MÜLKİYELİLER KRİZİ KONUŞUYOR

Mülkiyeliler Birliği Derneğinin 19 Ocak Cumartesi günü Türkan Saylan Kültür Merkezinde Türkiye ekonomisinin genel görünümünü mercek altına aldığı “Mülkiye Krizi Konuşuyor” paneli çoğunluğunu Mülkiyeliler, akademisyenler, öğrenciler ve diplomatların oluşturduğu vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan Mülkiyeliler Birliği Derneği Başkanı Dinçer Demirkent Türkiye’de sadece ekonomik krizin değil çok boyutlu başka krizlerin de yaşandığını belirterek, bu sorunlarla ilgili olarak doğru bilgiyi paylaşmanın cesaret gerektiren bir eylem haline geldiğini ifade etti. Üniversitelerin özgür tartışma ortamı olma niteliğini kaybetmesi karşısında Mülkiyeliler Birliği Derneğinin sorunların açıkça tartışılabileceği bir platform olması için çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
MÜLKİYELİLER KRİZİ KONUŞUYOR

 

Mülkiyeliler Birliği Derneğinin 19 Ocak Cumartesi günü Türkan Saylan Kültür Merkezinde Türkiye ekonomisinin genel görünümünü mercek altına aldığı “Mülkiye Krizi Konuşuyor” paneli çoğunluğunu Mülkiyeliler, akademisyenler, öğrenciler ve diplomatların oluşturduğu vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan Mülkiyeliler Birliği Derneği Başkanı Dinçer Demirkent Türkiye’de sadece ekonomik krizin değil çok boyutlu başka krizlerin de yaşandığını belirterek, bu sorunlarla ilgili olarak doğru bilgiyi paylaşmanın cesaret gerektiren bir eylem haline geldiğini ifade etti. Üniversitelerin özgür tartışma ortamı olma niteliğini kaybetmesi karşısında Mülkiyeliler Birliği Derneğinin sorunların açıkça tartışılabileceği bir platform olması için çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

 

Oturum Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Erkan çok boyutlu krizlerin yaşandığı bugünkü sorunların temelinde tarih boyunca Türkiye’nin tepedeki örgütlenmesinin toplumun tabanından uzak kalması olduğunu belirtti. Yeni teknolojilerin Newtongil mantığı geride bırakarak kuantum mantığını gündeme getirdiğini öne süren Erkan çok hızlı bir değişim süreci yaşanmasının krizler ve çatışmalar için zemin hazırladığını ifade etti. Erkan, sorunların aşılması için Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözüne uygun hareket etmenin gerekliliğini vurguladı.

 

Prof. Dr. Aykut Lenger Türkiye’deki ekonomik krizin bir “borç krizi” olduğunu,  temelinde ehliyetsizlik ve popülizmin yattığını ifade ederek özellikle sermaye hareketlerinin serbestleşmesinin ekonomideki kırılganlığı tetikleyen en önemli faktör olduğunu ortaya koydu. Lenger, faizin endojen bir değişken olarak değerlendirilmesi gerektiğine, düşük faizin ekonomi için istenen bir durum olduğuna ama faizin aynı zamanda önemli bir ekonomi politikası silahı olduğunun da göz önünde tutulmasının önemine,  faiz karşıtı söylemin sermaye girişini engellediğine dikkat çekti.   

 

Prof. Dr. Turan Subaşat ise Türkiye’deki ekonomik krizin nedenleri ile ilgili farklı değerlendirmeleri ortaya koydu;  Bazı değerlendirmelere göre Türkiye’deki ekonomik kriz yapaydır, diğer bir görüşe göre 2002-2011 politikalarının terk edilmesi krizi yaratmıştır üçüncü bir görüşe göre krize 2002 yılından bugüne uygulanan politikalar zemin hazırlamıştır. Türkiye’nin 90’larda çok kötü bir ekonomik dönemden geçtiğini belirten Subaşat, 2000’li yıllarda siyasi iktidar değişikliği olmamasının Türkiye’de bir ekonomik mucize yaşandığı algısı yarattığını, doların aşırı değer kaybının dünyadaki pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’nin milli gelirini yapay olarak artırdığını, ucuz Çin mallarının ülkeye girmesinin ve fakir sınıflara yapılan sosyal yardımların mucize algısını pekiştirdiğini ifade etti.  Subaşat, krizin ertelenmesinin mümkün olabileceğine ama ciddi ekonomik tedbirler almadıkça problemlerin derinleşeceğine krizin bir şekilde daha fazla kayıp oluşturabilecek şekilde ortaya çıkacağına dikkat çekti.

 

Dr. Erkin Başer konuşmasında krizin emekçi sınıflar üzerindeki etkilerine yer verdi. Başer, sorunların temelinde ekonominin dışa bağımlığının yattığını, bunun çok yüksek düzeylerde borçlanmaya yol açtığını ileri sürdü. Başer emekçi sınıfların işsizlik, mülksüzleşme, kayıt dışı ve çok düşük ücretlerle çalışmak gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu ve bu sorunları hafifletebilecek denetim ve yaptırımların bulunmadığını ifade etti.

 

Son derece önemli konularda değerli görüşlerini bizlerle paylaşan hocalarımıza Mülkiyeliler olarak çok teşekkür ediyoruz. Böyle değerli bilim adamlarının bulunduğu bir toplumun yaşadığı zorlukları aşma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz. Yeter ki toplum ve yöneticiler onların görüş ve önerilerine kulak versin.

 

Yorum Gönder