Bu Makale
69 Tekil
Görüntülendi.
MANASTIR ASKERİ İDADİSİ / BALKANLAR GEZİSİ (2)

MANASTIR ASKERİ İDADİSİ / BALKANLAR GEZİSİ (2)

Selanik'ten ayrılırken yüreğimin hüzünlerini anlatacak söz bulamıyorum şu anda. Atatürk evi sanki yapayalnız , öksüz kalıyormuş gibi bir duyguya kapılıyorum. 

Hüzünlerimi nasıl dağtacağım ?

Selanik / Atatürk Evinden ayrılırken bu kadar kederleneceğim aklıma gelmezdi. Duygusallığımla baş başa kalıp , başımı otobüsün camına dayadım,gözyaşlarımı kimseye göstermek istemiyorum. Otobüsün arkada boş olan koltuğuna oturup , yolculuğumuzun Manastır'a doğru oluşuna kaptırıyorum kendimi.  Rehberimiz Manastır ile ilgili birşeyler anlatıyor ama benim aklımdaki sorular yanıt arıyor!.

- Mustafa Kemal Atatürk ,Manastır Askeri İdadisi'ne giderken yolculuğu kaç gün sürdü ? Yolculukta neler yaşadı ? Yalnız mı gitti ? Okula gelince  ilk anda neler yaşadı ? Hayal etmeye çalışıyorum. Atamızın buraya  , güzel duygularla ve sevinçle geldiğini düşünüyorum. Zübeyde Anamızın ardından çok ağladığını bir yerlerde okumuştum. Ana yüreği , elbette kederlenir ve ağlar. Hangi ana ağlamaz ki ? Evladından ayrılmak kolay mı ?Yatılı okuyacak ve  asker olacak hem de.

 

 

Manastır Askeri İdadisi.

***

Manastır ( Bitola)  Kuzey Makedonya'da yer alıyor. Babadağ (Pelister) dağı eteklerine kurulmuş şehir. 

Timurtaş Paşa 1395 yılında burayı alıyor ve  Osmanlı topraklarına dahil oluyor.

Manastır'ın %85i Makedon Ortadoks. Pomaklar (Torveçler ) , Çingeneler Makedon halkını oluşturuyor Yol boyunca büyük Delegonya ovasında  tütün ,ayçiçeği tarlaları ve  asma bağları  yoğunlukta.

Tütünleri çok kaliteli . Dünyanın en büyük sigara şirketleri tütünlerini  buradan alıyorlar.  Makedonya Kozani bölgesinde de  tarım  yoğunluktaymış.Makedonya'nın  Pologonya ovasında ise büyük elektirik santralleri yapılmış.Yol boyunca santralleri görüyoruz. 

Makedon halkı çalışkan ve üreten , bir yapıya sahip diye not ettiriyor rehberimiz. 

****

Manastır Askeri İdadisi'nin içine girerken bizi kapıda görevli iki kişi karşılıyor. Rehberimizle Makedonca konuşuyorlar. Girişindeki bakımsızlığı hemen fark ediyorum. Merdivenlerdeki  kırmızı halıların üzerinde lekeler var. Yukarıya çıkıyoruz. Koridorun başında Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri idadideki  gençliğinin heykeli yer alıyor. 

Büyük bir odayı " Mustafa Kemal Anı Odası " olarak düzenlemişler. Ama odada sadece resimleri ve  Askeri idadinin o döneme ait üniforması , Mustafa Kemal Atatürk'ün heykeline giydirilmiş.   

 

 

Giriş katındaki , bir perde ile taadat alanına açılan kapısı gizlenmiş. Perdeyi araladığınızda bir küçük hol girişi var. Burada sandalyeler üst üste konulmuş ve perde ile bu görüntüyü ancak , bahçeye çıkarken görebiliyorum. 

Tadaat , yani toplanma alanında sessizlik ve bakımsızlıktan başka , hüzün var. Taa uzağına kadar gidip , bahçeyi dolaşıyorum. Kenarlardaki taşların arasında , boş içecek şişeleri , sigara paketleri ve çer - çöp var. İçim eziliyor. 

Çöplerin toplandığı bir yer arıyorum içecek şişelerini atabileceğim bir yer yok. Onların resmini çekmiyorum. İçim elvermiyor o çirkinliği göstermeye.

Duygularımı saklayamıyorum. İçimdeki hüzün , beni daha da sulu gözlü yapıyor. Yıllardır  hayalini kurduğum bu önemli gezimin gerçek olmasından ötürü  duygusallığımı bir türlü üstümden atamıyorum. Bahçenin özensiz korunmasına yanıyorum en çok. 

Annem geliyor aklıma. Mavi gözlü göçmen kızı. Memuriyet sicil numarası 1881. Atatürk sevgisini  okula gitmeden öğreten ilk öğretmenim. Işıklarda uyu e mi. Senin yerine de gezdim ata topraklarımızı. Ruhunun haberi olsun.

 

 

Bahçenin taşlarının arasında biten otlar, zamana direnen  yeşillikler içime umut katıyor. Betonu delip çıkan otların yeşermesini , umutlarımızın yeniden yeşereceği ve Mustafa Kemal Atatürk'ümü yok saymaya çalışanlara inat bizlerin kazanacağı işareti sayıyorum.Atam'ın  57 yıllık yaşamında başardıklarını düşünüyorum. Kocaman dev gibi orduları yenen bir dahi komutan. Ona inan 13 milyonluk yoksul bir ülkenin kahraman kadın ve erkekleri. Yaptığı devrimler, açtığı fabrikalar,cehaletle savaşı , kurduğu üniversiteler..Onurlu bir direnişin zaferini halkı ile gurur dolu bayramlarla anıtlaştıran Ata'm. Yeryüzünde bu kadar kısa sürede aydınlanmayı yakalayan kaç ülke var ? Emperyalizmin ağa babalarının ordularını tek başına yenen kaç ordu var ? İşte biri çıkar , dünyaya destan yazar, askeri dehası ile , devlet adamlığı ile , asrın  lideri olur ve adı Mustafa Kemal Atatürk olur.  Tüm bunları düşünürken , arkadaşıma seslendim;

- Saniye, Atatürk'üme ve şehitlerimize bin selam göndereyim.Sen de  bu selamın resmini çek! .

 

 

Mustafa Kemal Atatürk'ümün sevdiği memleket şarkılarından olan " Manastırın ortasında var bir havuz " işte o havuz .

Kederle gezdiğim yerlerin hüzünlü havasını burada üstümden atmaya çalışıyorum. Sıcağın ortasındaki bu havuzun serinliğinde içimden geldiği gibi gezi arkadaşlarımla birlikte başlıyoruz söylemeye. Eşlik edenlerle coşku dolu bir koro oluyoruz. 

Manastırın ortasında var bir havuz.

Canım havuz.

Bu yurdun kızları hepsi de yavuz.

Biz çalar oynarız.

Manastırın ortasında var bir çeşme.

Canım çeşme.

Bu yurdun kızları hepsi de seçme.

Biz çalar oynarız.

***

Aşağıdaki resimde görülen bu muhteşem binayı Osmanlı Devleti yaptırmış. Önceden devlet dairesi ve okul olarak kullanılmış. Ancak , şimdilerde bakımsız ve nerdeyse tüm camları kırık.Camdan içeriye baktığınızda yoğun bir rutubet kokusu duyuyorsunuz. Rehberimiz Makedon Türklerinden Sezgin Sadi'ye soruyorum ;

- Bu kocaman güzel bina neden bu durumda ? Yanıtı içimi hüzünle dolduruyor.  

- Makedon hükümeti buradaki Türk izleri silinsin ister. Ondan ötürü bakmazlar. Bu ne yaman düşüncesizlik ve ihanettir ki. Binadan ne istersiniz ? Hazır yapılmış, sadece bakım yapıp kullanıma açacaksınız. Duvarları , çerçeveleri , kapısı sapasağlam.  Devletler Arasındaki iş birliği insani şekilde sürse de , bu değerler, tarih kokan binalar , dünya mirası korunup kollansa. Kullanılsa. İnsanlığa ve ülkelere hizmet etse.  Bakımsız kalınca, yıkılacak, ve yok olacak. Bu güzel binayı korumak çok da zor olmasa gerek. 

 

 

Manastır belediye başkanına  bir mektup mu yazsam diye düşünüyorum.Bu binaya bakım yapıp kullanıma açsanız desem mi ki ?

Acep bir yanıt gelir mi ki ?

Makedon Türklerinin şivelerinden söz eden rehberimiz saatlerin söylenişi Türkiye Türkçesindeki gibi değildir. Siz dersiniz 12 ye çeyrek var. Biz  deriz ;12 ye 15 ister.

Manastır ticari yönden Yunanlılara hizmet veriyor. Yunanlılar alış - veriş için Manastır'a geliyorlar.  

Manastır'dan ayrılma zamanmız yaklaşıyor. Manastır sokaklarında dolaşıyoruz. Manastır'a veda ediyoruz..

Gece yolculuğumuz başlıyor. 

Resne şehrine doğru yol alıyoruz.

Resneli Niyazi Bey'in " geyik muhabbeti " öyküsü gelecek yazıya kalıyor.

 



Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×