Bu Makale
1225 Tekil
Görüntülendi.
KENDİME ÖĞÜT / ANILARDAN

KENDİME ÖĞÜT / ANILARDAN

 

Kendime Öğüt.

Yalnızlığını korkut. 

Otur antik masana , eskilerden aklında kalan gün doğumu sevdalara bak.Anılar denizinde aldığın notlarını yeniden oku. Yazdığın günkü gibi ellerin terleyerek. 

Yaz onları..

Sevdadır yüreği diri tutan.

Her tütüne sarıldığında , bir güzelliğe sevdalan .

Ne o , ne şu , ne bu umrunda olmasın.

Doğrular senindir , yanlışlar karşı tarafın. 

Unutma..

Sen Anadolu'yu şehir , köy , mezra demeden dolaşansın.

Kara tahta başında, ak tebeşirle savaşansın.

Kıskansınlar seni , yerinde durağan yaşayanlar.

Gökyüzüne her baktığında gün ışısın , yüreğin dalsın en kocaman sevdalara.

 


Siirt'in Botan çayı kenarında bir alabalığın suda atlayışına sevdalandığın günleri anımsa.

Diyarbakır eski çarşıya git , Açik ustaya bir kaşı yakut yüzük ısmarla. Yarısı peşin. Açik usta haftaya hazır edip seslensin. 

Açik ustanın nasihatını anımsa..

- Gel kızsçacım hazırdır yüzügün.. O tebeşir tutan parmaklarına güç verecek. 

Senin hareli yeşil gözlerine benzer ortasındaki kaşı yüzügün..

Sakın kaybetmeyesin , büyüsü bozulmasın o güzel hareli bakışlarının. 

Ben içimdeki sevdanın en eskisiyle bezemişim yüzügün üstünü..

Yanına kondurdum bir uçan kuşun kanadını. 

Karanlıklarda olmayasın diye..

Kimseye deme sakın , büyüsü bozulmasın , uçan kanatların.

Senin elinden aldığım kazancım helaldir bana bilirim, kazancın derde dermandır.

Hasta ciğerime serinlik vermişti bu kanatlı yüzügün ederi.

Diyecaksın ki niye ?

Vardım hekimin yanına. Dedim derdim budur. 

Dedi ki kolaydır.

Söhbetleşirken , hekim dedi ki bana.

Açik usta bir ilaç getirmişim , tam senin derdine dermandır. 

Nefesin , yüreğin serinleyecektir.

Dedim ki ona ;

- Yeşil hareli gözleri vardır bir müşterimin. Velinimet gibi gelir bana ondan aldığım harçlığım. Bir yüzük yapmışem uçan kanatlı kuş kondurmuşem yüzügün üstüne. Derde dermandır. Sevdaya harmandır. Bizim Eysel bahçalarının maydanozu gibidir yeşil gözlerinin rengi. O girince tükkanıma , Gazi Köşkü Bahçesi serinliği gibidir tükkanım , Diyarbakır sıcağında.

Yanında hep üç evladıyla gelir , ayın başında. Hal - hatırlaşırız . Kızları bakar elime , nasıl yapıyorum , yüzügü , küpeyi , bileziği. Biri sarı , biri kara saçlıdır. Oğlu en küçüğü , küçük kürsülere otururlar , bahçemde açan gül misali kokuları. Bir çey içerler , bir de meyan şurubu. 

Her ay başında , borçlanır gider , ben kazanayım diye..

- Burdan gidende tayinle Ankara'ya mektup yazdı bana.

- Açik usta , evim Anıtkabir karşısında Ankara / Anıttepe'de , senin kumandanın Atatürk'ün karşımda. 

Bak mektubu cebimde.

Demiş ki ;

Açik ustam , bu gece 10 Kasım ,hüzünde elim yüreğim.Hareli yeşil gözlerimde yaş var. , Bir çay bardağı rakı koydum kendime. Torunlarım dediğin evlatlarım uykuda. 

Seni üzmeyi canım taşımaz ama , uçan kanatlı yüzüğüm kayboldu.. Gülsem mi ağlasam mı , araftayım , tebessümle anıyorum geçen zamanları.

Yüreğimde üç evladımın sevdası yamandır bilesin. Yalnızım yine , altun yüzügüm kırıldı , kayboldu..

Bin umut dolduracak kadar uçan kuşun kanatlarına takılı yüreğim. Yeniden , eskisi gibi olan bir yeşil hareli taşı olan yüzük yapsana bana..

Selam eder , ellerinden öperem.. 

Böyle demiş bana..

Benim yüreği hüzünlü gurbet kızım Fatma Zehra.

Bir de nasihat etmiş bana .

"Seksen yaşına vardın ya , sen yine de çok yaşaa."

Hoşça kal Açik usta.

Yüzüğün içindeki tarih ve adı vardı. 

Diyarbakır 20 Ağustos / 1984. Açik Usta.

 

 

 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×