üstlerinin küllenmeye bıraktıkları bu ateşi ne zaman körükleyeceklerini de bilmiyoruz.
AKP bu!
Her gün eski bir defteri açabilir, her an bir yangının külünü yeniden yakabilir.
***
Hikayemiz, AKP’nin Türkiye’nin 2002’de aşmış geçmiş olduğu bir konuyu bir gece yarısı operasyonuyla Meclis’ten geçirivermeye kalkışmasıyla başladı.
Yine bir torba kanun Meclis gündemine gelmişti.
İçinde, 2016 yılı içinde alınan iki Anayasa Mahkemesi kararı sonucu 15 yaşından küçüklere tecavüzün 12-15 yaş ve 12 yaşından küçükler için kademelendirilerek cezalandırılmasına dair bir madde düzenlenmesi de vardı.
Bu madde de Adalet Komisyonu’ndan geçmiş, Meclis’e gelmişti.
Gecenin bir vakti, tam da bu madde görüşülecekken, biri AKP Grup Başkan Vekili 5 vekil Divan’a maddeyle ilgili bir önerge veri verdi.
Önerge bombası böyle patlamış, yangın başlamıştı: Bu kapsamlı bir 15 yaşından küçüklere tecavüz affıydı. ***
Kimleri affedecekti AKP?
Tecavüz ettiği 15 yaşından küçük kızla resmi nikah olmaksızın aynı çatı altında yaşamaya başlamış, çocukları olmuş ama nasıl olmuşsa olmuş bu tecavüzden yargılanıp ceza almış, halen cezaevinde bulunan hükümlüleri affedecekti.
15 yaşından küçük kıza tecavüz etmişler ve halen tutuklu ya da serbest ama henüz hüküm giymemiş yargılanıyorlar ve aralarından biri mağdur çocukla elbette resmi nikah olmaksızın bir şekilde aynı çatı altında yaşamaya başlamış olan tecavüzcüleri affedecekti.
Bu tecavüze uğramış çocukların tecavüzcüleriyle aynı çatı altında yaşamasına Medeni Yasa’da yer alan resmi evlilik yaşını da hiçe sayarak dini nikah kılıfı geçirerek ‘’evlendiler’’ damgası vuran din görevlilerini affedecekti.
Yasaları bilmemek suç oluşumunu engellemez ilkesini hiçe saymak din görevlileriyle de bitmiyordu: Tecavüze uğramış çocuğunu ona tecavüz edene ya da edenlerden birine evlilik adı altında vermiş olan anne-babaları, aileleri affedecekti.
Dahası da var: Bu evlilik törenlerine katılan ve yaş küçüklüğünü görmezden gelerek yasal görevini ihlal etmiş bulunan kamu görevlilerini görmezden gelmekle yetinmeyecek, afmatikle yıkayıp temizleyecekti.
***
Hangi akıl, hangi vicdan buna ‘’evet’’ der?
O gece 184 kişi Meclis Genel Kurulu’na girmiş olsaydı, bu önerge geçip gidecek, yasalaşacaktı.
Çünkü AKP 165 vekiliyle önergenin gündeme alınmasına ‘’evet’’ deyivermişti.
Madde oylamasında ise, sadece 2 vekilin salona girmemesi sayesinde 184 bulunamamış, önerge salonda oylama yeter sayısı olmadığından yasalaşmamıştı.
Ay inanmıyorum... dedirten de buydu.
Kutuplaştığımızı elbette biliyoruz.
Ama kutuplaşmış siyasetin akıldan, izandan, vicdandan bu kadar uzaklaşmış olmasını bekler miydiniz?
Salı’ya kalan önergeyi kadınlar sallayıp düşürdü düşürmesine de, bu anlattığımız hikayenin inanılmaz türden olmasına engel değil.
Öyle değil mi?
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×