Neneler de Fon’a mı devrediliyor? AKP ‘Kutsal aile’ kavramını da pazara açtı!
BirGün gazetesinde misafir oyuncu olarak kadının işçilik hallerini  zaman zaman yazdığımız bu köşede, “kadınlara yarı zamanlı çalışma hakkı  geliyor” lafı edildiğinden beri söylediğimiz bir şey vardı; bu, daha  ziyade kamuda çalışan kadınları ilgilendiriyor; süt izinlerini  kaldırmayı, kamuda nispeten güvenceli olan kadın çalışmasını  esnekleştirip güvencesizleştirmeyi düşünüyorlar – KHK’lere bir de bu  yönden bakmamız gerekir. Ama müsaadenizle başka sefere -. Özel sektörde  kadın işçiye doğum izni sonrası ilk çocuk için iki, ikinci çocuk için  dört, üçüncü çocuk için altı ay, yarı zamanlı ücretli çalışma “hakkı”nın  işçilerin lehine olabileceği için patronlar tarafından kabul  edilemeyeceğini, adamların işçi kadını günde 12-14 saat sömürüp, annelik  iznini bile kullanmalarına olanak tanımadıklarını yazmıştık.
Evet, patronlar ve patroniçeler, işçi kadınlara yarı zamanlı annelik  “hakkı” kıyağını kabul etmediler.
Maliyetin yüksek olduğunu söyleyip  bunun yerine başka bir çözüm istemişler devletten, onlar da patronun  ricasını emir telakki edip hemen harekete geçtiler. Yeni numaramız  yandaş basının “dünyada bir ilk” şeklinde lanse ettiği “Torun bakan  büyükanneler 425 TL maaş bağlanacak” adlı, nenelere maaş başlıklı  çalışma.
Büyükanne projesi Türkiye’de 10 ilden 6 bin aileyi  kapsayacakmış, adı üstünde bu, bir proje.
AKP iktidara geldiği günden bu  yana çalışan kadının (Kamuya bağlı ücretsiz kreşler, emzirme izni,  çocuk bakım yardımları) sosyal haklarını tırpanlayıp, istihdamda olmayan  kadını istihdama çekmek gailesini de unutmadan bir tür iane temelli,  genel olarak da yandaşların yararlandığı, süresi ve parası sınırlı  projeler üzerinden götürüyor işi.
Yaptığı bir tür sivil toplumculuk. 
Kadın sivil toplum örgütlerinin çalışmalarından da biliyoruz, yani bir  miktar fon çıkarılıyor (AB fonları, işsizlik fonu, BES gibi), daha sonra  bu fonla iki yıllık, bir yıllık işler yapılıyor, bunlar pilot projeler,  tutarsa, devam edeceğiz. Fonlar tükenince çok rahatlıkla ‘Bu zaten  pilot projeydi’ diye sıyırılma olanağı her zaman var.
Mevzu tamamen duygusal
Mevzu para. Çocuk bakım ve eğitim hizmetlerine Batı’daki sosyal  devletler epey bir kaynak aktarıyorlardı, aileler de öyle. Devlet,  devletin küçülmesi liberal doktrini çerçevesinde bu masraflı alandan  çekilip, çocuk bakım hizmetlerini özel sektöre devrediyor. Kapitalizmin  krizleri filan da süreci hızlandırdı. Çocuk bakımı giderek daha hızlı  bir biçimde ailelerin sırtına bindirilmeye başlandı. Bir nevi  ‘doğurduysan bak’ durumu. Fakat aileler de eskiden parasız satın  aldıkları bir hizmete tonlarca para vermekten rahatsız oldukları için  gelişmiş kapitalist ülkelerde onlara birtakım teşvikler sağlanıyor. Bu  teşvikler parasal olduğu gibi, devletlerin veya eyaletlerin vergi  politikaları vasıtasıyla hayata geçirilebiliyor. Almanya’da  Baden-Würtenberg eyaletinde 2016 Temmuzu’nda alınmış şöyle bir karar  var: Çocukların büyükebeveyn (Yasa, büyükanne büyükbaba ayrımı yapmamış,  ama genellikle orada da büyükanneler yapıyor bu işi ) tarafından  bakıldığı ailelere, çocuklar 14 aylık olana kadar vergi indirimi  sağlanıyor. Büyükebeveynin yol giderleri çocuğun ailesi tarafından  karşılanıyor, bunun ne kadar olacağı da yasal yollardan saptanıyor.  Çocuk bakımı hizmeti alan aileler ebeveynleri ile aynı dışarıdan çocuk  bakım hizmeti aldıklarında yapacakları türden bir iş sözleşmesi  imzalıyorlar. İş akdinin varlığı ailenin işveren, bakıcının da işçi  olması anlamına geliyor. Şu anda nasıl uygulanıyor bilemem, ama bu tam  anlamıyla kapitalist bir alışveriş.
‘Kutsal aile’ pazara açılıyor
Yani ne ilk, ne tek ne de bizimkilerin cin fikirlerinin ürünü. Ve iddia  ettikleri gibi geleneksel aileyi güçlendirmediği gibi, -bu yönü bizi çok  da ilgilendirmez ya da sosyalistleri başka biçimde, feministleri başka  biçimde ilgilendirir ama- “kutsal aileyi” kapitalist pazara açıyorlar.  Büyükannelere ücret hemen mart ayından itibaren verilecekmiş,  bankalardan emeklilere promosyon şeklinde lanse edilip emekliyi belli  bankaya peşkeş çekme projesi gibi emeller yoksa ardında, zamanlamanın  referandum desteği alma ile ilgili olduğu söylenebilir. En dolaysız  çıkarım bu. Türkiye’de 60 yaşın üzerindeki kadınların özellikle yoksul  kadınların büyük bir bölümü kızlar, gelinler fabrikada, ofiste  çalışırken evde onların çocuklarına bakıyorlar. Bu tür bir mali destek  onlara iyi gelebilir, gönüllü yaptıkları bir işe şimdi birileri para  veriyor. AKP’nin bundan politik çıkar sağlayacağı açık. İşin doğrusunun  çocuk bakımının uzman eller tarafından kamu kreşlerinde parasız  yapılması olduğu, devletin yoksul büyükannelere maaş bağlaması olduğu  anlatılmalı ama pratikte ve kısa vadede bunun bir faydası yok.
Projeden herhangi bir yerden ücret ve maaş almayan ev kadını olan  büyükannelerin yanı sıra emekli büyükannelerin de yararlanabileceği  söyleniyordu. Emekli aylığı alanların sınırlı kalacağını düşünüyorum. Bu  uygulama, 60 yaş ve üstünde kadın olduğu için hiçbir işletmenin  çalıştırmadığı, güvencesiz, kısa süreli işlerde ömrünü geçirdiği için  bir türlü emekli olamayan ya da ev kadını olan nenelere yönelik daha  ziyade. Kayıtlı mı kayıtsız mı çalışacakları henüz belli değil ama her  durumda bu tür çalışan kadınlar, istihdam verilerine dahil edilebilir.  Bu şekilde kamudan KHK’ler yoluyla ihraç edilen kadınlar nedeniyle iyice  düşen kadın istihdamı rakamları yukarıya çekilebilir.
Böyle kadın politikası olmaz
AKP hükümetinin kadın istihdamı alanındaki çıkardığı yasa ve  yönetmeliklerin, uyguladığı projelerin altından hep kadınları yarı  zamanlı, güvencesiz istihdama mahkûm etme anlayışı çıkıyor. Onlara  güvenmemiz için bir neden yok. Ama ne yazık ki gönüllü yaptığı bir işten  para almaya başlayacak yoksul bir nineye, bu işin aslının ve bedelinin  ne olduğunu anlatacak bir sendika da yok, yapı da yok. Sendikalar hâlâ  kadın yapılarının, kadın politikalarının kendi aleyhlerine bir şey  olduğunu düşünüp, kadın çalışmasını adamların kendilerine 8 Mart’lar  vasıtasıyla güç devşirecekleri bir alan olarak değerlendiriyorlar.  Yapsınlar ama biz de yazacağız: Böyle kadın politikası olmaz beyler.
Son olarak finansman meselesine değinmek istiyorum. Finansmanın  yarısını İŞKUR, yarısını da projenin tarafı olan paydaşlar  sağlayacakmış- sermayenin yurtdışından aldığı kadın istihdamını artırma  fonları böyle günler için ne de olsa? İŞKUR’un sağladığı para nereden  geliyor peki? Elbette İşsizlik Sigortası Fonu’ndan; yani sizden, bizden,  ama bu fon aynı zamanda Varlık Fonu’nun kaynaklarından biri değil  miydi? Amanın yoksa ninelerimiz de fona mı devrediliyor?
NECLA AKGÖKÇE – nakgokce@gmail.com

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×