Bu Makale
1591 Tekil
Görüntülendi.
"HAYIR' DA HAYIR VARMIŞ"

"HAYIR' DA HAYIR VARMIŞ"

 

Türkiye 2017'de düzenlenen referandumunda kabul edilen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine 24 Haziran 2018'deki genel seçimle birlikte resmen geçti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için düzenlenen referandumda; “Bütün yetkiler bir kişiye verilemez” diyerek “HAYIR” demiştik. Cumhuriyet Halk Partisi tüm gücüyle bu sisteminin aksaklıklarını, tehlikelerini gözler önüne sermiş, dünyada pek de örneği olmayan bu sistemin ülkemizi uçuruma sürükleyeceğini ısrarla dile getirmişti.

 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçti.

Peki bu süre zarfında iktidarın o dönemdeki “Türkiye uçacak” vaatlerinin hangisi gerçekleşti?

 

Ülkemiz daha mı zenginleşti?

 

Halkın refah seviyesi mi arttı?

 

İşsizlik, yolsuzluk azaldı mı?

 

Gece yatağa aç girmeyen kimse kalmadı mı?

 

Gençlerimiz geleceğe umutla mı bakıyor?

 

Bu soruları daha da çoğaltmak mümkün. Buna benzer sorulardan oluşan bir anket hazırlasak ve sokaktaki vatandaşa sorsak alacağımız cevapların çok büyük bir kısmı “HAYIR” olacaktır. İşte bu nedenle referandumda bizler de hayır demiştik. Gelinen noktada “Hayırda Hayır olduğunu” çok net bir şekilde anlıyoruz.

 

Türkiye tek başına yönetilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Hele bir de bu tek başına yönetim partili Cumhurbaşkanı şapkasıyla yapılıyorsa tüm sistem içinden çıkılamaz bir hal alıyor. İzmir Milletvekili Atila Sertel bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada kürsüye iki şapka ile çıkarak ülkemizin içinde bulunduğu durumu çok güzel bir şekilde anlatmış ve “Türkiye’nin başına ne geldiyse bu iki şapka yüzünden geldi” demişti. Şapkalarının siyah olanında “Partili Cumhurbaşkanı”, beyaz olanında “AKP Genel Başkanı” yazıyordu. İşte siyahla beyaz birbirine ne kadar zıt ise Cumhurbaşkanı’nın aynı zamanda Parti Genel Başkanı olması da birbirine o kadar uyumsuzdur.

 

Bu sistemle birlikte partili Cumhurbaşkanlığı ile de tanışmış olduk. Bütün yetkiler bir kişiye verildiği gibi o makamda oturan kişi aynı zamanda kendisi partinin genel başkanı oldu. Meclis’te tarafsızlık üzerine yemin edilerek göreve başlandı ancak bir partinin genel başkanı tarafsız olabilir mi? Olmadığını da çok net bir şekilde görüyor ve yaşıyoruz.

 

Referandum sürecinde başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncülüğünde bu sistemin ucube taraflarına dikkat çekilmişti. Referandumun üzerinden neredeyse dört yıl geçti ancak o gün söylenenlerin hemen hepsini bugün acı bir şekilde tecrübe ediyoruz.

 

Türkiye partili Cumhurbaşkanına alışıktı belki ama Cumhurbaşkanı’nın görevini yaparken aynı zamanda partisinin başında olmasına ilk kez tanıklık ediyor. Rahmetli Turgut Özal, Süleyman Demirel de elbette partiliydi ancak Cumhurbaşkanı seçildikleri gün parti şapkalarını çıkarıp, Cumhurbaşkanı şapkasıyla bu ülkeye tarafsız bir şekilde hizmet etmeye çalıştılar. Parti meseleleri ile ülke meselelerini birbirine karıştırmadılar. Cumhurbaşkanı olarak diğer parti liderlerine ağır eleştiri ve hakarette bulunmadılar.

 

“Artık eski Türkiye yok” cümlesini siyaset meydanında iktidar tarafından sıklıkla dile getirildiğini duyuyoruz.

Ama ne var ki; Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte ülkemizin içine düştüğü durumu görünce hepimiz eski Türkiye’yi çok özlüyoruz.

 

İnsanların ötekileştirilmediği, siyasetçilerin açık oturumlarda ülke sorunlarını tartıştığı, gazetecilerin özgür, bağımsız olarak yazdığı ve bu nedenle hapse atılmadığı, Cumhuriyet döneminde açılan fabrikaların bacasının tüttüğü, çiftçinin, sanayicinin, esnafın, kadınların, gençlerin yüzünün güldüğü eski Türkiye’yi çok özlüyoruz.

 

18 yıldır süren bu özlemin vuslata ermesi dileğiyle; sevgiyle kalın, cumhuriyetle kalın, hoşça kalın…

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×