Bu Makale
242 Tekil
Görüntülendi.
KÜRESEL SOĞUMA
banner183

KÜRESEL SOĞUMA

Yıl 2009.

Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Estitüsü’nden Prof. Dr. Doğan Yaşar görev yaptığım okula konferansa gelmişti.

Yılı özellikle yazdım.

Çünkü o yıllarda bütün basında, medyada ezberletilen bir konu vardı.

Küresel ısınma...

Dünya ısınıyor.

Buzullar eriyor.

Sular altında kalacağız.

Yanacağız...

Bu haberleri her gün medyada görüyorduk.

Coğrafya öğretmeni olarak bizler de derslerimizde sıklıkla bu konuyu işliyorduk.

Çünkü müfredatta her yere serpiştirilmişti.

Okuldaki konferansta ilk şoku yaşamıştım.

Prof. Dr. Doğan Yaşar ezber bozuyordu.

Grafiklerle, tablolarla küresel ısınma konusunun nasıl saptırıldığını, ölçümlerin gerçeği yansıtmadığını anlatıyordu.

Milenkoviç döngüsünden söz ediyordu.

Küresel ısınma adına medyada bilinçli olarak 150-160 yıllık verilerin dolaştırıldığını, oysa daha eski döngüleri incelemek gerektiğini vurguluyordu.

Buna göre de 2023-2030 yılları arasında MİNİ BUZUL ÇAĞININ yaşanacağını iddia ediyordu.

Şok şok şok...

İlk dinlediğimde ikna olamadım.

Şaşkındım.

Çünkü, küresel ısınma tekrarları  nöronlarımızdaki snaptik bağlantıları otobana çevirmişti adeta.

Nasıl olurdu.

Kandırılmış mıydık?

Yıl 2022.

Henüz küresel soğuma gerçekleşmedi.

Ancak küresel medya (bizim kopyacı medya dahil) söylem değiştirdi.

Küresel ısınma gitti.

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİMİ geldi...

Bu değişimin sebebi küresel soğumaya doğru gidiş olabilir mi?

Kimin haklı olduğunu yakında yaşayarak göreceğiz.

*

Küresel çete son yıllarda “Yeni Dünya Düzeni” adı altında programlarına hız verdi.

“The New Green Deal” ile güya dünyayı kurtarma derdinde görünüyorlar.

Oysa amaçları tek dünya devleti.

Dünya Ekonomik Forumu başkanı Klaus Schwab açık açık söyledi...

Ajanda 2030’dan sıkça söz ediyorum.

2020 yılında Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısında sekiz maddelik rapor paylaşılmıştı.

Küresel ısınma bahanesiyle dünya nüfusunun azaltılması hedefleniyordu.

Sekiz maddenin ilki aynen şöyle:

Hiç bir şeye sahip olamayacaksınız ama mutlu olacaksınız”

Sahibi kim olacak?

Bir avuç banker...

İnsanlığı köleleştirme derdindeler...

Bu çete küresel ısınma ile ilgili tüm suçu insana ve hayvanlara yüklüyorlar. Çıkarılan yasalar ile hayvanlar itlaf ediliyor.

Bizim medyada haber değeri yok ancak Hollanda ve birçok ülkede çiftçilerin isyanı devam ediyor.

Yapay et yedirmeye çalışıyorlar.

Deneysel sıvılar, yapay et, mülkiyetsizleştirme...

Paris İklim Sözleşmesi ile insanların nefes almasına dahi karbon vergisi koyacaklar.

Bunların hepsini de küresel iklim değişikliğine bağlayacaklar.

*

Şimdi sıra geldi ezberleri bozmaya...

Bazı bilim insanlarının söylediklerini aktarıyorum.

Küresel ısınma havada, hayvanların çıkardığı gazda, karbonda aranıyor.

Oysa ısınma suda aranır...

1 litre deniz suyunda milyonlarca canlı vardır.

Bu canlılar ısıtıcı gazları alır, soğutucu gazları salar.

Okyanus yaşamı atmosferin regülatörüdür.

Hiçbir canlının çıkardığı atmosferi kirletmez.

Ama denizi kirletmek çıplak gözle görülmeyen canlıların ölümüne yol açar.

Sistem bozulur.

Yani tamamen yanlış yöne bakılıyor.

Okyanusların, denizlerin canlılığı, temizliği ve dengeyi sağlar.

Karbonu inek değil insan da çıkarıyor. Tek farkla inek her şeye faydalı, dışkısı bile. Bazı insanların tükettiği oksijen bile ziyan.

Medyada iklim bilimini hobi zanneden ve gerçek bilim insanlarından utanmadan, yüzsüz ve cahilce konuşanların tam aksine KÜRESEL ISINMADA YAĞMURLAR, VERİM VE BOLLUK ARTAR.

Küresel soğumada ise yağmurlar azalır.  Yerin sertleşmesi ile levha hareketleri ve depremler artar.

Yanardağ patlamaları artar ve püsküren sülfür gazları güneş ışınlarının girmesine izin vermediği için soğuma daha da artar.

Soğuk ve donma nedeniyle tarım yapılamaz.

Kuraklık ve kıtlık görülür.

Tarihte, buğday, bulgur vb kuru gıdalar, kurutulmuş bitkiler, kurutulmuş et ve balık, eritilmiş iç yağları, tereyağ, tuluma peynir ve çökelek basmak gibi yöntemlerle kıtlık aşılmaya çalışılmıştır. Hatta hayvanlar telef olmasın diye yeraltı korunakları ve gıda ambarları yapılmıştır.

Soğukta hayat sadece gıda ve ısınmadır.

Karbon, sera gazı ve virüs safsataları ile insanlık oyalanıyor, kandırılıyor.

Medya bu işin fişekleyicisi...

Önlem alma bahanesi ve bu uydurmalar nedeniyle havvanların itlafına göz yumuluyor.

Hayvanlar niye telef edilecek?

Tarih boyunca güneyden kuzeye göç olmamıştır.

Kitlesel göçlerin tamamı kuzeyden güneye doğrudur.

Soğuk ve açlık nedeniyle güneye saldırmışlar.

Tarım yok, buğday, zeytinyağı stoğu yok.

Hayvanları da karbon, virüs diyerek yok ettik.

Tohumlar da Ata tohumu değil. Toprak soğuk, ekim yaptın ama verim alamadın, ne olacak?

Isı bilmem kaç dereceye kadar düştü. Yer altındaki petrol de dondu, ki tarihte donmuştur.

Araçlar, klimalar dahi donar. Elektrik de gider.

Ormanları yok ettiler sustuk.

Nasıl ısınacak, yemek yapacak, donmuş suyu çözeceğiz.

KÜRESEL ISINMA SENARYOSUNDAN DEĞİL KÜRESEL SOĞUMA GERÇEĞİNDEN KORK...

İklim gerçeği bu!

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner163