Bu Makale
2915 Tekil
Görüntülendi.
LOZAN’I ANLAMAK

LOZAN’I ANLAMAK

Son zamanlarda Lozan barış konferansı nedense sıkça tartışılır oldu. Araştırdığım, iyi öğrendiğimi düşündüğüm ve bana göre İsmet İnönü liderliğindeki Türk heyetinin kesin bir zaferi ile sonuçlanan Lozan Barış Konferansı konusunda acaba atladığım bir şey mi var diyerek, bir de dönemin gazetecilerinden Ali Naci Karacan’ın notlarından derlenmiş, oldukça sadeleştirilmiş bir anlatım ile Lozan’ı okuyucusuna aktaran İş bankası yayınlarından çıkma “LOZAN” adlı kitabı  okudum. Ali Naci Karacan İsmet paşa tarafından Lozan konferansına götürülen heyette yer almış bir gazeteciydi. Bu kitap kendisinin tamamen birebir Lozan’ı yerinde yaşayıp, yaptığı haberlerin, oradaki toplantı notlarının ve yaşanan önemli olayların derlenmesi neticesinde ortaya çıkmıştır. Yani anlatımında asla mış yada miş yoktur.

LOZAN’A DOĞRU .….

9 Eylül 1922 tarihinde Yunan ordusuna karşı elde edilen kesin zaferin ardından bir ay sonra, itilaf devletleri nefes alabilmek için bir ateşkes istemiş ve bu ateşkes 11 Ekim 1922 de Mudanya’da imzalanmıştı. Mudanya ateşkes anlaşmasının en önemli sonucu, İtilaf devletlerinin bundan böyle artık karşılarında bitmiş bir Osmanlı ailesini değil, Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisini muhatap olarak bulacaklarını anlamalarıydı. Mudanya mütarekesinde, tarafların 1 ay sonra İsviçre’nin Lozan kentinde toplanmasına karar verildi.

VE LOZAN …..

Konferans görüşmeleri 20 Kasım 1922 de başlayıp, anlaşmazlıklardan doğan kesintiler, kavgalı ve zorlu toplantılar neticesinde sekiz ay sonra 23 Temmuz 1923 tarihinde son buldu ve imzalar atıldı. Bu görüşmeler sırasında Türk heyetinin belini büken en önemli noktalar Kapitülasyonlar ile Osmanlının iç ve dış borçlarının yapılandırılması (Düyun-u Umumiye) meseleleriydi. Bu gün Lozan’ı karalamaya çalışanlar, İsmet paşa önderliğindeki Türk heyetinin, savaş meydanında galip gelerek düşmana dünyayı dar eden bir devletin heyeti olarak değil de, her fırsatta Çok övündükleri Osmanlı ailesinin han, hamam, saray borçlarını karşılarında gören ve bunlarla mücadele eden borçlular durumunda kaldıklarını maalesef ya bilmiyorlar ya da bilmek istemiyorlar. Buna rağmen bu konferansın kesin galibi olan Türk heyetinin bu başarısı, hala aklı Osmanlı ailesinde ve şatafatında kalanların nasır acısıdır. Bu gün ödediğimiz bir çok faturada kendisine pay aktarılan ve devlete ait olan TRT de, üçüncü sınıf oyuncuların oynadığı dizilerde anlatılan ve kahraman gibi gösterilen Osmanlı ailesinin son padişahlarının umarsızca borçlanmaları, beceriksizlikleri ve ihanetleri yüzünden Heyetimiz Lozan’da hep zor durumda kalmış, ancak İsmet Paşanın kıvrak zekası, onurlu ve tavizsiz duruşu ile bu cehennemden zaferle çıkmıştır. Bu büyük başarıyı bir türlü sindiremeyen uyuşturulmuş kesimlere naçizane tavsiyem biraz araştırıp okumalarıdır. Lozan’ı bilmeyenler, Önce İtalyanlara ve sonra dolaylı olarak Yunanlılara verilen on iki adaların hesabını Lozan’daki onurlu Türk heyetinden değil, Kahraman olarak gördükleri ve koca bir milleti felakete sürükleyen Osmanlı ailesinden sormalıdırlar. Çünkü bu adalar maalesef Osmanlı hanedanlığı tarafından 1922 deki Lozan barış konferansından yıllar önce 1912 yılında Trablusgarb Osmanlı-İtalyan savaşı sonrası yaşanan mağlubiyetin ardından Yine İsviçrenin Lozan kentinde Uşi anlaşması ile İtalyanlara verilmiştir. Osmanlının talihsiz Uşi hezimetini, Ankara merkezli yeni Türkiye büyük Millet Meclisi hükümetinin Lozan zaferi ile karıştırmak büyük gaflettir. Osmanlı ailesinin koca bir milleti borç batağına saplaması, galip olarak geldiğimiz Lozan konferansında en az itilaf devletleri kadar Türk heyetini uğraştırmış, elimizi kolumuzu bağlamıştır. Konferans sırasında heyetimiz tarafından barışı sağlamak adına verilen bazı tavizlerin sebebi işte bu borçların karşısında naçar kalınmasıdır. 70 yıllık bu aşırı borçlanmalardan elde edilen milyonlarca liranın çok az bir bölümü ile bayındırlık hizmeti olarak sadece şark, Konya ve Bandırma- Soma demir yolu hatları yapılmış geri kalan yüklü meblağ ise şatafat için harcanmıştır.

Her engele ve zorluğa rağmen, Lozan’da ülkesinin çıkarları için mücadele veren İsmet Paşa önderliğindeki tüm heyet aylar süren görüşmelerden başı dik ayrılmış ve Türk’ün onurunu korumuştur. Hepsini rahmet ve minnet ile anıyorum.     

 

  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×