Dediler ki; ”8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun”..

 Teşekkür ettik biz de kadınlar olarak. 

Yüreklerinin sol yanındaki kadınlar olarak, bir gün bile bizim olsa da teşekkür ettik.
Evde çocuğa, tarlada kocaya, çalışma hayatında işe verilen emektir kadın. 
Kadın olmayı ayıp gören, gözlerindeki feri saklamak zorunda hisseden, eteğini gömleğini hep düzeltmek zorunda kalan, gülemeyen, hatta kahkaha atması günah görülen, sadece çocuk doğurmak için evlendirilen, ama evleneceği adam ile ilgili fikri bile sorulmayan, olabilirse bir erkek arkadaşı bunun için aşağılanan, çocuk gelin olarak dedelerin kucağına başlık parası için atılan, kaç çocuk doğuracağına isimlerinin ne olacağına karar bile veremeyen, okutulmayan ve erkek eline muhtaç duruma düşürülen, başının örtüsünü bile siyasilerin malzeme olarak kullanmasına ses çıkaramayan, saygı gösterilmeyen hep sövülen, sokakta dolaşamayan  ayıplanan, gece sokağa çıktığı için dövülen, toplu taşım aracına yalnız bindiği için öldürülen kadınlar..  
Sizin o sevgi dolu yüreklerinizden öperim..Sizin o iş yapmaktan nasırlaşmış  ellerinizden öperim..
Ve tüm bunları “hakmış” gibi gören erkek egemen toplumda, baskılara #HAYIR diyebilendir de kadın.
“Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
 Kimi der ki kadın, yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
 Kimi der ki ayalimdir, boynumda taşıdığım vebalimdir.
 Kimi der ki çocuk doğuran.
 Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
 O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.. ” 
Nazım Hikmet Ran
Ama;
Bildikleri, bizim de bildiğimiz, tarihin de bildiği şuydu. 
Devrim kadın ile olur. 
Baskı ne olursa olsun, koşullar ne olursa olsun, kadın isterse yapar. 
Ve kadının yaptığını erkek silse bile izi kalır.
Dünya tarihinin en büyük devrimlerinden biri kabul edilen Fransız Devrim Günlerinde Kral XVI.Louis, seçilmiş halk temsilcilerini topluca tutuklayıp öldürmek istemesine sarayını kuşatan onbinlerce kadın #HAYIR demese idi Fransız Devrimi gerçekleşmeyecekti.
8 Mart 1857 günü ABD’nin New York kentinde; eşit işe eşit ücret isteyen ve #HAYIR diyerek ayaklanan onbinlerce kadının üzerine ateş açılıp aralarından 129’u ölmemiş olsaydı kadınların eşitlik savaşı kazanılmamış olacaktı.
* Ve ülkemiz.. 
Kadını tecavüzcüsü ile evlendirecek yasa taslağı gece yarısı meclis gündemine geldiğinde öbür gün, meclis kapısına dayanan ve #HAYIR diye bağıran kadınlar olmasa idi bugün yasalaşacaktı. 
Ve kadın direnmeyi hep erkeklerin baskısı ile öğrenir. 
Bağırmayı, hakkını almayı, #HAYIR demeyi ona öğretenler bir gün bu güç ile karşılaşıverir işte. 
Kadının gücü “tek adamın” gücünden her zamanda büyüktür..
“Tüm öldürülen kadınlarımıza ithaf olunur”
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×