Bu Demokrasiye yapılmış bir saldırı

Bu Demokrasiye yapılmış bir saldırı

Bu gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara ili Çubuk ilçesi Akkuzulu Mahallesinde yapılan saldırı bana göre aslında bağıra bağıra geliyordu. Neden böyle yazdım biraz hafızalarımızı zorlayalım.

Bu Demokrasiye yapılmış bir saldırı

Bu gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara ili Çubuk ilçesi Akkuzulu Mahallesinde yapılan saldırı bana göre aslında bağıra bağıra geliyordu. Neden böyle yazdım biraz hafızalarımızı zorlayalım.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu İstanbul Esenler’de basım mensuplarının sorularını cevaplarken şu sözleri söylemişti,  ‘Valilere talimat verdim; CHP İl Başkanlarını bundan sonra şehit cenazelerinde protokole kabul etmeyin.’ (Tarih, Haziran 2018)

Bu ve buna benzer çok sayıda açıklama yaptı iktidar partisi.

Halkı kin ve nefrete teşvik etti aslında.

Şunu söylemeden geçmek istemem aslında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oğlu askere gitmiş ve askerliğini yapmış. Bazı Genel Başkanların oğulları askere bile gitmemiş çürük raporu almış.

Kılıçdaroğlu’mu ülkeyi bölmek istiyor, bu söylemlere inanmak akıl tutulması gerektirir diye düşünüyorum.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Saldırganlara bakın nasıl seslenmiş;

Çeşitli sloganlar atan kalabalığın sakinleşmesi ve bölgeden ayrılması için çağrıda bulunan Milli Savunma Bakanı Akar, “Değerli arkadaşlarım, şu ana kadar mesajlarınızı verdiniz, tepkilerinizi gösterdiniz. Şimdi anne, babasına taziyelerimizi bildirmek üzere sükunetle şehidimiz Yener’in evine gidiyoruz. Burayı boşaltıyoruz” dedi. Bu açıklama ne anlama geliyor. Saldırganlara karşı konuşma şekline bakarsanız bu görevde kalması ne kadar doğru olur merak ediyorum.

İktidarla birlikte hareket eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bana göre neredeyse saldıranları haklı gösteren bir açıklama yapmış. Bahçelinin açıklamasını hayretler içinde dinledim.

Saldırının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli neler söylemiş;

‘Bir siyasi partinin lideri nereye nasıl gideceğine kendisi araştırmalı, danışmanlarına sormalı, parti yöneticileriyle görüş alışverişinde bulunulmalı. Ve ondan sonra da eğer gitmeyi çok uygun bir zemin olarak görüyorsa her türlü ihtimalin de tedbirini alarak gitmesi lazımdı’.

Devam ediyor Bahçeli,

‘Yüzde 9.83 oy aldığın yere hala mahkemede aklanmamış, paklanmamış bir belediye başkanı ile gidiyorsun. O bölgede ne işin var senin. İki gün sonra taziye evine gitsen acısının hafiflediği bir ortamda başsağlığı dilesen ne olur. Ankara’nın dışında hangi cenaze törenlerine bu kadar iştahla katıldın’. Bahçeli neredeyse bu saldırının sorumlusu sensin diyecek Kılıçdaroğlu’na.  

Yılmaz Özdil Facebook sayfasından ne güzel yazmış;

“Haram yeme, yumruk ye, varsın vursunlar, dert etme… Oslo'da masaya oturanlar gibi yetim hakkı yememişsin, kul hakkı yememişsin, yumruk yemişsin yediğin yumruk olsun, yanak acıtmaz bizi, vicdan yarası acıtır, canını sıkma“.

Bu saldırı bana göre şunu gösteriyor, ülkemizde Demokrasinin oturmadığını net bir göstergesi.

Bu ülke geçmişte Maraşları, Sivasları yaşadı. Kaldı ki Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan bu ilk saldırı değil.

Kılıçdaroğlu’na yapılan bu saldırıları kim neden istiyor? Bu saldırıya karşı İktidar ne yapacak hep birlikte göreceğiz.

Akkuzulu Mahallesinde yaşayanlar bu linç girişimini gerçekleştirenlerin mahalle sakinlerinden olmadığını söylemiş gazetelere.

Devletin İstihbaratı bu saldırının bilgisini daha önceden öğrenememişmi bilgisini alamamış mı? İstihbarat zafiyeti var mı?  

Demokrasinin olduğu ülkelerde bu saldırı gerçekleşmiş olsa İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve saldırganlara konuşan Milli Savunma Bakanı hatta İktidar istifa eder.

Bekleyip göreceğiz.

Bu son saldırı umuyorum ki bazılarının aklını başına almasını sağlar ve söylemleri ayrıştırıcı değil birleştirici olur.

Görüyoruz ki bazı medya kuruluşları hedef gösteren, neredeyse azmettiren kışkırtıcı, nefret dolu dilini, söylemini manşetlerine taşıyor bu söylem utanç verici olduğu gibi toplumu kutuplaştırmayı hedefleyen söylemlerdir.

Medyanın bu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dilini siyasi parti liderlerinden aldıkları cesaretle yaptıkları da aşikar. Siyasi parti liderler ‘ama la, Fakat la’ başlayan cümleler kurdumu sıkıntı başlıyor.

Siyasi parti liderleri de kendileri dışındakini ‘Hain veya düşman’ gibi göstermelerinden bir an önce dönmelidir ki ülkemiz 80 öncesine dönmesin.


Umuyorum ve istiyorum ki bu ve buna benzer saldırılar artık olmaz. Bu son olsun.


Doğan Prepol 

Yorum Gönder