CHP Karşıyaka’dan kadın eylemi

Özellikle pandemi koşullarında evde geçirilen zamanın artmasıyla birlikte kadına yönelik şiddet olaylarının da artığını vurgulayan Deniz Bozkurt Arslan, “Tüm dünyada ve Türkiye’de coronavirus ile birlikte olağanüstü bir dönemden geçmeye devam ediyoruz. Dünyanın pek çok yerinde olağanüstü koşullarda, olağanüstü önlemler alındı. Herkesin evde kalması gerektiği bu süreçte, bu koşullar kadınlar için zorlukları daha da ortaya çıkardı. Ağustos ayında, Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi tartışmaya açıldı ve sözleşmeye yönelik saldırılar arttı. Kadınların modern haklarına yönelik saldırılar söz konusu olduğunda, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet, eşit ve özgür yaşam hakkımıza yönelik saldırılar artmaktadır. Kadınları yaşatan İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması bir yana, Sözleşmenin tam ve etkin uygulanması için kadınlar mücadeleye devam ediyor ve edecektir” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz ay Türkiye’de meydana gelen olaylar üzerinden değerlendirmede bulunan Arslan, “Geçtiğimiz ay 27 kadın cinayeti işlenmiş, 23 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuştur. Öldürülen 27 kadından 16’sının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 4’ü ekonomik bahaneyle, 7’si de boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü. 16 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam edecektir” diye konuştu. 

 

6284’Ü UYGULA KADINI YAŞAT

Tartışmaya açılan İstanbul Sözleşmesi’nin tam ve etkin bir şekilde uygulanmasının önemine değinen Arslan, “Bugün gelinen noktada toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden rahatsız olanlar, aile kurumunu yok ettiği ve kadına yönelik şiddetin sorumlusunun Sözleşme olduğunu iddia ediyorlar. Buna ek olarak da kadın cinayetlerinin 2011 yılından sonra yaşadığı artışı İstanbul Sözleşmesi’ne bağlıyorlar. Halbuki 2011 yılındaki kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine yönelik kararlı duruş bile kadın cinayetlerinde o yıl için ciddi bir azalmaya sebep olmuştur. Sonrasında gözlemlenen bütün bu artışların sebebi her an hatırlattığımız ve önemle üzerinde durduğumuz gibi İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284’ün tüm kurum ve kuruluşlar tarafından etkin ve bir bütün olarak uygulanmaması, kadın ve çocuk düşmanı söylem ve uygulamaların tüm hızıyla devam etmesidir. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri münferit bir olay olarak ele alınmamalıdır, yürütülen politikalarla birlikte değerlendirilmelidir. Sözleşme’nin 6284’ün uygulanmadığı her durumda Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet artmaya devam edecektir” diye açıkladı. Arslan, Türkiye’de katledilen kadınların tek tek isimlerini saymasının ardından açıklamasını şu şekilde noktaladı: “Bizler kendimiz için, geleceğimiz için en önemlisi de YAŞAYABİLMEK için Kadınlar artık haklarının peşinde, İstanbul Sözleşmesi şiddetin normalleştirilmesini ve şiddetin gelenek, görenekler ile açıklanmasını yasaklıyor. Sözleşmeye yapılan bu saldırılar açıkça yaşam hakkımıza, eşitliğimize, özgürlüğümüze ve haklarımıza yapılan saldırılardır. Halbuki İstanbul Sözleşmesi’ne göre herhangi bir ayrımcılık yapılmadan kadınların korunması ve güçlendirilmesi sağlanmalıdır. İstanbul Sözleşmesi hakkındaki tartışmalar derhal bırakılmalı; sözleşmenin ve 6284’ün etkin ve bütünlüklü olarak uygulanması için bütün kurumlar seferber edilmelidir”

    
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×