Bu Makale
70 Tekil
Görüntülendi.
KILIÇDAROĞLU VE TÜRKİYE'DE BAŞKANLIK 2022

  Kılıçdaroğlu ve Türkiye Seçim Süreci 2022

Hayatın pratiği teorilerin temel kaynağıdır.

Teoriler hayatın içinden çıkar, sınanır ve tarihsel yerini alır.

Toplumsal süreçler bu döngü etrafında sürer gider.

Yıl 2022 ve Türkiye.

Kendine has bir süreçten geçiyor, kuşkusuz her ülkenin yaşam süreci kendi dinamiklerinin egemenlik seyrinde ki sosyal sınıf adı ile anılır. Türkiye bu gün dinci sermayenin dinamikleri eli ile yaşıyor ve buna herhalde Türkiye’nin özgün konumuna uygun bir isim alacaktır. Buna tarih kara verir elbet. Ama biz bu güne Ak Parti iktidarı demeliyiz. Kendi içinde çok değişkenlikler gösterse de tepe kadrosu tek kişiye bağlanıyor. Gerçeği öylemi şimdilik meçhul.

Tıpkı muhalefet gibi. Muhalefetinde tepesinde oturanlar sahiden gördüklerimiz mi, yoksa başka bir görünmezi var mı? Bunu şimdilik bilemiyoruz. Ama çok net bir bildiğimiz var ki en tepede ki ana muhalefet lideri Ak Parti karşısın da sayısını unuttuk defalarca seçimlerden yenilgi ile çıktı. Her yenilgi de ana muhalefet lideri daha güçlenerek çıktı. Bunu da sosyal bilimciler ileride incelerler sanırım. Bunu artık tarihe bırakmalı ve bu güne gelinmeli.

Bu gün yaşamın garip bir dayatması mı demeli, yoksa yine yaşamın teorileşmesi muhtemel pratiğinin  kaçınılmaz bir zorunluluğumu ?

Türkiye, kendi içinde büyük bir açmazla yüzleşmiş durumda, bu yüzleşme tüm emekçilerin, bir nefes almalarını bile şans sayacakları derecede zor bir süreç de ilerliyor. İktidar ülke kaynaklarının artık sonuna gelip dayandı. Ucuz vatandaşlık satmaya kadar düştü. Bu bir ülke için, hele özelde  Türkiye için katlanılacak bir durum değil. Tarihsel olarak imparatorluklar kurmuş, egemen devletsiz hiç olmamış bir toplumun bu gün düştüğü durum, bilgisi olan insanlık için anlaşılır değil.

Böylesi bir süreci yaşayan Türkiye, Ana Muhalefetin, defalarca yenilmiş ama her yenilgiden kendi partisi içinde güçlenerek yoluna devam etmiş bir lideri olan Kılıçdaroğlu, bu gün Türkiye’nin ihtiyacı olan bir üst siyaset (Türkiye için partiler üstü mütabakat) çizgisinin başarılı uygulayıcısı oldu.

Başarır mı, başarırsa Türkiye ne kazanır, başaramazsa halimiz nicolur?

Bunlar şimdilik bilinmiyor. Ama bildiğimiz şu ki; ülke olarak bir yeni çıkış, bir yeni yol çizmek artık ekmek gibi, su gibi bir zorunluluk. Bu ülke bir Ak Parti iktidarını daha kaldıracak kaynağa sahip değil.

Bitti.

Deniz tükendi. Karaya oturdu tekne. Önünde bir gram su yok artık

Ne özelleştirilecek değerde bir kamu kurumu kaldı nede, kamuda a can.

Satıldı her şey. Enerjiden iletişime kadar elde kalan bir şey yok artık.

Şimdi kaldık 2023 seçimlerine. İktidar tek adamlıktan aldığı tüm güçlerle muhalefetin canına okuyor. Okusun kuşkusuz bildiği vardır. Ancak her şeyden ayrı hayatın da bir akışı var… İşte ona kimse direnemez.

Kemal Kılıçdaroğlu artık ısrarlı. Yumruklarını sıktı. Yol arkadaşları ile “gelmekte olan” her neyse ona sırtını dayadı.

Kuşkusuz bu bir değişimin güçlü işaretidir.

Ne olacak göreceğiz. “Tıpış tıpış” Ekmeleddin gibi mi olacak, yoksa bu sefer “Dostları” ile beraber başaracak mı?

Türkiye, artık her şeye çok açık. Bu aslında bir belirsizlik.  Ama bir de bilinmezliğin, bilinirliği var. Kim bilir belki de o olacak.

Kuşkular ve endişeler her şeyi le haklı sebeplere dayanıyor. Ancak Kılıçdaroğlu bu sefer sanki oltayı doğru yerde ve doğru zaman da atarak yumruklarını sıktı. Kendi partisi dışında ki diğer paydaşların kabullenmesi kadar, kendi partisi içinde ki endişeleri gidermiş değil. Bunun için fazlası ile sicili başarısız seçim sonuçları ile dolu.  Bunu bildiği için son atışını TBMM grup toplantısında 13 dakkalık bir konuşmayla yaptı.

,Ama daha bu yolun başındayız. Gelecek günler çok şeye gebe.

Kılıçdaroğlu bu dönemde ki yaptıkları ile 2023 adaylığını hak ediyor mu? Fazlası ile hak ediyor.

 Ancak Türkiye onların gördüğü kadarı ile 6 lı masanın verecekleri ile yetinecek mi?

İşte bütün mesele burada. İşin diğer yanı Türkiye’nin bu gün artık Ak Parti iktidarına tahammülü kalmadı, taşıyamıyor. Her şey kilitlendi halk için. Genç işsizlik dayanılacak gibi değil. Kalifiye  genç insanları yurt dışına gitmeyi koymuş önüne, artık ülkesine dair umutları tükenmiş. Bu bir tespittir.

Türkiye bu durumu nereye kadar taşıyacak. İşte onun için Kılıçdaroğlu’na dair yaratılan algı çok etkili olacak mı göreceğiz. İzlenim o ki; Toplumun büyük kesimi Kılıçdaroğlu’nun “Yol Arkadaşlığı” “Dostları” söylemini tutmuş durumda.

Kuşku sanki CHP içinde yoğunlaşmış.

Onun aşılması içinde işaret fişeğini geçtiğimiz gün, TBMM Parti grup toplantısında ki, 13 dakikalık kısa konuşmayla yaktı… “Ya yanımda olun, yada yolundan çekilin” diyip, “haydi eyvallah arkadaşlar” sözü ile kafalara perçinledi.

6 lı masadan buna itiraz bir yana, tam destek izlenimi her geçen gün daha belirginleşiyor.

Artık iktidar “adayınız kim” demeyecektir.

Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1.Meclis günlerinde ki gibi muhalif güçlerin tümü ile uzlaşma yollarını bulmuş gibi. Ki bunu daha önce de MHP yi meclis dışında bırakmamak için seçim barajını atlatmıştı. Bu uzlaşı o zaman başarılı olmadı. Ekmeleddin tercihi hüsranla sonuçlandı.

Şimdi İYİ Parti ve diğer ile sanki başaracak gibi.

CHP örgütleri henüz ses getirecek bir devinim gösteremedi. O kendi içinde çok sert konuşmadan sanki hipnoz durumuna düştüler. Birkaç güne kalmaz tüm ülke genelinde basın açıklamaları yağacaktır.

Bakalım göreceğiz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163